‘euro2012 elemeleri’ olarak etiketlenmiş yazılar

türkiye – belçika; mühim sonuç

08 September 2010, Wednesday

türkiye a milli futbol takımı

işte bu tür maçlar çok daha net ayırmamızı sağlıyor, tv’de konuşan yorumcuların iyisini kötüsünü. öyle oturduğun yerden belçika’yı rahat geçeriz demekle olmuyor bu işler.. adamlar iki duran toptan gol buluyor, maç tehlikeye giriyor.. şu şartlarda, bir tarafın çok ağır bastığı maçlarda dahi, kesin ifadeler kullanmayacaksın.. çok antipatik oluyor.. günümüzde her takımın birbirini zorlayabileceği gerçeğini bir kez daha kanıtlayan bir yapıda şekillendiği için, maç beni mutlu etti açıkçası. sonucun güzel olması da önemli tabi..

hiddink’in kadro seçiminde yahut çıkardığı 11’de yapıtığı tercih hatalarını mazur görmek gerekiyor şu an için. takımı, ülkeyi ve ligi tanımamasından kaynaklanıyor olabilir. fakat, maçı kazanmak adına yaptığı hamleler, onu özel kılmaya yetiyor da artıyor bile benim gözümde. tuncay’ın arkaya atılıp, rakibi daha zor bir duruma sokacağı yere alması takdire şayandı.. semih’i de gol atmamız gereken noktada oyuna alarak, gol bölgelerinde nerede duracağını bilen bir adamı kullanması, işi bildiğine işaret.. bir başka detay da ; arda turan’ın ulusal maçlarda bu denli yüksek verim vermesi, rakiplerin onun adam geçme tekniğini henüz tam kavrayamaması ile alakalı olabilir.. tabi, arda’nın teknik yönüyle ilgili herhangi bir kuşkum yok fakat, karşıdaki adam, arda’nın yapacağı hamleyi tahmin edemiyor.. oysa ligde arda bu çizgide çalım atma işinden çok, fizik ve güç kullanarak, topu koşturmaya çalışarak oynuyor.. böyle oynadıktam sonra bir problem yok neticede..

şu duran toptan gol yeme mevzusu iyiden iyiye bulanık bir hal aldı. göremediğimiz bir şeyler var sanki. sahiden, adam adama markaj mıdır bizim bu pozisyonlardaki sıkıntımız yoksa, psikolojik manada bir gel git mi yaşıyoruz?.. onur gibi formda bir kalecinin dahi büyük bir zamanlama hatasıyla gol yiyebildiğine şahit olduk milli formayla.. elbette tecrübesizlikle ilintilenebilir bu hata.. fakat altında yatan temel problem, yıllardır yan ve duran toplarda türk’lerin hatalı goller yemesinden ötürü yaşanan gerginlikte saklı olabilir.. hiddink’in bu konuya özel bir uygulamayla değinmesi şart. gerekirse oyunculara uzun süreli bir çalışma yaptırılarak, bu konu hakkında güven tazeleme imkanı sağlanabilir..

grubu 2. tamamlama şansımızı artırdık bu maç neticesinde.. belçika’dan 6 puan öndeyiz.. bir de onlara konuk olduğumuz maçı kazandığımız taktirde, almanya ile direk olarak muhattap olma ihtimalimiz var.. sırasıyla değerlendirmek gerekiyor aslında maçları.. hülasası; ilk iki engeli aştık ve bayırı tırmanmaya başladık. ve fakat önümüzde büyük bir tepe var. onu geçmeden, bitmez bu iş..

elemelerde ikinci maçlar

07 September 2010, Tuesday

ingiltere

sporda yoğun bir milli süreç geçiriyoruz. basketbol dünya şampiyonası, futbol euro2012 elemeleri, voleybolda yunanistan maçları derken, nereyi takip edeceğini şaşırıyor insan. hatta geçen gün basketbolcuların oynadığı 2. tur fransa maçına, futbolcular da gelmiş, arkadaşlarına destek vermişti. sabri, gene göstermişti farklılığını..

bu akşam belçika önündeyiz. grupta avantajı yakalamak istiyorsak, elbette bu maçta puan kaybı yaşamamamız gerekiyor.. kazak maçında oynadığımız futboldan ziyade, asıl çekince yaratan nokta bu tarz üst üste oynanan 2 milli maç dönemlerinden 2 galibiyet çıkartamama sorunumuz.. ya ilk maçı kaybedip ikincide bir çaba gösteriyoruz. yahut da ilkini kazandıktan sonra bir rehavete girip, ikincide puan kaybediyoruz.. bu defa öyle olmamalı. grupta direk olarak rakibimiz belçika. daha önce de dediğim gibi, onları içeride dışarıda yenersek, 2.lik neredeyse cepte olur..

ben hiddink’in düzen ya da oyuncu değişikliğinde bulunacağına ihtimal vermiyorum pek. astana’da oynadığımız kadro çıkar sahaya. defansa ömer erdoğan’ın girmesi gayet olumluydu ilk maç. hakan balta gibi statik oynayan bir bekin ters kanadında sabri ya da gökhan gibi seri adamların olması önemli.. emre-aurelio garanti oynuyorlar.. hamit biraz daha orta bölgeye yakın oynatılabilir. çizgiye inmesindense, ortadan oyuna hükmetmesini tercih ederim. en ileride tuncay, pasör olarak öne çıkmakla birlikte, golcü kimliğini de hatırlamalı. arda zaten en verimli maçlarını milli formayla çıkartıyor..

rakipte dinamik bir kadro var. van buyten, kompany, fellaini ve hazard sağlam adamlar. oyunu stres altında devam ettirmeye kalktığımız taktirde, üstünlüğü ele alabilirler. dünya kupası elemelerinde ziyadesiyle zorlamışlardı bizi.. duran toplarda da dikkat etmek lazım.. vermaelen ve van buyten etkili olabiliyorlar.

elemelerde bizim grupla beraber, diğerleri de oynuyor bu akşam.. cuma-salı ilginç olmuş aslında.. rusya – slokavya güzel maç olur. gene, sırbistan – slovenya da sağlam geçecektir.. normal şartlarda italya, faroe adalarına gol olup yağmalı. yağamazlar ama.. isveç de san marino’yu yakalamışken, acımadan 5-10 yazabilir, dikkat.. isviçre – ingiltere var. bulgarlara 4 atan ingiliz’ler beklemedikleri bir puan kaybı yaşayabilirler. bekliyorum ben böyle bir şey açıkçası..  güney kıbrıs ile 4-4 berabere kalan portekiz, norveç deplasmanında. galip geliceklerini düşünüyorum bu kez.. ve en son da misimovic’li bosna, fransa’yı ağırlıyor.. şöyle temiz bi’ 4 çekseler fransa’ya ne güzel olurdu ama! misimovic’ten goller-asistler, artık ne yapabiliyorsa bekliyoruz işte..bizim maçtan bir saat sonra başlıyor bu maç. 2. yarısına bakılır..

belçika futbolu ve jenerasyon üzerine

06 September 2010, Monday

fellaini

sinemadan sonra spor’a geri dönelim.. futbol milli takımımız çarşamba akşamı şükrü saracoğlu’nda belçika ile karşılaşacak. 2012 elemeleri kapsamında, almanya’yı grubun favorisi kabul edersek, çok önemli bir maç bizleri bekliyor. belçika’yı içeride dışarıda yenmek, ilk 2’yi neredeyse garanti altına almak anlamına gelebilir. dünya kupası elemelerinde de onlarla aynı grupta yer almıştık. onlar da aynı bizim gibi dünya kupası’na katılamasa da, bizden 1 galibiyet bi’ de beraberlik kopartmışlardı..

türkiye’nin dünya 3.’sü apoletiyle ayrıldığı 2002 dünya kupası, belçika’nın katıldığı son turnuva olarak geçiyor kayıtlarda. o tarihten bu yana finallerde yer alamayan belçika, enzo scifo gibi bir yıldızı aramanın ötesinde erik gerets’i dahi arar vaziyetteydi. wesley sonck, van buyten, bart goor, mpenza, simons gibi oyuncularla hep orta sınıf futbol ülkesi olarak seyrettiler. scifo gibi bir futbol büyüğünün bir yenisini çıkartmak adına hemen hiç bir gelişimleri olmadı. türk futbolseverlerin aklında da, euro 2000’de hakan şükür’den yedikleri o efsane golle yer etmişlerdir. böyle bir yapıyla başarının gelmesi zor elbette.

uluslararası futbol düzeyinde başarının anahtarı iyi bir takım yaratabilmekten geçer. bu doğrultuda, hemen hemen aynı yaş gruplarında yer alan bir çok gence futbol eğitimi vererek, bir jenerasyon yakalama girişiminde bulunulur. belçika federasyonu da böyle düşünüyor olsa gerek, ard arda başarısız elemeler geçirdikten sonra, böyle bir karar almışlar. işin alt yapısına eğilerek, yeni gelen çocukları milli takım seviyesine getirebilme adına yatırımlarda bulunmuşlar. neticesinde, yaptıkları aşı tutmuş gözüküyor. şu an başarılı olacaklarını söyleyemesek de, ileriye dönük çok olumlu sinyaller verdikleri çok açık.

anderlecht ve standart liege, ülke futbolunun iki lokomotifi. ekseriyetle, bu iki takımdan yetişiyor belçika’lı gençler. aynı zamanda, avrupaya açılan yüzleri de bu kulüpler.. son dönemlerde club brugge, genk, lokeren ve mechelen gibi takımlardan da kayda değer ataklar görüyoruz. tabi ne kadar fazla opsiyon olursa, ülkede futbolun gelişmesi ve buna bağlı olarak yapılacak yatırımların artması da o kadar mümkün oluyor..

vincent kompany, marouane fellaini, moussa dembele, steven defour, anthony vanden borre, eden hazard, axel witsel, tom de mul, thomas vermaelen, romelu lukaku, sebastien pocognoli, kevin mirallas vb.. aklıma gelmeyenler de olmuştur elbet.. bu çocukların hepsi, belçika’nın çok şeyler beklediği, altın jenerasyon olarak nitelendirdiği, hemen hepsinin yaşları birbirine denk, yeni topçular.. çoğunu avrupa piyasasına sunup, büyük liglere pazarladılar bile. geride kalanların da transfer olması an meselesi. bizim yapamadığımız da budur aslında.. neyse, oraya başka zaman değiniriz..

diyeceğim odur ki, 2008 olimpiyatlarında yarı final oynayan bu jenerasyon belçika futbolu’nun yeniden bir sınıf atlaması adına fazlasıyla umut vaadediyor. ileriye dönük yapılan tüm yatırımlarının karşılığını alacaklarını düşünüyorum ben. futbolda böylesi, planlı-programlı işlerin her zaman yeri vardır. mutlaka her takım-ülke belli bir düşüş yaşar. mühim olan, ne yaptığızını bilerek yeniden düzlüğe çıkmaya çalışmak olmalı. yoksa, bir parlamışsın bir sönmüşsün, kimin umurunda!.

euro 2012 elemeleri, cuma maçları

05 September 2010, Sunday

euro 2012

avrupa şampiyonası elemelerinde, ilk maçlar geride kaldı. biz astana’dan 3’leyerek döndük. goller arda, hamit ve nihat’tan geldi.. ilk 2 golü peş peşe bulduk. ilginçtir, her ikisi de duran toptan geldi. bu mevzuda kendimizi geliştirmemiz gerektiği ortadaydı. ileride de sıkça kullanabilirsek duran topları, ciddi avantaj sağlarız.. tabi duran topu savunma konusundaki sıkıntımız devam ediyor. kazak’lar iyi çalışmışlar. etkili ortalar yaptılar. tehlike yaratmayı başardılar.. zaten sahada tek tehlike yarattıkları an duran top kullandıkları andı..

bizim takım böyle haftalarda sıkıntı yaşar ekseriyetle. bir hafta sonu maçı, arkasından da bir hafta içi maçı.. mutlaka bir tanesinde puan kaybediyoruz. bundan mütevellit, belçika’yı küçümsememek lazım. dünya kupası elemelerinde de görmüştük zaten bunu. yanılmıyorsam 2 maçta da mağlup edememiştik.. hemen hemen aynı kadro çıkacaktır sahaya. onur kalede. geri dörtlü sabri-servet-ömer-hakan, onların önünde aurelio-emre-arda-hamit-nihat ve tuncay.. bu kadroya geriden, sercan, halil, nuri, özer, kazım vb. oyuncularla destek verilebilir. volkan şen, necip, mevlüt de ilerleyen maçlarda mutlaka kullanılacaktır.. umarım uzun süredir problem çektiğimiz üst üste 2 maç alma konusunda bu defa başarılı oluruz..

cuma akşamı bizim maç haricinde de eleme maçları oynandı tabi. bizim grupta almanya klose’nin attığı golle, deplasmanda yendi belçika’yı.. b grubunda rusya andorra’ya 2 attı. onlar adına zor olmayacaktır.. c’de, italya estonya’ya maç veriyordu neredeyse. geriye düşmüşlerdi fakat sonradan toparladılar ve 2-1 aldılar maçı.. prandelli zor da olsa, galibiyetle başlamış oldu böylece.. aynı grupta sırbistan da var. faroe’ye 3 attılar. pek sevinmemişlerdir herhalde.. grup d’de misimovic’li bosna var.lüksemburg’u 3-0 ile geçtiler. misimovic 1 asist yaptı. 90 dakika sahada kaldı ve hazır bir görüntü verdi. ibricic de bir gol attı.. d’nin sürprizi fransa idi. blanc’ın takımı evinde belarus’a mağlup oldu. kaos devam ediyor fransa’da.. kısa vadede başarı hayal gibi duruyor onlar adına.. e’de hollanda 5 attı. fakat az attılar dersek, yanlış olmaz herhalde. rakipleri san marino idi çünkü. herkes sürprize imza atabilir de bu san marino atamaz. senelerdir averaj takımı. hiç bir gelişme yok adamlarda. anlayabilmiş değilim.. hollanda’nın yarışacağı  isveç, macar’ları 2-0’la geçti..

f grubunda yunanistan rakibi deyim yerindeyse boğduğu maçta, 1 puana razı oldu. hırvatistan ve israil 3’er golle kazandılar. pool’dan chelsea’ye geçen benayoun hat-trick yaptı.. g’de ingiltere bulgaristan’ı 4’ledi. orada da defoe’den 3 gol geldi.. yeni forma yapmışlar. yeni bir imaj arayışındalar galiba. dünya kupası’nı unutmak istiyorlar.. walcott da güzel çocuk tabi. seviyoruz… gecenin en etkileyici maçı belki de grup h’deydi. portekiz, güney kıbrıs’ı ağırladı. quaresma da forma giydi. maçın skoru 4-4. ismiyle müsemma derler ya, hakikaten öyle. dört dörtlük bir maç. tarihe geçer.. i grubunda da ispanya 4-0 kazandı. torres 2, villa 2. son dünya ve avrupa şampiyonunu durdurmak pek mümkün gözükmüyor şu aşamada..

ulusal maçlar haftası

03 September 2010, Friday

türkiye - euro2008

bu hafta lig maçları oynanmıyor. milli maç haftası. 2010 avrupa şampiyonası elemeleri, bu hafta oynanacak maçlarla başlıyor. biz, grubu kazakistan maçıyla açıyoruz. astana stadı’ndayız bu akşam. aynı zamanda bu maç, hiddink’in ilk resmi maçı olması sebebiyle, farklı bir anlam da taşıyor. iyi başlamak önemlidir her daim. umuyorum, güzel bir oyun ve skorla galip geliriz. şu futbol ortamında, küçümsenecek rakip kalmadığını bilmek gerekiyor. baştan, işi ciddiye almalıyız..

tv’deki maçlara bakalm;

19.00 kazakistan – türkiye / trt-1

21.45 belçika – almanya / tv8

22.00 ingiltere – bulgaristan / ntvspor

tabi türk televizyonlarında pek takip etme olanağımız olmasa da, zevkli geçmesi beklenen maçlar oynanacak.. büyük takımlar, nispeten kolay maçlar oynuyor gözükse de, dediğim gibi her skor çıkabilir her maçtan artık.. fransa, belarus’u ağırlayacak. bilindiği gibi, dünya kupası kadrosuna ağır cezlar gelmişti. blanc ile birlikte yeni bir döneme adım attı onlar da.. italya, estonya’ya gidiyor. orada da prandelli ile yeni bir süreç başladı.. isveç – macaristan var e grubunda. zor maç olacaktır. macar futbolunun ciddi bir atak yaptığını söyleyebilirim son zamanlarda.. hollanda san marino’ya gidiyor. sürpriz burada olmaz gibi. yıllardır, böyle takımlardan çift haneli mağlubiyetler alıyor san marino.. ingiltere, bulgaristan’ı konuk ediyor. capello hala takımın başında. dk sonrası büyük hayal kırıklığı yaşamışlardı. toparlanmak adına, maça asılacaklardır.. quaresma’lı, ronaldo’suz portekiz’in rakibi güney kıbrıs. türkiye’de merak edilen maçlardan birisi de bu. bakalım, q7 neler yapacak? ve ispanya, liechtenstein deplasmanında. son dünya ve avrupa şampiyonu elemelere bu ufak avrupa ülkesinde başlıyor.. yahu, bu ispanyol’lar elemelerde hep son gruplara mı düşüyor, bana mı öyle geliyor yoksa?..

guus hiddink

02 September 2010, Thursday

guus hiddink

ulusal takım hiddink ile ilk resmi maçına çıkıyor. bundan önce amerika kampı, bir kaç tane hazırlık maçı vs.. ile tanıma şansı olmuştu hiddink’in oyuncuları.. aslında hiddink ve türkiye derken, en başta spor kamuoyunun ve tabi spor medyasının ona bakış açısını ele almak lazım. fatih terim’e aldığı maaştan vurmuştu bu adamlar. oynattığı futbol hariç her açıdan bel atına çalışmışlarıdı hatta.. saha içerisinden mümkün olduğunca uzağa çekmeye gayret ediyorlardı olayı. nitekim fatih terim ile yollar ayrıldı. eminim milli takımın başarısız olması ve fatih hocanın gitmesinden çok memnun olan bir kesim vardır.. neticede, yeni teknik adam olarak guus hiddink getirildi. hollandalı, milli düzeyde bu işin piridir. yakın tarihte, güney kore, avustralya ve rusya ülkelerinde yaptıkları ortada. bu adamları ne yaptığını bilmez haldeyken alıp, düzen takımı haline getirmeyi başarmıştır.. aldığı sonuçlardan da öte bu planlı programlı bir yapıyı miras bırakması onu değerli kılan, büyük hoca dememi sağlayan unsurdur.. fakat daha adam resmi maça çıkmadan, onun da aldığı maaşı sorgulayanlar türemeye başladı. uzaktan takımı yönetmeye çalışıyor dendi. takımı tanımıyor, oğuz çetin’e paslıyor dendi. herkes bir şey söyledi, henüz maça çıkmadan. ki, ben çok merak ediyorum bu maaş mevzusunu gündeme getiren puştlar ne kadar para alıyor ve ne yaparak, nasıl hakederek kazanıyorlar..

şimdi yıkıcı eleştiri var, yapıcı var. gel, yanlış tercihler yapıyor de, kabulüm. oyuncularla iletişimi sağlayamadı de ona da eyvallah. saha içerisinde olup bitenle alakalı yargılarda art niyet aramam. fakat, insaf edin, adam henüz resmi maça çıkmamışken alacağı maaş sorgulanmaz… neyse, bunları aşmak gerekiyor tabi.. biz sahaya dönelim.

hoca oyuncu seçimlerinde yardım almış olabilir. türkiye ligi’ndeki ve hatta avrupa ligleri’ndeki türk uyruklu topçuların tamamını tanımıyor olması doğaldır. bu süreçte, ona destek olmalı teknik heyet. fakat şu kadro tercihleri konusunda hakikaten yanlış yönlendirilmiş olmalı. .

”cenk gönen, onur kıvrak, sinan bolat

gökhan gönül, sabri sarıoğlu, ömer erdoğan, servet çetin, ibrahim toraman, gökhan zan, hakan balta, ismail köybaşı

hamit altıntop, kazım kazım, mehmet aurelio, selçuk inan, selçuk şahin, emre belözoğlu, nuri şahin, arda turan, özer hurmacı

tuncay şanlı, semih şentürk, sercan yıldırım, nihat kahveci, halil altıntop”

elbette tartışılacak çok yönü var bu tercihlerin. volkan şen, necip gibi formda ve gelecek vaadeden oyuncular nasıl olmaz ya da kazım, selçuk şahin, gökhan zan, özer gibi isimler niçin kadroya girer gibi.. eski dönemden kalan topluluğu korumuşlar. oysa ki, yeni bir başlangıç yapabilmek adına, bir takım kesip biçme girişimlerinde bulunulabilirdi. almanya ve daha bir çok ülkedeki gurbetçilerin araştırılması noktaında da eksikler var gibi. yine de, kadroyu nasıl kullanacağı, şu an daha mühim hiddink’in. gelecek ve çıkacak olanlar ileride daha net şekillenecektir muhakkak. siz ne olduğunu anlamadan bir bakmışsınız, takımı hizaya getirivermiştir. ilkinde yapamadığı bu hizaya gtirme işini bakalım 2. denemede, biz futbol delisi türkler üzerinde gerçekleştirebilecek mi?..