‘komşi’ olarak etiketlenmiş yazılar

komşulara karşı çok ayıp oldu!

01 September 2010, Wednesday

muazzam bir basketbol gecesiydi bizler adına. galip gelmekten öte, üstün bir oyunla, ciddi bir rakibin geride bırakılmasıdır mühim olan. 3/3 yapmak umrumda değil. bu takım bir ışık verdi uzun süre sonra. yunanistan gibi basketbolun zirve yaptığı bir ülkeye karşı üstelik. tabi işin şovenizm kısmına yönelmeye lüzum yok. yunanistan’ı mağlup etmenin önemi, onların basketbolu temsil eden en sağlam ekollerden birisi olmasından kaynaklanıyor. ”denize döktük mü” milliyetçiliğine girmek, basketbolun ruhuna ayıp etmek gibi geliyor bana..

turnuvada 3 maçı geride bırakan takımımız, hiç olmadığı kadar karakter koydu dün akşam parkeye. muhakkak seyirci desteğinin de yardımı olmuştur. geçmişteki  emsal maçlara bakınca, baskıyı kontrol edemediğimizi ve kendi üzerimize aldığımızı görüyoruz. bu defa bilinçliydik her şeyden önce. rakip, mazisine nice zaferler eklediği kadro yapısından ve oyun disiplininden uzaklaşmış iyice. papaloukas ciddi kayıp şüphesiz ki.. spanoulis ve bourousis’in takımı oldular neredeyse. spa’nın içeri penetrelerini ve bourousis’in tepe oyunlarını, savunmanın odağında tutunca, çok zorlandılar..

önemli bir detay da henüz müsabakanın başında, hem skor hem oyun üstünlüğünü lehimize çevirmemizdi. her hücum, bizi yakalayabilmek için oynadılar. bu da onlara olumsuz bizimkilere olumlu yansımış olsa gerek..  hareketli bir basketbolla başladık, öyle de devam ettirdik ilk periyotu. ersan şut sokma anlamında şahaneydi. tunçeri de, ikili oyunlarda yunan uzunlar aşağı inmeden indirdiği toplarla, iyi işler yaptı. onların başarılı olduğu nokta ise, çabuk top döndürüp, dışarıda boş şutlar bulmak oldu. şutör uzunlarının avantajını güzel kullandılar.

ilk beş yerini yavaş yavaş diğerlerine bıraktığında, kenardan gelenler de iyi katkı verdi. ender’in ikili oyunlarda ve ceza şutlarında başarısı dikkat çekiciydi. engin’in yokluğunda hayli önemli hale geldi onun da oyunu.. ersan gene döktürmeye devam ederken, hido diamantidis’in savunmasında hücum etmekte zorlandı. savunma demişken, ömer onan’ın, spanoulis’e yaptığı baskı, adamı hayattan bezdirircesine yoğundu. avrupa basketbolunun en büyük savunmacılarındandır onan gözümde.. koçun devreye soktuğu alan savunmamız işe yaramaya, rus maçında olduğu gibi devam etti. bir kaç boş üçlük yesek de, rakibin içeri schortsanitis’e rahat top indirmesini ve organize gelmesini engelledik. ilk yarı ersan’ın 17 sayısıyla noktalandı..

ikinci yarı’da ersan’sız başlamayı tercih etti tanjevic. alan savunmasına devam ettik ve scho’ya odaklanmamızdan faydalanamadıklarını söyleyebiliriz burada. müsait pozisyonlar bulsalar dahi, değerlendiremediler. ardından da, biz tekrar çıkıp kontrolü ele aldık. bu dakikalarda kısa oyuncularımız içeriyi çok iyi beslemeyi sürdürdüler. gönlüm, semih, ömer aşık.. hepsi de içeride farklı özelliklerini kullandılar. gönlüm, mücadelesi ve isteğiyle, ribaundlarda etkili oldu. müdafada da ciddi rolü vardı. semih, rakibe göre çabukluğunu kullandı. güzel bir kaç smacı vardı. ömer ise, etkileyici bir basketbolcu olduğunu bir kez daha kanıtladı. elbette, çabuk  ve iyi pas indiren kısaların da hakkını vermeliyiz de, ömer o kadar estetik duruyor ki, o potanın altında, onu izlemek büyük keyif veriyor açıkçası bana. kendisini nba’de de geliştirip, uluslararası manada bir oyuncu olmasını isterim..

neticede, maçın sonunda skorbord’da sonuç; 76-65 lehimizeydi. yunanistan gibi oldukça opsiyonlu oynayan bir ekibi 70 sayının altında tutmak güzel. seyirci ve basketbolcuların birbiriyle kurduğu bağ da, mutluluk varici. artık yapılması gereken, önümüzde uzun bir yol olduğunu kabul edip, asla ama asla biz ‘olduk’ demeden ileriye gitmeye çalışmaktır. henüz yeni başlıyoruz. bu inanç ve azimle, muhakkak iyi olacaktır her şey..

kapanış, başlığın esin kaynağı, çok değerli komşusever amcamız ile gelsin.