November 2009 için arşiv

basketbol şubesinde skandal!

18 November 2009, Wednesday

cemal nalga’nın, hazırlık müsabakasında 5 maç ceza alması çok şaşırtmıştı beni. bir basketbolcu, rekabetten ve çekişmeden tamamen uzak bir ortamda nasıl bu kadar agresifleşebilir, anlam verememiştim. asıl bomba, sonrasındaymış. cemal cezasını doldursun diye maç ayarlamış kurnazlar, daha da ileri giderek 7 numaralı tufan formasını cemal’in sırtına geçirmişler. akla, mantığa sığmayan bir durum. ulan ne diye ceza almış oyuncuyu gizli gizli oynatmaya çalışırsın bir hazırlık maçında. nasıl cesaret edip, yeltenirsin böyle bir harekete, galatasaray tarihine kara harflerle yazılma pahasına. bahanesi olmayan, kesinlikle affedilmemesi gereken bir olay. cezası neyse versin federasyon, hem bu işte parmağı olanlara hem de bu şahısların -malesef- yönettiği galatasaray basketbol şubesine. ceza versinler ki, kulübün üzerinde kara bir leke olarak kalmasın bu kabul edilemez suç. galatasaray duruşunu geç, spor ruhuna, etiğine aykırı bi’ kere yapılan. yönetim en doğru kararı verip, anında ilişkisini kesmiş ilgili şahısların şubeyle. federasyonda gerekeni yapıp, türk basketboluyla bağını koparmalı bu kişilerin. dedehayır, cemal, okan çevik. kimse sorumlu, basketbolla ilgisi kalmamalı. bana kalırsa, bu durumu bilip de, görüp de, sessiz kalan herkes- tüm takımın olayın farkında olduğunu öngörüyorum-, yani tüm şube  uzaklaştırılmalı galatasaray’dan. zaten bulunduğu yeri haketmiyordu ahmet dedehayır. şimdi belgelendi nasıl bir yönetici olduğu. fener’den fark yesek, küme düşsek bu denli ağır koymazdı. ancak böyle utandırabilirdiniz bizi, yazıklar olsun..

artest bir acayip adam

16 November 2009, Monday

lakers’ın şampiyonluğunda önemli pay sahibi olan trevor ariza, staples center’daydı dün gece. takas edildiği adam ron artest’le karşı karşıyalardı. maçı houston rockests kazanarak, lakers’a üst üste ikinci mağlubiyetini tattırdı. fakat maçta yaşanan ilginç bir olay, maçın sonucundan daha çok ilgimi çekti benim. kobe’ye bloğu koyuyor ariza, ardından pozisyonun devamında ayakkabısı çıkıyor. artest ayakkabıyı alıp arkaya fırlatıyor.  ariza’nın olaydan sonra ron ron’a attığı bakışla, artest’in sayıyı yaptıktan sonra tutunduğu tavrı karşılaştırınca, anlıyor insan bazı şeyleri. benjamin linus yapmaz lan artest’in yaptığını!

video

nba’den başka bir haber; s-jax charlotte bobcast’e takas edildi. acie law’ı da yanına ekleyerek, bell ve radmanovic karşılığında yollamışlar. bu saatten sonra gs’den bi’ şey olmayacağı açık ta, jackson’dan kurtulmaları iyi olmuş her türlü.

milli maç haftası

15 November 2009, Sunday

ispanya gol sevinci

milli takımımız gruptan çıkamadığı için bu uluslararası futbol haftasını hazırlık maçı da yapmadan boş geçiyoruz. biz pas geçsek de önemli karşılaşmalar vardı bugün. avrupa’dan dünya kupasına katılmak için mücadele eden  portekiz, bosna’yı 1-0, deplasmanda fransa, irlanda’yı 1-0 ve rusya slovenya’yı 2-1 mağlup etti. yunanistan’la ukrayna da 0-0 berabere kaldı. fransa işi şimdiden bitirmiş gözüküyor. onun dışında diğer 3 maçın sonucunu kestirmek hayli güç olacaktır. bosna sahasında kesin kök söktürür portekizlilere. gönlüm de onlardan yana açıkça. portekiz’in elenmesi, ronaldo’yu finallerde göremeyeceğimiz anlamına gelse de, bosna orada olmayı hak ediyor bana kalırsa. rusya ve ukrayna da finallere gider yönünde kullanıyorum tahminimi.

bizim buralarda hüseyin çimşir muamelesi gören elano, brezilya’nın ingiltere’yi 1-0 yendiği hazırlık maçında golü atan nilmar’a asisti yapan adamdı. buralarda şaşırılıyor elano’nun milli kadroya dahil edilmesi, oysa ki o şaşıranların tamamına yakını brezilya milli takımıyla tanımıştır elano’yu. neden yadırgıyorlar, ben de onu anlamıyorum. bir de alex milli takımda yokken, elano nasıl çağrılır? mantığıyla dunga’ya giydirenler var ki; onlar bambaşka işte. neyse .)

afrika elemelerinde kamerun fas’ı 2-0 yendi, eto’o dünya kupasına gidiyor. favorim gabon’du benim, kamerun çıkınca 1. gruptan, onlar elenmiş oldular. bi dahaki sefere inşallah gabon. nijerya, gana ve keita’lı fil dişi sahilleri afrika’dan dünya kupasına giden diğer takımlar. cezayir ve mısır, kazandıkları maç, attıkları ve yedikleri gol sayısı dolayısıyla puanları aynı olunca ekstra bir maç oynayacaklar. kazanan dünya kupası biletini kapacak. bunların dışında önceden garantileyip, rahat rahat hazırlık maçı yapanlar da var. ispanya 2-1 arjantin. italya 0-0 hollanda. slovakya 1-0 amerika.

national basketball association: 09-10

14 November 2009, Saturday

nba başladı, yolu yarılayacak neredeyse, ben henüz hakkında bir şeyler yazma fırsatı bulamadım. aslında, bloga uzun süredir yazı ekleme fırsatı bulamıyordum. 2 hafta olmuş son yazıyı ekleyeli. neyse, daha fazla arayı açmayalım, tembellikte yapıyor zaten fazla boşlamak.

sezon öncesi oynanan hazırlık maçlarının çok azını izleme şansım oldu. ‘ulan ne ara başladı sezon’ durumunda kaldım lig başlarken de. yani, takımların hazırlık kamplarından ve sezon öncesi durumlarından uzak kaldım, çeşitli sebepler dolayısıyla. nba ile ilgili yazarken bu kadar beklememin sebebi de, budur biraz. sezon öncesine değil de, sezon başı itibarıyla lig geneline dair bir değerlendirme yapmak istiyorum.

çizdim, oynamıyorum

şampiyon lakers’la başlayalım. ligin en iyi takımı, kadrosunu artest gibi ligin önemli oyuncularından birisiyle güçlendirirken, geçen yıl başaıyla uyguladığı takım oyunu kavramının kilit oyuncularından ariza’yı kaybetti. şu ana dek, fazla eksikliğini hissetmediler fakat yine de artest’in normal bir insan olmadığını göz önünde bulundurmak gerek. gereğinden fazla sorumluluk almak isteyebilir her an, yahut arkadaşlarını kızdıracak kadar egoist davranışlar sergileyebilir. bu tarz bir risk almış olsa da, ligin en iyi takımı hala phil jackson’ın elinde. sayı üretme konusunda istediği anda rakibin 5 oyuncusuna denk gelebilen bir kobe, pota altında her takıma güçlük yaşatabilen bir gasol, her yöne katkı sağlayabilen bir odom, diğerlerine kıyasla oldukça iyi bir bench ve andrew bynum. lakers’lıların uzun bir süredir patlama yapmasını beklediği genç adam, geçen yıl beklentileri karşılar gibi yapıp, yarım kalmıştı. bu kez, müthiş bir giriş yaptı sezona. gasol’ün olmaması, pota altında onu daha da değerli kıldı ve o da bu şansı çok iyi kullanarak olağanüstü istatistikler yakaladı. ligin en iyi takımı diye adlandırdığımız lakers, bynum’dan  sezon boyu böyle faydalanabilirse, rakipsizlik konusunda hiç sıkıntı çekmeyecektir. hiç sevmesem de -fisher- kobe- artest- gasol- bynum beşi istediği zaman sayı yemez, o kadar diyorum..

lebron james ve cleveland, geçen yıl beklenmedik bir seri sonucu orlando’ya elenmişti. normal sezonu lig lideri olarak tamamlamalarına ve orlando karşısına ağır favori ünvanıyla çıkmalarına rağmen, hido ve howard önderliğindeki magic onları sahadan silmişti deyim yerindeyse. mo-will’in yetersiz kalması, pota altına howard’a teslim olmaları ve sert bir savunma yapamamaları vs. onları dışarıya iten etmenler olmuştu. shaq’in gelmesi pota altını güçlendirmek için ve sertliği sağlamak için önemli bir hamle. lakin yaş malum, hantallığı da eklediğiniz de shaq’in riskli bir ekleme olduğunu söylersek yanılmayız sanıyorum. fa piyasasından a. parker’ı çekerek akıllı bir hamle yaptılar. moon da cavs için iyi bir parça olabilir.  her şey bi kenara, lebron’un her şeyi yaptığı takım hüviyetine bürünmek istemiyorlarsa, shaq aşısının tutmasını ve ekledikleri yan rol adamlarının bekledikleri katkıyı vermesini sağlamak durumundalar. başarısızlık lebroncağızın yuvadan uçması manasına gelebilir, baskı üstlerinde bu yüzden.

şampiyon olamamasını hep duncan ve spurs’e bağladığım suns, ücretinden kurtulmak maksadıyla shaq’i de gönderdi ve karşılığına aldığı hiç sonucunda kadro oldukça darlmış gözküyor. yalnız shaq’la beraber değerini yitiren hızlı basketbol felsefesi bu sezon kendini tekrar göstermiş durumda, nash sağolsun tabi ki. ribaundu alıp, takım halinde ileri koşan ve sayı yapma konusunda sıkıntı yaşamayan eski suns’ı geri getirmek kolay olamayacaksa da ona yakın bir şeyler bekliyorum ben. ilerleyen yaşına rağmen steve nash, müthiş basketbol zekasıyla, takım arkadaşlarını oynamaya teşvik edecek kalitede hala. pota altı ağır derecede hafif kaldı yalnız. amare’yi çıkar hafiflikten uçarlar vallahi. amare’de tek başına bir yere kadar yetebileceği için zayıf pota altıyla, ciddi maçlarda bi’ yerde tıkanacakatır suns. onlar için diyebileceğim; ah ulan kerr!

denver nuggets da kadrosunu koruyabilen takımlardan birisi. konferans finali görmüş bir kadronun iddiası mutlaka olacaktır. melo bu kadar üst seviyede basketbol oynuyorsa hele ki, mutlaka iddiası olur nuggets’ın. sert bir takımlar, billups gibi harika bir oyun kurucuları var ve diğer parçalar-k-mart, nene, andersen gibi- oldukça yeterli. billups öncesi sıradan bir takım izlenimi vermeleri, chaunsey’in nasıl bir lider olduğunu açıklamaya yeter, sanıyorum. carmelo gibi yıldız bir oyuncunun yanına billups tarzında oynatmayı bilen, tecrübeli bir yıldız getirerek 1-0 önde başlamıştı zaten denver. bu yıl 2-0 yapmaları da mümkün. kaderlerini kendileri, daha doğrusu yıldız oyuncuları çizecektir. carmelo o yıldızın adı da. bu kadar iyi bir takım yakalamışken, artık o olgunluk seviyesini aşıp, bir şeyleri başarabileceğini ispa etmeli. aksi taktirde, yerinde sayar melo. denver’ın bir atısı da kadrosuna dahil ettiği ty lawson. ncaa’de şampiyon olan north carolina ekibinin oyun kurucusuydu lawson. beni oldukça etkilemişti basketboluyla. şu ana dek nba’de de iyi yerlere gelebileceğinin sinyallerini vermiş durumda.

lebron-howard

orlando magic geçtiğimiz yıl nba finali gördü ve bu seviyelere çıkan bir takımın beyin rolünde bir türk’ün yer alması hepimizi sevindirmişti. şimdi o türk takımdan ayrıldı ve çoğu kişi magic’in hido’suz geçen yıl yakaladığı başarıyı yakalamasının zor olduğunu düşünüyor. ben aksi fikirdeyim. evet, hidayet’in howard’a çalışan penetreleri olamayacak belki, ama şutör kimliğinden de hiç kaybetmedi bu takım. çatır çatır şut sokup rakip savunmanın alt üst olmasını sağlayabiliyorlar. içeride de bir canavar olunca darbeyi vurmak, yıpranmış savunma karşısında zor olmuyor. hidoyla birlikte, lee, battie ve alston’da ayrıldı takımdan. onların yerine carter, barnes, anderson ve bass geldiler. gelen oyuncuların van gundy’nin şuta dayalı oyun yapısına uygunluğu, hidayet’in eksikliğini aratmayacaktır diyorum ben. lewis’in de takıma katılmasıyla beraber, skor opsiyonu hayli fazla bir orlando izleyeceğimizden süphem yok. geçen yıl edindikleri tecrübeye yapacakları her ekleme onları bir kademe daha atlatır. kısaca, güvendiğim takımlardan orlando.

şimdilik bu kadar yeter, uzun süredir yazmayan adam için. ilerleyen zamanlarda diğer takımlar için de bir iki kelam etmeyi düşünüyorum. sonraya kalsın onlar da.

kapanışı wade azmanının varejao’yu potaya soktuğu, ardından bir de takla attırdığı fevkaladenin  fevkinde smacıyla yapmak isterim.

acımasız olma bu kadar..