tribün!

19.11.2013

Tribünün göremediğin bir yerinden birisi vursun istersin davula tam o anda. Bağırmak istersin, top taca çıkmıştır kornere yakın bir yerden. Atakların ardı arkası gelmiyordur, ara paslar ardı ardına. Her orta tehlike oluyordur rakip kalede. Sen bağırmak istersin. Göz göze gelirsin bir arkadaşınla, gözleri anlatır her şeyi. Gol istersin.

Yükseltirsin sesini, yıkmak istersin sesinin yankısıyla titreyen duvarları. Bilmezsin, en güçlü titremeyi içinde hissedersin. Damarların çatlayıncaya kadar haykırırsın, her dakika bir ses telini koparırcasına. Etrafına bakarsın, bir sen ve senin gibiler kalmıştır ayakta. Kalanlarda ölü sessizliği, ama sen herkes senin gibi olsun istersin. Sesin bu ülkenin her yerinden, sarı kırmızının izlendiği her köşeden duyulsun istersin. Sınırlar bağlamaz seni, tüm dünya duysun istersin. Bilirsin, bir yerlerde; bu ülkeden çok uzak bir yerlerde dinliyordur birileri sesini. Hasretlerin kavurduğu gönüller vardır bilirsin. Gurbetin kemirdiği ruhlar vardır, bilmesen tanımasan bile hissedersin.

Sınavın vardır, okulun vardır, işin vardır. Bu hayat sana neyi zorunlu kılıyorsa o vardır işte. Senin olmak istediğin bir tek yer vardır, oraya gitmek istersin. Söylemen gereken şeyler vardır her gün. Yüzüne tükürülmeyecek insanlara “bey”, “hanım”, “hocam” dersin. Boyun eğmenin seni yerin dibine soktuğu anlar yaşarsın bazı günler. Elin mahkumdur, belki ekmek parasıdır; belki diplomadır derdin. Ama sen tek bir yerde boyun eğmezsin. Her şeyi unutup, bağırmak istersin. Top taca çıkmıştır kornere yakın bir yerden. Atakların ardı arkası gelmiyordur, tabelada hala eşitlik.

Alkışlara karışır sesin, alkışları duyulmaz kılar bir zaman sonra. O andan sonra bir tek sensin, kopar bağların hayatla. Kısa bir süre de olsa unutursun dertlerini. Bağırmak iyi gelmiştir sana. Sahada iki top vardır, katlanamazsın boşa geçen zamana. Hakem olmadık bir yerde keser oyunu, delirirsin. Islıklara karışır sesin, rakip akın akın geliyordur bu sefer. O ataktan bir yol olmaz, hissedersin. Hazırlarsın kendini, topu alınca bir daha itersin takımını. Gitmeyen ayaklar gider sahada, olmadık paslar yerini bulur. Desteğin son haddini verirsin.

O taç kullanılır sonunda, kornere yakın bir yerden. Bir orta gelir son çizgiden, ağlarda görürsün topu. Film kopar, ses kesilir. Bağırmak istersin, top ağlara gitmiştir iki direğin birleştiği yerden. Kimin attığının bir önemi yoktur, sen atmışsındır o golü. Yanındaki atmıştır. Kimin yediği umrunda değildir. Hocan yemiştir golü, belki de patronun. Girişte sana posta koyan o polis yemiştir. Ertesi günün skorunu bilmesen de, bilirsin ki 1-0 önde başlayacaksın güne. Yüzünde akşamdan kalma bir gülümseme, sesin kısık, bedenin yorgun. Yürürsün günün ilk adımlarını; dilinde bir melodi, birkaç satır.

Bazen sadece bağırmak istersin.

- – -

ne güzel anlatmış arkadaş. kaybolmasın bi yere diye kopyaladım, orjinali burada.

bu hissi yaşayamayanlar için üzgünüm.

fatih terim

25.09.2013

kimi çok sevdiysek gitti. daha doğrusu gönderdiler.. nankör kulüp bizimkisi. efsanelerine sahip çıkarmış gibi her maç öncesi tören yapar ama ilk fırsatta kovar. sonrasında türlü türlü entrikalarla da haklı çıkarmaya çalışır kendini. yazacak çok şey, kızacak çok kişi var. ama gücüm yok şimdi.. yoruldum, üzüldüm. çok üzüldük.. kurumsallığınız batsın.

fatih terim bir hocanın ötesiydi bizim için. imparatordu işte. kulübeye bakınca bilirdik ki bizden biri var. düşünmezdik ötesini, berisini. fatih terim işini bilirdi çünkü. o adam ederdi.

hocam çok yanlış yaptılar sana. ısrarla giydiğin o gömlekteki logunun anlamını kavrayamadılar, bilemediler kenetlenmek ne demek. ama biz biliyoruz o isimleri, gün gelecek onlarla görülecek hesabın, hesabımız.

“sen ne kadar gitsende kalıyorsun bizimle, biz ne kadar kalsak da gidiyoruz seninle..”

hadi gel inandır beni yaşamın güzelliğine

23.07.2012

selçuklu aslanlar’ın muhteşem bestesini hala duymayan var ise buraya alalım.

ölüm mü yaşam mı gerçeği yansıtan
aşkındır sevgilim ölüme çağıran

yaşamayı unutturdun sevgilim sen bana
ölüm de unutturacak inan ki seni bana

hadi gel inandır beni yaşamın güzelliğine
yaşamı farkettiğimde mecburum ben sana yine

 

galatasaray formaları 2012-13

21.07.2012

taraftarlar her sene büyük bir heyecanla bekler yeni formalarını. bir an önce görmek için sabırsızlanır. önceden görme gayesi anlaşılabilir, fakat tanıtımdan önce formaların fotoğrafların sızması bana pek masumca gelmiyor. satışa çıkmadan korsanın tezgahlarda yer alması bi yana merak duygusuyla beraber, heyecan da azalıyor. ilk olarak futbolcular üzerinde görmeyi tercih ederim. bu seneki galatasaray formalarının ikisinin fotoğraflarını yaklaşık iki ay önce, diğerini ise lansmandan bir gün önce kötü bir fotoğraf ile görmüş olduk. geçtiğimiz yıl nike-gs iş birliğinde çok güzel bir lansman yapıldığından bahsetmiştik. bu sene ise tam tersi olarak oldukça amatör ve özensiz bir tanıtım ile karşımıza çıktılar. çok daha güzelini hak ediyordu bu formalar.

müthiş bir set var karşımızda. hep tekrarlama gereği hissediyorum; bu konudaki her yorum özneldir ve herkesi memnun edebilecek bir seçenek yoktur. ama taraftarın genelinin bu sene mutlu olduğunu söyleyebiliriz. ‘keşke böyle olsa’ diye hayıflandığımız, eleştirdiğimiz her ayrıntının giderildiği bir parçalı. renk tonlarıyla parçalı etkisi verilmiş kırmızı forma. ve beyaz dış saha forması. parçalı ve kırmızı formanın bize özel hazırladığını detaylara baktığımızda anlamak mümkün, beyaz ise nike’ın diğer takımlarda da kullandığı bir kalıp. tüm set üzerine benim getirebileceğim tek eleştiri; beyaz formadaki şeritlerin reklam nedeniyle kesilmesine olabilir. parçalı formanın arkasının tam olmamasına yapacağımız eleştrilerin adresi ise uefa. o konu için nike’a bi şey demek haksızlık olur. uefa’nın saçma bi kuralı gereği kusursuz olabilecek formamızdaki tek kusur sanırım.

kombinasyonların güzelliğinden bahsetmemek haksızlık olur. parçalı forma altında özlediğimiz  beyaz şort ve kırmızı konç kombinasyonu var. kırmızı forma ise siyah detaylar ile bir hayli farklı ve güzel.

lansmanda göremediğimiz nike ürünleri de gün yüzüne çıkıyor yavaş yavaş. onlar için ayrı bi yazı yazmak gerek. leziz ürünler bizi bekliyor.

son bir parantez de renkler için açmak isterim. merhum başkan canaydın döneminde tarihimizde tarif edilen renklerimize dönme adına bir düzenleme yapıldı ve formalarda kullanılan renkler değiştirildi. oldukça mantıklı bir hamle idi, zira eski formalarımıza baktığımızda birbirini tutmayan pek çok sarı ve kırmızı kullandığını görmek mümkün. fakat seçilen renklerin pek doğru olduğunu düşünmüyordum. kırmızıdan öte bordo vardı karşımızda. o dönemden bu yana değişiklikler sürdü. bu sene kullanılan renklerin ise en doğrusu ve güzeli olduğu kanısındayım. bu konuda nihai karar alınmasını ve artık tüm formalarımızda/ürünlerimizde bu renkleri görmeyi diliyorum.

yıllardır “şu şöyle olsa, bu böyle olsa” diyip şikayet ettiğimiz noktalar bu sene olmuş. bize teşekkür etmek düşer.

burak yılmaz

18.07.2012

burak şu ülkede en tuhaf kariyere sahip oyunculardan. inişli çıkışlı, ama çokça problemli bir kariyer. bunun elbette, gençliği sonucu yaptığı hatalarla ilgisi vardır. kişiliğiyle, düşünce yapısıyla falan… ama şunu inkar etmedim şahsen hiçbir zaman, burak çok iyi topçu. bu trabzon’dayken belli olan bir durum değil. beşiktaş’a antalya’dan geldiğinde de belliydi. ondan en üst noktada verim alan şenol güneş’e gitmeli burada alkışlar. yanlış hatırlamıyorsam, manisa’da da forvet oynatılmıştı burak. o dönemki manisa hocasını çıkaramıyorum şu an. ama şenol hoca’yla bir başka boyuta ulaştı burak yılmaz.

trabzonspor’a takasla ve çöp muamelesi görerek geldiğinde kimse tahmin edemezdi heralde bugünlerini. öyleki, trabzon’lu yöneticiler bile 5 milyon’a serbest kalır maddesini rahatlıkla eklemişler sözleşmeye.

bordo mavi formayı giymesiyle, çok büyüdü burak. yetenekleri doğrultusunda kullanıldı çünkü. sağ kanada hapsedilmedi. öncelikli avantajı budur. sonra, umut gibi ona çok uygun bir forvetle yan yanaydı. ve tabii, selçuk gibi muazzam bir pasörle. ki, selçuk diyince ayrı bir parantez de açmak gerekiyor sanırım. ikisinin 15 yaş altı milli takımdan bu yana birlikte olduklarını, çok iyi bir dostluk kurduklarını biliyoruz. mutlaka beraber oynamalarının burak’ın patlama yapmasında bu açıdan da katkısı olmuştur.

verdiği röportajlardan birisinde şenol güneş için; “her zaman benim yanımda olduğunu, bana destek olduğunu biliyorum. hata yaptığımda, çok kızsa da, bunun benim daha iyisini yapmam için verilmiş bir tepki olduğundan da eminim” diyor burak. mental olarak çok geliştirmiş onu hoca. o mesajı verebilmiş oyuncusuna. bunlardan sonra, burak gibi bir adamın sahada daha fazlasını hatta en fazlasını vermesi, gayet mümkün olabiliyor.

iki yıl içerisinde kendisi üzerinden şekillenen bir takımı, olabilecek en iyi şekilde temsil etti burak yılmaz. ancak bu şekilde istikrar sağlayabilirdi o inişli çıkışlı dediğimiz kariyerinde. bu noktada, trabzon’u bırakıp g.saray gibi nispeten daha zor yollardan geçeceği bir kulübü tercih etmesi, bence bir risktir. fakat, bu riski almasını da anlayışla karşılamak gerekir. orada verebileceği başka bir şey pek de kalmamıştı sanki.

riskli bir tercih yaptı dedik. çok kısa bir zaman diliminde takasta kullanılacak seviyeye düşmüşken, üzerine oyun sistemi kurulan bir futbolcu düzeyine yükselen burak, bu konuma nasıl geldiğini unutmaz ve çalışıp üzerine koymaya devam ederse, bu riski ortadan kaldırabilir. hâlâ ligin en seri, en bitirici yerli oyuncusu konumunda. gol yelpazesi de genişlik olarak diğerlerinin çok ötesinde. boyuna rağmen hava toplarında etkili olamaması en net eksisidir heralde. belki birkaç kusur daha bulabiliriz. fakat şu an artıları, eksilere oranla inanılmaz derecede yukarıda.

bu transferin galatasaray açısından da bi’ hayli önemli olduğunu söyleyebiliriz bence. ligin en golcü yerlisini alıyorsunuz. ciddi bir rakibinizden. hamit gibi, iki kat değerde bir iş bu da. 3 değil 6 puanlık maçlar vardır bazen. burak da o 6 puanlık maç işte. psikolojik olarak etkilenir rakip. hatta rakipler.

hülasa; arena’da geçen yıl izlediğim en iyi forvet, ama diğer takım formalarıyla izlerken hiç hazzetmediğim bir topçu. bu ikilemde, tekrar hoşgeldi diyelim. umarım başarılı olur. bir şeyleri değiştirebildiğini ispatlar hem bize hem diğerlerine.

tff sportif ekipman talimatı

11.07.2012

sevgili federasyonumuz yeni bir sportif ekipman talimatı yayınlamış. buradan okuyabilirsiniz. farklı formalarda değişik reklam yayınlanması, hakem formalarına reklam alınması gibi yenilikler var. benim takıldığım kısım ise numaralar ve isimler. bu sezon geçerli olmasa da gelecek sezonlarda forma arkasındaki numara ve isimlerde ‘arial‘ yazı karakterini kullanmayı mecburi kılmışlar. hangi nedenlerle böyle bir karar alındığını bilmiyorum, benim eleştirim bu zorunluluktan öte karakter seçimine. windows bilgisayarlarda varsayılan olarak kullanılan bir karakter tercih edilmemeliydi asla. bir tasarım ajansıyla anlaşıp özgün bir karakter tasarlatılabilirdi. (bir önceki yazıda güzel bir örneğini görmek mümkün) tıpkı tek tip yazı karakteri kullanan diğer liglerin yaptığı gibi. örneğin premier league. böyle bir kısıtlamanın tek cümle ile geçiştirilmesi, tek kelimeyle amatörlük. gerçi mevcut yönetimden ötesini beklememeliyiz sanırım.

doğu rüzgarı…

11.07.2012

müzik biraz da kültür işi. birikim işi. ve yeryüzünde hakkını veren nice usta var. biz birkaç tanesini analım buradan.

nusrat fateh ali khan – piya re piya re

mor karbasi – la galana i la mar

pervin cox – ay gegoom ey

fairouz – asfur

lela tataraidze – ckhrajer

nana belkania – didou nana

esma redzepova – esma kili gili

birol topaloğlu – karkalaki

antakya müzik atölyesi – nessem ‘aleyna

zugaşi berepe – ka tun mita xendasoç

barcelona 2012-13 yazı karakteri

11.07.2012

barcelona 2012-13 yazı karakteri

bu sene barcelona formalarının arkasında göreceğimiz yazı karakteri. vasasa adlı ajans tasarlamış. bir tipografi aşığı olarak beğendiğimi söylemeliyim. bu seneki barça formalarının en güzel parçası bence.

kadıköy hatırası

20.05.2012

kadıköy hatırası

karanlıklar içinden

13.05.2012

şampiyon galatasaray - 2012

bunca pisliğe bulanmış futbol hakkında yazmak gelmiyordu içimizden. bu pislik düzenin ortasında, karanlıklar içinde kalkan kupadan bahsetmemek olmaz. çok güzel bir hikaye bu. unutulmayacak pek çok anı daha eklendi belleklere.

şampiyon galatasaray!

linsanity

21.02.2012

linsanity

imaj: jason wu

return of the king!

10.01.2012

henry