‘almanya’ olarak etiketlenmiş yazılar

alman futbolu ve gençleri

23 December 2010, Thursday

almanya u-21

cottbus deplasmanda wolfsburg’u 3 golle yenerek, almanya kupası’nda çeyrek finale çıkmayı başardı. gollerin 2’sini genç oyuncu nils petersen attı. almanlar ondan çok şeyler bekliyor. aynı diğer genç takım oyuncularından bekledikleri gibi.

andre schürrle.. bu yıl bundesliga’da büyük çıkış yapan mainz’da oynuyor. 20 yaşında. forvet. gelecekte milli formayı giymesine kesin gözüyle bakılıyor. andre’nin mainz formasıyla 48 maçta 12 golü bulunuyor.

patrick herrmann. 91 doğumlu. m’gladbach’da forma giyiyor. orta sahanın her iki kanadında da oynayabiliyor. herrmann’ın en büyük özelliği sürati. oldukça seri bir futbolcu. şutları da bir o kadar etkili. takımına para kazandıracak gibi gözüküyor.

marco reus. o da hermann gibi gladbach’da top koşturuyor. 89 doğumlu. orta alanda hücumcu bir stilde görev alıyor. löw onu a milli kadroya da çağırmıştı. şimdiden bi hayli özel hayranı bulunuyor reus’un. ligde 6 gol, 3 asist istatistiği yakaladı şu ana dek.

lewis holtby. löw’ün kadroya çağırdığı gençlerden bir diğeri. 20 yaşında. mainz’da oynuyor, schalke’den kiralık. bu sezon takımıyla birlikte büyüyen oyunculardan birisi holtby. bayern ve özellikle köln maçlarında parlamıştı. mesutla sıkça karşılaştırılıyor.

julian schieber. nürnberg takımının futbolcusu. aslen stuttgart takımına bağlı. 89 doğumlu. alman 21 yaş altı ekibinin 9 numarası. sol ayağını iyi kullanıyor. bu yıl ligde 4 gol, 6 asisti var. oldukça dikkat çekmiş durumda. stuttgart gomez’den sonra bir de onu sunar mı, ülke futboluna? neden olmasın..

sidney sam. leverkusen’in bu sezon ele avuca sığmayan genci. aslen, nijerya’lı. hamburg’da profesyonel futbola başladı. takımını hem ligde, hem de avrupa ligi’nde sırtladı. şöyle şahane goller atıyor genelde. hızlı ve driplinglerle adam eksiltebilen bir futbolcu. vuruş tekniği de oldukça yetenekli olduğunun ispatı. önü açık bu elemanın, belli.

mario götze. bu yılın bundesliga’da tartışmasız en iyi takımı dortmund’da oynuyor. yalnızca 18 yaşında. orta alanda görev yapıyor. geçtiğimiz sezondan beri a takımla maçlara çıkıyor. 16 maçta oynamış, 6 asisti var. alman milli takımı’nda 1 maç oynadı bile daha şimdiden. adı sık sık avrupa’nın dev kulüpleriyle anılıyor zaten. onu dortmund’da tutmak zor olacaktır.

mats hummels. o da götze gibi dortmund’un gençlerinden. 88 doğumlu. savunmada ve orta alanın müdafaya dönük tarafında görev yapıyor. bayern alt yapısından yetişme. kloop’un değişilmezlerinden. benim de menajerlik oyununda dmc’de vazgeçilmezlerimdendi.

oliver baumann. freiburg’un genç kalecisi. 90 doğumlu. takımının 1. kalecisi olmuş durumda. adler ve neuer varken işi milli takım için hiç kolay değil fakat o muazzam reflekslerini kullanmayı devam ettirirse, en az adler ve neuer kadar şansı olacaktır ileride.

timo gebhart. stuttgart’ın orta sahasında görev yapıyor. özellikle avrupa ligi’nde iyi işler yaptı bu yıl. bundesliga’nın kötü sonuçlar alan takımlarından stuttgart. onlar adına sezonun en umut verici performanslarından birisi gebhart’a ait.

ve tabi ki, ilkay gündoğan. nürnberg’in türk asıllı oyuncusu. bu yıl en dikkat çekici gençlerden biriydi almanya’da ilkay. milli takım açısından tercihi de almanya oldu. bu konuda ona kızamayız bence.. geleceği parlak bir futbolcu. bochum alt yapısından yetişme. 90 doğumlu, hücumda görev yapıyor. 4 gol 2 asisti varbundesliga’da. dedikodular, ingiltere’den talipleri olduğu yönünde. umuyorum ada’ya gider ve başarılı olur.

bunların yanında; cenk tosun, konstantin rausch, togay arslan, benedikt höwedes, marcel schmelzer, kevin großkreutz, boris vukcevic, deniz naki, paniel mlapa vb. gibi birçok yıldız adayı var alman’larda. çoğu u21 takımlarında forma giyiyor. alman medyası ve halkının 2014 dünya kupası için bu gençlerin çoğundan beklentileri hayli yüksek. ve önemli kısmının beklentileri karşılayacağından eminler. alt yaş kategorilerinde (u21-u17) tüm kupaları topluyorlar.  programlı ve sistemli hareket etmek, alt yapıyı gerektiği gibi yönlendirmek güzel şey. darısı başımıza.

euro 2012 elemeleri, cuma maçları

05 September 2010, Sunday

euro 2012

avrupa şampiyonası elemelerinde, ilk maçlar geride kaldı. biz astana’dan 3’leyerek döndük. goller arda, hamit ve nihat’tan geldi.. ilk 2 golü peş peşe bulduk. ilginçtir, her ikisi de duran toptan geldi. bu mevzuda kendimizi geliştirmemiz gerektiği ortadaydı. ileride de sıkça kullanabilirsek duran topları, ciddi avantaj sağlarız.. tabi duran topu savunma konusundaki sıkıntımız devam ediyor. kazak’lar iyi çalışmışlar. etkili ortalar yaptılar. tehlike yaratmayı başardılar.. zaten sahada tek tehlike yarattıkları an duran top kullandıkları andı..

bizim takım böyle haftalarda sıkıntı yaşar ekseriyetle. bir hafta sonu maçı, arkasından da bir hafta içi maçı.. mutlaka bir tanesinde puan kaybediyoruz. bundan mütevellit, belçika’yı küçümsememek lazım. dünya kupası elemelerinde de görmüştük zaten bunu. yanılmıyorsam 2 maçta da mağlup edememiştik.. hemen hemen aynı kadro çıkacaktır sahaya. onur kalede. geri dörtlü sabri-servet-ömer-hakan, onların önünde aurelio-emre-arda-hamit-nihat ve tuncay.. bu kadroya geriden, sercan, halil, nuri, özer, kazım vb. oyuncularla destek verilebilir. volkan şen, necip, mevlüt de ilerleyen maçlarda mutlaka kullanılacaktır.. umarım uzun süredir problem çektiğimiz üst üste 2 maç alma konusunda bu defa başarılı oluruz..

cuma akşamı bizim maç haricinde de eleme maçları oynandı tabi. bizim grupta almanya klose’nin attığı golle, deplasmanda yendi belçika’yı.. b grubunda rusya andorra’ya 2 attı. onlar adına zor olmayacaktır.. c’de, italya estonya’ya maç veriyordu neredeyse. geriye düşmüşlerdi fakat sonradan toparladılar ve 2-1 aldılar maçı.. prandelli zor da olsa, galibiyetle başlamış oldu böylece.. aynı grupta sırbistan da var. faroe’ye 3 attılar. pek sevinmemişlerdir herhalde.. grup d’de misimovic’li bosna var.lüksemburg’u 3-0 ile geçtiler. misimovic 1 asist yaptı. 90 dakika sahada kaldı ve hazır bir görüntü verdi. ibricic de bir gol attı.. d’nin sürprizi fransa idi. blanc’ın takımı evinde belarus’a mağlup oldu. kaos devam ediyor fransa’da.. kısa vadede başarı hayal gibi duruyor onlar adına.. e’de hollanda 5 attı. fakat az attılar dersek, yanlış olmaz herhalde. rakipleri san marino idi çünkü. herkes sürprize imza atabilir de bu san marino atamaz. senelerdir averaj takımı. hiç bir gelişme yok adamlarda. anlayabilmiş değilim.. hollanda’nın yarışacağı  isveç, macar’ları 2-0’la geçti..

f grubunda yunanistan rakibi deyim yerindeyse boğduğu maçta, 1 puana razı oldu. hırvatistan ve israil 3’er golle kazandılar. pool’dan chelsea’ye geçen benayoun hat-trick yaptı.. g’de ingiltere bulgaristan’ı 4’ledi. orada da defoe’den 3 gol geldi.. yeni forma yapmışlar. yeni bir imaj arayışındalar galiba. dünya kupası’nı unutmak istiyorlar.. walcott da güzel çocuk tabi. seviyoruz… gecenin en etkileyici maçı belki de grup h’deydi. portekiz, güney kıbrıs’ı ağırladı. quaresma da forma giydi. maçın skoru 4-4. ismiyle müsemma derler ya, hakikaten öyle. dört dörtlük bir maç. tarihe geçer.. i grubunda da ispanya 4-0 kazandı. torres 2, villa 2. son dünya ve avrupa şampiyonunu durdurmak pek mümkün gözükmüyor şu aşamada..

almanya – ingiltere, tarihe geçen maç

27 June 2010, Sunday

almanya - ingiltere | mesut

ingiltere ve almanya çapraz gruplarda yer alsalar da, 2. turda karşılasmasına pek ihtimal verilmeyen iki takımdı. çünkü, bu ihtimalin hayata geçmesi demek, ikisinden birinin grubunu 2. sırada tamamlaması demekti. igiltere’nin b grubunda ceyazir, abd ve solenya’nın önüne geçememesi yahut almanya’nın d’de avustralya, gana, sırbistan’ı ekarte edememesi, kabul edelim ki sürpriz olarak addedilecek durumlar. ve fakat, futbol bu. ötesinde, dünya kupası bu. nereden vuracağı belli değil piyangonun. almanya işi ciddiye alıp, lider bitirse de grubunu, capello’nun ingiltere’si bir türlü istenileni ortaya koyarak alamadı o 1.’liği. netice, 2. turda adıyla, sanıyla almanya – ingiltere maçı bizleri bekliyordu.

ilk maçlar noktalandığında, almanya tartışmasız en dominant takım olarak duruyordu. 2006’da klinsmann’ın bıraktığı takım ve sonrasında yardımcısı joachim löw’ün ondan devralarak geliştirdiği, birleştirdiği bugünkü şeklini alan takım.. almanların, iki takım arasında bu kadar yumuşak bir geçiş yaşaması, en büyük kozlarıydı. yarı finalde elenen o takım, baştan aşağı yenilenmek yerine, törpülenerek getirildi bu turnuvaya. bazı oyuncular, mecburi şekilde değişse de, aynı şablon üzerinden oynuyorlar işin özünde. podolski ve klose hücumda aynı etkinlikteler, lahm daha da tecrübe kazanarak sapasağlam yerinde duruyor. sakatlanmasaydı ballack orta sahada yer alacaktı. yine; şıvaynşıtayger, gomez, mertesacker gibi oyuncular da 2006’nın önemli parçalarındandı. bu iskeletin üzerine, o kadar şahane eklemeler yaptı ki löw, böyle güzel futbol oynayarak, dünya kupası’nda ilerlemeleri, hiç şaşırtmıyor beni. doğrudan ilk 11’e yapılan mesut, khedira ve müller eklemeleri, nokta atış diyebileceğimiz tercihler. tartışmasız, alman futbolunun yeni starı olan mesut özil, hücumların lideri konumunda. her yerde görmek mümkün onu. olağanüstü tekniğini kullanıyor, süratini konuşturuyor, pas yapıyor, gerektiği zamanlarda dikine oynuyor, ara pas atabiliyor, takım savunmasına yardım ediyor vs.. kısacası, üst düzey bir orta alan oyuncusundan beklenecek her vasfa sahip mesut.

löw’ün tercih ettiği oyun düzeninde, en uçta klose, bitirici forvet olarak yer alıyor. rakibin çıkmasını engelleyen, ceza sahası içerisinde topla buluştuğunda gole hep yakın bir adam klose. milli takım golcüsü aynı zamanda, mario gomez’in tam aksi olarak. klose’nin hemen arkasında, serbest olarak niteliyebileceğimiz bir alanda mesut  yer alıyor. mesut da o öldürücü hızlı çıkışları ve rakip yarı sahaya devrildikleri hücumları komuta ediyor. takımın iki kanat oyuncusu da harika yetenekler. sağda bu yılın en büyük patlamalarından birisini gerçekleştiren, bayern ile şampiyonlar ligi finaline 11 çıkan müller, solda ise öldürücü şutlarıyla nam salan lucas podolski. bu dörtlü, muazzam derecede kuvvetli bir hücum gücü oluşturuyor nitekim. her biri birbirinden hızlı, yetenekli bu 4 oyuncu, bu güne kadar, hemen hiç şans golü atmadılar. buldukları her gol, zeka, beceri ve çalışma birleşimi oluyor. bu hücumcuların arkasında, biraz da görünmeyen kahramanlar khedira ve şıvayn var tabii. bu turnuvada olduğundan daha defansif bir yapıda oynayan şıvayn da çok iyi oynuyor fakat, stutgart’lı sami khedira deyim yerindeyse döktürüyor. benim şu takımda beğendiğim ve kıskandığım oyunculardan bir tanesi. gayet heybetli bir fizik, yüksek bir tempo, olması gerekenden de fazla bir teknik kapasite ve egodan uzak tamamen takım yararına bir futbol yapısı. genç oyuncu, hem defansif hem de ofansif anlamda çok şey katıyor almanya’ya.

almanya - ingiltere | lampard

ingilizler, rakiplerine kıyasla, daha farklı bir sistem uyguluyorlar tabii. capello, klasik ve yavaş yavaş değerini yitiren bir oyun yapısı olan 4-4-2’yi kullanıyor. bu düzen, adeta baltaladı şu güne dek ingiltere’yi. hücumcu bekleriniz olsa da, orta alanda üstünlük kuramadığınız gibi, ileriye de gerekli desteği veremiyorsunuz. neredeyse tüm ekiplerin, kalabalık bir orta saha ve top rakipteyken topun arkasına geçen bir sistemi uyguladığı dönemde, ingiltere’nin bu dizilişi uygulaması, çok net, abesle iştigaldir. asıl komik olanı, barry geldikten sonra bu kurguyu bozmamak için gerard’ı sol çizgiye atarak, verimini sıfıra indiren capello’nun ta kendisi aslında. ya, bir ashley young, theo walcott, aaron lennon vardı, sahi ne oldu onlara?

maç başlarken, klose’nin cezasını bitirmiş olmasıyla, olağan düzenine dönmüş gözüküyordu panzerler. klose’yi, kanatlardan ve mesut ile geriden destekleyeceklerdi. en geride ise, tüm ağırlığına rağmen, belli bir uyum yakalamayı başaran oyuncular vardı. gana’yı tercih eden kardeşinin tersine, almanya formasını sırtına geçiren boateng sol bekte başlıyordu. sağ taraf zaten philip lahm’ın kontrolü altında. rakip ingiltere de barry’yi ortaya alarak, son maçtaki gibi gerard’ı solda kullanmayı tercih etmişti. sağ çizgi villa’lı milner ve pool’lu glen j.’ındı. ortada doğal olarak barry-lampard ikilisi. ileride ise rooney ve suppoter’ı defoe.

maç başladığında, ingilizler için ilk sorun, bu dizilimle nasıl yaratıcı olabilecekleriydi. cezayir maçında da görülmüştü ki, bu orta saha hiç de kendisi yaratabilecek bir konumda değildi. velhasılı, ilk dakikadan itibaren maça karakter koyan taraf almanya oldu. bunun yansıması olarak da, kaleden gönderilen uzun bir topta, upson’ın gibi dursa da, işin özü, terry’nin hatasıyla gol geldi. ferdi reyissiz ingiltere müdafasının çok uzun süredir verdiği uyarı sinyallerinden bir ders alınmamış olacak ki, bu hata sonrasında toparlanamadılar. üstün alman teknolojisi olarak sıfatlandırabileceğimiz hücum hattı da formunda olunca, ileride şahane top çevirdi panzerler. ard arda yaptıkları duvar pasları sonrası, her ileri uç elemanının ayağına topun değdiği derslik bir organizasyonla 2’yi buldular. gidişat, almanya’nın ingiltere’yi hezimete uğratacağı yönündeydi. fakat, yapması gerekeni yapıp kanattan çizgiye inme denemesinde bulunan ingiltere, bir yan toptan golü buldu. ilk yarı tartışmalarla biterken, 2. yarı aynı kadrolar sahadaydı. ingiltere, oyunu rakip alana yığıp, usta ayaklarla gol bulma şansını bir kaç defa yakalasa da, beceremedi. sonrasında, almanlar, yine ders olarak okutulabilecek 2 hızlı hücumla noktayı koydu olaya.

verilmeyen gol muhabbetine, ayrı bir paragraf açmak gerek sanırım. bu kadar, net bir gol nasıl verilmez, anlayamadım ben de herkes gibi. tv’den dahi, ilk görüşte gol olduğu belli olan şut, nasıl olur, göz ardı edilir.. hakem ve özellikle yardımcısı için bundan sonrası çok zor artık. yalnız, ingiltere’nin mağdur olarak gösterildiği, yapay bir ortam oluşturulacaktır  muhtemelen. ben hiç, katılamayacağım o ortama. futbolda, bariz de olsa var böyle hatalar. makinelerin değil insanların oynadığı ve yönettiği bir spor bu. bu güne dek, binlerce hata olmuştur, skoru, oyunu ve hatta şampiyonlukları etkileyen. geçmek lazım bu, ‘2-2 olsa, ingiltere tur atlardı’ mevzularını. evet, maç daha farklı şekillenebilirdi, hak veriyorum. fakat, olayı da yalnızca bu eksende ele almak, oynanan topa haksızlıktır.