December 2010 için arşiv

rengimiz belli..

27 December 2010, Monday

arsenal

ibrahim afellay

23 December 2010, Thursday

ibrahim afellay

barcelona geçtiğimiz ay açıklamıştı psv’li ibrahim afellay ile anlaştığını. devre arasında takıma katılacağını da belirtmişlerdi. fas asıllı oyuncu, bugün geldi barca’ya.

böylesi kusursuz bir futbol oynayan takımın, devre arasında transfere ihtiyacı var mıydı? sorusu geliyordur herkesin aklına. bana kalırsa, bu hamle geniş kapsamlı şekilde yapılmıştır muhakkak ve bu yüzden devre arası ya da sezon sonu olması pek önemli değil. neticede, barcelona bizim kulüplerimiz gibi, menajerleri arayıp oyuncu sormuyor. detaylı araştırmalardan sonra alıyorlar oyuncuyu. ki, aslında son dönemlerde kendi yetiştirdikleri oyuncuları oynatmayı tercih ediyorlar çokça. mascherano, villa gibi de direk katkı verecek isimleri ekliyorlar listeye.

afellay, 24 yaşında. bu yaşta, barcelona forması giyip de, barcelona akademisinde eğitim almamış olan tek oyuncu olabilir uzun zaman sonra. oldukça yetenekli bir topçu olduğunu söyleyebiliriz hollandalı’nın. psv formasıyla, güzel işler yaptı bugüne kadar. orada misyonunu tamamladı ve şimdi barcelona’lı-hollandalı’lar kervanına katıldı. cruyff, neeskens, koeman, cocu, zenden, kluivert, overmars, de boer kardeşler ve edgar davids gibi burada efsaneleşmesi muhtemel.

biraz futbol meziyetlerinden bahsedecek olursak afellay’ın, hızını ve topla birlikte yaptığı öldürücü driplinglerini övebiliriz. her iki kanattan da çok seri top taşıyabiliyor. aynı zamanda orta saha-forvet bölgelerinin tam arasında köprü görevi üstlendiği de oluyor. şutları sneijder gibi, etkili. tekniğinden şüphe duymaya gerek yok. biraz fazla seviyor yalnız topla oynamayı. barcelona’daki ilk günlerinde bunun sıkıntısını çekebilir. yine de, zamanla xavi-iniesta-messi triosuna uyum sağlamaması için hiç bir neden yok. onların kabiliyetlerine ayak uydurabilecek potansiyeli var kesinlikle. en azından, mascherano’nun yaşadığı kadar uyum problemi yaşamaz diye tahmin ediyorum.

milli takımda bugüne kadar 18 kez şans bulabilmiş. 2007’den bu yana çağırılıyor. fakat asıl kendini ispat etmesi, avrupa şampiyonası elemelerine takabül ediyor. kabuk değişimine giden hollanda’da, en büyük çıkışı yapan oyunculardan afellay. bence, buradaki performansı da barcelona’nın transfer isteğini hızlandırdı.

bir de şöyle bir olayı var bu arkadaşın… bekliyoruz forma giyeceği maçları.

en asil duyguların çocuğu; aytek

23 December 2010, Thursday

aşkımızın+meyvesi+aytek

alman futbolu ve gençleri

23 December 2010, Thursday

almanya u-21

cottbus deplasmanda wolfsburg’u 3 golle yenerek, almanya kupası’nda çeyrek finale çıkmayı başardı. gollerin 2’sini genç oyuncu nils petersen attı. almanlar ondan çok şeyler bekliyor. aynı diğer genç takım oyuncularından bekledikleri gibi.

andre schürrle.. bu yıl bundesliga’da büyük çıkış yapan mainz’da oynuyor. 20 yaşında. forvet. gelecekte milli formayı giymesine kesin gözüyle bakılıyor. andre’nin mainz formasıyla 48 maçta 12 golü bulunuyor.

patrick herrmann. 91 doğumlu. m’gladbach’da forma giyiyor. orta sahanın her iki kanadında da oynayabiliyor. herrmann’ın en büyük özelliği sürati. oldukça seri bir futbolcu. şutları da bir o kadar etkili. takımına para kazandıracak gibi gözüküyor.

marco reus. o da hermann gibi gladbach’da top koşturuyor. 89 doğumlu. orta alanda hücumcu bir stilde görev alıyor. löw onu a milli kadroya da çağırmıştı. şimdiden bi hayli özel hayranı bulunuyor reus’un. ligde 6 gol, 3 asist istatistiği yakaladı şu ana dek.

lewis holtby. löw’ün kadroya çağırdığı gençlerden bir diğeri. 20 yaşında. mainz’da oynuyor, schalke’den kiralık. bu sezon takımıyla birlikte büyüyen oyunculardan birisi holtby. bayern ve özellikle köln maçlarında parlamıştı. mesutla sıkça karşılaştırılıyor.

julian schieber. nürnberg takımının futbolcusu. aslen stuttgart takımına bağlı. 89 doğumlu. alman 21 yaş altı ekibinin 9 numarası. sol ayağını iyi kullanıyor. bu yıl ligde 4 gol, 6 asisti var. oldukça dikkat çekmiş durumda. stuttgart gomez’den sonra bir de onu sunar mı, ülke futboluna? neden olmasın..

sidney sam. leverkusen’in bu sezon ele avuca sığmayan genci. aslen, nijerya’lı. hamburg’da profesyonel futbola başladı. takımını hem ligde, hem de avrupa ligi’nde sırtladı. şöyle şahane goller atıyor genelde. hızlı ve driplinglerle adam eksiltebilen bir futbolcu. vuruş tekniği de oldukça yetenekli olduğunun ispatı. önü açık bu elemanın, belli.

mario götze. bu yılın bundesliga’da tartışmasız en iyi takımı dortmund’da oynuyor. yalnızca 18 yaşında. orta alanda görev yapıyor. geçtiğimiz sezondan beri a takımla maçlara çıkıyor. 16 maçta oynamış, 6 asisti var. alman milli takımı’nda 1 maç oynadı bile daha şimdiden. adı sık sık avrupa’nın dev kulüpleriyle anılıyor zaten. onu dortmund’da tutmak zor olacaktır.

mats hummels. o da götze gibi dortmund’un gençlerinden. 88 doğumlu. savunmada ve orta alanın müdafaya dönük tarafında görev yapıyor. bayern alt yapısından yetişme. kloop’un değişilmezlerinden. benim de menajerlik oyununda dmc’de vazgeçilmezlerimdendi.

oliver baumann. freiburg’un genç kalecisi. 90 doğumlu. takımının 1. kalecisi olmuş durumda. adler ve neuer varken işi milli takım için hiç kolay değil fakat o muazzam reflekslerini kullanmayı devam ettirirse, en az adler ve neuer kadar şansı olacaktır ileride.

timo gebhart. stuttgart’ın orta sahasında görev yapıyor. özellikle avrupa ligi’nde iyi işler yaptı bu yıl. bundesliga’nın kötü sonuçlar alan takımlarından stuttgart. onlar adına sezonun en umut verici performanslarından birisi gebhart’a ait.

ve tabi ki, ilkay gündoğan. nürnberg’in türk asıllı oyuncusu. bu yıl en dikkat çekici gençlerden biriydi almanya’da ilkay. milli takım açısından tercihi de almanya oldu. bu konuda ona kızamayız bence.. geleceği parlak bir futbolcu. bochum alt yapısından yetişme. 90 doğumlu, hücumda görev yapıyor. 4 gol 2 asisti varbundesliga’da. dedikodular, ingiltere’den talipleri olduğu yönünde. umuyorum ada’ya gider ve başarılı olur.

bunların yanında; cenk tosun, konstantin rausch, togay arslan, benedikt höwedes, marcel schmelzer, kevin großkreutz, boris vukcevic, deniz naki, paniel mlapa vb. gibi birçok yıldız adayı var alman’larda. çoğu u21 takımlarında forma giyiyor. alman medyası ve halkının 2014 dünya kupası için bu gençlerin çoğundan beklentileri hayli yüksek. ve önemli kısmının beklentileri karşılayacağından eminler. alt yaş kategorilerinde (u21-u17) tüm kupaları topluyorlar.  programlı ve sistemli hareket etmek, alt yapıyı gerektiği gibi yönlendirmek güzel şey. darısı başımıza.

simao sabrosa beşiktaş’ta

23 December 2010, Thursday

simao sabrosa

beşiktaş sene başında schuster, quaresma ve guti’yi türkiye’ye getirerek ciddi bir değişim içerisine girmişti. devreyi pek de iyi bir yerde bitirmiyorlar ama sene sonunda ne olacağı da belli olmaz. quaresma sakatlıklardan bir türlü tam performans gösteremedi zaten. guti hiç de fena değildi. asıl “sıkıntı” schuster’de yaşandı. alman hoca’nın türkiye’ye henüz alışamadığını düşünüyorum ben. bizimkilerin rijkaard’a yaptığını, demirören ve ekibi de schuster’e yapmaz umarım.

beşiktaş büyük isimleri getirdi fakat, daha fazlası da gerekiyordu elbette. tabata, fink vs gibi isimler zayıf kaldı. bobo da sakatlanınca gol atması için nobre’ye muhtaç kalmak dokunmuş olsa gerek, simao’yu getiriyorlar ve almeida’nın da eli kulağında deniliyor. gene akıllı hareketler yapıyor beşiktaş yönetimi. artık schuster için sabretmeleri yetecektir. yani, transfer yapabilirler bundan sonra da ama schuster’in kadro konusunda şikayet edeceğini zannetmiyorum ikinci yarı için.

simao iyi adamdır. geçtiğimiz yıl bizi yakan isim de oydu zaten sami yen’de. mutlaka iş yapar. quaresma da sakatlıktan çıkmışken, bir tarafta q7 diğer tarafta simao çok şık duruyor. bu arada beşiktaş portekiz’liler dönemine giriyor. simao ve almeida buna işaret. fener’de brezilya hükümranlığı izlemiştik uzun süre. bakalım beşiktaş’ta nasıl sonuç verecek bu “aynı memleketin çocuklarını getirme” mantalitesi.

resmi olarak açıklanmasa da tabata, fink ve zapo’nun buca’ya kiralandığı haberleri de düştü bu akşam basına. sanırım beşiktaş’lılar oldukça mutludur bugün yaşanan gelişmelerden ötürü. neticede, tabata gidiyor ve simao geliyor. az değil..

vicdansız

23 December 2010, Thursday

hido yeniden florida’da

22 December 2010, Wednesday

hidayet

magic iki yıl önce doğu konferansı şampiyonu olup, nba finallerine geldiğinde hemen herkesi şaşırtmayı başarmıştı. o takımın başarısının bir sırrı da hidayet türkoğlu ve üstlendiği görevi harikulade biçimde yerine getirmesiydi. kimse, pota altındaki canavar howard’a tek başına güvenecek durumda değilken, nelson’ın buraların adamı olmadığı net şekilde belliyken, hedo çok büyük bir iş başardı florida ekibinde.

finalde kaybettikten sonra, bir şekilde kadro değişikliğine gitti magic. hidayet’i tutmadılar. carter’ı tercih ettiler ki bunun yanlış tercih olduğu ilk günden belliydi. artık final, yüzük gibi kelimeler telaffuz ediliyorken, nba’in belki de yetenek olarak en üst seviyelerinde yer alan fakat play-off oyunculuğu açısından çok aşağılarda kalan oyuncusu carter’ı getirdiler. t-mac de böyledir mesela. çok severim şahsen. muazzam atletik yeteneklere sahiptir. fakat kariyerinde play-off 2. tur maçı oynamışlığı yoktur. her seferinde onun üzerine takım kuranlara ihanet etmiştir oyunuyla.  daha doğrusu yetmemiştir. neyse, carter diyorduk. air canada’nın, hido’nun yaptıklarını yapması zordu elbet. howard kötü oynuyorken ya da faul problemine girmişken takımın 1 numaralı skor opsiyonu oydu. şut sokarsa iyi. sokamazsa iş batar. bir maç 35 atıp diğer maç 4/15 ile falan şut isabetiyle 10 sayıda kalması muhtemeldir. büyük maçlardaki silik performanslarından zaten hiç bahsetmeye gerek yok. kısacası, magic organizasyonu hem hido’yu bırakarak hem de carter’ı tercih ederek bir hata yaptı.

yaptıkları hatayı gün itibariyle biraz olsun örtmeyi amaçlayan bir takasa imza attı gm otis smith. hidayet’i geri alıp, carter’ı gönderdi. bunun yanı sıra aradan j-rich’i de çekti. ki kendisi oldukça formda başladı sezona suns’ta. ek olarak saçma sapan bir kontratla bağladıkları lewis’i de yolladı. karşılığında arenas geldi.

öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, orlando magic şampiyonluk istiyorsa bu carter’la mümkün değildi. yani, hidayet geri geldi, şimdi şampiyonluğa oynayacaklardır demiyorum lakin ihtimali kuvvetlendirdiler. topla daha az oynayan daha efektif bir oyuncu hido. kritik anlarda da hiç şüphe yok ki, daha faydalı oluyor vince carter’dan. bir çok açıdan iyi bir hamle bu. takasın bir diğer ayağı da jason richardson’dan geçiyor. o da skor anlamında iyi işler yapacaktır mutlaka. takımın ilk opsiyonu olmadığı sürece, herhangi bir sıkıntı yaratmayacaktır en azından hücumda. arenas ise şu an için oldukça büyük bir soru işareti. nelson-hedo varken, arenas’ın da gelmesi kafaları karıştırdı biraz. malum, sorunlu bir adam arenas. kontratı da biten bir kontrat değil. hani, düzgün yürüyen işleri yoldan çıkarma ihtimali var mı? ne yalan söyliyim, var. fakat sorunlarını mutsuz olduğu wizards organizasyonunda bırakmayı başarabilirse, olumlu sonuçlar da alınabilir bu takastan. set oyunu işaret edip ardından kendi kafasına göre takılırsa ve bunu önemli maçlarda yaparsa, van gundy ağlar herhalde sinirinden.

arenas takasının düşündürücü bir diğer noktası da lewis’in gidiyor olması. lewis bu yıl olağanüstü kötü oynuyordu. fakat onun gitmesiyle uzun kalmadı neredeyse magic’te. howard-bass ve? anderson, m. allen, orton, clark… bildiğin çöp howard ve bass’in sonrası. howard’ın faul problemine girdiği maçlarda, hido’ya gene 4 numara yolları düşecek galiba.

şu takaslardan sonra dahi, orlando magic’in final oynayan ekipten daha düşük bir seviyede olduğu kanaatindeyim. takım içindeki rollerin bir an evvel netleştirilmesi gerekir. hücumların, ilk sen at sonra ben atayım şeklinde seyretmemesi de şart. van gundy gerekli müdahaleleri yapacaktır fakat arenas’ı, nelson’ı hatta j-rich’i kontrol etmek kolay değil.

son olarak temennimi de belirteyim magic hakkında. doğuda bir final yapmaları açıkçası beni memnun ederdi. nba finali, miami’nindir benim gözümde.. lakers’ın karşısına onlar çıkmalı..

altın top

06 December 2010, Monday

xavi-messi-iniesta

fifa altın top ödülünde son üç aday. xavi-iniesta-messi. kim hakediyor? samimi söylüyorum üçü de hakediyor. messi bir adım önde gözüküyor belki de ama xavi-iniesta da öyle kolay kolay gelmez bi’daha. kısaca, hepsi candır.

behzat ç.

06 December 2010, Monday

behzat c.

türkiye’de kolay kolay çıkmaz kaliteli dizi. nadiren işte. senede iki tane bilemedin üç tane.. bu senenin kalitelilerinden bir tanesi de behzat ç.. aslında  emrah serbes’in her temas iz bırakır ve son hafriyat romanlarının karakteri behzat ç.. samsun sigara içen, tekel birası kullanan, toros’la gezen bir komiser. sorunlu. hukukla ya da kanunla değil, vicdanıyla yapıyor mesleği.

her temas iz bırakır’ın tanıtımında şöyle demiş emrah serbes:

“kızılay, sakarya caddesi, ssk işhanı, dil-tarih, atakule, öğrenci evleri… ve emniyet… cinayet masası. behzat ç., “yeni müktesebata” uyum sağlayamamış, lambur lumbur, “dişli” bir başkomiser. müzik dinlemez, polis telsizi dinler. kitap okumaz, gazeteye spor sayfasından başlar. herhangi bir siyasi görüşü yok. “içimizden birinin” üçüncü sayfa haberlerine yansımış hali gibi, adı bile tam değil. 1. amatör’de duran toplara iyi vuran bir stoperken, topçuluğu bırakıp başkalarını tekmelemeye başlamış. mesela beş lira için kalbinden adam bıçaklayanları, on üç yaşında kızlara tecavüz eden, namus için en yakın akrabalarını vuranları… kendi adalet anlayışı bakımından sorun yok; “it uğursuz” kimdir, belli gibi görünüyor… ama acaba öyle mi? behzat ç.’yi ve onun adalet duygusunu da rahatsız eden işler olabiliyor bazen hayatta… at izinin it izine karıştığı bir cinayet… kim, niye öldürsün bu kızı? hem niye bu şekilde? siyaset karışmış desek?.. garip… öğrenci âlemine, başka alemlere, ama asıl polis âlemine dikiz atan, entrikası bereketli bir polisiye…”

genel bir yargı, kitap film veya dizi olarak senaryolaştırıldığında aynı tadı vermez. büyük oranda doğrudur bu. fakat televizyonda böyle işleri görmek iyidir bence. saçma sapan hikayeleri izlemektense, erdal beşikçioğlu’ndan behzat ç.’yi izlemeyi yeğlerim. elbette kitaptakinin bire biri değil televizyonda behzat ç. toros kullanmıyor ya da samsun içmiyor. fakat olabileceğinin de en yakını kitaptakine. burada erdal beşikçioğlu’nun hakkını verelim. oyunculuğu muazzam. aynı şekilde harun karakteri de bomba. onu canlandıran oyuncu fatih artman. harun’un efsaneleşmesinde şüphesiz fatih artman’ın büyük payı vardır.

ben kitapları okumadım henüz. fakat en kısa zamanda okumayı düşünüyorum. belki de ilk önce kitabı okuyup sonra televizyonda görseydim behzat’ı, hayal kırıklığı olabilirdi. böylesi daha iyi olabilir.

polisiye bir diziden bahsediyoruz. gerçekçiliği sağlamışlar. ki, oldukça zor bir durum bu. aynı zamanda önemli de. sonuçta, arka sokaklar gibi çöp bir işin reyting rekorları kırdığı bir ortamdan bahsediyoruz. kıyaslanmayacak kadar daha gerçek behzat ç. adamı yakaladığı nokta da budur zaten. gerçek polisi görüyorsun orada. adam küfür ediyor, birahaneye-meyhaneye gidiyor, sorguda dayak atıyor vs.. dizinin kitaptan ötürü bir artısı daha var tabii. ankara’da geçiyor olması. istanbul manzaralı dizilerden sıkılmışken ankara’nın o kendine has havasını izlemek farklı geliyor insana.

dizide serdar akar ve adamfilm var. genel yönetmen yazıyordu serdar akar’ın isminin yanında son iki bölüme kadar. fakat son iki bölümde yönetmen olarak geçiyor ismi. severiz kendisini. televizyonda son işi elveda rumeli’ydi sanırım. o da kaliteli diziydi.. behzat ç.’yi canon eos 5d mark 2 ile çekiyorlar. güzel makina. hiç yapay ışık da kullanmıyorlar dizide. doğal ışık neyse o.

behzat ç.’yi sevmek için bir güzel datay daha. müzikler pilli bebek’ten. ankara polisiyesi çekip de müzikleri pilli bebek’e bırakmamak olmazdı zaten. uzun geceler çaldı geçen bölümlerden bir tanesinin sonunda. çok yakışmış. şık olmuş.

behzat komiser’den bahsettik, futbolla münasebetine de değinelim ve kapanışı diziden bir “messi” anektoduyla yapalım. gençlerbirliği taraftarı behzat ç. kombinesi var. maçlara gidiyor falan. aynı zamanda barcelona’yı da takip ediyor, herkes gibi. şuradan anlıyoruz.

emenike, nam-ı diğer “emo”

06 December 2010, Monday

emmanuel emenike

bugün türkiye’de herkesin takımında görmek istediği, imrendiği, kıskandığı kısaca hayran olduğu bir adam var. emmanuel emenike. geçtiğimiz yılı bank asya 1. lig’de şampiyon olarak tamamlayan ve süper lig’e çıkan karabükspor’un nijeryalısı emenike.

türkiye’ye gelişi bir hayli ilginç. 2009’da afrika’lı topçu radarı ilhan cavcav tutmuş, fc cape town takımından getirmiş bu cengaveri. kadroda yabancı kontenjanı dolu olduğu için de bank asya’da mücadele eden karabük’e kiralamış. çoğu kaynakta böyle geçiyor bilgi. fakat, yanlış da olabilir. cavcav’ın geçmişte bu tip topçuları getiren adam olması, burada da adının geçmesine yol açmış olabilir. tam bilemiyorum.

neticede emo için her şey karabük’te başlıyor aslında. burada neredeyse her maç gol attı. haliyle, taraftarların da bir numaralı adamı oluverdi bir anda. türk insanı bu tarz adamları sever zaten. amokachi’si, nouma’sı vs.. geçtiğimiz yıl, bank asya’ya damgasını vurdu bir şekilde emenike. zaten karabükspor da akıllı davranıp, sezon bitmeden emo’nun bonservisini aldı. bank asya’da gol krallığını son maçlarda yer almaması sebebiyle takım arkadaşı yasin avcı’ya bıraksa da, sezonun açık ara en flaş ismiydi emenike. bu performansla da süper lig öncesi bir çoklarında büyük beklentiler oluşturdu.

süper ligde ilk maçında manisa karşısında golünü attı. süper lig’de de dikkat çekmeyi başardı. sonra, mütemadiyen gol atmaya devam etti nijerya’lı. karabük içeride kazandı, emenike içeride gol attı. bu akşam fenerbahçe önüne çıkana dek 10 golü bulunuyordu. bunların tamamı karabük’te atılan gollerdi. kadıköy’deki 11. golü, süper ligde, deplasmanda attığı ilk gol oldu emenike’nin. aslında attığı diğer gollere oldukça benziyor kadıköy’de attığı. rakibi sırtında taşıyıp, düşerken köşeye bıraktığı top ve gol. bunun yobo’ya karşı fenerbahçe stadı’nda olması ilgiyi arttırdı ama emenike zaten neredeyse her hafta yapıyor bu işi.

onun futbolculuğunu biraz anlatmak gerekirse; siyahi forvet oyuncusu özelliklerinin bir çoğuna sahip olduğunu söyleyebiliriz bir kere. güçlü ve süratli. topla birlikte ceza sahası içine dripling yapabiliyor. boş alanlarda muazzam işler yapıyor. hızlanma özelliği çok etkileyici. bunlarla da kalmıyor emo’nun yaptıkları. kaleye sırtı dönük toplarda çok başarılı. karabükspor oyun yapısı olarak, topu ileride emenike ile buluşturmayı ve onun boşalttığı alanlara cernat, yasin, hakan gibi oyuncuları sızdırmayı benimsemiş. bu bağlamda, emenike geriye gelip top da alıyor, ver kaça da giriyor. tüm bunları aynı oranda iyi yapabilmesi çok etkileyici gerçekten.

şu an emenike için bir handikap var ortada. böyle nispeten küçük takımlarda sivrilip de daha büyük bir camiaya geçtiğinde sönüp giden çok topçu var. en basitinden, ilk aklıma gelen isim youla. ha bunu iki oyuncuyu karşılaştırmak için söylemiyorum asla. beklentiler ve yaratılan hava açısından söylüyorum. emenike’nin doğru bir tercih yapması gerekiyor bu dakikadan sonra. potansiyeli muazzam. yapabileceklerini de gördük. onu her canlı izleyen hayran kalıyor. bank asya’da ve süper lig’in bu zamana kadar oynanan bölümünde onu durdurmanın pek mümkün olmadığını da gördük. artık, kendisi için en uygun olan yolu seçerse emenike; ben inanıyorum, avrupa’da dahi forma giyme şansı bulacaktır. istanbul’a kapağı attım mı tamamdır derse, işi zor yalnız. burası kesin.

her ne olursa olsun, sahadaki duruşuyla, hep daha fazlası için mücadele eden bir görüntü veriyor emo. onu özel kılan; meziyetlerinin yanı sıra, hırsı ve kazanma iştahıdır bana kalırsa. bu nedenle, kariyerini hep üzerine koyarak devam ettireceğine inanıyorum. ben şu an için emenike’ye ve onun bir kademe daha yükselmesine yardımcı olacak kulübün hangisi olabileceğine dair bir şey diyemem fakat, herkes böyle bir futbolcuyu kendi takımının formasıyla görmek ister tabii. ben de galatasaray’a gelmesini arzu ediyorum doğal olarak. fakat benim asıl merak ettiğim, karabük’lü yöneticilerin bu adama ne kadar fiyat çekeceği. şöyle bi’ 8-10 milyon isterlerse hiç şaşırmam zira bizim yerli piyasada işin tadı kaçmış durumda.

özlenen tablo

05 December 2010, Sunday

an itibariyle ingiltere premier league puan tablosu. özlediğimiz, beklediğimiz tablodur.

  1. arsenal
  2. manchester u.
  3. chelsea

tamam kabul ediyorum, arsenal yalnızca 1 puan ilerisinde manu’nun ve 1 maç da fazlası var. gene de onları zirvede görmek çok mutlu ediyor beni. pek zannetmesem de sezon sonu bu sıralamanın aynı vaziyette şekillenmesini temenni ediyorum. ingiltere’de arsenal!

özlenen demişken, bir önceki postta da belirttim. bundesliga’da dortmund’cuyum. onlar da lider. aman nazar değmesin. italya’da roma’lıyız. onların ne yaptığı belli değil. ispanya’da sevilla. onlar da bir öyle bir böyle. fransa’da öyle sevdiğim bir takım yoktur ama bu yıl lille şampiyon olsun isterim. rusya’da cska moskova. iş, işten geçti orada da. ve tabi malum, ilk önce galatasaray. en çok üzenin o olması da ne tesadüf..

neticede bu yıl bi dortmund’dan hayır var bize. belki arsenal ve roma da bir şeyler yapabilir. onun dışında totti, mario gomez ve nasri gol kralı olsun, yeter.. oynarsa baros tabii.

efsane geri döndü!

05 December 2010, Sunday

borussia dortmund

borussia dortmund her zaman ilgimi çekmiştir bundesliga’da. ne yalan söyliyim; stuttgart’ın yeri ayrıdır ama dortmund sanırım uzun süre bayern münih’e karşı koyan bir takım olması sebebiyle en sevdiğim takımlardan birisidir. yalnızca koller-rosicky’si falan da değil tabi. o muhteşem westfalen stadı, o stada yıllardır takımları iyi de olsa kötü de olsa gelen 80.000 taraftarı da etkileyicidir dortmund’un.

en son 2001-2002 sezonunda şampiyon oldu borussia dortmund. bir de uefa kupası finali gördüler. feyenoord’a yenildiler. ondan sonrası paraşütsüz düşüş. yıllardır kayıp adamlar. son şampiyonluklarının arkasından 3.’lük yaşadılar. ondan sonra 7 yıl boyunca göremediler ilk 3 falan. ard arda 7.’likler, 13.’lükler derken iyiden iyiye kaybolmaya yüz tutmuştu borussia dotmund. ta ki bu sezona kadar..

şu an takımın başında jürgen kloop var. uzun yıllar mainz’ı çalıştırmıştı kloop. orada iyi işler yaptıktan sonra 2008’de dortmund’a geldi. genç bir takımla başladı burada. nuri şahin’in de bugün önemli bir oyuncu haline gelmesinde kendisinin büyük payı vardır. nuri’ye şans vermesinin yanında, her zaman takımın lideri olarak nuri’yi göstermesi de nuri’nin gelişimi açısından çok mühimdir. velhasılı; kloop ve onun genç dortmund’u bu yıl muazzam bir çıkış yakaladılar.

bugün dortmund takımının kadrosunda nuri şahin, lucas barrios, neven subotic, felipe santana, shinji kagawa, robert lewandowski, jakub blaszczykowski, antonio da silva gibi genç ve kaliteli oyuncular yer alıyor. temeli, bu tarz gelişime açık oyunculara dayandırmış durumda kloop. ve iyi de yapıyor. bunun neticesi puan tablosunda. 15 maç sonunda, borussia dortmund 13 galibiyet 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet ile 40 puanda. averajları 28. açık ara en çok gol atan takım 37 golle. en az gol yiyen takım aynı zamanda. sadece 9 gol yediler 15 maçta.

en yakın rakibi mainz’a 10 puan fark atmış vaziyette dortmund. işler uzun zamandır olmadığı kadar iyi gidiyor. umarım bozulmaz, sürer böyle. e, artık bundesliga borussia dortmund’un şampiyonluğunu görsün. hasret bitsin.