‘fransa’ olarak etiketlenmiş yazılar

elemelerde ikinci maçlar

07 September 2010, Tuesday

ingiltere

sporda yoğun bir milli süreç geçiriyoruz. basketbol dünya şampiyonası, futbol euro2012 elemeleri, voleybolda yunanistan maçları derken, nereyi takip edeceğini şaşırıyor insan. hatta geçen gün basketbolcuların oynadığı 2. tur fransa maçına, futbolcular da gelmiş, arkadaşlarına destek vermişti. sabri, gene göstermişti farklılığını..

bu akşam belçika önündeyiz. grupta avantajı yakalamak istiyorsak, elbette bu maçta puan kaybı yaşamamamız gerekiyor.. kazak maçında oynadığımız futboldan ziyade, asıl çekince yaratan nokta bu tarz üst üste oynanan 2 milli maç dönemlerinden 2 galibiyet çıkartamama sorunumuz.. ya ilk maçı kaybedip ikincide bir çaba gösteriyoruz. yahut da ilkini kazandıktan sonra bir rehavete girip, ikincide puan kaybediyoruz.. bu defa öyle olmamalı. grupta direk olarak rakibimiz belçika. daha önce de dediğim gibi, onları içeride dışarıda yenersek, 2.lik neredeyse cepte olur..

ben hiddink’in düzen ya da oyuncu değişikliğinde bulunacağına ihtimal vermiyorum pek. astana’da oynadığımız kadro çıkar sahaya. defansa ömer erdoğan’ın girmesi gayet olumluydu ilk maç. hakan balta gibi statik oynayan bir bekin ters kanadında sabri ya da gökhan gibi seri adamların olması önemli.. emre-aurelio garanti oynuyorlar.. hamit biraz daha orta bölgeye yakın oynatılabilir. çizgiye inmesindense, ortadan oyuna hükmetmesini tercih ederim. en ileride tuncay, pasör olarak öne çıkmakla birlikte, golcü kimliğini de hatırlamalı. arda zaten en verimli maçlarını milli formayla çıkartıyor..

rakipte dinamik bir kadro var. van buyten, kompany, fellaini ve hazard sağlam adamlar. oyunu stres altında devam ettirmeye kalktığımız taktirde, üstünlüğü ele alabilirler. dünya kupası elemelerinde ziyadesiyle zorlamışlardı bizi.. duran toplarda da dikkat etmek lazım.. vermaelen ve van buyten etkili olabiliyorlar.

elemelerde bizim grupla beraber, diğerleri de oynuyor bu akşam.. cuma-salı ilginç olmuş aslında.. rusya – slokavya güzel maç olur. gene, sırbistan – slovenya da sağlam geçecektir.. normal şartlarda italya, faroe adalarına gol olup yağmalı. yağamazlar ama.. isveç de san marino’yu yakalamışken, acımadan 5-10 yazabilir, dikkat.. isviçre – ingiltere var. bulgarlara 4 atan ingiliz’ler beklemedikleri bir puan kaybı yaşayabilirler. bekliyorum ben böyle bir şey açıkçası..  güney kıbrıs ile 4-4 berabere kalan portekiz, norveç deplasmanında. galip geliceklerini düşünüyorum bu kez.. ve en son da misimovic’li bosna, fransa’yı ağırlıyor.. şöyle temiz bi’ 4 çekseler fransa’ya ne güzel olurdu ama! misimovic’ten goller-asistler, artık ne yapabiliyorsa bekliyoruz işte..bizim maçtan bir saat sonra başlıyor bu maç. 2. yarısına bakılır..

2. tur öncesi genel görünüm

03 September 2010, Friday

blok

şampiyonada ilk tur geride kaldı. evimizde oynamanın avantajını çok iyi kullandık ve 5/5 yaparak c grubunu lider bitirdik. bizim gibi, tüm maçlarını kazanan iki takım daha var. birleşik devletler ve litvanya.. bizi özetlemek için bir istatistik vermek gerekiyor sanırım. turnuvada 3 sayılık atışlarda zirvede yer alıyorken, serbest atış yüzdesinde son sırada bulunuyoruz.. bu yüzden ‘fransa yea, nolcak; rahat geçeriz bunları’ havası oluşursa, çok açık söyliyim indirirler havamızı.. evet, şu ana kadar güzel basketbol oynadık. 5/5’i de hakettik. fakat bundan sonrası, hata kabul etmeyen ve performansınızın artması gereken bir yer.. konsantrasyon çok önemli..

a grubu:

1. sırbistan, 2. arjantin, 3. avustralya, 4. angola

b grubu:

1. birleşik devletler, 2. slovenya, 3. brezilya, 4. hırvatistan

c grubu:

1.türkiye, 2. rusya, 3. yunanistan, 4. çin

d grubu:

1. litvanya, 2. ispanya, 3. yeni zelanda, 4. fransa

yunanistan, beklendiği gibi rusya maçında yatınca, grubu 3. sırada bitirdi. fakat beklemedikleri yerden vuruldular. yeni zelanda, fransa’yı 12 sayı farkla geçince, ispanyol’lar bir anda 2. sıraya yükseldi ve yunanistan deyim yerindeyse artık onların kucağında. kaçmak için yattılar, rusya maçında; artık ilahi adalet mi ne derseniz deyin, yakalandılar. basketbolun ruhu adına çok şık oldu.. bundan sonraki maçlar istanbul’da oynanacak. cumartesi başlıyor. biz pazar akşamı oynuyoruz.

eşleşmeler de şu şekilde oluştu; sırbistan – hırvatistan,  ispanya – yunanistan,  slovenya – avustralya,  türkiye – fransa,  birleşik devletler – angola,  rusya – yeni zelanda,  litvanya – çin, arjantin – brezilya..

fransa’yı elersek, çeyrekte karşımıza slovenya – avustralya galibi geliyor. velev ki, oradan geleni de paketledik. bu defa da isp-yun-srb-hrv dörtlüsünden bir tanesi geliyor. birleşik devletler ile finale kadar karşılaşmıyoruz. ispanya en erken yarı finalde geliyor.. o yetenek var oyuncularımızda. inancımızı da yansıtırsak, neden olmasın?..

sergen yalçın’la sıkıntı var

02 September 2010, Thursday

turkey2010

dün porto riko’yu 79-77 geçtik. bi’ kere şunu söyleyebiliriz, bu adamlar bırakın bizim dengimiz olmayı, turnuvanın en dağınık takımlarından birisini oluşturmuşlar. daha önce yunan ve çin maçlarında da gördük, e bildiğin kolej takımı. atayım, hoplayayım, zıplayayım.. savunmamızı dirençli hale getirdiğimizde dağıldılar. fakat, maç sonunu rezalet oynamak ve maçı kazanma imkanını rakibe hediye etmek de ne demek oluyor.. sergen haklı; sıkıntı var hoca.. düzeltmeliyiz böyle küçük fakat can yakabilecek hataları.. maç ve takım hakkında da başka bir şey demiyorum. sinan nasıl oynamaz lan böyle bir maçta…

günün tv programını verelim öyleyse, keyifli maçlar var;

16.00 ispanya – kanada/ ntvspor

16.30 birleşik devletler – tunus / hd-en

18.30 yunanistan – rusya/ ntv&hd-en

19.00 arjantin – sırbistan/ ntvspor

21.00 türkiye – çin/ ntv & hd-en

oradaki yunan-rus maçı önemli tabi. grubun ikincisini belirleyecek. bizim açımızdan, lider çıkmak iyi oldu. ikinciyi zor günler bekler. ispanya, kanada’ya yenilir ve fransa da yeni zelanda’ya yatarsa ispanya gelmiş olur bize. bekleriz.. rubio’nun aklını bir de ender alsın.

dünya şampiyonası’na genel bakış

30 August 2010, Monday

ersan ilyasova

dünya şampiyonası, bugün itibariyle 3. gününe girmiş durumda. ilk iki maçlar geride bırakıldı. seyirci anlamında istanbul ve izmir’in tebriği, ankara’nın soru işaretini hak ettiğini düşünüyorum. fakat, neredeyse hiç bir yıldızın gelmediği ve yetkililerin yeteri kadar parlatamadığı bir turnuvada, tek suç seyircinin olamaz elbette..

bizim milliler, fil dişi sahili ile başladı şampiyonaya. oldukça zayıf bir rakip tabi. galip gelme konusunda bir sıkıntımız olamazdı. neticede, farklı bir skorla ayrıldık parkeden; 86-47. karşımızda sırf atletizmden ilham alan ve bu fiziksellikten başka öne çıkan bir farklılığı olmayan bir takım vardı. semih’e vurdukları bir kaç blok ve maçın sonunda yaptıkları alley-oop dışında, bir işlerini göremedik. hani derler ya, iyi bir antreman oldu diye, işte o hesaptı bu maç da bizim için, güzel bir antreman oldu. moral kazanmak ve galip gelme içgüdüsünü oluşturmak adına iyi oldu.

kısa oyuncularımızın oyuna hükmettiğini ve ortaya koyduğumuz basketbolda başrol oynadıklarını söyleyebiliriz. tunçeri, ömer ve sinan tempoyu ve oyunu hep kontrol ettiler. hidayet, skor anlamında biraz geride kaldı. varsın, şutları girmesin diyorum ben. takıma verdiği katkıdan memnunum açıkçası. ersan da gene, oyunun her alanında efektif olmaya devam etti. pota altında da post oyununda ciddi farklar vardı iki takım arasında. oğuz, semih ve ömer aşık ile yeteri kadar sayı bulduk. sezonu boş geçiren gönlüm, beklenenden daha hazır geldi. koç’un onu 3 numaraya alıp, dört uzunlu bir diziliş denemesi oldu bir ara. böylesi, fantazilere girmeye hiç gerek yok. hele, turnuva başlamışken aman diyelim tanjevic!

2. maç rusya ile oynandı. sonradan izleme fırsatım oldu bu karşılaşmayı. kerem’in 3 oynadığı uzun rotasyonu bu kez daha erken devreye soktu koç. hızlı hücumlardan ve hidayet’ten istenen verim alınamayınca döndü sanırım bu düzene. gene de tuhaf geliyor bana bu iş.. rus maçının ilk yarısındaki en olumlu sinyal müdafa taradından geldi. özellikle sinan bu noktada alkışı hakediyor. aldığı sürenin, çok üzerinde bir basketbol oynuyor sinan, helal olsun.. içeride de fırsat vermedik ve skoru kontrol altına aldık devre bittiğinde. 2. yarı rus’lar daha hızlı oynamaya ve savunmamızı delmeye başladılar. farkı indirmeyi de başardılar. fakat hem o ana dek suskun kalan hido, hem de aşağıda ömer aşık devreye girince, oyun bizim istediğimiz yönde şekillendi. neticede, son sözü söyleyen taraf bizdik ve grupta ciddi bir rakip karşısında galip gelmeyi başardık.

salı akşamı, yunanistan ile oynuyoruz. onlar da, 2’de 2 yaparak geliyorlar bize. çin ve porto riko’yu mağlup ettiler. yalnız, hiç de istenen basketbolu oynadılar diyemeyiz. o sert müdafa anlayışını zaman zaman kaybettikleri oluyor, hücumda da iyi top çeviremedikleri zaman, spanoulis, diamantidis gibi bireysel yetenekleriyle öne çıkan isimlerin eline bakıyorlar. bu anlamda, zisis iyi işler yaptı ve skora önemli katkı verdi. bourousis ve tsartsaris pota altında her zaman etkili olabilen adamlar. bir de hatırlatalım, ilk 2 maç ceza aldıkları için oynayamayan ve bizim maçta cezalarını dolduracak olan fotsis – scho ikilisi var.. rakip elbete, diğerlerine göre daha dişli. eskisi gibi kuvvetli olmasa da, hala içeride çok dominant oyuncuları var. dışarıdan şu ana dek muazzam oynamasalar da, bi yerden sonra çember dövmeyi bırakıp, sokacaklardır o şutları. savunmamızı azltmadan belki de arttırarak, seyirci desteğini de işin içine katarak yenebiliriz yunanistan’ı. grup 1.’liği ve sonrası için çok mühim maç.

abd tahmin edildiği üzere, üst üste kazanıyor maçlarını. şu ana kadar, pota altında ezildikleri bir durumla karşılaşmadılar. olabildiğince yardımlaşmalı oynuyorlar. bu atlanmaması gereken bir nokta. koç, biraz da bu yönde seçmişti kadroyu. egosunu törpüleyebilen oyunculardan kurulu olmaları, genç ve atlet bir takım olmaları avantajları. fakat, tecrübeli bir avrupa takımının gelip de akıllarını baştan alması, hala ihtimaller dahilinde..

son paragraf da, ispanya’nın olsun. ilk maç, henüz dengini göremediğim bir sürpriz ile, fransa’ya kaybettiler. parker’sız fransa için büyük başarı tabi bu. 2. maç, yeni zelanda’yı mağlup etseler de, 2’de 2 yapan fransa ve litvanya’dan sonra geliyor ispanyollar. bizdeki şansla, 4. olmaları ve sonraki tur bizimle eşleşmeleri olasıdır..

gerets’in marsilyası

13 April 2009, Monday

fransa’da işler karıştı. gerets’in marsilyası evinde grenoble’ı 4′lerken, lyon monaco ile 2-2 berabere kaldı. böylelikle lig1′in liderliğine gerets’in takımı oturmuş oldu.

  1. marsilya 59
  2. lyon 58
  3. bordeaux 56

30 hafta geride kaldı ve lyon’un hegamonyasına son vermeye oldukça kararlı gözüküyor marsilya&bordeux ikilisi. önümüzdeki hafta bordeaux sahasında lyon’u ağırlayacak. marsilyanın farkı arttırma şansı yüksek gibi gözüküyor. iyi bir hava yakaladılar. gerets’in o iyi havayı bir dönem galatasarayda da yakaladığını söylersek yanılmayız. bence gayet başarılı bir teknik direktör. avrupada başarılı olmasını istiyorum ve bu sezon lyon’un önünde, zoru başarmasını umuyorum. bakalım sezon sonu lyon geleneği devam mı ettirecek yoksa uzun bir aradan sonra şampiyon kelimesinin karşısına farklı bir takım ismi mi gelecek?