‘bundesliga’ olarak etiketlenmiş yazılar

bu iş burada biter; jürgen kloop ve gençleri

27 February 2011, Sunday

nuri şahin

borussia dortmund.. jürgen kloop’un güzel takımı. gösterdikleri gelişim,  oynadıkları futbol muazzam. böylesi yüksek kalitede futbol oynatırken, kloop’un tamamen genç oyuncuları kullanması da ayrı bir güzel. bugün bayern münih’i, allianz arena’da deyim yerindeyse tokatladılar. 3-1 kazandıkları maçta, tam 8 tane futbolcu 88 ve sonrası doğumluydu. sanırım biraz burada aramak gerekiyor bu takımın başarısını. tam bir takım olmuşlar. herkes ne yapacağını biliyor ve yanındakinin de yapabilecekleri hakkında fikir sahibi. birbirinden şüphe duyan oyuncular yok. inanmışlar. sonrasında da başarı geliyor zaten.

an itibariyle lider borussia dortmund (58) ile en yakın takipçisi leverkusen (45) arasında 13 puan var fakat, leverkusen’in bir maçı eksik. en iyi ihtimalle 10 puan var diyelim. geriye kalan 10 maçta, büyük bir çıkmaza girmeli ki dortmund, rakiplerinin bir şansı olsun. sahada gördüklerimiz, bunun neredeyse imkansız olduğunu söylüyor. kloop’un gençlerinin buradan sonra bırakması mucize olur.

nuri kaptandı bayern karşısında. bir de muhteşem golü var. takımı şampiyonluğa koşarken, böyle güzel bir mevkide yer alması, insanı gururlandırıyor. gelecek sezon, eyvallah diyip ispanya ya da italya’ya transfer olma ihtimali hayli yüksek. yakışır da. şimdilik, şu geride kalan maçları kayıpsız geçsinler de, sonra düşünür bunları.

cumartesi futbolu #5

26 February 2011, Saturday

xavi

haftalar ilerledikçe liglerdeki heyecan ve çekişme de artıyor. cumartesi günü futbolu keyfi de tavan yapıyor haliyle. gene, oturup sabahtan akşama kadar futbol izlemelik bir gün. premiere league’de işler kızışmış, süper lig cayır cayır, bundesliga’da yılın maçı, ispanya’da real ve barca’nın günü.. imkanı olan evden çıkmasın, oturup bakabildiği kadar çok maça baksın derim. televizyon programı şöyle;

14.00 ankaragücü – gençlerbirliği / digi

16.00 belediye galatasaray / lig tv

17.00 wigan – manu / spormax

17.00 antep – eskişehir / digi

19.00 atletico madrid – sevilla / ntvspor

19.00 fenerbahçe – kasımpaşa / lig tv

19.30 bayern – dortmund / trt

21.00 mallorca – barcelona / ntvspor

23.00 deportivo – real madrid / ntvspor

cumartesi futbolu #4

18 February 2011, Friday

dortmund

dolu dolu bir cumartesi günü, çok güzel bir futbol programı daha bekliyor bizleri. televizyon karşısına oturup, sabahtan akşama kadar futbol izleyip işin cılkını çıkartmak mümkün. bu sefer bir değişiklik yapıp, ligler ve maçlar hakkında cuma gününden yazı girmek istedim.

öncelikle, kötü haberi vererek başlayalım; bu hafta sonu premiere league yok.. fikstürü hakkında henüz mantıklı bir yaklaşımda bulunamadım ben bu fa’in. neyse, olaya pozitif yaklaşalım, bu hafta lig maçı oynamayacak olsalar da, fa cup maçları var. artık, onunla idare edeceğiz. chelsea, everton ve manu’yu izleyeceğiz cumartesi günü. burada da bir kıllık var. hem 4. tur hem de 5 . tur maçları oynanıyor. sanırım chelsea – everton 4. tur maçına çıkacaklar. diğerleri de 5. turu oynuyor.

la liga’da real madrid günü, cumartesi. geçtiğimiz hafta deplasmanda espanyol’u neredeyse 90 dakika 10 kişi oynayarak mağlup etmişlerdi. barca’nın da gijon deplasmanında takılmasıyla, puan farkı yeniden 5’e inmişti. bir madrid, bir barca puan kaybedecek gibi gözüküyor ama bana kalırsa sonucu belirleyecek olan gene barnebau’daki maç olacaktır. yönettiği takımlar lig maçlarında evinde bilmem kaç yıldır mağlup olmayan jose mourinho ve el clasico’ları klasik haline çeviren barcelona. bir maçın vadedebileceğinden de öte..

seri a uzun süre milan’ın net üstünlüğüyle gidecek gibi gözükse de, son zamanlarda yardırarak gelen napoli ve inter işleri kızıştırmış durumda. lider milan’ın sadece 3 puan gerisinde napoli. inter ise 5 puan.. önlerinde,  oynanacak 13 maç bulunuyor. bu 3 takımın da şampiyon olma ihtimali var. inter, geçen hafta juve’ye takılmasaydı en ciddi aday olurdu gözümde. şimdi, biraz daha zorlaştı işleri. fakat, dediğim gibi daha 13 maç var önlerinde. ha, gönlümden geçen şampiyon adayı napoli’dir, orası da ayrı mevzu.

bundesliga şampiyonluk yarışınnın en sönük geçtiği lig olabilir şu an. sezonun en flaş takımı kloop’un dortmund’uyla, en yakın takipçisi leverkusen arasında 10 puan var. ( 52/ 42 ) onların hemen arkasında bayern münih yer alıyor. onların puanı da 39. son haftalarda çok formda olsalar da, iş biraz işten geçtikten sonra uyandıklarını söyleyebiliriz. en sevdiğim alman oyuncu – ki hakiki alman değil kendisi – mario gomez, ligin tozunu attırıyor. 22. hafta itibariyle 17 golü var gomez’in. ve şunu da söyliyim, iyi ki chelsea’ye gitmedi.. neticede, son zamanlarda biraz tökezlemiş görüntüsü çizse de, dortmund’un bu işi bırakması çok zor.

gelelim, bizim lige. fenerbahçe’nin zirvedeki rakiplerini birer birer yenmesi sonucu, iyice kızışan bir yarış içerisine girdik. galatasaray ve beşiktaş’ın çoktan havlu attığı ortamda, trabzon, fener ve bursa üçlüsünden birisi alacak şampiyonluğu. ve bu hafta, çok önemli bir maç var. beşiktaş – fenerbahçe.. dün akşam evinde kiev’den 4 yiyen beşiktaş, maça çıkabileceği en formsuz ve mutsuz haliyle çıkacak. fenerbahçe’nin inönü’de rakibine karşı ciddi bir üstünlük yakaladığı gerçeği de malumken, derbilerin favorisi olmaz mitini kırmak adına, cidi bir maç. tabii, maç öncesi gelişen süreç böyle. yoksa, pazar akşamı beşiktaş’ın alacağı bir galibiyet, çok şaşırtıcı olacaktır gibi bir iddiam yok asla. fakat, bir derbi mücadelesine deplasmanda oynayan tarafın favori olarak çıkması, her zaman karşılaşılan bir durum değil, bunu anlatmak istiyorum. fener, inönü’ye giderken, trabzon ve bursa’nın muhakkak kazanması gerekiyor tabii. bursa, cumartesi oynuyor. trabzon ise pazartesi akşamı, manisa’da.

televizyon programı;

14.00 kasımpaşa – ankaragücü / digi

14.30 chelsea – everton / ntvspor

16.00 bursaspor – gaziantepspor / lig tv

16.30 borussia dortmund – st.pauli / trt 3

17.00 gençlerbirliği – karabükspor / digi

19.00 bologna – palermo / spormax

19.00 galatasaray – bucaspor / lig tv

19.15 manchester united – crawley town / ntvspor

19.30 mainz – bayern münih / trt 3

21.00 real madrid – levante / ntvspor

21.45 inter – cagliari / spormax

23.00 zaragoza – atletico madrid / ntvspor

cumartesi futbolu #3

05 February 2011, Saturday

arsene wenger

keyifli bir futbol günü daha.. hemen hemen bütün liglerden güzel maçlar var. premiere league’in çoğu maçı bugün. arsenal, manu ve city sahne alacak. bir tek chelsea – liverpool’u izleyemeyeceğiz. st. james’ park’taki newcastle – arsenal maçı oldukça vaatkar gözüküyor. gönül gunners’tan yana muhakkak.

bundesliga da çoğu zaman olduğu gibi bu hafta da cumartesi günü futbolunu renklendiren organizasyonların başında geliyor. dün akşamki ruhr derbisinden çıkan golsüz beraberlik hem leverkusen’in hem de münih’in iştahını arttıracaktır. birisi nürnberg diğeri köln deplasmanında. bu arada dün dortmund, rakibi schalke’yi mağlup edemeyerek; 97 yılından bu yana sezon içerisinde 2 ruhr derbisini birden kazanamama geleneğini devam ettirdi. bundesliga’nın açık ara en keyif veren takımına yakışmadı. gerçi götze, barrios falan ellerinden geleni yaptılar. “dev kedi” neur’i geçmek imkansızdı yalnızca..

seri a’da haftanın maçı -inter/roma- yarın, fakat bugün de 2 maç var. udinese – sampdoria ve cagliari – juventus.. son haftalarda acıların ekibi kıvamına gelen juve, gene kazanamazsa işler iyice sarpa sarar. kesin galip gelmeliler. güzel topçular oluşumu udinese de favori olarak çıkıyor sampdoria karşısına. kabul etmek gerekir ki cumartesi günü, seri a pek çekici değildir. pazar günüdür seri a..

ispanya dediğimiz zaman, barcelona ve real madrid maçları geliyor akıllara çok net. mütemadiyen ikisinden biri de cumartesi oynar. bu akşam, barca’yı izleyeceğiz. rakip de güzel; atletico madrid. bahis oranlarının 1.05 barcelona lehine olması madrid’lilerin hırs yapmasına sebep olur mu onu pek bilemeyeceğim de; handikaplı barcelona galibiyetinin çok uzun süredir kazandırdığını rahatlıkla söyleyebilirim.. bunun dışında; villareal de evinde levante’yi ağırlıyor akşam. ligin 2 net takımı varsa; 3.’sü de açık şekilde villareal’dir. rossi-nilmar klas ikili..

son olarak süper lige bakalım.. 4 maç var bugün bizde. saat 2 itibariyle kasımpaşa – belediye maçı başladı. 4’te beşiktaş – karabük var. zevkli maç olacaktır. imkanı olanlar kaçırmamalı. akşam 5’te kayseri – ankaragücü oynuyor. zirveye tutunabilmek adına, maçı mutlaka almalı kayseri. haftaya fener’le oynayacaklarını göz önüne alırsak, maçın değeri daha da artıyor.. fenerbahçe ise manisa deplasmanına çıkıyor. hikmet karaman’la birlikte tüm çehresi değişen manisa bu akşam bir çelme çakabilir mi fenerbahçe’ye? bana kalırsa bir sürpriz çıkabilir..

televizyon’daki maçlar;

16.00 beşiktaş – karabük / lig tv

16.30 köln – bayern münih / trt spor

17.00 kayserispor – ankaragücü / digi

17.00 newcastle – arsenal / spormax

19.30wolverhampton – manu / spormax

21.45 cagliari – juventus / spormax

23.00 barcelona – atletico madrid / ntvspor

alman futbolu ve gençleri

23 December 2010, Thursday

almanya u-21

cottbus deplasmanda wolfsburg’u 3 golle yenerek, almanya kupası’nda çeyrek finale çıkmayı başardı. gollerin 2’sini genç oyuncu nils petersen attı. almanlar ondan çok şeyler bekliyor. aynı diğer genç takım oyuncularından bekledikleri gibi.

andre schürrle.. bu yıl bundesliga’da büyük çıkış yapan mainz’da oynuyor. 20 yaşında. forvet. gelecekte milli formayı giymesine kesin gözüyle bakılıyor. andre’nin mainz formasıyla 48 maçta 12 golü bulunuyor.

patrick herrmann. 91 doğumlu. m’gladbach’da forma giyiyor. orta sahanın her iki kanadında da oynayabiliyor. herrmann’ın en büyük özelliği sürati. oldukça seri bir futbolcu. şutları da bir o kadar etkili. takımına para kazandıracak gibi gözüküyor.

marco reus. o da hermann gibi gladbach’da top koşturuyor. 89 doğumlu. orta alanda hücumcu bir stilde görev alıyor. löw onu a milli kadroya da çağırmıştı. şimdiden bi hayli özel hayranı bulunuyor reus’un. ligde 6 gol, 3 asist istatistiği yakaladı şu ana dek.

lewis holtby. löw’ün kadroya çağırdığı gençlerden bir diğeri. 20 yaşında. mainz’da oynuyor, schalke’den kiralık. bu sezon takımıyla birlikte büyüyen oyunculardan birisi holtby. bayern ve özellikle köln maçlarında parlamıştı. mesutla sıkça karşılaştırılıyor.

julian schieber. nürnberg takımının futbolcusu. aslen stuttgart takımına bağlı. 89 doğumlu. alman 21 yaş altı ekibinin 9 numarası. sol ayağını iyi kullanıyor. bu yıl ligde 4 gol, 6 asisti var. oldukça dikkat çekmiş durumda. stuttgart gomez’den sonra bir de onu sunar mı, ülke futboluna? neden olmasın..

sidney sam. leverkusen’in bu sezon ele avuca sığmayan genci. aslen, nijerya’lı. hamburg’da profesyonel futbola başladı. takımını hem ligde, hem de avrupa ligi’nde sırtladı. şöyle şahane goller atıyor genelde. hızlı ve driplinglerle adam eksiltebilen bir futbolcu. vuruş tekniği de oldukça yetenekli olduğunun ispatı. önü açık bu elemanın, belli.

mario götze. bu yılın bundesliga’da tartışmasız en iyi takımı dortmund’da oynuyor. yalnızca 18 yaşında. orta alanda görev yapıyor. geçtiğimiz sezondan beri a takımla maçlara çıkıyor. 16 maçta oynamış, 6 asisti var. alman milli takımı’nda 1 maç oynadı bile daha şimdiden. adı sık sık avrupa’nın dev kulüpleriyle anılıyor zaten. onu dortmund’da tutmak zor olacaktır.

mats hummels. o da götze gibi dortmund’un gençlerinden. 88 doğumlu. savunmada ve orta alanın müdafaya dönük tarafında görev yapıyor. bayern alt yapısından yetişme. kloop’un değişilmezlerinden. benim de menajerlik oyununda dmc’de vazgeçilmezlerimdendi.

oliver baumann. freiburg’un genç kalecisi. 90 doğumlu. takımının 1. kalecisi olmuş durumda. adler ve neuer varken işi milli takım için hiç kolay değil fakat o muazzam reflekslerini kullanmayı devam ettirirse, en az adler ve neuer kadar şansı olacaktır ileride.

timo gebhart. stuttgart’ın orta sahasında görev yapıyor. özellikle avrupa ligi’nde iyi işler yaptı bu yıl. bundesliga’nın kötü sonuçlar alan takımlarından stuttgart. onlar adına sezonun en umut verici performanslarından birisi gebhart’a ait.

ve tabi ki, ilkay gündoğan. nürnberg’in türk asıllı oyuncusu. bu yıl en dikkat çekici gençlerden biriydi almanya’da ilkay. milli takım açısından tercihi de almanya oldu. bu konuda ona kızamayız bence.. geleceği parlak bir futbolcu. bochum alt yapısından yetişme. 90 doğumlu, hücumda görev yapıyor. 4 gol 2 asisti varbundesliga’da. dedikodular, ingiltere’den talipleri olduğu yönünde. umuyorum ada’ya gider ve başarılı olur.

bunların yanında; cenk tosun, konstantin rausch, togay arslan, benedikt höwedes, marcel schmelzer, kevin großkreutz, boris vukcevic, deniz naki, paniel mlapa vb. gibi birçok yıldız adayı var alman’larda. çoğu u21 takımlarında forma giyiyor. alman medyası ve halkının 2014 dünya kupası için bu gençlerin çoğundan beklentileri hayli yüksek. ve önemli kısmının beklentileri karşılayacağından eminler. alt yaş kategorilerinde (u21-u17) tüm kupaları topluyorlar.  programlı ve sistemli hareket etmek, alt yapıyı gerektiği gibi yönlendirmek güzel şey. darısı başımıza.

özlenen tablo

05 December 2010, Sunday

an itibariyle ingiltere premier league puan tablosu. özlediğimiz, beklediğimiz tablodur.

  1. arsenal
  2. manchester u.
  3. chelsea

tamam kabul ediyorum, arsenal yalnızca 1 puan ilerisinde manu’nun ve 1 maç da fazlası var. gene de onları zirvede görmek çok mutlu ediyor beni. pek zannetmesem de sezon sonu bu sıralamanın aynı vaziyette şekillenmesini temenni ediyorum. ingiltere’de arsenal!

özlenen demişken, bir önceki postta da belirttim. bundesliga’da dortmund’cuyum. onlar da lider. aman nazar değmesin. italya’da roma’lıyız. onların ne yaptığı belli değil. ispanya’da sevilla. onlar da bir öyle bir böyle. fransa’da öyle sevdiğim bir takım yoktur ama bu yıl lille şampiyon olsun isterim. rusya’da cska moskova. iş, işten geçti orada da. ve tabi malum, ilk önce galatasaray. en çok üzenin o olması da ne tesadüf..

neticede bu yıl bi dortmund’dan hayır var bize. belki arsenal ve roma da bir şeyler yapabilir. onun dışında totti, mario gomez ve nasri gol kralı olsun, yeter.. oynarsa baros tabii.

efsane geri döndü!

05 December 2010, Sunday

borussia dortmund

borussia dortmund her zaman ilgimi çekmiştir bundesliga’da. ne yalan söyliyim; stuttgart’ın yeri ayrıdır ama dortmund sanırım uzun süre bayern münih’e karşı koyan bir takım olması sebebiyle en sevdiğim takımlardan birisidir. yalnızca koller-rosicky’si falan da değil tabi. o muhteşem westfalen stadı, o stada yıllardır takımları iyi de olsa kötü de olsa gelen 80.000 taraftarı da etkileyicidir dortmund’un.

en son 2001-2002 sezonunda şampiyon oldu borussia dortmund. bir de uefa kupası finali gördüler. feyenoord’a yenildiler. ondan sonrası paraşütsüz düşüş. yıllardır kayıp adamlar. son şampiyonluklarının arkasından 3.’lük yaşadılar. ondan sonra 7 yıl boyunca göremediler ilk 3 falan. ard arda 7.’likler, 13.’lükler derken iyiden iyiye kaybolmaya yüz tutmuştu borussia dotmund. ta ki bu sezona kadar..

şu an takımın başında jürgen kloop var. uzun yıllar mainz’ı çalıştırmıştı kloop. orada iyi işler yaptıktan sonra 2008’de dortmund’a geldi. genç bir takımla başladı burada. nuri şahin’in de bugün önemli bir oyuncu haline gelmesinde kendisinin büyük payı vardır. nuri’ye şans vermesinin yanında, her zaman takımın lideri olarak nuri’yi göstermesi de nuri’nin gelişimi açısından çok mühimdir. velhasılı; kloop ve onun genç dortmund’u bu yıl muazzam bir çıkış yakaladılar.

bugün dortmund takımının kadrosunda nuri şahin, lucas barrios, neven subotic, felipe santana, shinji kagawa, robert lewandowski, jakub blaszczykowski, antonio da silva gibi genç ve kaliteli oyuncular yer alıyor. temeli, bu tarz gelişime açık oyunculara dayandırmış durumda kloop. ve iyi de yapıyor. bunun neticesi puan tablosunda. 15 maç sonunda, borussia dortmund 13 galibiyet 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet ile 40 puanda. averajları 28. açık ara en çok gol atan takım 37 golle. en az gol yiyen takım aynı zamanda. sadece 9 gol yediler 15 maçta.

en yakın rakibi mainz’a 10 puan fark atmış vaziyette dortmund. işler uzun zamandır olmadığı kadar iyi gidiyor. umarım bozulmaz, sürer böyle. e, artık bundesliga borussia dortmund’un şampiyonluğunu görsün. hasret bitsin.

2’si bir arada; misi & insua …

01 September 2010, Wednesday

misimovic & insua

transferin son anlarını sever bizimkiler. bu defa çok sevdiler ama. son 100 metrede 2 tane transfer yaptılar. bir tanesinin de yolda olma ihtimali yüksek.. aslında geçtiğimiz yıllara oranla çok daha iyi transferler bunlar. bundesliga wolfsburg’dan misimovic ve ingiltere liverpool’dan insua.. bir tanesi uzun süre gündemi meşgul etmişti, diğeri de biraz tepeden inme gibi duruyor, ihtiyaca yönelik manada tabi.. aslında korkmadık değil, o uçaktan hiç inmeyecek bunlar da pires gibi diye. neyse ki, bastı bunlar ayaklarını memleket topraklarına..

daha önce misimovic’i burada, yorumlamıştık. kısaca bir kez daha değerlendirelim. öncelikle, misimovic çok özel bir futbolcu. bundesliga’da ‘yıldız’ olarak nitelendirilen bir mertebedeydi. üstelik, küçük takımın altan’ı ya da, tabata’sı falan da değil. şampiyonluk yaşayan wolfsburg’un yıldızı.. grafite ve dzeko golleriyle ligin tozunu attırırken, onları bu noktalara getiren adam misi. asist krallığı, en değerli oyuncu apoleti, vs. bir çok da tescili var futbolculuğuyla ilgili.. muhakkak, bir kaç yıl öncesinin olay adamı lincoln ile mukayese edilecektir. ikisinin oynadıkları-oynayacakları takım kimliklerinin birbirinden bağımsız olduğunu düşünüyorum ben aslında. misimovic bir de çok farklı bir havada geldi buraya. çalkantılı günlerin alası yaşanırken, yatıştırıcı bir unsur olarak transfer edildi.. aynı zamanda da bir fırsat transferidir bosna’lı. kelebek etkisi, diego, juve, schalke derken, çat galatasaray’a attı imzayı. şu an ne lincoln ile karşılaştırılması, ne yer alacağı orta sahanın dizilimi ne de yanında oynayacak oyuncular beni enterese etmiyor. gelsin, oynasın direk katkı versin yeter. fazla göz önünde bulunup, yok lincoln’ün yok alex’in performanslarıyla bağlantılı yorumlara konu olmasını hiç istemiyorum belli bir dönem..

ve emiliano insua.. yıllardır galatasaray’daki değişmezlerden birisidir; sol bekten verim alınamaz bir türlü. defansifi de denendi, ofansifi de, stoperden bozması da orta sahadan monte edileni de. geçici performanslar dışında, sağlıklı bir sonuç elde edilemedi bu mevkinin oyuncularından. bu defa, diğerlerinden biraz farklı bir çocuk getirdiler. insua için de savunma yönü kuvvetlidir şeklinde tanım yapamayız izlediğimiz kadarıyla. daha çok kenardan hücuma yardım etmeyi seven, kısa boyunun da sağladığı avantajla birlikte süratli, toplu oyunda oldukça akıcı bir tarzı var. bunun yanında, topsuz oyunda pek etkili olamıyor. kısa boylu olması ve kademeye girişlerde tam zamanlamayı ayarlayamaması dezavantajları gibi duruyor.. insua henüz 20 yaşında ve bir çok kez liverpool formasını giydi. arjantin ulusal takımına da seçilmişliği var. transferi duyurulduğunda bir detaya vurgu yapılmış; satın alma opsiyonlu kiralık geliyor. bu güzel bir gelişme işte. fahiş bir fiyat söz konusu değilse, uyum yakalandığı ve memnun kalındığı taktirde, bonservisiyle kulübe kazandırılabilir.. neticede bu genç adam yıllardır çektiğimiz derdin üstüne, sol beke geldi. bir şeyleri değiştirebilmesi ümidiyle diyorum..

nacizane, bu yöndedir, oyuncular hakkında fikirlerim. iki sağlam adam alındı. öteki de geliyor gibi. fakat gene de bana kalırsa, bu güzel hamleler çok geç yapıldı. özellikle avrupa dışında kalınmışken, ‘keşke’ dememek elde değil. aslına bakarsanız, galatasaray kadrosunun lviv gibi bir takıma elenmesi vahim bir olaydır. bu yeni adamlar yokken bile, nasıl kazanamaz galatasaray, büyük sorun.. istediği kadar muhteşem 3’lü -ayhan-barış-mustafa- de olsa, yetersiz kaleci de olsa, o tur geçilmeliydi.. neyse, konuşmaktan başka yapacak bir şeyşmiz yok. geride kaldı bir çok şey. bundan sonra önümüze bakmalıyız. zorundayız.. bu yıl lig sonunda alınacak başarısız bir sonuç daha, kredisini iyiden iyiye azaltan yönetimin tükenmesi anlamına gelebilir. ümit ediyorum, başarı yakalanır ve bu kötü tablo hayata geçmez..

ps. bu yazıyı 3 kişilik yazıp, taslağa atmıştım aslında ben. gelemedi bir türlü diğeri. bundan kelli, nokta nokta var başlıkta. gelirse ona da yer ayırırız diye…

hafta sonu’nda avrupa futbolu

30 August 2010, Monday

barcelona

ilginç bir futbol oynanır bundesliga’da. önceden kestirilemeyen bir yanı vardır. bu nedenle de benim ilgimi fazlasıyla çeker. cumartesi, öğleden sonra oturup da bir werder bremen – leverkusen maçı izlemek, çok keyifli gelir mesela bana. eminim, bir çok kişi de burada oynanan güzel futboldan memnundur.. bu hafta da enfes maçlara sahne olan bir bundesliga vardı karşımızda. gene bol gollü, bol taraftarlı ve bol sürprizli idi alman’lar.

en büyük sürpriz ile başlayalım. wolfsburg.. hafta içinde diego’yu kadrolarına dahil ettiler. büyük bir olay tabi bu. geniş yankı buldu avrupa futbol camiasında. o diego, bu haftanın sonunda, geldi maça çıktı. gol de attı ilk maçında. dzeko gene her zamanki gibiydi. o da salladı 2 tane. ve ilk yarı bitmeden bir anda 3-0’ı yakaladılar volkswagen arena’da. ortak görüş; ilk hafta bayern’e son anda mağlup olan wolfsburg’un diego takviyesiyle birlikte güçlendiği ve çıkışa geçmeye hazırlandığıydı. sonra, ilk yarı bitmeden rakip mainz bir gol buldu. gene de, wolfsburg’dan kimse şüphe duymamıştır. fakat öyle bir 2. yarı oynandı ki volkswagen arena’da, eminim bundesliga efsane maçlar arasına zirveden giriş yapacaktır. 3-0 öne geçtiği maçta, rakibi mainz’a amiyane tabirle çatır çatır yenildi wolfsburg. ilk 2 haftada iki epik yenilgi. üzgünüm onlar adına..

bir diğer ömer üründül tabiriyle ‘enteresan’ maç, bay arena’daki leverkusen-monchengladbach’tı.. heynckes’in leverkusun’i kuşku yok ki maçtan önce favori olan taraftı. maçın sonunda ise, muhtemelen bugünü hayatlarından çıkartmak için çok şey verebilecek hale geldiler. evlerinde 6 yediler monchengladbach’tan-bu nasıl zor bir takım adıysa artık..- onlar adına da, aynı wolfsburg gibi güzel başlayıp, hüsranla biten bir hafta yaşandı diyebiliriz. bu 3-6’lık skor, maçın bundesliga’da haftanın  en gollü maçı olmasına neden oldu. bu arada, eren derdiyok maçta 1 gol kaydetti..

beklenen la liga’da ilk maçlar bu hafta oynandı. barça, racing santander deplasmanında 3-0’la galip geldi. goller; messi, iniesta ve yeni transfer villa’dan. guardiola’nın takımı kaldığı yerden devam ediyor. mourinho ve madrid’in onları durdurmak adına uzun bir yoldan geçmeleri gerekiyor. onlar da mallorca deplasmanındaydı ve golsüz beraberlikle döndüler. mesut oyuna sonradan dahil oldu.. topal’lı valencia ise malaga’ya 3 tane attı. mehmet, yedekler arasında yer alsa da, forma şansı bulamadı. umuyorum, çok çalışır ve ilk 11’de daimi bir oyuncu olur.. sevdiğim takım, güzel adamların topluluğu sevilla da deplasmandaydı. 4-1 kazandılar levante karşısında. konko’nun 2 golü var..

ingiliz’ler de 3. haftayı geride bıraktılar. chelsea ağırlığını koymaya devam ediyor. şu an en formda adamları malouda. gene gol attı fransız. drogba’nın penaltıdan attığı golle de 2-0 galip geldiler stoke city önünde. stoke da paraşütsüz gidici gibi ama bakalım.. manu da evinde oynadı bu hafta. onlar da net bir galibiyet aldılar. west ham’ı üçlediler.. arsenal blackburn deplasmanında 2-1 kazandı. son dönemin en formda topçularından walcott gene attı. oldukça güzeldi hem de golü.. tottenham beni çok şaşırtan maçta, evinde wigan’a yenildi. ilginçtir, wigan ilk 2 hafta evinde oynamıştı. 2’sinde de yenilmişlerlerdi. toplam, 10 gol yiyip hiç gol atamamışlardı. gidip, white hart lane’de tottenham’ı yendiler. futbol enteresan…

ibrahimovic

seri a da bu hafta başladı. ibrahimovic gazını alan milan, evinde lecce’ye 4 tane attı. pato 2 gol. ibrahim ile beraber, ligi sırtlayabilirler bu yıl, dikkat etmek gerek.. juve kahrın, kederin takımı olmaya devam. deplasmanda bari’ye boyun eğdiler. yalnız krasic’le olmaz elbet.. roma’mız evinde cesena’yı yenemedi; 0-0. maçı izleyemedim ama hiç beklenmiyordu bu sonuç üzücü tabi.. inter bu akşam oynuyor. bologna deplasmanında açacaklar sezonu. hafta arasında atletico madrid’e süper kupa’yı kaybetmişlerdi onlar da. benitez güzel başlayamadı, bu akşam bir sürpriz olur mu acaba?..

fransa’da gourcuff ve lyon konuşuldu sık sık. gidip lorient’e yenildiler. tek, haftayı mağlup kapatan büyük onlar değildi. psg de sochaux’a yenildi. bordeaux, evinde marsilya ile berabere kaldı. tigana’nın takımı, gene son dakikada buldu golü.. marsilya, niang sonrası toparlayabilir mi? kuşkularım yok değil.. kabze’li montpellier ile kalbimiz. bu hafta valenciennes’i yendiler deplasmanda. yürüyün be çocuklar, bu defa siz alacaksınız kupayı.. hollanda’da, suarez onu göndermeyen ajax’ı sevindirmeye devam ediyor. gene hat-trick yaptı. twente ve feyenoord 4-0’lık galibiyetler aldılar. ilginç, twente’nin yendiği utrecht, hafta içi, celtic’i 4-0 ile geçip, avrupa ligi’nde gruplara kalmıştı. evet, van wolfswinkel güzel topçu.. rusya’da, cska moskova’lı doumbia da gollere devam ediyor. onla beraber adamım dzagoev de yazdı bu hafta bir tane. bu çocuklar için takip edilir bu cska moskova..

transferde son hamleler

28 August 2010, Saturday

javier mascherano

artık transfer döneminin son günlerini yaşıyoruz. başta bizim kulüpler olmak üzere avrupa’da bir çok takım kadrosunu değiştirme, güçlendirme uğraşında. birisinin elinden bir adam çıkartması, adeta kelebek etkisiyle diğerine, oradan diğerine sonra bir başkasına kadar sirayet ediyor. buna en güzel misallerden bir tanesi de fenerbahçe’nin niang’ı transfer etmesidir. niang’ı satan marsilya, gignac’ı kadrosuna kattı, ardından gignac’ı bırakan touluse da lyon’dan tafer’i kiraladı. belki ilerleyen günlerde, niang’ı alan fenerbahçe, guiza’yı elinden çıkartacak.. gerçekten, bir kulübün taşları oynatıp, dengeleri nasıl değiştirdiğine şahit olabiliyoruz.

barcelona henüz sebebini anlayamadığım bir hamle yapmış ve yaya toure’yi manchester city’e bırakmıştı. böylece, orta alanda açıkları kapatacak, savunmaya yardımcı olacak ve iniesta-xavi gibi kudretli oyuncuların futbolunu bir kademe önde oynamasına yardımcı olacak türde bir orta sahaya gereksinim duydular. çok uzun bir süredir liverpool’dan javier mascherano’nun adı geçiyordu. sonunda resmi olarak geldi barça’ya. genelde, çoğu kişi mascherano’yu pek sevmez. kesici özelliğiyle ön plana çıkan bir tarzı vardır. xavi yahut fabregas gibi orta alanı paslarıyla yöneten bir futbol anlayışı yoktur. bu futbol kimliği pek gözüne hoş gelmez tabi seyircinin. fakat mascherano, günümüzde avrupa futbolunun en iyi defansif orta alan oyuncularından benim gözümde. liverpool’da yakaladığı istikrar, orada oynanan süratli ve fiziksel anlamda kuvvetli futbola, ayak uydurması etkileyiciydi. arjantin milli takımında da önemli bir görevi var. bu bağlamda, çok doğru bir transfer hamlesi javier. orta sahada box to box futbolcu, oyunun iki yönü bik bik şeklinde konuşanlara da guardiola’nın yanıtıdır…

resmi açıklama gelmese de zlatan ibrahimovic’in milan’a transferi büyük ihtimalle gerçekleşecek. barcelona, ilginç bir deneyim olarak noktalanıyor böylece ibrahim için. uzun süredir belliydi hocayla sorunlar yaşadığı. son dönemde zirve yaptı bu kopukluk. 6 aydır guardiola ile konuşmadık şeklinde röportaj verdi son olarak. galliani de onun için kamp kurdu katalunya’da. bonservis bedeli için uçuk fiyatlar konuşuluyor. barça muhtemelen tok satıcıyı oynuyordur. problemler var gözükse de, satmak için başka bir nedenleri yok neticede. milan için de güzel bir değişim olacak bu. pato-ibra fark yaratabilecek bir ikili. yıllardır 30-35 yaş aralığında transfer şekillendiren milan’dan hiç beklemediğim bu hareket, olumlu sonuç verecektir..

diego

diego da geri dönenlerden. almanya’ya, wolfsburg’a geçti brezilya’lı oyuncu. juventus’ta olmadı. olduramadılar. kabahatli yüzde yüz kulüptür bana kalırsa. diego gibi üst seviye bir adamdan hiç bir surette faydalanamadıysan, bir durup düşüneceksin. şike skandalı ve küme düşme olayından sonra, hemen seri a’ya geri dönse de, bir türlü toparlayamadı juve. 15 milyon’a bıraktılar diego’yu. bir kelebek etkisi de bu transferde bekliyoruz. diego’yu alan wolfsburg, misimovic’i satacak büyük ihtimalle. o kulüp de galatasaray olabilir. gelen bilgiler, bu transferin bittiği yönünde… diego’nun gelişiyle mutlaka kademe atlayacaktır wolfsburg. bayern maçında gördüğümüz kadarıyla, yaratıcı bir oyuncu sıkıntısı çektikleri ortadaydı. misimovic’le de iplerin çoktan koptuğunu düşününce, diego bir fırsat transferidir diyebiliriz.

almanya’nın bir diğer transfer yapması beklenen takımı da schalke idi. misimovic’i schalke hocası magath da çok istemişti. fakat wolfsburg onlara satmaya pek yanaşmayınca ve söylenene göre takas konusunda anlaşma çıkmayınca o iş olmadı. magath da, cluj’dan ciprian deac’ı transfer etti. romen milli takımının 10 numarası deac. yine adaşı ciprian marica gibi, ona da bundesliga fırsatı doğdu. umarım ondan daha iyi gelişir kariyeri. bu arada, schalke, gana’lı sarpei’yi de kadrosuna dahil etti. gana milli takımında sağ bek oynuyordu sarpei. levekusen’den geçti gelsenkirchen’e.. ve son olarak arsenal. arsen wenger’in fransızlaştırma fantazisi sürüyor. sevilla’dan sebastian squillaci’yi aldılar. güzel transfer. böyle bir savunmacı gerekiyordu arsenal’e. lorient’ten alınan koscielny ile beraber, yazımı çok zor iki oyuncu almış oldular böylece..

cumartesi futbolu #2

28 August 2010, Saturday

mourinho-guardiola

hafta sonu futbol günlüğüne baktığımız zaman, geçtiğimiz haftalardan daha kapsamlı bir program görüyoruz. çünkü, sonunda seria ve la liga da start alıyor. uzun bir süredir beklenen barça-mourinho pardon barça real madrid kapışması resmen başlamış olacak böylece. dün süper kupa’yı kazanan atletico madrid, şampiyonlar ligi ön elemesinde braga’ya elenen sevilla ve topal’lı valencia da muhtemelen 3.lük için kozlarını paylaşacaklar.. seri a bugün başlarken, ümidimiz bir takımın çıkıp, inter hegemonyasına son vermesi yönünde. seri a’da rengim bellidir. totti ve roma. fakat milan ya da juve dur derse inter’e, kabullenmesini de bilirim..

ingiltere, italya, ispanya, almanya ve fransa liglerinin tamamından ilk kez maçlar izleyeceğimiz bu hafta, klasik olarak bir premier league maçıyla başlayacak. cumartesi programı şöyle;

14.45 blackburn – arsenal /spormax

16.30 schalke – hannover /trt3

17.00 chelsea – stoke city /spormax

19.30 manchester united – west ham /spormax

20.00 istanbul belediye – kasımpaşa /digi kanal

21.00 malaga – valencia /ntvspor

21.00 sivasspor – bursaspor / lig tv

22.00 bucaspor – gençlerbirliği / digi kanal

22.00 caen – brest / kanal a

18. 00 udinese – genoa ve 20.45 roma – cesena maçları var seria’da. fakat türkiye’de henüz bir kanal, seri a’nın yayın haklarını almış değil. geçtiğimiz yıl ntvspor yayınlıyordu, umarım alırlar gene yayın haklarını..

transfer dediğin…

24 August 2010, Tuesday

yoann gourcuff

fransa’da dengeleri değiştirecek bir transfer gerçekleşti. yoann gourcuff, bordeaux’tan, lyon’a geçti. bedeli 22 milyon. şu dakikadan sonra, bordeaux taraftarları ne kadar küfür etse yönetimlerine müstahaktır. hatırlayacaksınız, bordeaux’un başına blanc ayrılınca eski dost tigana geçmişti. onun da isyan etmeye hakkı var. tek mantıklı açıklamaları, yerine alacakları adamın hazır olması olur. öyle bir durum yoksa, yazık etmişler gerçekten. gourcuff’un takımı için ne kadar değerli ve vazgeçilmez bir topçu olduğundan bahsetmeye gerek yok sanırım. kiraladıktan ve üst düzeyde verim aldıktan sonra, bonservisini de alıp, transfer etmişerdi. şimdi en önemli rakiplerinden birisine yolladılar. bir adet adnan sezgin mevcut oralarda sanırım…

rubin kazan da bir transfer gerçekleştirdi. hafta sonu, werder’i 4’leyip yeniden ismini duyuran hoffenheim’den brezilya’lı carlos eduardo’yu kattılar kadrolarına. çok iyi bir tercih olduğunu söyleyebilirim şahsen. 20 milyon vermişler. bu noktada biraz soru işareti olsa da, neticede adamlar rus.. ayrıca, gremio’dan aldıklarında oyuncunun bu fiyatlardan gideceğini hesap etmiştir kesin alman’lar. ki, zamanında hoffenheim’in bonservisine ödediği fiyat da 7 milyonmuş. üstelik bundesliga’da yer almıyorlardı o dönem.. eduardo her brezilya’lı ön oyuncusu gibi, üst seviye tekniğe sahip. kanatlardan çok iyi top taşıyor ve golcü özelliğiyle, forvetin gerisinden takımına ciddi katkı sağlıyor. rusya’da da iş yapacaktır. eduardo fahiş bir fiyatla, bir transfere daha imza atar benim tahminim. orada oynayacağı top önemli bu bakımdan.

son olarak arjantin’li otamendi’den bahsedelim. o da portekiz’e geçti. yeni takımı porto.. böyle güzel adamları bulup, avrupa futboluna kazandırma açısından, üzerine yoktur herhalde bunların. sayısız güney amerika’lı porto formasıyla avrupa vitrinine çıktı ve bir çoğu da bugün önemli yerlerde, önemli topçular.. otamendi de, dünya kupası’nda arjantin formasıyla çıkış yakalamıştı. fakat eminim, ondan çok daha önce radara almıştır porto. bu transferle akıllara hemen bruno alves geliyor tabi. zenit’e 22 milyona sattıkları bruno alves yerine aldılar otamendi’yi. yüksek ihtimalle de onun mevkisinde oynatacaklar. bir 22 milyona da bunu satarlar. bizler de transfer sezonunun son günlerinde, avrupa’nın ne kadar düşüşe geçen oyuncusu varsa, onları kovalayalım..