‘barcelona’ olarak etiketlenmiş yazılar

barcelona 2012-13 yazı karakteri

11 July 2012, Wednesday

barcelona 2012-13 yazı karakteri

bu sene barcelona formalarının arkasında göreceğimiz yazı karakteri. vasasa adlı ajans tasarlamış. bir tipografi aşığı olarak beğendiğimi söylemeliyim. bu seneki barça formalarının en güzel parçası bence.

barcelona ve mvp

27 February 2011, Sunday

lionel messi

bugün lionel messi’nin la liga’da 26 golü bulunuyor. bu demektir ki; ligdeki 9 takımdan daha fazla gol atmış psikopat herif. mallorca ve osasuna 25 gol, hercules, almeira ve levante 24 gol, sporting gijon 23 gol, zaragoza 22 gol, santander ve deportivo 24 gol atabilmiş. şimdi düşünün messi’nin attığı 26 gol nasıl değerli ve zor bir iş. aynı şekilde ronaldo’nun attığı 24 gol de oldukça etkileyici. tabii, barcelona’yı diğerlerinden ayıran şöyle bir durum var. messi’nin yanı sıra villa ve pedro da sürekli gol üretiyorlar. villa 17, pedro ise 13 golle oynuyor la liga’da. bu üçünü mvp olarak tanımlayabiliriz herhalde. mvp’nin attığı gol sayısına ulaşan bir takım yok ligde. evet, bu üç adam tüm takımlardan çok gol atmış. real madrid dahil… ekstra bir not vereyim messi için. bu insanüstü varlık aynı zamanda 15 de asist üretti!

madem rakamlara girdik, biraz da barcelona’nın genel takım istatistiklerine bakalım. öncelikle şunu söylemeliyiz, mvp sağolsun, barcelona’nın averajı tamı tamına 63. bildiğin +63. attıkları 76 gole karşı, yalnızca 13 gol yemişler. tek mağlubiyetleri bulunuyor. sahalarında hercules’e karşı almışlardı onu da. işin ilginç yanı; hercules’in ilk ve tek deplasman galibiyetiydi o. arada öyle maçlar olur. imkansız gibi görünür ama gerçekleşir. zaten başka da fire vermedi dediğim gibi katalanlar. nou camp’ta 13 maçın 11’ini aldılar, 1 beraberlikleri var ve bir de o hercules maçı. dışarıda ise 12 maçın 11’ini almışlar, 1 beraberlik. her iki kulvarda da 34’er puan ve toplam 68 puan.

geçtiğimiz haftalarda sporting gijon ile berabere kalmışlardı. o maç, tarihi bir maç aslında. çünkü, barcelona takımı o maça çıkana kadar 16 lig karşılaşmasını üst üste kazanmıştı. bu, la liga tarihinin en iyi performansı. o açıdan, tarihe geçtiler bile. fakat tüm avrupa genelinde, 10. en iyi derece demek bu. tüm zamanların en başarılısı benfica’ymış. portekiz ekibi, 71-73 yılları arasında oynadığı 29 lig maçını ard arda kazanarak ulaşmış bu sonuca. geçilmesi de mümkün görünmüyor pek. onların yanında, celtic’in 25 maçlık, psv’nin 22 maçlık serileri var. fakat bunlar nispeten daha zayıf ligler. la liga, seri a, premier league gibilerinde başarmak çok çok zor. inter’in 2006-2007 sezonunda yakaladığı 17 karşılaşmalık çıkış da büyük saygıyı hakediyor bu bağlamda.

neticede, barcelona bu yıl daha da güçlü bir şekilde devam ediyor yoluna. peş peşe rekorları kovalıyorlar. messi, insanlıktan çıkacak gibi gene. onları durdurmak, kariyeri boyunca winner olmuş mourinho için dahi mümkün olmayacak. guardiola’yı bir kez daha alkışlayalım. tabii, arsenal’i es geçmeyeceğim. barcelona’yı ciddi manada zorlayan ve hatta mağlup edebilen takım olmak az buz iş değil. nou camp’taki rövanşta katalanların var gücüyle maça asılacağı ve turu geçmek adına büyük emek harcayacağı malum fakat, işi bu noktaya getirmiş olmak da tebriği hakediyor. 2. maç için, arsene wenger ve takımının nou camp’ta barcelona’ya karşı neler yapabileceğini görmek için heyecanlanıyorum şimdiden.

cumartesi futbolu #5

26 February 2011, Saturday

xavi

haftalar ilerledikçe liglerdeki heyecan ve çekişme de artıyor. cumartesi günü futbolu keyfi de tavan yapıyor haliyle. gene, oturup sabahtan akşama kadar futbol izlemelik bir gün. premiere league’de işler kızışmış, süper lig cayır cayır, bundesliga’da yılın maçı, ispanya’da real ve barca’nın günü.. imkanı olan evden çıkmasın, oturup bakabildiği kadar çok maça baksın derim. televizyon programı şöyle;

14.00 ankaragücü – gençlerbirliği / digi

16.00 belediye galatasaray / lig tv

17.00 wigan – manu / spormax

17.00 antep – eskişehir / digi

19.00 atletico madrid – sevilla / ntvspor

19.00 fenerbahçe – kasımpaşa / lig tv

19.30 bayern – dortmund / trt

21.00 mallorca – barcelona / ntvspor

23.00 deportivo – real madrid / ntvspor

cumartesi futbolu #4

18 February 2011, Friday

dortmund

dolu dolu bir cumartesi günü, çok güzel bir futbol programı daha bekliyor bizleri. televizyon karşısına oturup, sabahtan akşama kadar futbol izleyip işin cılkını çıkartmak mümkün. bu sefer bir değişiklik yapıp, ligler ve maçlar hakkında cuma gününden yazı girmek istedim.

öncelikle, kötü haberi vererek başlayalım; bu hafta sonu premiere league yok.. fikstürü hakkında henüz mantıklı bir yaklaşımda bulunamadım ben bu fa’in. neyse, olaya pozitif yaklaşalım, bu hafta lig maçı oynamayacak olsalar da, fa cup maçları var. artık, onunla idare edeceğiz. chelsea, everton ve manu’yu izleyeceğiz cumartesi günü. burada da bir kıllık var. hem 4. tur hem de 5 . tur maçları oynanıyor. sanırım chelsea – everton 4. tur maçına çıkacaklar. diğerleri de 5. turu oynuyor.

la liga’da real madrid günü, cumartesi. geçtiğimiz hafta deplasmanda espanyol’u neredeyse 90 dakika 10 kişi oynayarak mağlup etmişlerdi. barca’nın da gijon deplasmanında takılmasıyla, puan farkı yeniden 5’e inmişti. bir madrid, bir barca puan kaybedecek gibi gözüküyor ama bana kalırsa sonucu belirleyecek olan gene barnebau’daki maç olacaktır. yönettiği takımlar lig maçlarında evinde bilmem kaç yıldır mağlup olmayan jose mourinho ve el clasico’ları klasik haline çeviren barcelona. bir maçın vadedebileceğinden de öte..

seri a uzun süre milan’ın net üstünlüğüyle gidecek gibi gözükse de, son zamanlarda yardırarak gelen napoli ve inter işleri kızıştırmış durumda. lider milan’ın sadece 3 puan gerisinde napoli. inter ise 5 puan.. önlerinde,  oynanacak 13 maç bulunuyor. bu 3 takımın da şampiyon olma ihtimali var. inter, geçen hafta juve’ye takılmasaydı en ciddi aday olurdu gözümde. şimdi, biraz daha zorlaştı işleri. fakat, dediğim gibi daha 13 maç var önlerinde. ha, gönlümden geçen şampiyon adayı napoli’dir, orası da ayrı mevzu.

bundesliga şampiyonluk yarışınnın en sönük geçtiği lig olabilir şu an. sezonun en flaş takımı kloop’un dortmund’uyla, en yakın takipçisi leverkusen arasında 10 puan var. ( 52/ 42 ) onların hemen arkasında bayern münih yer alıyor. onların puanı da 39. son haftalarda çok formda olsalar da, iş biraz işten geçtikten sonra uyandıklarını söyleyebiliriz. en sevdiğim alman oyuncu – ki hakiki alman değil kendisi – mario gomez, ligin tozunu attırıyor. 22. hafta itibariyle 17 golü var gomez’in. ve şunu da söyliyim, iyi ki chelsea’ye gitmedi.. neticede, son zamanlarda biraz tökezlemiş görüntüsü çizse de, dortmund’un bu işi bırakması çok zor.

gelelim, bizim lige. fenerbahçe’nin zirvedeki rakiplerini birer birer yenmesi sonucu, iyice kızışan bir yarış içerisine girdik. galatasaray ve beşiktaş’ın çoktan havlu attığı ortamda, trabzon, fener ve bursa üçlüsünden birisi alacak şampiyonluğu. ve bu hafta, çok önemli bir maç var. beşiktaş – fenerbahçe.. dün akşam evinde kiev’den 4 yiyen beşiktaş, maça çıkabileceği en formsuz ve mutsuz haliyle çıkacak. fenerbahçe’nin inönü’de rakibine karşı ciddi bir üstünlük yakaladığı gerçeği de malumken, derbilerin favorisi olmaz mitini kırmak adına, cidi bir maç. tabii, maç öncesi gelişen süreç böyle. yoksa, pazar akşamı beşiktaş’ın alacağı bir galibiyet, çok şaşırtıcı olacaktır gibi bir iddiam yok asla. fakat, bir derbi mücadelesine deplasmanda oynayan tarafın favori olarak çıkması, her zaman karşılaşılan bir durum değil, bunu anlatmak istiyorum. fener, inönü’ye giderken, trabzon ve bursa’nın muhakkak kazanması gerekiyor tabii. bursa, cumartesi oynuyor. trabzon ise pazartesi akşamı, manisa’da.

televizyon programı;

14.00 kasımpaşa – ankaragücü / digi

14.30 chelsea – everton / ntvspor

16.00 bursaspor – gaziantepspor / lig tv

16.30 borussia dortmund – st.pauli / trt 3

17.00 gençlerbirliği – karabükspor / digi

19.00 bologna – palermo / spormax

19.00 galatasaray – bucaspor / lig tv

19.15 manchester united – crawley town / ntvspor

19.30 mainz – bayern münih / trt 3

21.00 real madrid – levante / ntvspor

21.45 inter – cagliari / spormax

23.00 zaragoza – atletico madrid / ntvspor

arsenal – barcelona

16 February 2011, Wednesday

arsenal - barcelona

bu akşam londra’da futbolun en üst noktasına şahit olacağız. arsenal, barcelona’yı ağırlıyor. bir açıdan bakınca, bu muazzam bir durum. iki pozitif futbol temsilcisi karşı karşıya geliyor ve keyfimiz muhtemelen tavan yapacak. fakat diğer bir nokta da, bu iki güzel takımdan birinin çeyrek finalde elenip gidecek olması. yani, valencia – schalke eşleşmesi de var neticede bu organizasyonda..

geçtiğimiz yıl da izlemiştik bu seriyi. ve barcelona, arsenal’i deyim yerindeyse sahadan silmişti. şunu çok açık görmüştük; arsenal, rakibi gibi hücuma yatkın bir anlayışla ilerlemek istese de, bundan bir kaç yıl öncesinde yapabildiklerinin hemen hiç birisini gerçeğe yansıtamıyordu. bu futbol tarzının günümüz temsilcisi tamamen barcelona olmuştu. bu gerçeği kabul etmek adına acı bir tecrübeydi tabii. ve sonrasında arsene wenger bir durum değerlendirmesinde bulundu. buradan çıkan sonuç, arsenal’in oyun yapısında bazı değişiklikler içeriyordu. bunun en somut örneği, alex song’tur. onun rolüne getirilen yenilik ve orta alanda uygulanan daha sert top kazanma fikri, sahada kimlik değiştirmiş bir takım izlememizi sağladı. daha derli toplu bir müdafa anlayışı gelişti. clichy ve sagna’nın da kontrolsüzlükleri törpülenirken, nasri’nin büyüyen topçuluğu ileride daha az elemanla daha efektif bir oyunu mümkün kıldı. kaleci konusunda benim fikrim, szczesny için beslenen umutlar, çok sağlam temellere dayanıyor. polonya’lı, arsenal’in kalesini uzun bir zaman koruyacaktır başarıyla. bu gelişim sürecini de kısa bir sürede tamamlayacak bir görüntü çizmesi, onu daha özel bir oyuncu yapıyor.

bir önceki eşleşmede, merkez bölgede büyük bir yenilgiye uğrayan arsenal’in çok daha sert bir yapıya büründükten sonra, daha umutlu olacağı muhakkak. fakat, buraya yüklenip, kendi oyunlarını kabul ettirmeye çabalamadıktan sonra gene tur şansları azalacaktır. evet, savunma hala tam oturmuş değil. üstelik vermaelen de oynayamıyor. zaten, seken topları toplayamadıktan ve ileriye net çıkışlar yapamadıktan sonra, iş yaş.  bu noktada, samir nasri’nin oynayıp-oynamaması büyük önem arz ediyor. bu sezon takımının hücumlarını adeta sırtlayan fransız, oynadığı taktirde, dengeleri değiştirebilecek bir unsur. şüphesiz, wenger de onun sakatlıktan kurtulup sahaya çıkabildiği bir eşleşme için heyecanlanıyordur.

barcelona’nın da, bir önceki eşleşmede vurup geçtiği bir takım olarak algılamaması gerekiyor arsenal’i. değişen merkez olgusunu önemsemeliler kesinlikle. o kadar rahat dönen top alamayabilirler. ve, burada üstünlüğü kaybettikleri taktirde problem yaşayabilirler. messi ve özellikle xavi, geriye gelip top alacaktır. muhtemelen de anında, hemen orada prese maruz kalacaklardır. gerçi bu, sıklıkla yaptıkları bir şey ama, topu o bölgeden hatasız çıkarmaları durumunda avantajları çok büyük. pedro-iniesta diğer yıllara nazaran daha sonuca dayalı bir oyunu şekillendiriyorlar. arkaya yapılacak koşular, alan boşaltmalar onlardan sorulacaktır. daha önce dediğim gibi, kanatlarda daha kontrollü bir arsenal görüyoruz artık. bu nedenle, o noktalardan içeriye yapılacak bindirmeler çok mühim. bu sezon barcelona’nın çoğu maçında bunu da başardığına şahit olduk. arsenal için büyük bir handikap da budur tabii.

işin özü, merkezde çok güzel ve çekişmeli bir mücadele izleyeceğiz akşam. sonuca hangi ekibin daha kısa yoldan gideceği, hangisinin kendi oyununu kabul ettireceğini göreceğiz. elbette, barcelona bugüne dek oynadığı tüm takımlara karşı topun kontrolünü elinde bulundurmasıyla ve bunu çok özel futbolcularla gerçekleştirmesiyle, bir adım önde gözüküyor. fakat, bu defa çok daha mücadeleci ve zayıf yönlerini törpüleme uğraşı içerisinde bir arsenal olacak karşılarında.

rengimiz belli, arsenal.. demiştik daha önce blogda. bu maç, bu eşleşme için de geçerlidir. gel gör ki, barcelona’nın büyüleyici maçlar çıkartarak rakibini geride bırakması durumunda pek üzülmem açıkçası. sonuçta; benim arsenal adına bu maçlardaki beklentim, daha üsturuplu ve amacına uygun oynayan bir takım izlemek. böylesi çağın ötesine taşınmış bir futbol temsilcisine karşı mağlup olmaları çok dokunmaz.

ibrahim afellay

23 December 2010, Thursday

ibrahim afellay

barcelona geçtiğimiz ay açıklamıştı psv’li ibrahim afellay ile anlaştığını. devre arasında takıma katılacağını da belirtmişlerdi. fas asıllı oyuncu, bugün geldi barca’ya.

böylesi kusursuz bir futbol oynayan takımın, devre arasında transfere ihtiyacı var mıydı? sorusu geliyordur herkesin aklına. bana kalırsa, bu hamle geniş kapsamlı şekilde yapılmıştır muhakkak ve bu yüzden devre arası ya da sezon sonu olması pek önemli değil. neticede, barcelona bizim kulüplerimiz gibi, menajerleri arayıp oyuncu sormuyor. detaylı araştırmalardan sonra alıyorlar oyuncuyu. ki, aslında son dönemlerde kendi yetiştirdikleri oyuncuları oynatmayı tercih ediyorlar çokça. mascherano, villa gibi de direk katkı verecek isimleri ekliyorlar listeye.

afellay, 24 yaşında. bu yaşta, barcelona forması giyip de, barcelona akademisinde eğitim almamış olan tek oyuncu olabilir uzun zaman sonra. oldukça yetenekli bir topçu olduğunu söyleyebiliriz hollandalı’nın. psv formasıyla, güzel işler yaptı bugüne kadar. orada misyonunu tamamladı ve şimdi barcelona’lı-hollandalı’lar kervanına katıldı. cruyff, neeskens, koeman, cocu, zenden, kluivert, overmars, de boer kardeşler ve edgar davids gibi burada efsaneleşmesi muhtemel.

biraz futbol meziyetlerinden bahsedecek olursak afellay’ın, hızını ve topla birlikte yaptığı öldürücü driplinglerini övebiliriz. her iki kanattan da çok seri top taşıyabiliyor. aynı zamanda orta saha-forvet bölgelerinin tam arasında köprü görevi üstlendiği de oluyor. şutları sneijder gibi, etkili. tekniğinden şüphe duymaya gerek yok. biraz fazla seviyor yalnız topla oynamayı. barcelona’daki ilk günlerinde bunun sıkıntısını çekebilir. yine de, zamanla xavi-iniesta-messi triosuna uyum sağlamaması için hiç bir neden yok. onların kabiliyetlerine ayak uydurabilecek potansiyeli var kesinlikle. en azından, mascherano’nun yaşadığı kadar uyum problemi yaşamaz diye tahmin ediyorum.

milli takımda bugüne kadar 18 kez şans bulabilmiş. 2007’den bu yana çağırılıyor. fakat asıl kendini ispat etmesi, avrupa şampiyonası elemelerine takabül ediyor. kabuk değişimine giden hollanda’da, en büyük çıkışı yapan oyunculardan afellay. bence, buradaki performansı da barcelona’nın transfer isteğini hızlandırdı.

bir de şöyle bir olayı var bu arkadaşın… bekliyoruz forma giyeceği maçları.

altın top

06 December 2010, Monday

xavi-messi-iniesta

fifa altın top ödülünde son üç aday. xavi-iniesta-messi. kim hakediyor? samimi söylüyorum üçü de hakediyor. messi bir adım önde gözüküyor belki de ama xavi-iniesta da öyle kolay kolay gelmez bi’daha. kısaca, hepsi candır.

aga bu nedir?

30 November 2010, Tuesday

el clasico günü

29 November 2010, Monday

mourinho - guardiola

artık zamanı geldi. la liga’nın ve hatta avrupa futbolunun zirve noktasındaki maç nihayet bu akşam oynanacak. barcelona-real madrid 22.00’da nou camp’ta kapışacaklar. maçı ntvspor naklen veriyor gene.

her açıdan çekişmeli bir maç bu. ligde diğerlerinden kopan, kafa kafaya giden iki takım. tarihi bir rekabet. messi ile ronaldo’nun hesabı. ve bence hepsinden zevklisi, mourinho’nun katalanlarla olan ilişkisi. bilindiği üzere, normal değil bu adam. maç öncesi ve sonrası yaptığı açıklamalar, rakibe sataşmalar falan derken bir de bakıyorsunuz tüm kupaları alıvermiş. seveni var, sevmeyeni de çok var. neticede, onun başında bulunduğu bir real madrid’i nou camp’ta görmek hayli heyecan verici.

gönlüm barca’dan ve messi’den yana. mourinho’yu da severim fakat bu sefer farklı. ronaldo’yu sevmem gene de kabul; adam inanılmaz efektif oynuyor. real bir sürpriz yaparsa, bunda ronaldo’nun katkısı büyük olur. sanki 2-1 veya 1-0 barca alacak gibi geçiyor içimden ama belli de olmaz mourinho’nun işi tabii. bugüne kadar oynadıkları futbolu oynasınlar yeter. sadece messi&ronaldo mevzusu değil yani. bu işin xavi-iniesta’sı, mesut’u, casillas’ı, puyol’u falan da var hani.

bağımsızlığın sembolü barca, faşistlerin takımı real madrid yakıştırmalarını ise komik bulduğumu ekliyeyim bir de. uzaklardan baktığımız için barcelona’nın duruşu farklı geliyor bence bizlere. uzaktan davulun sesi hoş gelir misali. aynı matığı işletirsek burada da etnik bir grubun çıkıp, kendi takımı ve ismiyle sporun içine girmesine göz yummak gerekiyor. hassas konu vesselam. ha, ben gene de barcelona’dan yanayım onu da söyliyeyim. tamamen futbolla ilgili ama benim desteğim.

transferde son hamleler

28 August 2010, Saturday

javier mascherano

artık transfer döneminin son günlerini yaşıyoruz. başta bizim kulüpler olmak üzere avrupa’da bir çok takım kadrosunu değiştirme, güçlendirme uğraşında. birisinin elinden bir adam çıkartması, adeta kelebek etkisiyle diğerine, oradan diğerine sonra bir başkasına kadar sirayet ediyor. buna en güzel misallerden bir tanesi de fenerbahçe’nin niang’ı transfer etmesidir. niang’ı satan marsilya, gignac’ı kadrosuna kattı, ardından gignac’ı bırakan touluse da lyon’dan tafer’i kiraladı. belki ilerleyen günlerde, niang’ı alan fenerbahçe, guiza’yı elinden çıkartacak.. gerçekten, bir kulübün taşları oynatıp, dengeleri nasıl değiştirdiğine şahit olabiliyoruz.

barcelona henüz sebebini anlayamadığım bir hamle yapmış ve yaya toure’yi manchester city’e bırakmıştı. böylece, orta alanda açıkları kapatacak, savunmaya yardımcı olacak ve iniesta-xavi gibi kudretli oyuncuların futbolunu bir kademe önde oynamasına yardımcı olacak türde bir orta sahaya gereksinim duydular. çok uzun bir süredir liverpool’dan javier mascherano’nun adı geçiyordu. sonunda resmi olarak geldi barça’ya. genelde, çoğu kişi mascherano’yu pek sevmez. kesici özelliğiyle ön plana çıkan bir tarzı vardır. xavi yahut fabregas gibi orta alanı paslarıyla yöneten bir futbol anlayışı yoktur. bu futbol kimliği pek gözüne hoş gelmez tabi seyircinin. fakat mascherano, günümüzde avrupa futbolunun en iyi defansif orta alan oyuncularından benim gözümde. liverpool’da yakaladığı istikrar, orada oynanan süratli ve fiziksel anlamda kuvvetli futbola, ayak uydurması etkileyiciydi. arjantin milli takımında da önemli bir görevi var. bu bağlamda, çok doğru bir transfer hamlesi javier. orta sahada box to box futbolcu, oyunun iki yönü bik bik şeklinde konuşanlara da guardiola’nın yanıtıdır…

resmi açıklama gelmese de zlatan ibrahimovic’in milan’a transferi büyük ihtimalle gerçekleşecek. barcelona, ilginç bir deneyim olarak noktalanıyor böylece ibrahim için. uzun süredir belliydi hocayla sorunlar yaşadığı. son dönemde zirve yaptı bu kopukluk. 6 aydır guardiola ile konuşmadık şeklinde röportaj verdi son olarak. galliani de onun için kamp kurdu katalunya’da. bonservis bedeli için uçuk fiyatlar konuşuluyor. barça muhtemelen tok satıcıyı oynuyordur. problemler var gözükse de, satmak için başka bir nedenleri yok neticede. milan için de güzel bir değişim olacak bu. pato-ibra fark yaratabilecek bir ikili. yıllardır 30-35 yaş aralığında transfer şekillendiren milan’dan hiç beklemediğim bu hareket, olumlu sonuç verecektir..

diego

diego da geri dönenlerden. almanya’ya, wolfsburg’a geçti brezilya’lı oyuncu. juventus’ta olmadı. olduramadılar. kabahatli yüzde yüz kulüptür bana kalırsa. diego gibi üst seviye bir adamdan hiç bir surette faydalanamadıysan, bir durup düşüneceksin. şike skandalı ve küme düşme olayından sonra, hemen seri a’ya geri dönse de, bir türlü toparlayamadı juve. 15 milyon’a bıraktılar diego’yu. bir kelebek etkisi de bu transferde bekliyoruz. diego’yu alan wolfsburg, misimovic’i satacak büyük ihtimalle. o kulüp de galatasaray olabilir. gelen bilgiler, bu transferin bittiği yönünde… diego’nun gelişiyle mutlaka kademe atlayacaktır wolfsburg. bayern maçında gördüğümüz kadarıyla, yaratıcı bir oyuncu sıkıntısı çektikleri ortadaydı. misimovic’le de iplerin çoktan koptuğunu düşününce, diego bir fırsat transferidir diyebiliriz.

almanya’nın bir diğer transfer yapması beklenen takımı da schalke idi. misimovic’i schalke hocası magath da çok istemişti. fakat wolfsburg onlara satmaya pek yanaşmayınca ve söylenene göre takas konusunda anlaşma çıkmayınca o iş olmadı. magath da, cluj’dan ciprian deac’ı transfer etti. romen milli takımının 10 numarası deac. yine adaşı ciprian marica gibi, ona da bundesliga fırsatı doğdu. umarım ondan daha iyi gelişir kariyeri. bu arada, schalke, gana’lı sarpei’yi de kadrosuna dahil etti. gana milli takımında sağ bek oynuyordu sarpei. levekusen’den geçti gelsenkirchen’e.. ve son olarak arsenal. arsen wenger’in fransızlaştırma fantazisi sürüyor. sevilla’dan sebastian squillaci’yi aldılar. güzel transfer. böyle bir savunmacı gerekiyordu arsenal’e. lorient’ten alınan koscielny ile beraber, yazımı çok zor iki oyuncu almış oldular böylece..

şampiyonlar ligi grup kuraları

26 August 2010, Thursday

champions league

şampiyonlar ligi elemeleri dünkü maçlarla beraber sona erdi. ajax, auxerre, kopenhag ve tottenham tur atlayıp, gruplara kalmaya hak kazanan son takımlar oldular. önümüzde grup maçları var. bunun için bu akşam kura çekimi yapılacak. türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor bu tören. zira bursapor 4. torbadan katılacak kura çekimine. her zaman olduğu gibi monaco’da gerçekleştirilecek çekimler, tsi 18.45’te başlayacak. torbalara gelirsek;

1. torba: inter, barça, manu, chelsea, arsenal, bayern, milan, lyon..

2. torba: bremen, real m., roma, shaktar, benfica, valencia, marsilya, pana..

3. torba: tottenham, rangers, ajax, schalke, basel, braga, kopenhag, s. moskova..

4. torba: hapoel, twente, rubin kazan, auxerre, cluj, partizan, zilina, bursaspor..

son torbada olması dolayısıyla, birden fazla, çok kuvvetli takıma denk gelmesi yüksek olasılık dahilinde bursaspor’un. en kötü senaryoda, chelsea-real-ajax diyorum ben. nispeten daha makul bir kura, lyon-valencia- moskova şeklinde olabilir. en güzeli ise, milan-pana-kopenhag kombinesidir. ciddi ciddi, bursa’nın tam performansla milan’ı alt edebileceğini düşünüyorum ben. diğer heybetli takımlar karşısında iş zor gözüküyor. barça ya da real gelse, karizmamız olur diye düşünen bursa’lılar da vardır elbet. orasını da bilemem.

cumartesi futbolu

21 August 2010, Saturday

liverpool - arsenal

bundesliga’nın da dün akşamki bayern-wolfsburg maçı ile başlamasıyla, avrupa’da futbol iyice kıvama gelmiş durumda. spor toto süper lig ve bank asya 1. lig’de de futbol keyfi başladı. öyleyse, tv’de bugünün programına bir bakalım;

16.30 hoffenheim – werder bremen (trt3)

17.00 arsenal – blackpool (spormax)

19.15 wigan – chelsea (spormax)

21.00 antalyaspor – sivasspor (digi 205)

21.00 beşiktaş – istanbul belediye (lig tv)

21.00 samsunspor – akhisar belediye (trt3)

21.30 barcelona – sevilla (ntvspor)

22.00 auxerre – valenciennes (kanal a)

premier league’de 2. hafta, 6 maçla birden start alıyor, spormax arsenal – blackpool’u seçmiş. güzel de yapmış. arsenal’imizin emirates’de ağırlayacağı ligin yeni takımı blackpool geçen hafta wigan’a deplasmanda 4 tane sallamıştı. ciddi bir sınav olacak bu yönden. wenger kadroyu pek değiştirmeyecektir.. yine premier league’den güzel bir başka maç da tv’de olacak bugün; wigan – chelsea. blackpool’dan 4 yiyen wigan, açılışı wba önünde 6 golle yapan son şampiyonu ağırlıyor. işleri hiç kolay olmayacaktır. hatırlatalım, drogba azmanı sezona 3 golle başladı.. saat 9’daki beşiktaş – ibb maçı daha şimdiden tempolu ve zevkli geçecek gibi gözüküyor. farklı bir havaya bürünen beşiktaş, mutlaka baskı kurmak isteyecektir. fakat, abdullah avcı’nın takımı da ligin son bir kaç yılda, en iyi organize kapanan ve hızlı çıkan ekiplerinden. güzel maç olur.. bu maçı kaçıranlar ya da barcelona fanatikleri için de 9 buçukta ntvspor uygun.. süper kupa’nın rövanş maçında sevilla ile oynayacaklar. ilk maçta ibra’nın golüyle öne geçse de 3 – 1 mağlup ayrılmıştı sahadan barça. çok zevkli bir maç olacağını tahmin etmek güç olmasa gerek.