‘futbol’ olarak etiketlenmiş yazılar

burak yılmaz

18 July 2012, Wednesday

burak şu ülkede en tuhaf kariyere sahip oyunculardan. inişli çıkışlı, ama çokça problemli bir kariyer. bunun elbette, gençliği sonucu yaptığı hatalarla ilgisi vardır. kişiliğiyle, düşünce yapısıyla falan… ama şunu inkar etmedim şahsen hiçbir zaman, burak çok iyi topçu. bu trabzon’dayken belli olan bir durum değil. beşiktaş’a antalya’dan geldiğinde de belliydi. ondan en üst noktada verim alan şenol güneş’e gitmeli burada alkışlar. yanlış hatırlamıyorsam, manisa’da da forvet oynatılmıştı burak. o dönemki manisa hocasını çıkaramıyorum şu an. ama şenol hoca’yla bir başka boyuta ulaştı burak yılmaz.

trabzonspor’a takasla ve çöp muamelesi görerek geldiğinde kimse tahmin edemezdi heralde bugünlerini. öyleki, trabzon’lu yöneticiler bile 5 milyon’a serbest kalır maddesini rahatlıkla eklemişler sözleşmeye.

bordo mavi formayı giymesiyle, çok büyüdü burak. yetenekleri doğrultusunda kullanıldı çünkü. sağ kanada hapsedilmedi. öncelikli avantajı budur. sonra, umut gibi ona çok uygun bir forvetle yan yanaydı. ve tabii, selçuk gibi muazzam bir pasörle. ki, selçuk diyince ayrı bir parantez de açmak gerekiyor sanırım. ikisinin 15 yaş altı milli takımdan bu yana birlikte olduklarını, çok iyi bir dostluk kurduklarını biliyoruz. mutlaka beraber oynamalarının burak’ın patlama yapmasında bu açıdan da katkısı olmuştur.

verdiği röportajlardan birisinde şenol güneş için; “her zaman benim yanımda olduğunu, bana destek olduğunu biliyorum. hata yaptığımda, çok kızsa da, bunun benim daha iyisini yapmam için verilmiş bir tepki olduğundan da eminim” diyor burak. mental olarak çok geliştirmiş onu hoca. o mesajı verebilmiş oyuncusuna. bunlardan sonra, burak gibi bir adamın sahada daha fazlasını hatta en fazlasını vermesi, gayet mümkün olabiliyor.

iki yıl içerisinde kendisi üzerinden şekillenen bir takımı, olabilecek en iyi şekilde temsil etti burak yılmaz. ancak bu şekilde istikrar sağlayabilirdi o inişli çıkışlı dediğimiz kariyerinde. bu noktada, trabzon’u bırakıp g.saray gibi nispeten daha zor yollardan geçeceği bir kulübü tercih etmesi, bence bir risktir. fakat, bu riski almasını da anlayışla karşılamak gerekir. orada verebileceği başka bir şey pek de kalmamıştı sanki.

riskli bir tercih yaptı dedik. çok kısa bir zaman diliminde takasta kullanılacak seviyeye düşmüşken, üzerine oyun sistemi kurulan bir futbolcu düzeyine yükselen burak, bu konuma nasıl geldiğini unutmaz ve çalışıp üzerine koymaya devam ederse, bu riski ortadan kaldırabilir. hâlâ ligin en seri, en bitirici yerli oyuncusu konumunda. gol yelpazesi de genişlik olarak diğerlerinin çok ötesinde. boyuna rağmen hava toplarında etkili olamaması en net eksisidir heralde. belki birkaç kusur daha bulabiliriz. fakat şu an artıları, eksilere oranla inanılmaz derecede yukarıda.

bu transferin galatasaray açısından da bi’ hayli önemli olduğunu söyleyebiliriz bence. ligin en golcü yerlisini alıyorsunuz. ciddi bir rakibinizden. hamit gibi, iki kat değerde bir iş bu da. 3 değil 6 puanlık maçlar vardır bazen. burak da o 6 puanlık maç işte. psikolojik olarak etkilenir rakip. hatta rakipler.

hülasa; arena’da geçen yıl izlediğim en iyi forvet, ama diğer takım formalarıyla izlerken hiç hazzetmediğim bir topçu. bu ikilemde, tekrar hoşgeldi diyelim. umarım başarılı olur. bir şeyleri değiştirebildiğini ispatlar hem bize hem diğerlerine.

tff sportif ekipman talimatı

11 July 2012, Wednesday

sevgili federasyonumuz yeni bir sportif ekipman talimatı yayınlamış. buradan okuyabilirsiniz. farklı formalarda değişik reklam yayınlanması, hakem formalarına reklam alınması gibi yenilikler var. benim takıldığım kısım ise numaralar ve isimler. bu sezon geçerli olmasa da gelecek sezonlarda forma arkasındaki numara ve isimlerde ‘arial‘ yazı karakterini kullanmayı mecburi kılmışlar. hangi nedenlerle böyle bir karar alındığını bilmiyorum, benim eleştirim bu zorunluluktan öte karakter seçimine. windows bilgisayarlarda varsayılan olarak kullanılan bir karakter tercih edilmemeliydi asla. bir tasarım ajansıyla anlaşıp özgün bir karakter tasarlatılabilirdi. (bir önceki yazıda güzel bir örneğini görmek mümkün) tıpkı tek tip yazı karakteri kullanan diğer liglerin yaptığı gibi. örneğin premier league. böyle bir kısıtlamanın tek cümle ile geçiştirilmesi, tek kelimeyle amatörlük. gerçi mevcut yönetimden ötesini beklememeliyiz sanırım.

barcelona 2012-13 yazı karakteri

11 July 2012, Wednesday

barcelona 2012-13 yazı karakteri

bu sene barcelona formalarının arkasında göreceğimiz yazı karakteri. vasasa adlı ajans tasarlamış. bir tipografi aşığı olarak beğendiğimi söylemeliyim. bu seneki barça formalarının en güzel parçası bence.

kadıköy hatırası

20 May 2012, Sunday

kadıköy hatırası

karanlıklar içinden

13 May 2012, Sunday

şampiyon galatasaray - 2012

bunca pisliğe bulanmış futbol hakkında yazmak gelmiyordu içimizden. bu pislik düzenin ortasında, karanlıklar içinde kalkan kupadan bahsetmemek olmaz. çok güzel bir hikaye bu. unutulmayacak pek çok anı daha eklendi belleklere.

şampiyon galatasaray!

return of the king!

10 January 2012, Tuesday

henry

no totti no party

13 March 2011, Sunday

no totti no party

partinin kralı elbette oydu gene. bir frikik, bir penaltı; ve lazio iptal. başrol kaptanın. gurur kaptanın. . suratına kramponuyla basan matuzalem’e ve bir tarafları kalkan muslera‘ya selam olsun.

alexis sanchez & palermo

28 February 2011, Monday

sicilya’da tam 7 gol yedi palermo. bozgunu gerçekleştiren takım udinese. başrollerde şili’li alexis sanchez ve kaptan di natele var. birisi 4 diğeri 3 gol attı. bu maçtaki golleriyle zirveye de oturmuş oldu di natale. yarın milan maçına çıkacak olan napoli’li cavani’nin 20 golle lider olduğu gol krallığı yarışında artık di natale’nin 21 golü bulunuyor. sanchez’in bu maça çıkana dek 7 golü vardı, o da 11 yaptı böylece gol sayısını.

palermo evinde 7 gol yiyecek kalitesizlikte bir takım değil aslında. seri a’da 8. sırada yer alıyorlar. teknik direktör delio rossi’nin var etmeye uğraştığı takım, oldukça güzel. fakat, uğraşılarının şu ana dek bir  sonuç vermeye yöneldiğini söylesek bile, bugünkü 7 gollü mağlubiyet çok şeyi değiştirecek. başkan zamparini isyan bayrağını çekmiş. ” rossi takımımı mahvetti” demiş. hatta, hızını alamamış ve saydırmış: ” rossi’nin takımda kalması ancak %1. palermo’yu mahvetti. takım onun yüzünden tanınmaz halde. ona savunmayı güçlendirmesini söylemiştim. ezequiel munoz bizim en iyi savunma oyuncumuzdu. onu yok etti. bir takımı bu şekilde yönetmeye kimsenin hakkı yok.

başkan ağır yenilginin sıcaklığıyla esmiş gürlemiş, fakat haksız da sayılmaz pek. ilk yarı 5-0 bitti ve istese udinese 10 gol de atabilirdi. zorlamadılar. palermo 10 kişi kalmıştı evet ama, bu bir mazeret değil. böylesi kötü savunma yapılmaz. rossi artık yolcu diyebiliriz zamparini’nin açıklamalarından yola çıkarak.

palermo’nun elinde çok sağlam bir gelecek var. başta javier pastore olmak üzere josip ilicic, ezequiel munoz, abel hernandez, matteo darmian, pajtim kasami, sinisa andjelkovic, afriyie acquah, daniel jara… hemen hepsi çok yetenekli gençler. ve bir çoğu da ilk 11’de, hiç değilse rotasyonda şans buluyorlar. bu yıl napoli ile şampiyonluk kovalayan cavani’nin de geçtiğimiz sezon bu takımda forma giydiğini ekliyelim. potansiyele bu kadar inanan bir teknik kadro var sicilya temsilcisinde. önümüzdeki sezonlarda mutlaka söz sahibi bir takım haline geleceklerdir. biraz zaman tanınmalı onlara. bu mağlubiyet çok acı olsa da bir ders oldu. ileride çok daha güzel işlerle telafi edeceklerdir eminim bunu. hafızalardan uzun süreliğine sileceklerdir.

onları yakan isim ise elbette attığı 4 golle ve mest eden futboluyla alexis sanchez oldu. sanchez’in sezon sonunda  udinese’de kalması çok zordu. şu maçtan sonra imkansız diyebiliriz. sanırım, avrupa’da ne kadar “parayı basabilecek” takım varsa, hepsi kadrosuna katmak isteyecektir genç şili’liyi. diğerlerinden sıyrılıp, kendi bünyesine katan tarafın büyük kâra geçeceğinden kimsenin şüphesi olmasın. önü alabildiğine açık bu adamın.

il capitano

27 February 2011, Sunday

francesco totti

roma’yı çok seviyoruz. onlar bu ara bizi çok üzüyorlar, gene de seviyoruz. kaptan’ı bi’ ayrı seviyoruz tabii. 600. maçına çıktı bugün. penaltıdan golünü attı. maç 2-0’dan 2-2 gelse de, artık alıştık. roma adına dileğim, totti’nin ölene dek bu kulüpte bulunmasıdır. 40’a kadar oynasın, gerisi ya kulübede ya protokolde; bir şekilde görev yapsın.

barcelona ve mvp

27 February 2011, Sunday

lionel messi

bugün lionel messi’nin la liga’da 26 golü bulunuyor. bu demektir ki; ligdeki 9 takımdan daha fazla gol atmış psikopat herif. mallorca ve osasuna 25 gol, hercules, almeira ve levante 24 gol, sporting gijon 23 gol, zaragoza 22 gol, santander ve deportivo 24 gol atabilmiş. şimdi düşünün messi’nin attığı 26 gol nasıl değerli ve zor bir iş. aynı şekilde ronaldo’nun attığı 24 gol de oldukça etkileyici. tabii, barcelona’yı diğerlerinden ayıran şöyle bir durum var. messi’nin yanı sıra villa ve pedro da sürekli gol üretiyorlar. villa 17, pedro ise 13 golle oynuyor la liga’da. bu üçünü mvp olarak tanımlayabiliriz herhalde. mvp’nin attığı gol sayısına ulaşan bir takım yok ligde. evet, bu üç adam tüm takımlardan çok gol atmış. real madrid dahil… ekstra bir not vereyim messi için. bu insanüstü varlık aynı zamanda 15 de asist üretti!

madem rakamlara girdik, biraz da barcelona’nın genel takım istatistiklerine bakalım. öncelikle şunu söylemeliyiz, mvp sağolsun, barcelona’nın averajı tamı tamına 63. bildiğin +63. attıkları 76 gole karşı, yalnızca 13 gol yemişler. tek mağlubiyetleri bulunuyor. sahalarında hercules’e karşı almışlardı onu da. işin ilginç yanı; hercules’in ilk ve tek deplasman galibiyetiydi o. arada öyle maçlar olur. imkansız gibi görünür ama gerçekleşir. zaten başka da fire vermedi dediğim gibi katalanlar. nou camp’ta 13 maçın 11’ini aldılar, 1 beraberlikleri var ve bir de o hercules maçı. dışarıda ise 12 maçın 11’ini almışlar, 1 beraberlik. her iki kulvarda da 34’er puan ve toplam 68 puan.

geçtiğimiz haftalarda sporting gijon ile berabere kalmışlardı. o maç, tarihi bir maç aslında. çünkü, barcelona takımı o maça çıkana kadar 16 lig karşılaşmasını üst üste kazanmıştı. bu, la liga tarihinin en iyi performansı. o açıdan, tarihe geçtiler bile. fakat tüm avrupa genelinde, 10. en iyi derece demek bu. tüm zamanların en başarılısı benfica’ymış. portekiz ekibi, 71-73 yılları arasında oynadığı 29 lig maçını ard arda kazanarak ulaşmış bu sonuca. geçilmesi de mümkün görünmüyor pek. onların yanında, celtic’in 25 maçlık, psv’nin 22 maçlık serileri var. fakat bunlar nispeten daha zayıf ligler. la liga, seri a, premier league gibilerinde başarmak çok çok zor. inter’in 2006-2007 sezonunda yakaladığı 17 karşılaşmalık çıkış da büyük saygıyı hakediyor bu bağlamda.

neticede, barcelona bu yıl daha da güçlü bir şekilde devam ediyor yoluna. peş peşe rekorları kovalıyorlar. messi, insanlıktan çıkacak gibi gene. onları durdurmak, kariyeri boyunca winner olmuş mourinho için dahi mümkün olmayacak. guardiola’yı bir kez daha alkışlayalım. tabii, arsenal’i es geçmeyeceğim. barcelona’yı ciddi manada zorlayan ve hatta mağlup edebilen takım olmak az buz iş değil. nou camp’taki rövanşta katalanların var gücüyle maça asılacağı ve turu geçmek adına büyük emek harcayacağı malum fakat, işi bu noktaya getirmiş olmak da tebriği hakediyor. 2. maç için, arsene wenger ve takımının nou camp’ta barcelona’ya karşı neler yapabileceğini görmek için heyecanlanıyorum şimdiden.

bu iş burada biter; jürgen kloop ve gençleri

27 February 2011, Sunday

nuri şahin

borussia dortmund.. jürgen kloop’un güzel takımı. gösterdikleri gelişim,  oynadıkları futbol muazzam. böylesi yüksek kalitede futbol oynatırken, kloop’un tamamen genç oyuncuları kullanması da ayrı bir güzel. bugün bayern münih’i, allianz arena’da deyim yerindeyse tokatladılar. 3-1 kazandıkları maçta, tam 8 tane futbolcu 88 ve sonrası doğumluydu. sanırım biraz burada aramak gerekiyor bu takımın başarısını. tam bir takım olmuşlar. herkes ne yapacağını biliyor ve yanındakinin de yapabilecekleri hakkında fikir sahibi. birbirinden şüphe duyan oyuncular yok. inanmışlar. sonrasında da başarı geliyor zaten.

an itibariyle lider borussia dortmund (58) ile en yakın takipçisi leverkusen (45) arasında 13 puan var fakat, leverkusen’in bir maçı eksik. en iyi ihtimalle 10 puan var diyelim. geriye kalan 10 maçta, büyük bir çıkmaza girmeli ki dortmund, rakiplerinin bir şansı olsun. sahada gördüklerimiz, bunun neredeyse imkansız olduğunu söylüyor. kloop’un gençlerinin buradan sonra bırakması mucize olur.

nuri kaptandı bayern karşısında. bir de muhteşem golü var. takımı şampiyonluğa koşarken, böyle güzel bir mevkide yer alması, insanı gururlandırıyor. gelecek sezon, eyvallah diyip ispanya ya da italya’ya transfer olma ihtimali hayli yüksek. yakışır da. şimdilik, şu geride kalan maçları kayıpsız geçsinler de, sonra düşünür bunları.

cumartesi futbolu #5

26 February 2011, Saturday

xavi

haftalar ilerledikçe liglerdeki heyecan ve çekişme de artıyor. cumartesi günü futbolu keyfi de tavan yapıyor haliyle. gene, oturup sabahtan akşama kadar futbol izlemelik bir gün. premiere league’de işler kızışmış, süper lig cayır cayır, bundesliga’da yılın maçı, ispanya’da real ve barca’nın günü.. imkanı olan evden çıkmasın, oturup bakabildiği kadar çok maça baksın derim. televizyon programı şöyle;

14.00 ankaragücü – gençlerbirliği / digi

16.00 belediye galatasaray / lig tv

17.00 wigan – manu / spormax

17.00 antep – eskişehir / digi

19.00 atletico madrid – sevilla / ntvspor

19.00 fenerbahçe – kasımpaşa / lig tv

19.30 bayern – dortmund / trt

21.00 mallorca – barcelona / ntvspor

23.00 deportivo – real madrid / ntvspor