‘ismail şenol’ olarak etiketlenmiş yazılar

rookie challenge

19 February 2011, Saturday

all -star etkinlikleri, dün gece oynanan rookie – sophomore maçıyla başladı. geçtiğimiz yıl, rookie’ler devrim yaparcasına, uzun bir aranın ardından mağlup etmişti 2 yıllıkları. gene onlar kazandı. ( 148 – 140 ) hem çaylak yılında hem de 2. yılında kazanan bir oyuncu çıkmıyor sanırım  çok uzun zamandır.

maçın mvp’si john wall seçildi. wizards’ın genç  guard’ı 12 sayı – 22 asist ile oynadı. ki, bu 22 asist rookie game’in rekoru. daha önce, chris paul 17 asist’le bu rekoru elinde tutuyordu. bana, arada 1-2 tane fazladan asist yazılmış gibi gelse de, wall’un kesinlikle muazzam oynadığını söylemeliyim. kentucky’den takım arkadaşı cousins’le birlikte çaylakları sürüklediler. problem çocuğun da wall’dan aşağı kalır değil aslında istatistikleri. 33 sayı – 14 ribaund. maç sonunda bir acaba? dedik fakat wall’un 22 asit gibi, uçuk bir işe imza atması, sonucu belirledi.

blake griffin’in oldukça az sahne aldığını söyleyebiliriz. 13 dakika ile en azsahada kalan isimdi hatta griffin. oynadığı süre içerisinde smaçları birer birer indirse de, haliyle kimse tatmin olmadı bu durumdan. tribündeki bebe tayfasının ” we want blake ” şeklinde tezahürat yaptığına da şahit olduk. hatta maçı ntvspor’dan kaan kural ile birlikte anlatan ismail şenol bu tezahüratı “dejuan blair” şeklinde algılayıp, tebessüm ettirdi. o değil de, bu velet tayfasına bir çözüm bulmak gerekiyor. böyle giderse ya hiç izlemeyeceğim ya da sesi kısmak zorunda kalacağım, çekilir gibi değil o bağırışmaları.

maçın yıldızı wall’du dedik. maçın hareketi de wall ve griffin imzası taşıyordu. olağanüstü bir bounce pass, alley oop.

slovenya, hırvatistan: b grubu

31 August 2010, Tuesday

dün akşamüstü dünya şampiyonası’nın takip edebildiğim kadarıyla en keyifli maçlarından bir tanesi oynandı abdi ipekçi’de. slovenya-hırvatistan.. iki takım, birleşik devletlere mağlup olduktan sonra, kendileri adına çok mühim hale gelen bu maçı kazanmak için yoğun çaba verdi. maça geçmeden önce, seyircinin hakkını verelim. abdi ipekçi, unutulmayacak bir maça şahit olduysa, bunda büyük bir pay da sloven ve hırvat taraftarlara aittir. özellikle sloven’ler, her tarafı adeta yeşile boyayarak, çok renkli görüntüler verdiler. maçı anlatan ismail şenol’un verdiği bilgiye göre, bayrağında yeşil renk bulunmuyor slovenya’nın fakat, başkent ljubljana’ yeşil ejderhalar tanımıyla tarihte yer alıyor ve bu nedenle milli formaları yeşil renk de barındırıyor.. ismail şenol demişken, maçı beraber anlattığı koç murat özyer ile birlikte onun da hakkını vermek gerek. basketbol bilgisini ön planda tutuyorlar, buna bağlı olarak arada işin içerisine mizah da katıyorlar ve ortaya keyifli bir sunum çıkıyor. ben, her ikisine de tebriklerimi gönderiyorum…

maça şöyle bir bakacak olursak, etkili başlayan tarafın hırvatistan olduğunu söyleyebiliriz. parkeye, ukic-kus-tomas-zoric-tomic beşiyle çıktılar. sloven’ler ise dragic-udrih-nachbar-zupan-brezec şeklinde başladılar.. ilk dakikalarda oyunu kontrol altına aldı hırvatlar. ikili oyunları rahatça uyguladılar. marko tomas’ın içeri drive’larından sayı yahut faul kazanmayı bildiler. hatırlatalım, tomas fenerbahçe’de oynayacak bir dahaki sezon.. ilk çeyreği de önde kapatan taraf hırvatistan oldu. 2. çeyrek hırvat uzunlara sık sık hücum faul çalmaya başladı hakemler. tomic-andric ve zoric çabuk ve bana göre basit faullerle biraz oyunun dışarısında kaldılar. bu anlarda ukic önemli işler yaptı. ilk yarı da hırvatistan lehine sonuçlandı.

2. yarı bambaşka bir slovenya izledik. o na kadar pek ortalarda gözükmeyen  dragic çıkıp 2 zor üçlük soktu. ardından, sloven’ler rakiplerini üçlük yağmuruna tuttular. zupan, slokar, udrih falan peşi sıra gönderdi şutları. maç sonunda 3 sayı istatistikleri 11/22. oyunu bu şekilde bulduğu dış şutlarla dengelemeyi başardı slovenler 3. çeyrekte. hırvat cephesinde işler zora girerken koç vrankovic önemli hatalar yaptı. tomas’ı unuttu resmen. popovic de hiç şut sokamıyorken, onun eline baktı takımı. uzunlar da faul problemiyle birlikte iyiden iyiye etkisizleşince, maçın sonarına geride girdi hırvatistan. muhteşem seyircisinin de desteğini arkasına alan slovenya o dakikalarda hata yapmadı ve sonuçta kazanan, sloven’ler oldu: 91-84.

akşamki brezilya-birleşik devletler maçını canlı izleyemedim. o maç da çok heyecanlı ve çekişmeli geçmiş. bulup izlemek lazım aslında.. b grubunda usa 3 galibiyet 0 mağlubiyet, brezilya 2/1, slovenya 2/1 ve hırvatistan 1/2.

ve gene; ‘işte premier league bu!’

18 August 2010, Wednesday

neredeyse bir sporcunun transferi kadar merak edilen bir süreçti murat kosova’nın ntv’den ayrılıp, trt’ye geçmesi. ki, bu karışıklığın temelinde yatan durum, başarılı spikerin adının lig tv ile anılmış olmasıydı. ve hatta, bir çok kaynaktan gelen haber, murat kosova lig tv ile anlaştı şeklindeydi. haliyle, herkes sevindi süper lig adına. yeni bir dönem içerisinde yer alan yayıncı kuruluşun çok doğru bir transfer yaptığı herkesin ortak fikriydi. gel gör ki, sürpriz bir gelişme ile kosova, trt’de karşımıza çıktı. bir diğer deneyimli isim okay karacan’ın yanında, trt’de olması güzeldi fakat, hem süper lig hem de ingiltere ligi anlatması açısından kötü bir senaryo olmuştu bu.

trt1’de, liglerin başlamasıyla beraber, stadyum programında izledik murat kosova’yı. hakan şükür ve feyyaz uçar’la birlikte. yavaş yavaş bu duruma alışacağımızı düşünürken, dün hiç beklenmedik bir haber düştü internet camiasına. haber, kosova’nın lig tv’ye transfer olduğu yönündeydi. başta tereddütlü yaklaşsak da, çok geçmeden doğruluğu onaylandı ve gerçek olduğu anlaşıldı. bir kaç gün önce düşündüğümüz lig tv adına olumlu işler, hayata geçti böylelikle.

ingiltere ligi ntv’deyken, okay karacan’la ve murat kosova’yla sevdi bir çok kişi bu ligi. maçların temposuna bir de bu adamların heyecen verici anlatımı eklenince, izlenilen müsabakadan iki kat zevk alınıyordu. şahsen, kosova’nın arsenal maçını anlatırken kullandığı ‘işte premier league bu!’ kalıbı, her ingiliz ligi’nden maç izlediğimde aklıma gelir. ve tabiki kernkraft -zomibe nation… son yıllarda, hem ntv’nin pirömiyer lig yayıncısı olmaması hem de sanırım basketbola yönelmek istemesi hasebiyle, pek futbol maçlarında denk gelmedik usta spikere. yine de nba ve basketbol milli takımı maçlarında yeteri kadar keyif verici anlatımları oluyordu. şimdi ise futbol mecrasında izleyeceğiz. eminim ki, süper ligin kalitesine katkısı hayli fazla olacaktır murat kosova’nın. bu ara da umuyorum, tek başına anlatır maçları..

aklıma gelmişken, paylaşmak istedim. ntv ve ntvspor’un dünya şampiyonası maçlarında ismail şenol da görev yapacakmış. murat kosova’dan sonra, nba adına pek üzülmememizin sebebidir genç spiker. tabi orkun çolakoğlu ile birlikte. belki, futbol maçları da yorumlar bu ikili, kim bilir..