‘arsenal’ olarak etiketlenmiş yazılar

cumartesi futbolu

21 August 2010, Saturday

liverpool - arsenal

bundesliga’nın da dün akşamki bayern-wolfsburg maçı ile başlamasıyla, avrupa’da futbol iyice kıvama gelmiş durumda. spor toto süper lig ve bank asya 1. lig’de de futbol keyfi başladı. öyleyse, tv’de bugünün programına bir bakalım;

16.30 hoffenheim – werder bremen (trt3)

17.00 arsenal – blackpool (spormax)

19.15 wigan – chelsea (spormax)

21.00 antalyaspor – sivasspor (digi 205)

21.00 beşiktaş – istanbul belediye (lig tv)

21.00 samsunspor – akhisar belediye (trt3)

21.30 barcelona – sevilla (ntvspor)

22.00 auxerre – valenciennes (kanal a)

premier league’de 2. hafta, 6 maçla birden start alıyor, spormax arsenal – blackpool’u seçmiş. güzel de yapmış. arsenal’imizin emirates’de ağırlayacağı ligin yeni takımı blackpool geçen hafta wigan’a deplasmanda 4 tane sallamıştı. ciddi bir sınav olacak bu yönden. wenger kadroyu pek değiştirmeyecektir.. yine premier league’den güzel bir başka maç da tv’de olacak bugün; wigan – chelsea. blackpool’dan 4 yiyen wigan, açılışı wba önünde 6 golle yapan son şampiyonu ağırlıyor. işleri hiç kolay olmayacaktır. hatırlatalım, drogba azmanı sezona 3 golle başladı.. saat 9’daki beşiktaş – ibb maçı daha şimdiden tempolu ve zevkli geçecek gibi gözüküyor. farklı bir havaya bürünen beşiktaş, mutlaka baskı kurmak isteyecektir. fakat, abdullah avcı’nın takımı da ligin son bir kaç yılda, en iyi organize kapanan ve hızlı çıkan ekiplerinden. güzel maç olur.. bu maçı kaçıranlar ya da barcelona fanatikleri için de 9 buçukta ntvspor uygun.. süper kupa’nın rövanş maçında sevilla ile oynayacaklar. ilk maçta ibra’nın golüyle öne geçse de 3 – 1 mağlup ayrılmıştı sahadan barça. çok zevkli bir maç olacağını tahmin etmek güç olmasa gerek.


çok özledik çok!

17 August 2010, Tuesday

güzel ülkenin ligi pirömiyer lig de bizle beraber başlayanlardandı. her geçen yıl endüstriyelliğin, amerika’lıların ve futbol mühendislerinin üzerine daha çok çöreklendiği ortamda, avrupanın en keyif veren ligi olarak kalabilmeyi başarması, en büyük, en güzel yanıdır.. hemen her 2 haftada bir dev bir maç izletir bizlere ingiliz’ler. bu defa da kafadan, daha ilk haftada birbirinden çekişmeli maçlarla başladılar işe.

harry redknapp’ın tottenham’ı evinde sezonun flaş tansferlerini gerçekleştiren yeni manchester city’i ağırladı. ligin adına ve kalitesine yakışır bir maç oldu fakat gol gelmedi bir türlü. gol sesi çıkmayan, en zevkli maçlar listesine de giriş yapmış oldular böylece. şaka bir yana, çok önemli yerlere önemli transferler yapan city, özellikle ilk yarıda spurs karşısında çok zor anlar yaşadı. sol önde oynayan adamım gareth bale, süper maç çıkardı. spurs’ün forvet rotasyonu da oldukça dikkat çekici cinsten. aynı durum ziyadesiyle, city’de de mevcut tabi.. onlardaki zenginlik her bölgede görülebiliyor hatta. orta alanda barry-yaya toure-silva-swp-de jong gibi harikulade isimler oynuyor. önde ise tevez, adebayor, balotelli, santa cruz alternatifleri var. mancini aynı inter’de olduğu gibi bonkör bir yönetimin altında çalışıyor manchester’da da.

manchester

zirve takımlarından chelsea’de bir sıkıntı yok, kaldıkları yerden devam ediyorlar. şampiyon noktaladıkları geçtiğimiz yılı, 8-0 ile kapatmışlardı, bu yılı wba karşısında 6-0 ile açtılar. essien geri döndü, drogba, lampard, malouda gibi isimler formlarından hiç bir şey kaybetmemiş haldeler.ancelotti,  joe cole’un açığını benayoun ile giderme amacında. 10 numaralı formayı da ona vermişler, nedense.. manchester’ın diğer tarafı, şeytanlarda da sezon rahat açıldı. dün gece lige geri dönen newcastle’ı 3-0 geçti onlar da. bale ile beraber bir diğer adamım chicharito son dakikalarda oyuna girdi. ama onların gündemlerini meşgul eden konu,  iki yaşlı kurt giggs ve scholes’un hala pas tutmadıklarını gösterircesine, takıma katkı vermeleriydi. ryan giggs bi 20 sene daha oynayacak herhalde, maşallah diyelim biz buradan..

wenger’in arsenal’i ile benitez’den sıyrılıp roy hodgson’a sarılan liverpool da sezonun ilk haftasında kozlarını paylaşan ekiplerdendi. maçın tamamını izleyemesem de baktığım bölümlerde, arsenal oyuna hakim olan tarfatı. aşina olduğumuz yoğun pasa ve top tutmaya dayalı futbol sahaya yansıyordu. genç wilshere’e şans vermiş wenger. yine, chamakh da ileride oynayan oyuncuydu. savunmada beklendiği üzere lorient’ten alınan koscielny görev aldı, vermaalen’in yanında. ki, son dakikada atılmış oyundan kendisi.. pool’da ise torres yoktu ilk 11’de. yeni transfer joe cole sahadaydı. sakal bırakan mascherano, gerard, carragher tam kadro oyundaydı. belçika’dan gelen jovanovic de sol önde forma şansı bulmuş hodgson’dan. neticede berabere kaldı iki takım ve henüz çok başında olduğumuz lige, kontrollü bir başlangıç yaptılar.

e, tabi bunun daha everton’ı, aston villa’sı, fulham’ı vs.’si var.. zaman geçip, haftalar ilerledikçe, kimin ne yaptığını, kimin ilerleyip-gerilediğini daha net görme şansımız olacak… yalnız benim en üzüntü duyduğum konulardan bir tanesi, martin o’neill’ın aston villa’dan ayrılması oldu. umarım başka yerlerde de, aynı geçmişte celtic ve aston villa’da yarattığı takımlar gibilerini yaratır. takipçisiyiz.

son bir not: fantasy premier league‘e devam ediyorum ben. noat samisa ve batug‘un kurduğu liglere katıldım. varsa seveni, hatırlatmak isterim..

arsenal 2010-11

09 July 2010, Friday

arsenal 2010-11 | iç saha

arsenal 2010-11

17 June 2010, Thursday

arsenal 2010-11 | deplasman

işte premier lig bu!

12 September 2009, Saturday

manchester city-arsenal

manchester city-arsenal maçı, adına yakışır bir mücadeleye sahne oldu. bol gol, bol pozisyon ve temposu neredeyse düşmeyen, zevkli bir futbol. skor tabelası 4-2 manchester lehine gözükse de, arsenal son 5 dakikada, 4-1 mağlupken yakaladığı 5 net fırsatı teperek, kahretti bizleri. given sağolsun, çılgın oynadı son anlarda. swp bir attı, bir attırdı. bellamy de aynı şekilde 1 güzel gol, 1 enfes asist. de jong iyi topçu, orta sahada böyle bir oyuncuya çok ihtiyacı var hughes’ün. arsenal’de rosicky döndü, hem de golle döndü. darısı nasri’nin başına diyelim. ibrahim altınsay’ın sık sık altını çizdiği, sezon başında benim de değindiğim, arsenal savunmasının toure’nin gidişiyle zayıf, yumuşak kalması problemi bu maç bela oldu wenger’e. lakin, en iyi oyuncularından 2’sini verdiğin takıma yenildiğinde üzülmeyeceksin hiç, haketmişsindir zira. üzüleceğin tek konu adebayor’un yaptığı artistlik olur. adam değilmiş dersin geçersin onu da..

n’aptın eduardo!

27 August 2009, Thursday

eduardo

dün oynanan arsenal-celtic şampiyonlar ligi play-off maçında, arsenal’in elde kalan en yetenekli golcüsü eduardo, takımına öyle bir penaltı kazandırdı ki, arif erdem bile kıskanmıştır hırvat oyuncuyu. iskoçlar da şikayetçi haliyle. ceza almasını istiyorlarmış eduardo’nun bu hareketi sebebiyle. ne yalan söyliyim, eduardo’yu çok sevsem de, bu aldatıcı hareketinden sonra alacağı cezaya hiç bir bahane üretemem. ulan bari bıraksaydın da başkası kullansaydı penaltıyı..

eduardo’nun kendi kendini düşürüp penaltı kazanma anı

premier league 09-10

17 August 2009, Monday

ingiltere’de sezon bu hafta itibarıyla başlamış durumda. ronaldo gibi bir değeri la liga’ya kaptırsa da, kalitesinden ve rekabetinden hiç bir eksilme yaşamadan yoluna kaldığı yerden devam ediyor premier lig. aynı hızda, aynı sertlikte ve aynı cömertlikte oynuyor takımlar. chelsea’nin, hull city’i evinde son anda şans golüyle yenmesi bunun bir örneği. -drogba o topu kaleye göndermeyi amaçladıysa ne olayım- hazırlık maçlarında gayet hazır bir görüntü çizmişti londra ekibi. drogba’nın lige iyi başlayacağına dair verdiği sinyaller doğru çıktı ve afrikalı golcü 2 gol birden atarak ligin en önemli forvetlerinden birisi olduğunu ispatladı. anelka’yla beraber, ancelotti’nin ileri uçtaki en büyük kozu olacak bu yıl didier.

arsenal ilk haftanın sürprizini yapan takım oldu. everton gibi, şampiyonlar ligi’ni hedefleyen bir takıma deplasmanda 6 gol atmak, şu an için arsenal adına büyük bir sürpriz. ilk golü atana kadar pas trafiğinde sıkıntı yaşadılar fakat gol gelince oldukça rahat şekilde, rakibin etkisizliğinin de yardımıyla, bildiğimiz arsenal paslaşmalarını uyguladılar. ilk yarı bitmeden 3-0 olunca maç koptu zaten. iki stoperin gol bulması sevindirici de olsa, toure’nin gidişiyle o bölgede ciddi bir sorun yaşanması mümkün duruyor hala. kolo, oldukça mücadeleci bir oyuncuydu. yeni ikilinin bu konuda hafif kalma ihtimali var. orta saha’nın ve takımın lideri fabregas. bu da arsenal’in en büyük şansı. iki attı, iki de asist yaptı genç kaptan. “ulan yoksa” dedirtti arsenal bu maç. fakat çok erken henüz, sabırla beklemek gerek wenger’in takımını.

diğer karşılaşmaları tam izleyemediğim için yorum yapmayacağım pek. ntvmsnbc’den izleyebilirsiniz maç özetlerini. ilk haftadan sonra akılda kalanlar; fabregas’ın müthiş performansıyla umut vermesi, wigan’ın aston villa’yı deplasmanda gayet güzel bir oyunla geçmesi, eduardo’nun gol atması, drogba’nın rakiplerini iki golle uyarması, henüz sezon başı olmasına rağmen atılan enfes goller.. bir de wigan’lı rodallega’nın attığı fantastik-bombastik gol. tamam drogba’nın frikiği, denilson’un füzesi, ekoto’nun roketi iyi hoş, kabul de; rodallega’nın attığı gol bu dünyadan değil. o nasıl bir vuruştur mübarek!

adebayor manchester city’de

18 July 2009, Saturday

adebayor

beklendiği gibi manchester city’ye imzayı attı adebayor. bir iki gün önce kulüplerin anlaştığı açıklanmıştı, şu andan itibaren de resmen city’nin topçusu.  togo’lu golcüyü londra semalarından manchester’a transfer etmenin arap patronlara faturası 30 milyon euro. onlara dokunmayacak tabi bu rakam. tevez’e, santa cruz’a hatta geçen yıl robinho’ya gereğinden fazla para döktüler. abramovic chelsea’yi aldığında böyle saçma bir politika izlememişti, daha akıllıca hareket etmişti. bu akıllı transfer politikası başarıya ulaştırmıştı mavileri. arapların city’si ise paramız var, herkese salça oluruz, alamasakta piyasayı alt üst ederiz şeklinde yapıyorlar yorumlarını. nereye gittiği belli değil takımın, mark hughes bile fayda etmeyecek sanırım bu adamlara.

adebayor’un gelmesiyle çok net bir biçimde forvet yoğunluğu oluştu city’de. yemeyip, içmeyip hücuma adam alıyorlar, anlamak mümkün değil tabi bu durumu. benjani-bellamy-santa cruz-tevez-bojinov-caicedo-robinho ve son olarak adebayor. üç üst düzey takıma dağıtsak bu oyuncuları, bayram eder hocalar vallahi. o derece bir forvet hattı var hughes’un elinde. yalnız bu kadar çok seçenek işlerin iyi gideceği anlamına gelmiyor, kenarda oturması gereken adamlar illa ki pürüz yapacaktır. ideal kadroda şu saydığım forvet oyuncularından robinho, tevez ve adebayor yer alacaktır. bu da demek oluyor ki santa cruz, bojinov, bellamy gibi oyuncular yedek kulübesinde oturacak. bi’ ihtimal elden de çıkarılabilirler. hücum hattı abartılı biçimde geniş olan bu takımın savunmasında yer alan oyunculara bakalım bir de; dunne-micah richards-onuoha-ben haim-bridge. e oldu mu şimdi? sen ligin 4 büyük takımının 2 forvetini transfer et -ki birisi takımının en önemli oyuncusu belki de- sonra tutup bu savunma rotasyonuna ekleme yapma. bu denklemin bir mantığı olmadığından, bir savunma oyuncusu transfer edebileceklerini varsayıyorum ben. orta sahaya yaptıkları barry takviyesini es geçmeyelim, en doğru transferiydi bu yıl manchester city’nin. ireland ile beraber güçlü bir orta alan ikilisi kuracaktır, eski villa kaptanı. buradan yırtabilir belki city’nin transfer rotası.

ilk 11 oyuncusu adebayor’u rakiplerinden birisine satan arsenal’in, bu transferi maddi zorunluluklar doğrultusunda mı yoksa tamamen taktiksel bir hamle olarak mı yaptığını anlamadım ben. kabul, geçen yıl oldukça yükselen beklentileri karşılayamadı, takımın ligde geride kalmasında payı var elbette fakat oyuncuyu elden çıkarmak için daha geçerli sebepleri olmalı wenger’in. hem rakiplerinden birisi oldukça güçlendi bu transferle, hem de arsenal hücum hattında büyük bir boşluk oluştu. iki yılda 50’ye yakın gol atan adebayor’un yerine bir ekleme yapılmalı muhakkak. bordeux’un golcüsü chamakh’ın ismi geçiyor bu bölge için, gerçekleşirse gayet güzel olur. nicklas bendtner alternatifinden çok daha iyi bir seçenek. orta sahaya da bir oyuncu arıyor wenger, şu meşhur özelliklere sahip bir oyuncu. oyunun iki yönünü de oynayabilen, oyun kurabilirken aynı zamanda koşup pres yapabilme özelliği de bulunan oyunculardan. bu iki bölgeye gerekli eklemeleri yapması halinde arsenal adebayor kaybına rağmen ilk sıraların en büyük adayları arasında yer almaya devam edecektir.

arshavinli arsenal

17 March 2009, Tuesday

ingiltere ligini ve dolayısıyla arsenal’i bir süre takip edemedim. benim kaçırdığım süre içerisinde yeni transfer arshavin oynamaya başlamış ve bu hafta blackburn’ü 4-0 mağlup ettikleri maçta 2 gol birden atmış. bu transfer hakkında bir görüş belirtmemiştim, gerek te yok aslında iyi mi kötü mü demeye. nokta transferdir arshavin. arsenal’in rosicky, hleb ve muhtemelen nasri transferlerinden daha çok yarar sağlayacağı bir oyuncu. en pahalı transferiymiş ayrıca ingiliz klübünün. 17 milyon euro ödeyerek kadroya dahil ettiler arshavin’i ve doğal olarak beklentileri hayli yüksek. yerden, sık ve hızlı pasa dayalı bir sistem içerisinde tekniğiyle ve çabukluğuyla önemli roller alacaktır arshavin. şu ana dek 4-0’lık blackburn maçının özeti dışında hiç bir arshavinli arsenal maçı izleyemediğim için şimdiye kadar gösterdiği performansı değerlendiremem lakin arsenal için doğru tercih olduğunu söyleyebilirim. her şeyden önemlisi sorumluluk alabilmek gibi bir özelliği var bu adamın. arsenal’in de en büyük sıkıntısı bu. yetenekli gençlerin bi’ yere kadar getirip, sonrasında zorlandıklarına şahit oluyorduk. bu noktada arshavin daha da önemli bir hal alıyor. son avrupa şampiyonası tecrübesinden sonra onun adına da gerekliydi artık avrupada futbol oynamak. tüm bunların ışığında arsenal’in arshavin’den önemli katkılar alacağını düşündüğümüzü belirterek eduardo’ya da değinelim. bu arsenal’i izleyemediğim süre içerisine eduardo’nun sahalara geri dönmesi de giriyor. çok talihsizce sakatlanmıştı hırvat forvet ve uzun bi’ süre arsenal’de yokluğu hissedildi. bendtner’e kaldı takım o yokken ve ben de bir türlü ısınamadım bu bendtner’e. carlos vela’yı onun önüne koyarım her türlü. sakatlık demişken adebayor ve fabregas geldi aklıma. galatasaray mısınız mübarekler, ne çok sakat veriyosunuz!

arshavinli arsenal

carlos vela

13 November 2008, Thursday

arsenal’in gençlerinden bahsetmiştik geçmiş yazılarda. o gençlerin çoğu dün arsenal-wigan carling cup mücadelesinde sahadaydı. aralarında en dikkatli izlediğim ve yetenekli olduğunu düşündüğüm genç, carlos vela. muhteşem bir gol attı meksikalı.

yapım yönetim:arsene wenger

20 September 2008, Saturday

lehmann yazısında belirtmiştim arsenal takımına sempatim olduğunu. hal böyleyken bi’ arsenal değerlendirmesi yapmak istiyorum. bunu da bugün oynadıkları bolton maçıyla beraber yapmak doğru olacaktır sanırım.

arsenal belli bi’ oyun düzeni olan, oyuncular değişse de -ki değişen oyuncuların hemen hemen hepsi belli bir kalitenin üstünde oyuncular oluyor- oyun sisteminde büyük boşluklar vermeyen bir takım, burası herkesin malumu. biraz bu işleyen sisteme bakmak gerek sanırım. bir kere orta saha ; kısa boylu, oyunu iki yönlü oynayabilen, rakibe önde basabilen ve çoğu teknik konusunda üst düzey oyunculardan oluşuyor. bu tanımlama herkese ‘uefa dönemindeki galatasaray’ çagrışımı yapıyor muhtemelen. fabregas’ın yanında denilson, song biraz daha yanlarında walcott, eboue ve nasri. tabi bunların dışında sakat olan rosicky ve genç ramsey’i de unutmamak gerek. bu orta sahanın pas alış verişi ve ileri uçtaki adebayor- van persie ikilisine destek vermesi arsenal hücumlarının kilit noktası bana kalırsa. denilson ve walcott’a bi’ parantez açmak istiyorum. birisi 88, diğeri 89 doğumlu. wenger’in onlara verdiği şansı -özellikle bu sezon- çok iyi kullandı her ikisi de. denilson tekniğiyle ve efektif oyunuyla etkilemiş durumda beni. walcott  ‘oldum ben’ sinyalleri veriyordu zaten. hocalarının güvenini boşa çıkartmadılar ve takımları adına çok önemli işler yapıyorlar. bakalım ramsey şansını nasıl kullanacak. bi’ de carlos vela var, benim çok beğendiğim. o da şans bulacaktır, bir yıldız daha kazanırsa arsenal şaşırmamalıyız. sakat eduardo  beklenenden erken dönecekmiş, takım için  önemli bir oyuncu.

adebayor’dan bahsetmeye lüzum var mı? bilemiyorum. henry’nin gidişinden sonra takımın hücumunu sırtlamış durumda. orta saha’dan da aldığı destekle tozunu attırıyor ingiltere liginin. bolton maçında gol atamadı fakat asistini yaptı yine. maç genelinde de gayet iyiydi. takım her zamanki gibi rakip ceza sahası önünde kamp kurduğunda doğru yerlerde yer aldı. ilk arsenal golünde -ofsayttı eboue’nin attığı gol- eboue hiç hareketlenmese arsenal adına ‘temiz bir gol’ atacaktı. ardından gelen muhteşem golde de kilidi açan paslardan birinin sahibiydi adebayor. kısacası arsenal gol atarken adebayor mutlaka bir şekilde katkı sağlıyor takıma.. bir de savunma kısmı var işin. ben pek karamsar değilim fakat bazı sorunlar da yok değil hani. kaleci almunia’nın bu maçtaki gibi ara sıra yaptığı basit hatalar, gallas-toure ikilisinin ileri çıkıp rakibe hızlı hücum şansı tanıma potansiyeli, clichy’nin bazı tecrübesizlikleri. bunlar da savunmadaki problemler gibi duruyor. silvestre kadroya derinlik katıp katkı sağlayacaktır takıma mutlaka.

bugün maçta walcott ve ramsey’in de oyuna girmesiyle beraber arsenal’in yaş ortalaması kaç oldu merak ettim. bu genç ve yetenekli kadroyla arsenalin şampiyonlar ligi ve pirömiyer lig de -en azından birisinde- başarılı olacağını düşünüyorum ben. rosicky’nin takıma dahil olmasıyla beraber daha iyi günler gelecek arsenal için, umutlu bu sene arsenalliler.. son olarak; fenerbahçe’nin işinin zor olduğunu düşünüyorum arsenal karşısında. fener’in savunmadaki zaaflarını ve arsenal’in kısa pasa dayalı hızlı hücumlarını birleştirince ibre arsenal’i gösteriyor haliyle.