‘chelsea’ olarak etiketlenmiş yazılar

cumartesi futbolu #4

18 February 2011, Friday

dortmund

dolu dolu bir cumartesi günü, çok güzel bir futbol programı daha bekliyor bizleri. televizyon karşısına oturup, sabahtan akşama kadar futbol izleyip işin cılkını çıkartmak mümkün. bu sefer bir değişiklik yapıp, ligler ve maçlar hakkında cuma gününden yazı girmek istedim.

öncelikle, kötü haberi vererek başlayalım; bu hafta sonu premiere league yok.. fikstürü hakkında henüz mantıklı bir yaklaşımda bulunamadım ben bu fa’in. neyse, olaya pozitif yaklaşalım, bu hafta lig maçı oynamayacak olsalar da, fa cup maçları var. artık, onunla idare edeceğiz. chelsea, everton ve manu’yu izleyeceğiz cumartesi günü. burada da bir kıllık var. hem 4. tur hem de 5 . tur maçları oynanıyor. sanırım chelsea – everton 4. tur maçına çıkacaklar. diğerleri de 5. turu oynuyor.

la liga’da real madrid günü, cumartesi. geçtiğimiz hafta deplasmanda espanyol’u neredeyse 90 dakika 10 kişi oynayarak mağlup etmişlerdi. barca’nın da gijon deplasmanında takılmasıyla, puan farkı yeniden 5’e inmişti. bir madrid, bir barca puan kaybedecek gibi gözüküyor ama bana kalırsa sonucu belirleyecek olan gene barnebau’daki maç olacaktır. yönettiği takımlar lig maçlarında evinde bilmem kaç yıldır mağlup olmayan jose mourinho ve el clasico’ları klasik haline çeviren barcelona. bir maçın vadedebileceğinden de öte..

seri a uzun süre milan’ın net üstünlüğüyle gidecek gibi gözükse de, son zamanlarda yardırarak gelen napoli ve inter işleri kızıştırmış durumda. lider milan’ın sadece 3 puan gerisinde napoli. inter ise 5 puan.. önlerinde,  oynanacak 13 maç bulunuyor. bu 3 takımın da şampiyon olma ihtimali var. inter, geçen hafta juve’ye takılmasaydı en ciddi aday olurdu gözümde. şimdi, biraz daha zorlaştı işleri. fakat, dediğim gibi daha 13 maç var önlerinde. ha, gönlümden geçen şampiyon adayı napoli’dir, orası da ayrı mevzu.

bundesliga şampiyonluk yarışınnın en sönük geçtiği lig olabilir şu an. sezonun en flaş takımı kloop’un dortmund’uyla, en yakın takipçisi leverkusen arasında 10 puan var. ( 52/ 42 ) onların hemen arkasında bayern münih yer alıyor. onların puanı da 39. son haftalarda çok formda olsalar da, iş biraz işten geçtikten sonra uyandıklarını söyleyebiliriz. en sevdiğim alman oyuncu – ki hakiki alman değil kendisi – mario gomez, ligin tozunu attırıyor. 22. hafta itibariyle 17 golü var gomez’in. ve şunu da söyliyim, iyi ki chelsea’ye gitmedi.. neticede, son zamanlarda biraz tökezlemiş görüntüsü çizse de, dortmund’un bu işi bırakması çok zor.

gelelim, bizim lige. fenerbahçe’nin zirvedeki rakiplerini birer birer yenmesi sonucu, iyice kızışan bir yarış içerisine girdik. galatasaray ve beşiktaş’ın çoktan havlu attığı ortamda, trabzon, fener ve bursa üçlüsünden birisi alacak şampiyonluğu. ve bu hafta, çok önemli bir maç var. beşiktaş – fenerbahçe.. dün akşam evinde kiev’den 4 yiyen beşiktaş, maça çıkabileceği en formsuz ve mutsuz haliyle çıkacak. fenerbahçe’nin inönü’de rakibine karşı ciddi bir üstünlük yakaladığı gerçeği de malumken, derbilerin favorisi olmaz mitini kırmak adına, cidi bir maç. tabii, maç öncesi gelişen süreç böyle. yoksa, pazar akşamı beşiktaş’ın alacağı bir galibiyet, çok şaşırtıcı olacaktır gibi bir iddiam yok asla. fakat, bir derbi mücadelesine deplasmanda oynayan tarafın favori olarak çıkması, her zaman karşılaşılan bir durum değil, bunu anlatmak istiyorum. fener, inönü’ye giderken, trabzon ve bursa’nın muhakkak kazanması gerekiyor tabii. bursa, cumartesi oynuyor. trabzon ise pazartesi akşamı, manisa’da.

televizyon programı;

14.00 kasımpaşa – ankaragücü / digi

14.30 chelsea – everton / ntvspor

16.00 bursaspor – gaziantepspor / lig tv

16.30 borussia dortmund – st.pauli / trt 3

17.00 gençlerbirliği – karabükspor / digi

19.00 bologna – palermo / spormax

19.00 galatasaray – bucaspor / lig tv

19.15 manchester united – crawley town / ntvspor

19.30 mainz – bayern münih / trt 3

21.00 real madrid – levante / ntvspor

21.45 inter – cagliari / spormax

23.00 zaragoza – atletico madrid / ntvspor

bence sen de şimdi herkes gibisin!

31 January 2011, Monday

mavi

rengimiz belli..

27 December 2010, Monday

arsenal

hafta sonu’nda avrupa futbolu

30 August 2010, Monday

barcelona

ilginç bir futbol oynanır bundesliga’da. önceden kestirilemeyen bir yanı vardır. bu nedenle de benim ilgimi fazlasıyla çeker. cumartesi, öğleden sonra oturup da bir werder bremen – leverkusen maçı izlemek, çok keyifli gelir mesela bana. eminim, bir çok kişi de burada oynanan güzel futboldan memnundur.. bu hafta da enfes maçlara sahne olan bir bundesliga vardı karşımızda. gene bol gollü, bol taraftarlı ve bol sürprizli idi alman’lar.

en büyük sürpriz ile başlayalım. wolfsburg.. hafta içinde diego’yu kadrolarına dahil ettiler. büyük bir olay tabi bu. geniş yankı buldu avrupa futbol camiasında. o diego, bu haftanın sonunda, geldi maça çıktı. gol de attı ilk maçında. dzeko gene her zamanki gibiydi. o da salladı 2 tane. ve ilk yarı bitmeden bir anda 3-0’ı yakaladılar volkswagen arena’da. ortak görüş; ilk hafta bayern’e son anda mağlup olan wolfsburg’un diego takviyesiyle birlikte güçlendiği ve çıkışa geçmeye hazırlandığıydı. sonra, ilk yarı bitmeden rakip mainz bir gol buldu. gene de, wolfsburg’dan kimse şüphe duymamıştır. fakat öyle bir 2. yarı oynandı ki volkswagen arena’da, eminim bundesliga efsane maçlar arasına zirveden giriş yapacaktır. 3-0 öne geçtiği maçta, rakibi mainz’a amiyane tabirle çatır çatır yenildi wolfsburg. ilk 2 haftada iki epik yenilgi. üzgünüm onlar adına..

bir diğer ömer üründül tabiriyle ‘enteresan’ maç, bay arena’daki leverkusen-monchengladbach’tı.. heynckes’in leverkusun’i kuşku yok ki maçtan önce favori olan taraftı. maçın sonunda ise, muhtemelen bugünü hayatlarından çıkartmak için çok şey verebilecek hale geldiler. evlerinde 6 yediler monchengladbach’tan-bu nasıl zor bir takım adıysa artık..- onlar adına da, aynı wolfsburg gibi güzel başlayıp, hüsranla biten bir hafta yaşandı diyebiliriz. bu 3-6’lık skor, maçın bundesliga’da haftanın  en gollü maçı olmasına neden oldu. bu arada, eren derdiyok maçta 1 gol kaydetti..

beklenen la liga’da ilk maçlar bu hafta oynandı. barça, racing santander deplasmanında 3-0’la galip geldi. goller; messi, iniesta ve yeni transfer villa’dan. guardiola’nın takımı kaldığı yerden devam ediyor. mourinho ve madrid’in onları durdurmak adına uzun bir yoldan geçmeleri gerekiyor. onlar da mallorca deplasmanındaydı ve golsüz beraberlikle döndüler. mesut oyuna sonradan dahil oldu.. topal’lı valencia ise malaga’ya 3 tane attı. mehmet, yedekler arasında yer alsa da, forma şansı bulamadı. umuyorum, çok çalışır ve ilk 11’de daimi bir oyuncu olur.. sevdiğim takım, güzel adamların topluluğu sevilla da deplasmandaydı. 4-1 kazandılar levante karşısında. konko’nun 2 golü var..

ingiliz’ler de 3. haftayı geride bıraktılar. chelsea ağırlığını koymaya devam ediyor. şu an en formda adamları malouda. gene gol attı fransız. drogba’nın penaltıdan attığı golle de 2-0 galip geldiler stoke city önünde. stoke da paraşütsüz gidici gibi ama bakalım.. manu da evinde oynadı bu hafta. onlar da net bir galibiyet aldılar. west ham’ı üçlediler.. arsenal blackburn deplasmanında 2-1 kazandı. son dönemin en formda topçularından walcott gene attı. oldukça güzeldi hem de golü.. tottenham beni çok şaşırtan maçta, evinde wigan’a yenildi. ilginçtir, wigan ilk 2 hafta evinde oynamıştı. 2’sinde de yenilmişlerlerdi. toplam, 10 gol yiyip hiç gol atamamışlardı. gidip, white hart lane’de tottenham’ı yendiler. futbol enteresan…

ibrahimovic

seri a da bu hafta başladı. ibrahimovic gazını alan milan, evinde lecce’ye 4 tane attı. pato 2 gol. ibrahim ile beraber, ligi sırtlayabilirler bu yıl, dikkat etmek gerek.. juve kahrın, kederin takımı olmaya devam. deplasmanda bari’ye boyun eğdiler. yalnız krasic’le olmaz elbet.. roma’mız evinde cesena’yı yenemedi; 0-0. maçı izleyemedim ama hiç beklenmiyordu bu sonuç üzücü tabi.. inter bu akşam oynuyor. bologna deplasmanında açacaklar sezonu. hafta arasında atletico madrid’e süper kupa’yı kaybetmişlerdi onlar da. benitez güzel başlayamadı, bu akşam bir sürpriz olur mu acaba?..

fransa’da gourcuff ve lyon konuşuldu sık sık. gidip lorient’e yenildiler. tek, haftayı mağlup kapatan büyük onlar değildi. psg de sochaux’a yenildi. bordeaux, evinde marsilya ile berabere kaldı. tigana’nın takımı, gene son dakikada buldu golü.. marsilya, niang sonrası toparlayabilir mi? kuşkularım yok değil.. kabze’li montpellier ile kalbimiz. bu hafta valenciennes’i yendiler deplasmanda. yürüyün be çocuklar, bu defa siz alacaksınız kupayı.. hollanda’da, suarez onu göndermeyen ajax’ı sevindirmeye devam ediyor. gene hat-trick yaptı. twente ve feyenoord 4-0’lık galibiyetler aldılar. ilginç, twente’nin yendiği utrecht, hafta içi, celtic’i 4-0 ile geçip, avrupa ligi’nde gruplara kalmıştı. evet, van wolfswinkel güzel topçu.. rusya’da, cska moskova’lı doumbia da gollere devam ediyor. onla beraber adamım dzagoev de yazdı bu hafta bir tane. bu çocuklar için takip edilir bu cska moskova..

haftasonu futbol

23 August 2010, Monday

arsenal - blackpool

premier league’in engellenemezcesine türkiye süper lig’leşmesi devam ediyor. gelen gidene 6 atıyor. üç büyükler ile anadolu kulüplerinin arasında büyük fark var güntekin.. chelsea 6 golle açmıştı, wigan’a da aynı tarifeyi uyguladı. wigan ilk hafta blacpool’dan 4 yemişti. o blackpool da gitti emirates’de arsenal’den 6 yedi. ilk hafta farklı mağlup olan bir diğer ekip de newcastle idi. 3 tane yemişlerdi manu’dan. st. james park’ta aston villa’yı 6’ladı onlar da. evet, hakikaten bi ‘noluo lan’ havası var şu anda pirömiyer lig’de. denge falan kalmamış gözüküyor henüz sezonun başında. chelsea’nin 2 haftada 12 averaj yaptığı bir lig istemiyoruz hocam biz…

işin şakası bir yana bol gollü, bol şaşırtmacalı başladı ingiliz’ler sezona. darısı diğer ligler için diyelim.. başlayan bir başka lig, fransa’da kısır bir hafta geride kaldı. bol bol golsüz eşitliğin bozulmadığı maçlara denk geldik. son şampiyon marsilya defans oyuncuları heinze ve taiwo ile sonuca gitti. mevlüt’ün takımı psg, evinde tigana’nın bordeaux’una son dakikada çarpıldı: 2-1. son dönemlerin kayıp takımı lyon ise evinde brest’i tek golle geçti. yine çok takımın yarışın içerisinde olduğu bir sezon göreceğiz gibi duruyor fransa’da.. hollanda’da gündem, ikinci lig takımı sparta rotterdam’ın almere city’i 12-1 yenmesiydi. ki, voskamp diye bir oyuncu bu maçta tam 8 gol attı. evet, 8 gol. bazı forvet oyuncularının sezonun tümünde atamadığı kadar gol attı herif bir maçta.. onun dışında, eredivisie’de ajax ve twente 3 gollü galibiyetler aldılar. ajax’ın yenisi el hamdaoui 2 tane yazdı. bir tane de suarez.. haftanın en önemli maçında ise psv, alkmaar’ı 3-1 ile geçti.

almanya bundesliga’da açılışı bayern yapmıştı cuma günü. misimovic’in 2. yarısında girerek yönünü değiştirdiği maçı, son dakikada almayı başarmışlardı. ilginç bir sonuç; hoffenheim, geriye düştüğü maçta werder bremen’i 4’ledi. ibisevic ve salihovic de attılar birer tane. gollerin tamamı ilk yarıda geldi.. hamburg sahasında schalke ile oynadı. kazanan 2-1 ile ev sahibi oldu. van nistelrooy iş başındaydı. gollerin ikisi de ona ait.. dortmund, sahasında leverkusen’e tosladı. hiç beklemediğim şekilde 2-0 mağlup oldular… büyük sürpriz olmazsa van gaal’in bayern’i domine eder bu ligi. diğerlerinin bayern karşısında, özellikle dünya kupasındaki almanya kadrosu sonrası, pek şansları yok gibi geliyor bana..

süper lig’de de 2. hafta 2 maç dışında geride kaldı. bursa ve ibb aynı hafta, sami yen ve inönü’den 3’er puan çıkartarak, manşetlerde yer aldılar. iki takım da aynı skorla kazandı. hem bursa hem de ibb son yıllarda büyüklere karşı, çok başarılı maçlar çıkartıyorlar. özellikle de deplasmanlarda. bursa böylelikle, 2 sezonda tüm istanbul deplasmanlarından galip ayrılarak, zor bir iş başarmış oldu.. eskişehir, g.saray’ı ağırlıyacağı haftanın öncesinde mağlup olarak, iyice odaklandı galatasaray mücadelesine. artık iki kat daha zor o deplasman bizim için.. hafta içi avrupa maçları oynayan trabzon ve fenerbahçe ise bu akşam oynuyorlar. son yıllarda avni aker’de çok iyi maçlar çıkardı fener. galip gelirse hiç şaşırmam. fakat trabzon bu ligin en oturmuş takımlarından bir tanesi şenol güneş ile. onlar hakkında da en kısa sürede bir yazı yazmak isterim..

tv’de bugün ne var diye bakarsak;

21.00 trabzonspor – fenerbahçe / lig tv

21.00 kasımpaşa – buca / digi 205

22.00 manchester city – liverpool / spormax

ps. 21.30’da da efes world cup dahilinde, türkiye -arjantin basketbol maçı var, ntv’de…

adam olacak çocuk; neymar

18 August 2010, Wednesday

neymar - ganso

güney amerika’nın dillere düşen yeni genç yeteneği; neymar da silva santos junior. kısaca bilindiği ismiyle neymar.. futbolcu üretim fabrikası santos’ta oynuyor. henüz 92 doğumlu olmasına rağmen geçtiğimiz yıldan bu yana a takımda yer alıyor. oyun stili, şekli-şemali ve futbolculuğa başladığı takım itibariyle, robinho’nun halefi konumunda. şu tarihte de brezilya a milli takımının formasını giymiş, avrupanın devlerini peşinde koşturan çocuk durumunda neymar.

muadillerinden oldukça farklı bir yeteneği var aslında onun. sahada izlediğinizde değişik bir ışık görüyorsunuz onda. ne yalan söyliyeyim, neymar’ı izleyebilmek adına, tv başında santos maçlarını takip etmeye çalışıyorum ben, mümkün olduğunca. bu açıdan, spormax’in güzelliklerinden bir tanesi de brezilya ligini yayınlamasıdır, rusya ile beraber.. neyse, neymar’a dönelim biz. süratini, teknikle ve oyun zekasıyla birleştirebilen bir futbolcu neymar. topu ayağına aldığında, adeta yapıştırıyor ve zeka ile hızı birleştirdiğinde zaten, rakibin hemen hiç şansı  kalmadığını söyleyebiliriz. bu yapının en üst modeli için bkz lionel messi.. elbette, şu aşamada neymar’ı messi ve ronaldo gibi oyuncularla karşılaştırmak istemem. her şeyden öte, oyuncunun kendisine haksızlıktır bu. çünkü, ilerleyen yıllarda aynı messi ve ronaldo gibi, kendi piyasasını yapacağından eminim..

neymar’ı biraz da videolarından anlatmaya çalışalım. muhakkak ki, youtube’dan izlenilen kısa videolarla oyuncu analizi yapılamaz. maç içerisinde, oyunda kalıp kalamadığına, takım arkadaşlarıyla uyumuna, pozisyon alma iç güdüsüne ve oyun zekasına bakmak gerekir. fakat, oyuncunun yeteneklerinden de biraz izlemek fena olmaz bence. şu, 5 gol birden attığı santos – guarani maçı, şık hareketlerinin sunulduğu bir video, ganso ve robinho ile, çakal firma nike için çektiği reklam filmi, milli takım’da amerika’ya attığı gol..

şu an santos’ta bir diğer süper yetenek kapsamında değerlendirilen genç ganso ile birlikte oynuyorlar. geçtiğimiz yıl robinho da onlarlaydı. bazı maçlarda fantastik hareketler izliyorduk bu üçlüden. futbol ilginç tabi, şimdilerde robinho’nun yolu istanbul’a düştü düşecek. neymar’ın adı ise chelsea ile anılıyor. son gelen haberlerde santos’ta kalacağı dile getirilse de, en fazla 1 yıl sonra avrupa’nın dev kulüplerinden bir tanesi kapacaktır bu fırlamayı. ben de sabırsızlıkla bekliyorum neymar’ın, avrupa arenasına çıkacağı günü. o güne dek, santos maçlarını takip etmeye devam…

çok özledik çok!

17 August 2010, Tuesday

güzel ülkenin ligi pirömiyer lig de bizle beraber başlayanlardandı. her geçen yıl endüstriyelliğin, amerika’lıların ve futbol mühendislerinin üzerine daha çok çöreklendiği ortamda, avrupanın en keyif veren ligi olarak kalabilmeyi başarması, en büyük, en güzel yanıdır.. hemen her 2 haftada bir dev bir maç izletir bizlere ingiliz’ler. bu defa da kafadan, daha ilk haftada birbirinden çekişmeli maçlarla başladılar işe.

harry redknapp’ın tottenham’ı evinde sezonun flaş tansferlerini gerçekleştiren yeni manchester city’i ağırladı. ligin adına ve kalitesine yakışır bir maç oldu fakat gol gelmedi bir türlü. gol sesi çıkmayan, en zevkli maçlar listesine de giriş yapmış oldular böylece. şaka bir yana, çok önemli yerlere önemli transferler yapan city, özellikle ilk yarıda spurs karşısında çok zor anlar yaşadı. sol önde oynayan adamım gareth bale, süper maç çıkardı. spurs’ün forvet rotasyonu da oldukça dikkat çekici cinsten. aynı durum ziyadesiyle, city’de de mevcut tabi.. onlardaki zenginlik her bölgede görülebiliyor hatta. orta alanda barry-yaya toure-silva-swp-de jong gibi harikulade isimler oynuyor. önde ise tevez, adebayor, balotelli, santa cruz alternatifleri var. mancini aynı inter’de olduğu gibi bonkör bir yönetimin altında çalışıyor manchester’da da.

manchester

zirve takımlarından chelsea’de bir sıkıntı yok, kaldıkları yerden devam ediyorlar. şampiyon noktaladıkları geçtiğimiz yılı, 8-0 ile kapatmışlardı, bu yılı wba karşısında 6-0 ile açtılar. essien geri döndü, drogba, lampard, malouda gibi isimler formlarından hiç bir şey kaybetmemiş haldeler.ancelotti,  joe cole’un açığını benayoun ile giderme amacında. 10 numaralı formayı da ona vermişler, nedense.. manchester’ın diğer tarafı, şeytanlarda da sezon rahat açıldı. dün gece lige geri dönen newcastle’ı 3-0 geçti onlar da. bale ile beraber bir diğer adamım chicharito son dakikalarda oyuna girdi. ama onların gündemlerini meşgul eden konu,  iki yaşlı kurt giggs ve scholes’un hala pas tutmadıklarını gösterircesine, takıma katkı vermeleriydi. ryan giggs bi 20 sene daha oynayacak herhalde, maşallah diyelim biz buradan..

wenger’in arsenal’i ile benitez’den sıyrılıp roy hodgson’a sarılan liverpool da sezonun ilk haftasında kozlarını paylaşan ekiplerdendi. maçın tamamını izleyemesem de baktığım bölümlerde, arsenal oyuna hakim olan tarfatı. aşina olduğumuz yoğun pasa ve top tutmaya dayalı futbol sahaya yansıyordu. genç wilshere’e şans vermiş wenger. yine, chamakh da ileride oynayan oyuncuydu. savunmada beklendiği üzere lorient’ten alınan koscielny görev aldı, vermaalen’in yanında. ki, son dakikada atılmış oyundan kendisi.. pool’da ise torres yoktu ilk 11’de. yeni transfer joe cole sahadaydı. sakal bırakan mascherano, gerard, carragher tam kadro oyundaydı. belçika’dan gelen jovanovic de sol önde forma şansı bulmuş hodgson’dan. neticede berabere kaldı iki takım ve henüz çok başında olduğumuz lige, kontrollü bir başlangıç yaptılar.

e, tabi bunun daha everton’ı, aston villa’sı, fulham’ı vs.’si var.. zaman geçip, haftalar ilerledikçe, kimin ne yaptığını, kimin ilerleyip-gerilediğini daha net görme şansımız olacak… yalnız benim en üzüntü duyduğum konulardan bir tanesi, martin o’neill’ın aston villa’dan ayrılması oldu. umarım başka yerlerde de, aynı geçmişte celtic ve aston villa’da yarattığı takımlar gibilerini yaratır. takipçisiyiz.

son bir not: fantasy premier league‘e devam ediyorum ben. noat samisa ve batug‘un kurduğu liglere katıldım. varsa seveni, hatırlatmak isterim..

chelsea 2010-11

15 July 2010, Thursday

chelsea 2010-11 | deplasman

chelsea 2010-11

24 May 2010, Monday

chelsea 2010-11 | iç saha

premier league 09-10

17 August 2009, Monday

ingiltere’de sezon bu hafta itibarıyla başlamış durumda. ronaldo gibi bir değeri la liga’ya kaptırsa da, kalitesinden ve rekabetinden hiç bir eksilme yaşamadan yoluna kaldığı yerden devam ediyor premier lig. aynı hızda, aynı sertlikte ve aynı cömertlikte oynuyor takımlar. chelsea’nin, hull city’i evinde son anda şans golüyle yenmesi bunun bir örneği. -drogba o topu kaleye göndermeyi amaçladıysa ne olayım- hazırlık maçlarında gayet hazır bir görüntü çizmişti londra ekibi. drogba’nın lige iyi başlayacağına dair verdiği sinyaller doğru çıktı ve afrikalı golcü 2 gol birden atarak ligin en önemli forvetlerinden birisi olduğunu ispatladı. anelka’yla beraber, ancelotti’nin ileri uçtaki en büyük kozu olacak bu yıl didier.

arsenal ilk haftanın sürprizini yapan takım oldu. everton gibi, şampiyonlar ligi’ni hedefleyen bir takıma deplasmanda 6 gol atmak, şu an için arsenal adına büyük bir sürpriz. ilk golü atana kadar pas trafiğinde sıkıntı yaşadılar fakat gol gelince oldukça rahat şekilde, rakibin etkisizliğinin de yardımıyla, bildiğimiz arsenal paslaşmalarını uyguladılar. ilk yarı bitmeden 3-0 olunca maç koptu zaten. iki stoperin gol bulması sevindirici de olsa, toure’nin gidişiyle o bölgede ciddi bir sorun yaşanması mümkün duruyor hala. kolo, oldukça mücadeleci bir oyuncuydu. yeni ikilinin bu konuda hafif kalma ihtimali var. orta saha’nın ve takımın lideri fabregas. bu da arsenal’in en büyük şansı. iki attı, iki de asist yaptı genç kaptan. “ulan yoksa” dedirtti arsenal bu maç. fakat çok erken henüz, sabırla beklemek gerek wenger’in takımını.

diğer karşılaşmaları tam izleyemediğim için yorum yapmayacağım pek. ntvmsnbc’den izleyebilirsiniz maç özetlerini. ilk haftadan sonra akılda kalanlar; fabregas’ın müthiş performansıyla umut vermesi, wigan’ın aston villa’yı deplasmanda gayet güzel bir oyunla geçmesi, eduardo’nun gol atması, drogba’nın rakiplerini iki golle uyarması, henüz sezon başı olmasına rağmen atılan enfes goller.. bir de wigan’lı rodallega’nın attığı fantastik-bombastik gol. tamam drogba’nın frikiği, denilson’un füzesi, ekoto’nun roketi iyi hoş, kabul de; rodallega’nın attığı gol bu dünyadan değil. o nasıl bir vuruştur mübarek!