‘beşiktaş’ olarak etiketlenmiş yazılar

süper lig 9. hafta

18 October 2009, Sunday

“içerde denizli- kümedüşen ankara- içerde kasımpaşa” fikstürü beşiktaş için can simidi oldu. ne olup bittiği belli olmayan bir sürece doğru gidilirken hatta o süreç başlamışken, 9 puan üstüste kazanmak, bir nebze de olsa moralini yükseltir bjk camiasının. bu kadar çabuk bir sürede dağılmanın kıyısına nasıl gelindi; bir değerlendirme yapma imkanları olacaktır. ne olursa olsun, geçtiğimiz yılı çifte kupayla kapatan bir takım beşiktaş, bir toparlanma noktası yakalayabilir. önümüzdeki hafta oynayacakları eskişehir maçı, bu açıdan büyük önem taşıyor. seyircisini arkasına aldığında, rakipler için ciddi bir tehlike oluşturuyor sahasında es-es. bu deplasmandan çıkarılacak ve üst üste alınan 9 puana eklenecek 3 puan, beşiktaş’ın çıkışa geçmesi için atılan bir adım olabilir. derbi bir yana, haftaya oldukça mühim bir maç bekliyor bizi eskişehir’de. beşiktaş’ın 3 cezalısına -ki 2’si savunmadan- eskişehir’in hücumu seven, yetenekli oyuncularını da ekleyince, sonucu kestirmek iyice güçleşiyor.

alex’in, fenerbahçe takımının hemen hemen her şeyi olduğunu düşünenlerdenim. bugün antep’te olmayacağını öğrendiğimde, fener’in işinin çok zor olacağını düşündüm. takım halinde iyi kapanan ve ileride bitirici adamlarla sonuca giden bir takım fb. hızlı çıkışlarda, kısa ve çabuk pas trafiği gereken anlarda, duran toplarda en önemli adamı, zekasıyla ön plana çıkan alex oluyor. yani hücumun bir numarası alex fenerbahçe’de. arkadaşlarından yardım aldığı zaman fark oluyor. tek başına maç çevirdiği de var çokça. hal böyleyken, alex’ten yoksun çıktığı bir deplasmanda, guiza ve lugano gibi ilk 11 elemanları da olmayan fb, 9’da 9 yapamadı. 1-0 riskli skor, 2’yi bulamayınca böyle durumlar ortaya çıkabiliyor. kaldı ki, yedikleri 2 gol de rakibin ustalığından kaynaklandı. olağanüstü 2 gol attı j. cesar. ilginç bir detay; antep hiç berabere kalmamış evinde. antalya’da son dakikada 3 puanı almıştı fb, aynı şekilde manisa maçında 94. dakikada galibiyet golünü bulmuşlardı, bu kez ters bir sonuç çıktı ve son dakikada üstelik bir frikik golüyle mağlup oldular. alex olsaydı fenerbahçe kazanırdı diyemem ama alex 1-0’dan sonra, rakibin verdiği açıkları değerlendirip farkı artırma konusunda olumlu işler yapardı kesin. neyse, olasılıklar üzerinde fazla durmayalım, bu sonuçlarla birlikte haftaya oynanacak derbi iyice önem kazandı. fenerbahçe bu mağlubiyetle kendine gelip, haftaya bizim maçta canla başla mücadele ederse hiç şaşırmam, hatta tersi olursa şaşırırım. hafta içi oynanacak avrupa maçında nasıl bir kadro çıkaracak daum, merak ediyorum. rahatça rotasyon uygulanacak bir maç değil. daum’un futbol anlayışını da düşününce oyuncuların yorgun biçimde derbiye çıkma ihtimalleri artıyor.

galatasaray-trabzonspor maçından sonra, erman’dan tut, ömer üründül’üne kadar tüm spor ulemaları ortak noktada buluşacaktır mutlaka. nedir bu ortak yorum? “galatasaray’ın ileri uç elemanları geri koşmuyor”. bu mudur yani galatasaray’ın oyunundan çıkardığınız sonuç. her şeyi geçtim, nerede gördün hemşehrim sen herkesin geride beklediği, bunun yanında 4-5 tane gol atan takım. arda daha tempolu olmalı de, daha hızlı paslaşmalılar de, savunma oyuncuları ağır kalıyor daha uyumlu olmalılar de, hepsini anlarım da; baros’un, elano’nun geriye koşmasını bekleme. o adamın savunma için yapacağı iş, ön alanda pres yapmak. bunu yapmazsa eleştirirsin, ki hep yaptıklarını da iddia etmiyorum. bu maç yapamadı öndekiler mesela belli bir süre pres. orta alanı bırakınca da araya top kaçırdı trabzon. evinde 3 gol yemek hoş bir durum değil tabi. sorunu çözmek adına rijkaard-neeskens ikilisinin uğraş vereceğini umuyorum. bu yılın en güzel yanı da bu zaten. bu ikiliye duyduğumuz güven, çok şeye bedel. atılan gollerin hepsinin sağ taraftan gelişen ataklarla oluşması sürpriz değil elbet. sabri’nin desteğiyle beraber keita, galatasaray’ın hücum gücünün büyük kısmını oluşturuyor. keita hep aynı da, sabri’ye bir iki övgüde bulunmazsak ayıp etmiş oluruz. bana göre hayatının maçını çıkardı. keita’yı tamamladı ve rakibin sol kanat oyuncusunu kapattı. lakin en büyük eksiği istikrar çoğu yerli oyuncu gibi. 3 ay yan gelip yatmayacağını söyleyemeyiz. kewell, hep bizimle kalsın, gerisi önemli değil.

galatasaray 3-0 beşiktaş

13 September 2009, Sunday

“hiç ciddi bir rakiple oynamadı galatasaray” eleştirilerine çokça şahit olması sebebiyle, hemen her galatasaraylı, beşiktaş maçının öneminin daha da arttığını düşünüyordu. yahut ben öyle tahmin ediyorum. fakat bunun yanlış olduğunu  düşünmek pek mantıksız değil. savunma anlamında bir merak varsa orası ayrı da, bu hücum gücünün türkiye’deki her takıma gol atabileceğini, ve hatta bazılarına karşı, yürüyerek gol bulma olasılığının hayli yüksek olduğunu anlamak hiç zor değildi.

duran top; iyi savunma ya da ciddi rakip tanımaz. ilk dakikada kornerden gelen, arda asistli gol-ki bu korner golleri bu yıl klasikleşme yolunda ilerliyor galatasaray’da- oyunun akibetini değiştirdi. ayhan’ın yokluğunda orta sahada sarp-topal ikilisi yiyecekleri baskıyla beraber top kullanma sıkıntıları yüzünden hata yapabilirlerdi. erken gol, bu dezavantajın işlemesine engel oldu. yine top yapamadı bu ikili fakat skor üstünlüğü elinde olduğu için galatasaray risk almak zorunda kalmadı. denizli ortayı kalabalık tutup, araya top atabilen adamlarla sonuca gitmek istedi fakat, burada da ilk dakikadaki gol engel oldu onlara. fazla açılmadı gs ve hal böyleyken orta sahada denizli’nin beklediği gibi ezici bir üstünlük kuramadı beşiktaş. mustafa sarp’ı her geçen maç üstüne koyarak geliştirdiği futbolu ve bana yaşattığı şaşkınlık sebebiyle tebrik ediyorum. yeteneklerini sonuna kadar kullanıyor ve yürekten oynuyor bu oyunu. o olmasa önemli bir eksiklik yaşanırdı bu yıl galatasaray’ın orta sahasında. ne topal, ne de ayhan onun kadar tempolu oyuncular değil. ayhan demişken ekleyelim, o da büyük kayıptı bu maç için. arda’nın belki yorgun olması nedeniyle yapamadığı orta saha-ileri uç bağlantısını sağlayabilirdi ayhan bugün oynayabilseydi. barış’ın bu konuda yeterli olacağına inanmıyorum ben. diğer bölgelere baktığımızda; orta ikili ve kalecinin sıfır hataya yakın oynadıklarını görüyoruz. hkb savunma anlamında ciddi hatalar yaptı 2. yarı, sabri ise sezon içindeki çıkışını derbiye de yansıtmayı başardı. rijkaard’ın sihri mi diyelim, ne diyelim. kewell, baros formsuz gözükür, çıkar atarlar birer tane. bu  sebeple büyük futbolcu mertebesine erişmişler zaten. kötü oynadığı maçı 2 golle bitirebilen kaç golcü var ki? sol kanatta volkan yaman’dan daha iyi bir alternatif olacağının sinyallerini açıkça verdi caner. hem de çok kısa bir sürede. hakan’dan daha hücumcu bir bek, ön plana dahi çıkabilir ilerleyen zamanda.

rüştü’ye çok isyan ediyordur beşiktaş taraftarı, haklı olarak. lakin, sonuca gidecek futbol oynayıp oynamadıklarını düşünmeleri de gerek. karmakarışık bir dizilişi vardı bugün takımın. yusuf niye sol tarafta oynadı, nihat hangi sebeple tek forvet olarak görev yaptı, ekrem ne diye içeri çekildi vb. sorularla mustafa denizli’den hesap sormak, hakkıdır taraftarların. erken atılan gol yüzünden, biraz yaymasaydı galatasaray, ortada bu kadar rahat olamazdı beşiktaş takımı. onun dışında da bir artısı yok zaten denizli’nin öğrencilerinin. tello ve nobre’nin olmaması önemli dezavantajdı onlar adına. 9 puan geride kalmanın yanında, psikolojik olarak gittikçe kuvvetlenen bir rakibe kaybetmek gardını düşürebilir beşiktaş cephesinin. nasıl bir yol bulacak denizli bu kötü gidişi durdurmak için, merak ediyorum.

süper lig 4. hafta

30 August 2009, Sunday

beşiktaş’ın gayet istekli bir oyun oynayıp, rakibin direncini bir türlü kıramaması sonucu gol atamadan tamamladığı antep maçıyla başladık süper lig’de haftaya. üçüncü kez sahadan beraberlikle ayrılmış oldu böylece denizli’nin takımı. gol atma konusunda sıkıntıları var, bu belli bir şey fakat yavaş yavaş isteksizlik belirtileri ortaya çıkıyordu. bunu kırdıklarını düşünüyorum ben. kilidi açamayıp sonuca gidememek farklı, hiç bir şey oynamadan, hırssız, arzusuz oynamak farklı. ilerisi için bir umut olabilir bu bjk’a. şampiyonluk yarışından silip atmak, şu an için hiç de mantıklı değil son şampiyonu. zamana ihtiyacı var takımın, bir de tabata’ya verilen 8 milyonun hakkını vermesini bekleyecekler. antep’te geçen yıl ön plana çıkan murat ceylan iyiden iyiye sivrilmeye başladı. oldukça tempolu bir oyuncu, sert şut da çekebiliyor. önü açık ceylan’ın, ibrahim kızıl’ın ellerinde değerinin 2-3 katı bir parayla şekillenebilir geleceği!

fenerbahçe hafta içi maç oynadığı için mi bu kadar düşük tempoda oynadı yoksa manisa mı fenerbahçe’ye orta sahada üstünlük kurdu, çözemedim doğrusu. eğer sion maçı dolayısıyla yaşandıysa bu fiziki düşüş, işleri hiç kolay olmayacaktır. sezonun bütününü düşünürsek, 3’er gün arayla daha ağır maçlar oynayacaklar. böylesine eksikler daha ön plana çıkar oralarda. bu maçta olduğu gibi kazanmak mümkün olmayabilir. alex yine gözükmedi çokça, fakat yine gösterdi klasını. o olmasaydı mümkün değil dönmezdi maç. emre gibi orta sahanın beyni oyun dışıyken hele, çok zordu. kanatlar, bu maça kadar en büyük silah olarak addediliyordu. kazım ve santos çok sönük kaldı bu gece. gökhan’ın kanat bindirmeleri de arandı fazlasıyla. milli maça yetişir umarım gökhan gönül. manisada iyi topçular var. sezer, nizam, simpson, bu maçta oynamasa da isaac. mehmet nas da iyi koştu bugün. sağlam bir golcüleri olsa, iyi sayılabilecek bir savunma hattıyla beraber, gayet taş bir takım olurlar. bir maçla anlayamayız tabi her şeyi, fazla da atıp tutmayalım.

yarınki ankaraspor-galatasaray maçıyla bitiyor 4. hafta. fener kayıpsız giderken, bizim topçular da artı bir motivasyonla oynayacaktır. ankaraspor’u tam zamanında yakalıyoruz üstelik. gökçek’lerin ankaragücüne çöktüğü dönemde, bazı oyuncuların zehirlenme sebebiyle antrenman eksiği olması rakibi iyice kuvvetsiz kılıyor. dinlenmiş, diri ve istekli bir takım izleyeceğiz muhtemelen yarın bizim cephede. ne olursa olsun, iyi takım ankara, kolay lokma değil çok. zorlamak gerekecektir. bizimkiler de ziyadesiyle zorluyor bu sene.)

süper lig’de son: şampiyon beşiktaş

30 May 2009, Saturday

teknik direktör değiştirdiği bir sezonda, kendi taraftarının dahi takımını favori göstermediği bir ortamda, yani kimsenin beklemediği bir biçimde şampiyonluğa ulaştı beşiktaş. bunlar şampiyonluğu haketmediğini göstermiyor tabi ki. sonuna kadar hakettiler. en aklı başında oynayan, inancını hiç yitirmeyen taraf olmayı başardılar. zor sınavlardan geçtiler, hiç kolay olmadı fakat ligin sonunu çok güzel getirdiler. çifte kupayla sezonu noktalamak, türkiye’den bir takımın hedefleyebileceği en üst amaçlardan birisidir. galatasaray ve fenerbahçe ile şampiyonluk yaşamış mustafa denizli’nin bir de beşiktaşa gelerek şampiyonluk+türkiye kupası sevinci yaşaması oldukça ilginç. tarihe gemiş oldu böylece denizli. onu ve takımını alkışlamak gerekiyor, rakiplerinin tutunamadığı bir ligde istikrarı yakalayıp sivas tehtidine rağmen, sezonun 2. yarısını olağanüstü oynayarak şampiyon olması her şeyi açıklıyor zaten. fırsatı değerlendirdi, şampiyonlar ligi gibi bir para havuzuna girmeyi başardı. bunlar güzel şeyler tabi. fakat gelecek sezon, iyi bir avrupa macerası yaşamak istiyorlarsa, ligde de hedefi zirveye koyduklarına göre, kesinlikle daha iyi bir kadroya ve daha ileri görüşlü bir yönetime ihtiyaçları var. zamanı değil şimdi tabi, eğlenme zamanı beşiktaş için. tekrar tebrik ediyorum beşiktaş camiasını.

galatasaray beklediğim gibi sezonun en istekli oyununu oynadı sivasa karşı. belki de ligin 2. yarısının hemen başında, sivas’ta başlamıştı galatasaray’ın engellenemez düşüşü. sezon sonunda müthiş bir fırsat geçti galatasaray’ın eline. sivas’ı yenerek 2. olmasını engellemek ve 4. basamağa yükselmek. bir taşla iki kuş. öyle olmadı ama. trabzon evinde 1-0’dan 2-1’e maç vererek hem kendisinin hem de galatasaray’ın planlarını bozmuş oldu. güiza’nın son dakika golü, takımını bir eleme turundan kurtardı. bu golle fenerbahçe sezonu temmuz sonunda, galatasaray ise temmuz ortasında açacak. önemli bir detay bu. trabzon son haftaya taşıdığı umutlarını olmadık biçimde ligin son anlarında yitirdi. sivas yenilmiş olmasına rağmen 2. basamakta yer aldı ve şampiyonlar ligi’ne attı kapağı. işleri zor, değişen statüyle birlikte ön eleme turlarında büyük takımlarla karşılaşma olasılıkları hayli yüksek. yine de kasalarına koyacakları para, onlar açısından önemli bir miktar olacaktır.

ligin  dibine bakınca, konyaspor’un düştüğünü görüyoruz. ilginç oldu biraz konya’nın düşme hikayesi. gençler evinde bir amacı kalmayan kayseri’den 4 yedi. antalya berabere gidiyordu, konyaspor’da golü bulunca 3’lü averaj durumu oluştu ve gençlerbirliği yolcu gibi duruyordu. ancak antalya’nın golü, geçen yıllarda küme düşmelerine sebep olan gençlerbirliği’ni kümede bıraktı. konyaspor 3-0 kazanmasına, gençlerbirliğiyle aynı puanda olmasına rağmen averaj sistemiyle küme düşmüş oldu böylece. o kadrodan ve staddan bir an önce kurtulmalarını diliyorum kendi adıma. belediye takımlarını bir kenara koyarsak ligden düşmesine üzülmeyeceğim ender takımlardan birisiydi konya. hocaları, tribünlerin sahaya uzaklığı, arda’nın o sahada ciddi bir sakatlık yaşaması, uğur uçar’ın futbol hayatının yine bu sahada riske girmesi gibi sebeplerim var. gerçi gençlerbirliği de hiç lige yakışan bir takım değil ama olsun.

play-off çeyrek final: galatasaray-beşiktaş

16 May 2009, Saturday

gs-bjk

galatasaray-beşiktaş serisi beko basketbol liginin en denk eşleşmesi gibi duruyor. efes’in daçka’ya yaptığı acımasızlığı gördükten sonra, fenerbahçe’nin de antalya karşısında zorlanmaması üzerine gs-bjk maçlarının seyir zevki açısından bir adım öne çıkma ihtimali artıyor. telekom da mersin karşısında durumu 2-0 yaparak avantajını sağlamlaştırdı. böylelikle en geç başlayıp yine en geç tamamlanan tur mücadelesi gs-bjk olacak gibi.

normal sezonu galatasaray 4. beşiktaş ise 5. bitirmişti. bu nedenle ilk iki maç ayhan şahenk’te olacak. ilk maç bu akşam 19.30’da. takımlara baktığımızda, galatasaray’ın nispeten daha iyi bir kadrosu olduğunu söyleyebiliriz. fakat normal sezonun son maçlarında, tolliver-hosley transferlerinden sonra, takım kendisini bir türlü toparlayamadı. savunma anlamında büyük sıkıntılar yaşanıyor. sakatlıklar da bu sıkıntıların bir sebebi tabi. belli dönemlerde, çok dar bir rotasyonla maçlara çıkıldı. oyun kurucu bölgesinde atkins’in yetersiz kalması önemli bir dezavantaj. takımı yönlendirme açısından bir katkısı olmadı henüz. bireysel performanslara dayalı bir oyun var. 3 sayı denemeleri bazen haddinden çok daha fazla sayıda gerçekleşiyor.savunma zaten allaha emanet.  takımdaki oyuncu yapısına bağlı biraz da bu. iyi savunmacı diyebileceğimiz birkaç kişi var. takım savunması ligin sonlarına doğru oldukça düşmüş durumda. aslında bu sezon çok fazla birşey beklemek bizlerin hatası olur. ülker sponsorluğunda, aza kanaat eden bir yapı hakim basketbol takımında. hep günü kurtarmaya yönelik işler yapılıyor. en azından birkaç sezonluk yatırımlar yapılsa, belli bir süre zirve hedefi daha geçekçi kılınır. beşiktaş geçilse dahi efes karşısında başarılı olma ihtimali şu an için çok düşük. açıkçası ben bir galatasaraylı olarak, önümüzdeki yılların straejisini merak ediyorum. sezon başı sil baştan yapılıp, aynı senaryo işlenecekse, işimiz zor.

beşiktaş hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapamam. ancak, dışarıdan gördüğüm bazı şeyleri yazabilirim. bu yıl beşiktaş için geçen seneye göre düşük beklentiler le geçiyor. ergin ataman ile beraber sağlam bir kadro kurup, iyi bir sezon geçirmişlerdi. fakat, galatasaray gibi onlarda ülker çatısı altında plansız bir şube görüntüsündeler. bütün takımı efes’e kaptırdılar neredeyse. işleri oldukça zor  gs karşısında. takımın, yabancılar dışında en verimli oyuncusu cevher gibi duruyor. oyuncu kalitesi açısından eksik gözükeler bile, sezon içerisinde oynanan 3 maçtan(1 tanesi kupa maçıydı) 2’sini beşiktaş kazandı. galatasaray geçecektir beşiktaş’ı fakat sonrası pek parlak değil.

beşiktaş 4-2 fenerbahçe

13 May 2009, Wednesday

ligde oynanan beşiktaş fenerbahçe maçı, fenerbahçe açısından beklentileri artırmıştı. fakat beşiktaş’ın üzerinde hissettiği baskı azalınca ve haliyle yapması gerekeni yapıp, hızlı hücumlarla eksik fener savunmasının üstüne gidince, artan bu beklentiler hayal kırıklığına dönüştü fenerbahçe camiası için. alex’in sakatlıktan yeni çıkmış olması ve guiza’nın iki maç iyi oynamasından dolayı semih’in aragones tarafından yedek kulübesine çekilmesi, ligde kazanılan maçın avantajını yok etmeye yetti. ileride top tutamadıkları gibi geri dönmekte de oldukça zorlandı fenerbahçeli futbolcular. halbuki inönü’deki maçta rakip sahada çok iyi paslaşıp, beşiktaş’ın hızlı çıkmasını engellemiş ve savunmadaki eksiklerini örtmüşlerdi.

bu maçın bir diğer dış faktörü de baskının bu kez kupayı 26 yıldır kazanamayan fenerbahçe’de olmasıydı. bir de ilk dakikalarda gol yiyince, iyice baskı altında kaldılar. bu dakikalarda nispeten iyi bir performans ortaya koysalarda, bobo’nun attığı şık gol tüm kontrolü beşiktaş’ın ele geçirmesini sağladı. o noktadan sonra holosko, tello gibi direk kaleye gidebilen adamlar farkı yarattı. bobo’ya da dikkat çekmek gerek. attığı enfes golle maçı koparması bir yana, gününde olduğu zaman holosko’yla birlikte rakipler için ciddi bir tehlike haline gelebiliyor brezilyalı.

gökhan’ı stopere çekip sağ kanadı neredeyse tamamen iptal etti aragones. bu sadece bu maç için yaptığı bir hataydı. sezonun geneline bakarsak, belkide onlarca kritik hata yaptığını görürüz. dışarıdan bakan birisi olarak söyleyebilirimki; artık aragones ile yola devam etmek, fenerbahçe adına daha da geriye gitmek anlamına gelecektir. ne olursa olsun, elinde başarılı bir kadro vardı. fakat gelinen nokta büyük bir hayal kırıklığı fenerbahçe için. aziz yıldrımın “şampiyon olamadı” bahanesiyle zico’yu yolladığını düşününce, aragones’i göndermeme ihtimalinin çok az olduğunu söyleyebiliriz herhalde.

beşiktaş ise sezonu iki kupayla kapatma gibi çok önemli bir durumla karşı karşıya. büyük başarı olacaktır hem lig hem türkiye kupası. herhalde sezon başında beşiktaşlılar da dahil olmak üzere hiç kimse böyle bir durumu tahmin edemezdi. bu yüzden mustafa denizli’nin de hakkını vermek lazım.