‘avrupa futbolu’ olarak etiketlenmiş yazılar

cumartesi futbolu #3

05 February 2011, Saturday

arsene wenger

keyifli bir futbol günü daha.. hemen hemen bütün liglerden güzel maçlar var. premiere league’in çoğu maçı bugün. arsenal, manu ve city sahne alacak. bir tek chelsea – liverpool’u izleyemeyeceğiz. st. james’ park’taki newcastle – arsenal maçı oldukça vaatkar gözüküyor. gönül gunners’tan yana muhakkak.

bundesliga da çoğu zaman olduğu gibi bu hafta da cumartesi günü futbolunu renklendiren organizasyonların başında geliyor. dün akşamki ruhr derbisinden çıkan golsüz beraberlik hem leverkusen’in hem de münih’in iştahını arttıracaktır. birisi nürnberg diğeri köln deplasmanında. bu arada dün dortmund, rakibi schalke’yi mağlup edemeyerek; 97 yılından bu yana sezon içerisinde 2 ruhr derbisini birden kazanamama geleneğini devam ettirdi. bundesliga’nın açık ara en keyif veren takımına yakışmadı. gerçi götze, barrios falan ellerinden geleni yaptılar. “dev kedi” neur’i geçmek imkansızdı yalnızca..

seri a’da haftanın maçı -inter/roma- yarın, fakat bugün de 2 maç var. udinese – sampdoria ve cagliari – juventus.. son haftalarda acıların ekibi kıvamına gelen juve, gene kazanamazsa işler iyice sarpa sarar. kesin galip gelmeliler. güzel topçular oluşumu udinese de favori olarak çıkıyor sampdoria karşısına. kabul etmek gerekir ki cumartesi günü, seri a pek çekici değildir. pazar günüdür seri a..

ispanya dediğimiz zaman, barcelona ve real madrid maçları geliyor akıllara çok net. mütemadiyen ikisinden biri de cumartesi oynar. bu akşam, barca’yı izleyeceğiz. rakip de güzel; atletico madrid. bahis oranlarının 1.05 barcelona lehine olması madrid’lilerin hırs yapmasına sebep olur mu onu pek bilemeyeceğim de; handikaplı barcelona galibiyetinin çok uzun süredir kazandırdığını rahatlıkla söyleyebilirim.. bunun dışında; villareal de evinde levante’yi ağırlıyor akşam. ligin 2 net takımı varsa; 3.’sü de açık şekilde villareal’dir. rossi-nilmar klas ikili..

son olarak süper lige bakalım.. 4 maç var bugün bizde. saat 2 itibariyle kasımpaşa – belediye maçı başladı. 4’te beşiktaş – karabük var. zevkli maç olacaktır. imkanı olanlar kaçırmamalı. akşam 5’te kayseri – ankaragücü oynuyor. zirveye tutunabilmek adına, maçı mutlaka almalı kayseri. haftaya fener’le oynayacaklarını göz önüne alırsak, maçın değeri daha da artıyor.. fenerbahçe ise manisa deplasmanına çıkıyor. hikmet karaman’la birlikte tüm çehresi değişen manisa bu akşam bir çelme çakabilir mi fenerbahçe’ye? bana kalırsa bir sürpriz çıkabilir..

televizyon’daki maçlar;

16.00 beşiktaş – karabük / lig tv

16.30 köln – bayern münih / trt spor

17.00 kayserispor – ankaragücü / digi

17.00 newcastle – arsenal / spormax

19.30wolverhampton – manu / spormax

21.45 cagliari – juventus / spormax

23.00 barcelona – atletico madrid / ntvspor

bence sen de şimdi herkes gibisin!

31 January 2011, Monday

mavi

seri a’nın durdurulamayanı: cavani

31 January 2011, Monday
tam adıyla, edinson roberto cavani gomez. nam-ı diğer; the matador! napoli’nin gün itibariyle seri a’da liderin bir basamak altında yer alıyor olmasının ve şampiyonluk sevincini yaşayabileceğine inanmasının bir numaralı sebebi.
attığı gollerle hayat veriyor azzuri’ye. öylesine etkileyici oynuyor ki, tartşılacak bir yön dahi bırakmıyor otoritelere. kafayla fol a

edinson cavani

tam adıyla, edinson roberto cavani gomez. nam-ı diğer; the matador! napoli’nin gün itibariyle seri a’da liderin bir basamak altında yer alıyor olmasının ve şampiyonluk sevincini yaşayabileceğine inanmasının bir numaralı sebebi. attığı gollerle hayat veriyor azzuri’ye. öylesine etkileyici oynuyor ki, tartşılacak bir yön dahi bırakmıyor otoritelere. kafayla gol atıyor, bire birde adam çalımlayıp atıyor, uçarak atıyor, uzaktan atıyor.. kısaca; adam durdurulamıyor efendim!..

sezon başında bir çok büyük kulüp kendisini isteyedursun, o napoli’yi seçerek hemen herkesi şaşırtmıştı. öyle ya, napoli günümüz futbolunda inter, milan ya da manu, liverpool gibi kulüplerin bir kaç sıra altında kalıyor. bu tercihi çok eleştirilmiş olsa da, gelinen nokta cavani’nin lehine kesinlikle. seri a’nın altını üstüne getiriyorlar ve cavani bu oyunun başrolünü üstlenmiş durumda.

matador henüz 23 yaşında. 3 yıl formasını giydiği palermo’da 21 gol atmıştı. napoli’yle geçirdiği bu muazzam sezonda ise şimdiden 17 gole ulaştı bile. avrupa kupalarındaki gollerini de dahil edersek 24 gol gibi etkileyici bir sonuçla karşılaşıyoruz. ki, bu rakamların da ötesinde, bir yıldız havası sezilebilir rahatlıkla uruguay’lıda. yanisi, napoli’nin şampiyonluk yolundaki sırtlayıcısı cavani, bu yolun sonunda takımını ışığa ulaştırabilecek adam olabilir. üzerine takım kurulacak topçu diyeyim, anlayın siz onu..

gösterdiği performansla diğer takımların ilgisini çekmesi kaçınılmaz bir durumdu. öyle de oluyor. yakın tarihe kadar barcelona’nın takibinde olduğu sıkça konuşuldu. adadan da taliplilerinin çıktığını biliyoruz. milan, juve falan havada kaparlar zaten. lakin; azzuri’lerin devre arasında cavani’yi elden çıkartacağını da beklemiyordu kimse. çünkü oluşan başarılı ortamda, asla onu satıp para kazanma gibi bir kaygıları olamazdı.

geçtiğimiz haftalarda fiorentina teknik direktörü mihajlovic onun hakkında bir şeyler söyledi. aynen aktarıyorum: “juventus karşısında aldığı harika galibiyetle havaya giren bie ekiple karşılaşacağız.  geçen haftaya kadar ibrahimovic’i sezonun en iyi transferi olarak görüyordum. ancak, cavani’nin attığı golleri gördükten sonra fikrim değişti. bana göre, napoli cavani’yi transfer ederek çok daha büyük bir iş başardı. bu kadar kısa sürede patlama yapacağını tahmin etmiyordum.”

bu sözleri cavani juventus’a karşı 3 gol attıktan sonra söylüyor mihajlovic. lig genelinde böylesi saygı kazanmış bir futbolcu haline gelmesi önemli bir detay bana kalırsa. zamanla ibrahimovic gibi ismini tüm dünya genelinde ilk sıralarda anılan bir futbolcu olarak duyuracağını da düşünüyorum. şimdilik o beklenen büyük çıkışı yaptı. fakat oradaa kalabilmek adına, daha fazlasını yapması gerekiyor. ve istikrarın da bir golcü için kilit nokta olduğunu göz önüne alırsak; “cavani iyi başladı inşallah devam ettirir” diyebiliriz.

bir şey daha; cavani bir demecinde “javier pastore ile beraber oynamak istiyorum. buraya gelirse, insanlar çıldırır. onun teknik kalitesini kimse tartışamaz” diyerek pastore reyizimize göndermede bulunmuş ve gönülleri bir başka açıdan da fethetmeyi başarmıştı. hem pastore hem de palermo genelinde bir yazı da gelecek zaten bloga.

bitişi olağanüstü bir cavani golüyle yapalım öyleyse. the matador’un lecce’yi nakavt eden füzesi

rengimiz belli..

27 December 2010, Monday

arsenal

ibrahim afellay

23 December 2010, Thursday

ibrahim afellay

barcelona geçtiğimiz ay açıklamıştı psv’li ibrahim afellay ile anlaştığını. devre arasında takıma katılacağını da belirtmişlerdi. fas asıllı oyuncu, bugün geldi barca’ya.

böylesi kusursuz bir futbol oynayan takımın, devre arasında transfere ihtiyacı var mıydı? sorusu geliyordur herkesin aklına. bana kalırsa, bu hamle geniş kapsamlı şekilde yapılmıştır muhakkak ve bu yüzden devre arası ya da sezon sonu olması pek önemli değil. neticede, barcelona bizim kulüplerimiz gibi, menajerleri arayıp oyuncu sormuyor. detaylı araştırmalardan sonra alıyorlar oyuncuyu. ki, aslında son dönemlerde kendi yetiştirdikleri oyuncuları oynatmayı tercih ediyorlar çokça. mascherano, villa gibi de direk katkı verecek isimleri ekliyorlar listeye.

afellay, 24 yaşında. bu yaşta, barcelona forması giyip de, barcelona akademisinde eğitim almamış olan tek oyuncu olabilir uzun zaman sonra. oldukça yetenekli bir topçu olduğunu söyleyebiliriz hollandalı’nın. psv formasıyla, güzel işler yaptı bugüne kadar. orada misyonunu tamamladı ve şimdi barcelona’lı-hollandalı’lar kervanına katıldı. cruyff, neeskens, koeman, cocu, zenden, kluivert, overmars, de boer kardeşler ve edgar davids gibi burada efsaneleşmesi muhtemel.

biraz futbol meziyetlerinden bahsedecek olursak afellay’ın, hızını ve topla birlikte yaptığı öldürücü driplinglerini övebiliriz. her iki kanattan da çok seri top taşıyabiliyor. aynı zamanda orta saha-forvet bölgelerinin tam arasında köprü görevi üstlendiği de oluyor. şutları sneijder gibi, etkili. tekniğinden şüphe duymaya gerek yok. biraz fazla seviyor yalnız topla oynamayı. barcelona’daki ilk günlerinde bunun sıkıntısını çekebilir. yine de, zamanla xavi-iniesta-messi triosuna uyum sağlamaması için hiç bir neden yok. onların kabiliyetlerine ayak uydurabilecek potansiyeli var kesinlikle. en azından, mascherano’nun yaşadığı kadar uyum problemi yaşamaz diye tahmin ediyorum.

milli takımda bugüne kadar 18 kez şans bulabilmiş. 2007’den bu yana çağırılıyor. fakat asıl kendini ispat etmesi, avrupa şampiyonası elemelerine takabül ediyor. kabuk değişimine giden hollanda’da, en büyük çıkışı yapan oyunculardan afellay. bence, buradaki performansı da barcelona’nın transfer isteğini hızlandırdı.

bir de şöyle bir olayı var bu arkadaşın… bekliyoruz forma giyeceği maçları.

alman futbolu ve gençleri

23 December 2010, Thursday

almanya u-21

cottbus deplasmanda wolfsburg’u 3 golle yenerek, almanya kupası’nda çeyrek finale çıkmayı başardı. gollerin 2’sini genç oyuncu nils petersen attı. almanlar ondan çok şeyler bekliyor. aynı diğer genç takım oyuncularından bekledikleri gibi.

andre schürrle.. bu yıl bundesliga’da büyük çıkış yapan mainz’da oynuyor. 20 yaşında. forvet. gelecekte milli formayı giymesine kesin gözüyle bakılıyor. andre’nin mainz formasıyla 48 maçta 12 golü bulunuyor.

patrick herrmann. 91 doğumlu. m’gladbach’da forma giyiyor. orta sahanın her iki kanadında da oynayabiliyor. herrmann’ın en büyük özelliği sürati. oldukça seri bir futbolcu. şutları da bir o kadar etkili. takımına para kazandıracak gibi gözüküyor.

marco reus. o da hermann gibi gladbach’da top koşturuyor. 89 doğumlu. orta alanda hücumcu bir stilde görev alıyor. löw onu a milli kadroya da çağırmıştı. şimdiden bi hayli özel hayranı bulunuyor reus’un. ligde 6 gol, 3 asist istatistiği yakaladı şu ana dek.

lewis holtby. löw’ün kadroya çağırdığı gençlerden bir diğeri. 20 yaşında. mainz’da oynuyor, schalke’den kiralık. bu sezon takımıyla birlikte büyüyen oyunculardan birisi holtby. bayern ve özellikle köln maçlarında parlamıştı. mesutla sıkça karşılaştırılıyor.

julian schieber. nürnberg takımının futbolcusu. aslen stuttgart takımına bağlı. 89 doğumlu. alman 21 yaş altı ekibinin 9 numarası. sol ayağını iyi kullanıyor. bu yıl ligde 4 gol, 6 asisti var. oldukça dikkat çekmiş durumda. stuttgart gomez’den sonra bir de onu sunar mı, ülke futboluna? neden olmasın..

sidney sam. leverkusen’in bu sezon ele avuca sığmayan genci. aslen, nijerya’lı. hamburg’da profesyonel futbola başladı. takımını hem ligde, hem de avrupa ligi’nde sırtladı. şöyle şahane goller atıyor genelde. hızlı ve driplinglerle adam eksiltebilen bir futbolcu. vuruş tekniği de oldukça yetenekli olduğunun ispatı. önü açık bu elemanın, belli.

mario götze. bu yılın bundesliga’da tartışmasız en iyi takımı dortmund’da oynuyor. yalnızca 18 yaşında. orta alanda görev yapıyor. geçtiğimiz sezondan beri a takımla maçlara çıkıyor. 16 maçta oynamış, 6 asisti var. alman milli takımı’nda 1 maç oynadı bile daha şimdiden. adı sık sık avrupa’nın dev kulüpleriyle anılıyor zaten. onu dortmund’da tutmak zor olacaktır.

mats hummels. o da götze gibi dortmund’un gençlerinden. 88 doğumlu. savunmada ve orta alanın müdafaya dönük tarafında görev yapıyor. bayern alt yapısından yetişme. kloop’un değişilmezlerinden. benim de menajerlik oyununda dmc’de vazgeçilmezlerimdendi.

oliver baumann. freiburg’un genç kalecisi. 90 doğumlu. takımının 1. kalecisi olmuş durumda. adler ve neuer varken işi milli takım için hiç kolay değil fakat o muazzam reflekslerini kullanmayı devam ettirirse, en az adler ve neuer kadar şansı olacaktır ileride.

timo gebhart. stuttgart’ın orta sahasında görev yapıyor. özellikle avrupa ligi’nde iyi işler yaptı bu yıl. bundesliga’nın kötü sonuçlar alan takımlarından stuttgart. onlar adına sezonun en umut verici performanslarından birisi gebhart’a ait.

ve tabi ki, ilkay gündoğan. nürnberg’in türk asıllı oyuncusu. bu yıl en dikkat çekici gençlerden biriydi almanya’da ilkay. milli takım açısından tercihi de almanya oldu. bu konuda ona kızamayız bence.. geleceği parlak bir futbolcu. bochum alt yapısından yetişme. 90 doğumlu, hücumda görev yapıyor. 4 gol 2 asisti varbundesliga’da. dedikodular, ingiltere’den talipleri olduğu yönünde. umuyorum ada’ya gider ve başarılı olur.

bunların yanında; cenk tosun, konstantin rausch, togay arslan, benedikt höwedes, marcel schmelzer, kevin großkreutz, boris vukcevic, deniz naki, paniel mlapa vb. gibi birçok yıldız adayı var alman’larda. çoğu u21 takımlarında forma giyiyor. alman medyası ve halkının 2014 dünya kupası için bu gençlerin çoğundan beklentileri hayli yüksek. ve önemli kısmının beklentileri karşılayacağından eminler. alt yaş kategorilerinde (u21-u17) tüm kupaları topluyorlar.  programlı ve sistemli hareket etmek, alt yapıyı gerektiği gibi yönlendirmek güzel şey. darısı başımıza.

altın top

06 December 2010, Monday

xavi-messi-iniesta

fifa altın top ödülünde son üç aday. xavi-iniesta-messi. kim hakediyor? samimi söylüyorum üçü de hakediyor. messi bir adım önde gözüküyor belki de ama xavi-iniesta da öyle kolay kolay gelmez bi’daha. kısaca, hepsi candır.

özlenen tablo

05 December 2010, Sunday

an itibariyle ingiltere premier league puan tablosu. özlediğimiz, beklediğimiz tablodur.

  1. arsenal
  2. manchester u.
  3. chelsea

tamam kabul ediyorum, arsenal yalnızca 1 puan ilerisinde manu’nun ve 1 maç da fazlası var. gene de onları zirvede görmek çok mutlu ediyor beni. pek zannetmesem de sezon sonu bu sıralamanın aynı vaziyette şekillenmesini temenni ediyorum. ingiltere’de arsenal!

özlenen demişken, bir önceki postta da belirttim. bundesliga’da dortmund’cuyum. onlar da lider. aman nazar değmesin. italya’da roma’lıyız. onların ne yaptığı belli değil. ispanya’da sevilla. onlar da bir öyle bir böyle. fransa’da öyle sevdiğim bir takım yoktur ama bu yıl lille şampiyon olsun isterim. rusya’da cska moskova. iş, işten geçti orada da. ve tabi malum, ilk önce galatasaray. en çok üzenin o olması da ne tesadüf..

neticede bu yıl bi dortmund’dan hayır var bize. belki arsenal ve roma da bir şeyler yapabilir. onun dışında totti, mario gomez ve nasri gol kralı olsun, yeter.. oynarsa baros tabii.

efsane geri döndü!

05 December 2010, Sunday

borussia dortmund

borussia dortmund her zaman ilgimi çekmiştir bundesliga’da. ne yalan söyliyim; stuttgart’ın yeri ayrıdır ama dortmund sanırım uzun süre bayern münih’e karşı koyan bir takım olması sebebiyle en sevdiğim takımlardan birisidir. yalnızca koller-rosicky’si falan da değil tabi. o muhteşem westfalen stadı, o stada yıllardır takımları iyi de olsa kötü de olsa gelen 80.000 taraftarı da etkileyicidir dortmund’un.

en son 2001-2002 sezonunda şampiyon oldu borussia dortmund. bir de uefa kupası finali gördüler. feyenoord’a yenildiler. ondan sonrası paraşütsüz düşüş. yıllardır kayıp adamlar. son şampiyonluklarının arkasından 3.’lük yaşadılar. ondan sonra 7 yıl boyunca göremediler ilk 3 falan. ard arda 7.’likler, 13.’lükler derken iyiden iyiye kaybolmaya yüz tutmuştu borussia dotmund. ta ki bu sezona kadar..

şu an takımın başında jürgen kloop var. uzun yıllar mainz’ı çalıştırmıştı kloop. orada iyi işler yaptıktan sonra 2008’de dortmund’a geldi. genç bir takımla başladı burada. nuri şahin’in de bugün önemli bir oyuncu haline gelmesinde kendisinin büyük payı vardır. nuri’ye şans vermesinin yanında, her zaman takımın lideri olarak nuri’yi göstermesi de nuri’nin gelişimi açısından çok mühimdir. velhasılı; kloop ve onun genç dortmund’u bu yıl muazzam bir çıkış yakaladılar.

bugün dortmund takımının kadrosunda nuri şahin, lucas barrios, neven subotic, felipe santana, shinji kagawa, robert lewandowski, jakub blaszczykowski, antonio da silva gibi genç ve kaliteli oyuncular yer alıyor. temeli, bu tarz gelişime açık oyunculara dayandırmış durumda kloop. ve iyi de yapıyor. bunun neticesi puan tablosunda. 15 maç sonunda, borussia dortmund 13 galibiyet 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet ile 40 puanda. averajları 28. açık ara en çok gol atan takım 37 golle. en az gol yiyen takım aynı zamanda. sadece 9 gol yediler 15 maçta.

en yakın rakibi mainz’a 10 puan fark atmış vaziyette dortmund. işler uzun zamandır olmadığı kadar iyi gidiyor. umarım bozulmaz, sürer böyle. e, artık bundesliga borussia dortmund’un şampiyonluğunu görsün. hasret bitsin.

aga bu nedir?

30 November 2010, Tuesday

el clasico günü

29 November 2010, Monday

mourinho - guardiola

artık zamanı geldi. la liga’nın ve hatta avrupa futbolunun zirve noktasındaki maç nihayet bu akşam oynanacak. barcelona-real madrid 22.00’da nou camp’ta kapışacaklar. maçı ntvspor naklen veriyor gene.

her açıdan çekişmeli bir maç bu. ligde diğerlerinden kopan, kafa kafaya giden iki takım. tarihi bir rekabet. messi ile ronaldo’nun hesabı. ve bence hepsinden zevklisi, mourinho’nun katalanlarla olan ilişkisi. bilindiği üzere, normal değil bu adam. maç öncesi ve sonrası yaptığı açıklamalar, rakibe sataşmalar falan derken bir de bakıyorsunuz tüm kupaları alıvermiş. seveni var, sevmeyeni de çok var. neticede, onun başında bulunduğu bir real madrid’i nou camp’ta görmek hayli heyecan verici.

gönlüm barca’dan ve messi’den yana. mourinho’yu da severim fakat bu sefer farklı. ronaldo’yu sevmem gene de kabul; adam inanılmaz efektif oynuyor. real bir sürpriz yaparsa, bunda ronaldo’nun katkısı büyük olur. sanki 2-1 veya 1-0 barca alacak gibi geçiyor içimden ama belli de olmaz mourinho’nun işi tabii. bugüne kadar oynadıkları futbolu oynasınlar yeter. sadece messi&ronaldo mevzusu değil yani. bu işin xavi-iniesta’sı, mesut’u, casillas’ı, puyol’u falan da var hani.

bağımsızlığın sembolü barca, faşistlerin takımı real madrid yakıştırmalarını ise komik bulduğumu ekliyeyim bir de. uzaklardan baktığımız için barcelona’nın duruşu farklı geliyor bence bizlere. uzaktan davulun sesi hoş gelir misali. aynı matığı işletirsek burada da etnik bir grubun çıkıp, kendi takımı ve ismiyle sporun içine girmesine göz yummak gerekiyor. hassas konu vesselam. ha, ben gene de barcelona’dan yanayım onu da söyliyeyim. tamamen futbolla ilgili ama benim desteğim.

türkiye – belçika; mühim sonuç

08 September 2010, Wednesday

türkiye a milli futbol takımı

işte bu tür maçlar çok daha net ayırmamızı sağlıyor, tv’de konuşan yorumcuların iyisini kötüsünü. öyle oturduğun yerden belçika’yı rahat geçeriz demekle olmuyor bu işler.. adamlar iki duran toptan gol buluyor, maç tehlikeye giriyor.. şu şartlarda, bir tarafın çok ağır bastığı maçlarda dahi, kesin ifadeler kullanmayacaksın.. çok antipatik oluyor.. günümüzde her takımın birbirini zorlayabileceği gerçeğini bir kez daha kanıtlayan bir yapıda şekillendiği için, maç beni mutlu etti açıkçası. sonucun güzel olması da önemli tabi..

hiddink’in kadro seçiminde yahut çıkardığı 11’de yapıtığı tercih hatalarını mazur görmek gerekiyor şu an için. takımı, ülkeyi ve ligi tanımamasından kaynaklanıyor olabilir. fakat, maçı kazanmak adına yaptığı hamleler, onu özel kılmaya yetiyor da artıyor bile benim gözümde. tuncay’ın arkaya atılıp, rakibi daha zor bir duruma sokacağı yere alması takdire şayandı.. semih’i de gol atmamız gereken noktada oyuna alarak, gol bölgelerinde nerede duracağını bilen bir adamı kullanması, işi bildiğine işaret.. bir başka detay da ; arda turan’ın ulusal maçlarda bu denli yüksek verim vermesi, rakiplerin onun adam geçme tekniğini henüz tam kavrayamaması ile alakalı olabilir.. tabi, arda’nın teknik yönüyle ilgili herhangi bir kuşkum yok fakat, karşıdaki adam, arda’nın yapacağı hamleyi tahmin edemiyor.. oysa ligde arda bu çizgide çalım atma işinden çok, fizik ve güç kullanarak, topu koşturmaya çalışarak oynuyor.. böyle oynadıktam sonra bir problem yok neticede..

şu duran toptan gol yeme mevzusu iyiden iyiye bulanık bir hal aldı. göremediğimiz bir şeyler var sanki. sahiden, adam adama markaj mıdır bizim bu pozisyonlardaki sıkıntımız yoksa, psikolojik manada bir gel git mi yaşıyoruz?.. onur gibi formda bir kalecinin dahi büyük bir zamanlama hatasıyla gol yiyebildiğine şahit olduk milli formayla.. elbette tecrübesizlikle ilintilenebilir bu hata.. fakat altında yatan temel problem, yıllardır yan ve duran toplarda türk’lerin hatalı goller yemesinden ötürü yaşanan gerginlikte saklı olabilir.. hiddink’in bu konuya özel bir uygulamayla değinmesi şart. gerekirse oyunculara uzun süreli bir çalışma yaptırılarak, bu konu hakkında güven tazeleme imkanı sağlanabilir..

grubu 2. tamamlama şansımızı artırdık bu maç neticesinde.. belçika’dan 6 puan öndeyiz.. bir de onlara konuk olduğumuz maçı kazandığımız taktirde, almanya ile direk olarak muhattap olma ihtimalimiz var.. sırasıyla değerlendirmek gerekiyor aslında maçları.. hülasası; ilk iki engeli aştık ve bayırı tırmanmaya başladık. ve fakat önümüzde büyük bir tepe var. onu geçmeden, bitmez bu iş..