‘kobe bryant’ olarak etiketlenmiş yazılar

sakin ol şampiyon

21 February 2011, Monday

all star 2011

gece benim gibi sövenlerin çoğunlukta olduğunu düşünsem de, black mamba böyle istedi demekten başka bir şey gelmiyor elden. maçın ilk topunda belli etti kobe maça damga vurmak istediğini. etrafındaki 4 adamı yok saymasıyla, aldığı topu potayı zorlayarak kullanmasıyla ve  her ribaunda canla başla yükselmesiyle, olayın içine etti. lebron james’in yaptığı da ondan farksız değildi elbette. triple double yapıcam diye kastı o da. gene de, kobe’ninkinden daha makuldu bence onun tavırları. bir şey değişti mi? hayır. kobe vs. lebron’a döndü olay ve açık söyliyim, hiç zevk alamadım ben.

maçla alakalı bahsedecek pek şey yok başka. gene herkesin sayı şansı bulduğu, duncan’ın ve popovich’in bitse de gitsek tripleri attığı, craig sager’ın maç içi röportajlarının alakasızlıkta zirve yaptığı, iticilikte sınırların zorlandığı bir all-star maçı oldu. shaq yoktu mesela bu kez. vallahi, ne yalan söyliyeyim, saha kenarında olması yetmedi. parkede de görmeliydik onu. dans etmediği, absürd işlere imza atmadığı bir all-star, eksik bir all-stardır. o kadar.

devre arasında rihanna aka djehoua’yı izledik. doğum günüymüş aynı zamanda hanımefendinin. onunla birlikte sahneye çıkan kanye west berbat kıyafetiyle dikkat çekti. ciddi şekilde sorunlu bir giyim tarzı yalnız bu. rihanna’nın saçlarıyla, gayet tencere – kapak ilişkisi kıvamını yakalamış. ne diyelim, yakışmadı…

all-star arasını geride bıraktık böylece. bir kez daha tatsız bir hafta sonu olduğunu düşünüyorum. tabii, smaç yarışmasını ayrı bir tarafa koymak lazım. son zamanların en iyisiydi o. blake griffin, demar derozan, javale mcgee ve sergei ibaka’yı tebrik ediyorum. şu organizasyonun en heyecan verici ve keyifli anına imza attılar.son bir ilave;  justin bieber denilen ergen gerisi sefil, liseliler bile daha anlamlı kalıyor senin yanında. ve ben hala buna gülüyorum.

all – star 2011 kadroları

04 February 2011, Friday

all – star arası geldi nba’de. ve doğal olarak klasik tartışmalar da başladı. bu organizasyon bir ustalara saygı kuşağı mı olmalı, yoksa sezon içerisinde yüksek performans gösteren oyuncular mı seçilmeli? çok uzun mevzu.. benim fikrim; performansa dayalı tercihlerin daha sık olması..

kadrolar;

batı: paul-kobe-carmelo-durant-yao.. / yedekler: dwill-westbrook-manu-griffin-duncan-gasol-dirk..

doğu: rose-wade-lebron-amare-howard.. / yedekler: rondo-ray allen-pierce-garnett-jhonson-horford-bosh..

batı’da değil de doğuda bir takımda oynasa çok rahat all-star seçilecek bi dünya adam var bence. love, monta, gay, nene, aldridge, nash… uzar gider. doğu, ilk 5’i dışında pek çekici değil. celtics’liler işgal etmiş. ki; haketmediklerini söylemek de pek doğru olmaz aslında. hani, deng, boozer, felton belki düşünülebilirdi. en azından tercih edilseler itiraz edilmezdi herhalde. j-smoove ise kesin tercih edilmeliydi. horford yerine belki.

yao ming müzmin sakat, bilindiği üzre.. onun yerine bir oyuncu seçilecek. tahminim, love olacaktır. yakışır da. 20-15 üstü tutturabilen son zamanlardaki tek oyuncu. takımı dipte olsa da, hakediyor. onun dışında, başka bir sakatlık durumunda ilk girmesi gereken adam monta ellis’tir.

celtics – lakers

03 June 2010, Thursday

celtics-lakers

bu gece başlıyor nba finali. beat l.a mi, nah beat l.a mi, göreceğiz.

orlando magic – los angeles lakers 4. maç: 91-99

12 June 2009, Friday

kobe bryant

maçın sonundan başlayacağım yazıya. pietrus’un gasol’e yaptığı faul, -pardon terbiyesizlik demeliyiz sanırım- kendi takımının çaresizliğine edilmiş bir isyandı. biz nasıl başarabildik buradan maç vermeyi, ne büyük bir aptallık yaptık da bu sonuç ortaya çıktı düşünceleri gizliydi o faulun altında. haklı ama pietrus. kendi iplerini kendileri çekti takım arkadaşları. şu anlarda her maç kritik ama ilk 2 maçta galibiyet çalamadıkları için staples center’dan, 3. ve 4. maçlar hata affetmeyen, oynaması cesaret isteyen maçlar haline geldi. böyle bir maçta bu denli fahiş hatalar yapmak, tecrübesizlikle, oraları oynamamışlıkla açıklanamaz bana göre. van gundy’nin işgüzarlığıdır mesela normal sürenin sonunda 3 sayı öndeyken faul yapmamak. aynı şekilde  howard’a da iki çift laf etmek gerek. sen ki serbest atış oranını %70’lere çıkaran bir uzunsun, ne oldu da bir anda bu kadar geriledin. maç boyu kaçırmasını anlarım ama son 2’sini kaçırması büyük fiyaskonun başlangıcı oldu diyebiliriz. son anları nelson’la oynamak gibi bir tercih saçmalığı var bir de stan van gundy’nin. hücumda bi’ şey yapmasını beklemiyorduk da savunma yönüyle yanlış bir seçimdi bence.

2. maçta da direkten dönmüş, uzatmalarda rakibine boyun eğmekten kurtulamamıştı magic. lee o topu potanın içine tiplemeyi başarsaydı ve fisher’ın 4. maçtaki 3’lüğüne engel olabilseydi magic, şu anın tam tersi bir tablo çıkacaktı ortaya. gel gör ki, bu spor bu ah’ları, vah’ları barındıran bir yapıya sahip değil. keşke faul yapsaydım, ah keşke ikili sıkıştırma getirmeseydim diyemiyorsunuz. o an ne yaptıysanız o. bu sebeple buraları oynayabilen oyuncularla oynayamayan oyuncular ayrılıyor birbirinden. koçları da ayırmak lazım tabi. van gundy var, phil jackson var. bir tutulur mu ikisi? jackson’a yeri gelmişken bir kere daha saygılarımızı sunalım; howard’ı hücumda ancak bu kadar etkisizleştirebilir bir takım. tam zamanında yardım getirerek, top kaybına zorluyorlar. hiç değilse topun onun elinden çıkmasını sağlıyorlar. geriye dönüp bakarsak, bu konuda cavs’in ne kadar yetersiz kaldığını görebiliriz. buradan övgüyü hakediyor phil jackson ama kobe’nin bu denli tek başına oynamasını kenardan izlemesi de garipti gerçekten. fisher’ın mucizeleri olmasa belki de kobe zorlamaları nedeniyle seri 2-2’ye gelecek, şampiyonluk şansları önemli oranda azalacaktı.

türk insanının kendine has bir özelliğidir sanırım, her türlü spor etkinliğinde bir şekilde yakınlık kurup taraf seçmek. bende de var haliyle bu durum. ve lanet olsun ki nba finallerine gelene dek hangi takımı desteklediysem, o takım eşleşmenin kaybeden tarafı oldu. güçsüzün yanında olma psikolojisi de değil bu aslında. lakers’a karşı houston tarafındayken, magic-cavs eşleşmesinde güçlü cleveland’ı destekliyordum mesela. fakat hep kaybetti bizim taraf. şimdi de murat kosova’nın cleveland serisinde benden soğutmaya çalıştığı orlando’nun kazanmasını istiyorum. işler yine aynı tabi. orlando kaybedecek gibi gözüküyor. ve ne acıdır ki, seriyi hatta ve hatta şampiyonluğu lakers’a kazandıran adam, benim tüm nba’de en tilt olduğum adam. o kadar bir nefret ki bu, lakers’ın her eşleşmesinde beat la’cilerden yaptı beni. mrsic gelip galatasaray’a atsaydı o şutları, ancak bu kadar dokunurdu bana. orlando sevgisi değil, fisher nefreti bunun sebebi. üzüntüm iki kat arttı anlayacağınız. sevenleri, 0.4 muhabbetinden dolayı hayranları vardır elbet, saygım var onlara. lakin 4.maçtan sonra da gerçekleştirdiği o pis sırıtmak eylemi kanın beynime sıçraması için yeterli oluyor. 3-1 olmuş umrumda olmazdı hiç, unutacaktım muhtemelen bir kaç güne, ama fisher bu kadar prim yapınca, yıkıldım ne yalan söyliyeyim. yine de inatla fisher’ı, onun şutunu koymuyorum fotoğraf olarak. yüzüğü hakeden esas adamı koyuyorum, kobe’yi.

son sözleri de, seri başlamadan önce taraflı anlatımı sebebiyle eleştirdiğim murat kosova hakkında söyleyelim. şaşırtıcı şekilde epey azalttı hido eksenli orlando aşkını kosova. ben her dakika ondan bahsetmesinden ziyade, onun oynadığı takım olması sebebiyle orlando’yu tutmasını, bunu bizlere yansıtmasını eleştiriyordum. fakat gem vurmuş gözüküyor bu hoş olmayan yönüne murat kosova. teşekkürü esirgemiyorum ben de ondan. bir de rihannayı tanımıyormuş, onu gördük .)

nba2k10’un kapak yıldızı kobe bryant

09 June 2009, Tuesday

nba 2k10 kapak

2K sports firması nba 2k10‘nun kapağında kobe bryant’ın olacağını açıkladı. kapak internette yapılan oylama ile seçilecek.  buradan oyunuzu kullanabilirsiniz. oylama süreci 15 haziranda sona erecek. ilginç taraf ise new york forması giydirilmiş bir fotoğrafında oylamada olması. lebron’un new york forması giydirilmiş fotoğraflarından sonra kobe nasıl gözükür merak etmişler. bir pazarlama çalışması sanıyorum. ona verilen oylar sayılmayacakmış.

benim oyum üçüncü görsele gitti. şu andaki birinci de o.

* güncelleme: oylamanın galibi benim de favorim olan 3. fotoğraf oldu.

lebron vs kobe: kurban new york knicks

05 February 2009, Thursday

lebron james & kobe bryant

kobe 61 atmıştı geçen gece madison square garden’da, bu gece de lebron 52 sayı bıraktı new york potasına. maçı izleyemedim ama tahminim; kobenin msg’da atılan en fazla sayı rekorunu kırmak istedi herhalde lebron. 33 şut kullanmış, 17’si isabetli. bunun yanında 10 ribaund 11 asist yapmış manyak herif. maçın skoruda 107 – 102. takımının attığı sayının yarısını atmış, kullandıkları 80 şutunda yarısı neredeyse onun elinden çıkan şutlar. knicks’den al harrington’un 39 sayı-13 ribaund’luk performansı’da arada kaynamış oluyor haliyle. o da önemli işler yapıyor knicks’de.  gayet başarılı bir performans fakat karşıda lebron olunca bi’ işe yaramamış maalesef. 50 sayı ve üstü atıp aynı zamanda triple double yapan kaç oyuncu vardır ki acaba? vallahi bana 52 sayı atıp triple-double mı yapmak istersin yoksa 61 sayı atıp rekormu kırmak istersin deseler direk 52 derim. neden bilmiyorum ama triple – double kavramı her zaman ilgi çekici geliyor bana. oyunun her yönüne katkı yapılmasından olsa gerek. severim çok yönlü oyuncuları. bu sezonun triple double yapanlar listesi’ne buradan bakabilirsiniz.

tabi işin ilginç olan bir başka yanı daha var. lebron’un bu hayvani istatistiği adının 2010 için takas söylentileriyle anıldığı new york knicks’e karşı yapması. çok dokunmuştur new york’lulara. çok istediniz alın size kral lebron.)