February 2009 için arşiv

tahmin

26 February 2009, Thursday

çeyrek finaller öncesi kimler tur atlar diye düşündüm ve şöyle bir tablo çıkarttım;

inter – manchester united

sporting – bayern

atletico – porto

chelsea – juve

arsenal- roma

real madrid – liverpool

lyon – barca

villarreal – pana

beklenen son: marbury & new york

25 February 2009, Wednesday

stefon marbury new york knicks’ten ayrıldı. 21 milyonluk kapı gibi kontratıyla beraber serbest bırakıldı. henüz, aldığı paranın ne olacağıyla ilgili bir açıklama yapılmamış. garip gelebilir fakat, şu anda nba’in en çok maaş alan 2. oyuncusu bu herif. ortaya koyduğu performansta ortada. d’ antoni resti çekince iyice bela olmuştu new york adına. gitmesi en iyisi olmuş. boston celtics ile anlaşacağı söylentileri dolaşıyor etrafta. yüzük kazanma gazıyla bi’ şeyler yapabilir belki celtics’te. onlarında yedek bir guard’a muhtaç olduğunu düşünürsek gerçekçi bir olasılık gibi duruyor.
nba oyuncularının aldıkları maaşlara şuradan bakabilirsiniz.

yok artık devin harris!

24 February 2009, Tuesday

dün gece oynanan nets – phila maçında devin harris öyle bir son saniye basketi attı ki,
kendisi bile inanamadı. efsane olabilecek bir buzzer beater.

florya topraktı, o cesur!

23 February 2009, Monday

antalyaspor maçının ardından “ruh aranıyor” demiştik. bu hafta da yoktu o ruh.. hem de rakiplerin puan kaybettiği hafta, kendi evinde lig sonuncusuyla oynarken. sonuç beş golle gelen mağlubiyet oldu. baros penaltıyı gole çevirse n’olurdu bilemem ama bu oyunla pek fazla bir değişiklik olacağını da düşünmüyordum, düşünmüyorduk. bir şeyler yapılmalıydı.. ve bugün gerekenler yapılmaya başlandı.. umarım bununla kalmaz, o formayı hak etmeyenleri de bir daha görmeyiz samiyen çimlerinde. ilk günden beri tartışılan skibbe gönderildi. kimi zaman inandık, savunduk kimi zaman anlayamadık, eleştirdik. olmadı işte.. bu durumda görevi kabul edecek bir cesur lazımdı, o ruhu taşıyan. ve işte o cesur yürek yine florya’da.. er ya da geç kesişecekti yine yollarımız, ani oldu ama güzel oldu.

yuvana hoşgeldin büyük kaptan.. o ruh sende var, biliyoruz..

galatasaray ruhu.. aranıyor!

14 February 2009, Saturday

metin oktay - bülent korkmaz - gheorghe hagi - hakan şükür

barcelona’dan futbol dersi

14 February 2009, Saturday

real betis deplasmanında, messi’siz ve henry’siz başladılar maça. yedikleri 2 golle geriye düştüler. ilk yarı bitmeden eto’o nun kaçırdığı penaltıyı tamamlamasıyla farkı 1’e indirdiler. ikinci yarı betis’i kendi yarı sahasına mahkum ettiler. messi ve henry de oyuna dahil olunca rakip kaleyi adeta abluka altına aldılar diyebiliriz. 1 puanı kurtarabildiyse betis ricardo’ya dua etmeli. özellikle 2. yarı inanılmaz toplar çıkardı portekizli. bir de oliveira’ya sövmeleri gerekir. durum 2-1 betis lehineyken karşı karşıya pozisyonda kaçırdığı gol belki de takımını 3 puandan etti. yazın galatasaray’la bolca adı geçmişti. ilginçtir oliveira’da bugün karşı karşıya pozisyonda kaçırdığı golle takımını yaktı, onun yerine alınan baros’ta kaçırdığı pozisyonla galatasaray’ı olası bir puan’dan etti.

sözün özü; barcelona her maç iyi futbol oynuyor. galip gelemedikleri maçta dahi zevk veriyorlar izleyenlere. maçın 2. yarısında verdikleri mücadele ruhsuz futbolculara ders olmalı. işini ciddiye alıp mücadelesini ortaya koyan, yenilmekten nefret eden ve rakip kim olursa olsun bi’ tarafları kalkmadan oynayan kazanıyor bu oyunda!

trainspotting

14 February 2009, Saturday

trainspotting

choose life. choose a job. choose a career. choose a family. choose a fucking big television. choose washing machines, cars, compact disc players and electrical tin openers. choose good health, low cholesterol, and dental insurance. choose fixed interest mortgage repayments. choose a starter home. choose your friends. choose leisurewear and matching fabrics. choose diy and wondering who the fuck you are on a sunday morning. choose sitting on that couch watching mind-numbing, spirit crushing game shows, stuffing junk food into your mouth. choose rotting away at the end of it all, pishing your last in a miserable home, nothing more than an embarrassment to the selfish, fucked up brats you spawned to replace yourself. choose a future. choose life… but why would i want to do a thing like that?

uğur uçar

14 February 2009, Saturday

uğur uçar

çok uzun zaman oldu. bir yıldır, galatasaray ve milli takımın değişilmez oyuncusu olmasına, kaptanlık pazubandını koluna geçirip sahaya çıkmasına kesin gözüyle bakılan uğur uçar’ı sahalarda göremiyoruz malesef. ağır bir sakatlık yaşadı uğur. bi’ ara sahalara dönemeyecek, futbol hayatı bitebilir gibi üzücü yorumlar yapılıyordu hakkında. şükür ki korkulan olmadı ve uğur sahalara dönüyor. galatasaray tv’ye verdiği röportajda; çok yakında takımla birlikte antremanlara katılacağını ve yeniden oynayabileceğini söylemiş. sakatlık sürecinde çok büyük sıkıntı yaşadığını, futbolu ve özellikle galatasaray taraftarını çok özlediğini de eklemiş. emin olsun ki yediden yetmişe tüm galatasaray taraftarı da onu çok seviyor ve ona çok güveniyor.

3 numaraya, geleceğin kaptanına çok geçmiş olsun diyoruz. futbolu bırakana dek o 3 numaralı formayı üzerinden hiç çıkartmaman dileğiyle.

kısa kısa nba

13 February 2009, Friday

all-star etkinliklerine yeni bir oyun eklenmiş. h-o-r-s-e. oyunun içeriği, katılan 3 yarışmacının istedikleri şekilde atış yapıp diğer yarışmacılardan da aynı hareketi yapmasını beklemesi. smaç basmak yasak sadece. anlayacağınız ilginç bir oyun. bu yılın katılanları joe johnson, durant ve o.j mayo.

batug.org’da görmüştüm, h-o-r-s-e olayına bi’ örnek. lebron vs. david kalb

all-star kadrosuna seçilip de sakatlıktan dolayı kaçırmak çok acı bi’ şey olsa gerek. nelson’dan sonra bosh’da aynı talihsizliği yaşadı. bu iki oyuncunun yerine doğu karmasına ray allen ve mo williams katılacak. mo will sonunda erdi muradına. bunun şerefine olmalı ki dün gece 44 sayıyla oynadı.

sessions’tan bahsetmiştim daha önce. bi’ ara bocalama dönemine girmişti fakat ilk beş çıkma fırsatını harika değerlendirdi. 44 sayı 12 asist yapmıştı geçenlerde, dün gece de 17 asist yapmış. yavaş yavaş kıvama geliyor bu çocuk.

lakers’ın yine bir boston serisini bozduktan hemen sonra gidip evinde namağlup cavs’ı yenmesi zirvedekilere bi’ mesaj niteliğindeydi. sonra jazz’e yenilmeleri biraz anlamsız kaçmış olsa da şu anda favori olduğunu gösterdi phill jackson’ın takımı. konu lakers’tan açılmışken ekliyim; fisher’dan nefret ediyorum!

all-star maçlarının en güzel 10 smacı‘nı seçmişler. 1 numaradaki smaç kesinlikle hakediyor birinciliği.

isyan et ey arkadaşım

10 February 2009, Tuesday

dünya sıralaması

10 February 2009, Tuesday
  1. Rafael Nadal (İspanya) 14260
  2. Roger Federer (İsviçre) 11000
  3. Novak Djokovic (Sırbistan) 9010
  4. Andy Murray (İngiltere) 7360
  5. Nikolay Davydenko (Rusya) 5030
  6. Andy Roddick (ABD) 4510
  7. Juan Martin del Potro (Arjantin) 4350
  8. Gilles Simon (Fransa) 4170
  9. Fernando Verdasco (İspanya) 3480
  10. David Nalbandian (Arjantin) 3395

federer’i insan olmadığına kanaat getirip, takdirle izledim; ta ki nadal’ın ondan daha insanüstü bir konumda olduğunu anlayana kadar. djokovic’ e oldum olası kılım, davydenko ise en sevdiğim tenisçilerdendir, sebebini bende bilmiyorum.

kıl demişken aklıma geldi. ‘c mon’ hewitt var bir de. tam nefretlik.

şampiyonluk yarışı

10 February 2009, Tuesday

hakemin damgasını vurduğu bir maç hakkında pek teknik taktik değerlendirme yapmak doğru mudur bilmiyorum aslında. yine de birşeyler karalamak isterim. direkt olarak sonuca yansıdı selçuk dereli’nin kararları. kayseri’nin karşısında 10 kişi oynamak çok zor. paslaşma işini çok iyi yapabilen bir takım. ayrıca üzerlerine kalabalık ve iyi gidemediğiniz sürece gayet başarılı da savunma yapabiliyorlar. 1o kişi kalıp, üstelik lincoln’süz kalıp, kayseri karşısında etkili olmak çok zordu. zaten galatasaray da etkili olamadı. yorgunluğun bu maçta takımı zorlayan etkenlerden biri olduğunu düşünüyorum. son dakikalarda giderek direncin düşmesinde 1o kişi oynamakla beraber yorgun olmanın da etkisi vardı şüphesiz ki. maçın sonucuna bakmaksızın galatasaray’ın doğru yolda olduğunu savunuyorum. tam kadro ve konsantre olmuş bir gs ligin favorisidir. hiç hakeme, federasyona bulaşmadan, geçen sezon olduğu gibi kendi içinde bütünleşerek sonuca gitmek istemeli camia. arda zihinsel ve fiziksel olarak hazır olduğu zaman kim durdurabilir ki onu? aynı şey lincoln ve baros içinde geçerli. bu tür maçlardan dersler çıkarmak önemli olan.

sivasspor karşılaşmalarından sakatlıklarla ve galibiyet alamamanın getirdiği stresle döndü galatasaray. takım transfer yapmaya  gerek duymayan, ligin en iyi futbol oynayanı olarak anılan ve sezonun ikinci yarısı için favori gösterilen bir konumdayken bir anda morali alt seviyelere inmiş, acil puanlara ihtiyaç duyan bir hal aldı. bu hafta fenerbahçe ve beşikaş puan kaybetmeseler, puan tablosu çok daha zor ve karışık olacaktı galatasaray için. bu hafta fenerbahçenin 3 puan’dan çok daha fazlasını kaybettiğini söylemek yanlış olmaz. artık tek bir hakkı kaldı yarıştan tamamen kopmamak için fenerbahçenin. gidip bütün rakiplerini deplasmanda yenmek. tek şanslarının bu olması onları arka planda bırakıyor kafamdaki zirve sıralamasında. beşiktaş’ın henüz şampiyonluk havasına bürünemediğini ve istikrar adına hemen hemen hiç bir girişimi olmadığını düşünürsek onlarında geride kalacaklarını tahmin ediyorum. sivas – trabzon – galatasaray üçlüsü lig sonuna kadar mücadele edecektir. son hafta oynanacak gs – sivas ve fb – ts maçlarına kalırsa şampiyonluk; unutulmaz bir sezon finali izleme şansımız olabilir.