‘la liga’ olarak etiketlenmiş yazılar

la liga burada biter

11 April 2010, Sunday

messi

geçen sezon yer aldığı organizasyonların tamamını kazanan, onu son 4 maçtır içerde-dışarda yenen, gezegenin en iyi topçusunu kadrosunda bulunduran ve en iyilerden 2’sinin yer aldığı orta sahalı bir rakip real madrid’inki. kulübü neredeyse 200 milyona transfer yapmış real taraftarının çektiği ızdırabı tahmin edebiliyorum şu anda. şöyle bir ortamda telefonunu kapatacaksın, internete hiç bulaşmayıp, işe-okula en az bir hafta gitmeyeceksin. allah muhafaza, yakalar bir katalan, makaranın en acısını yapar.

clasico’ya bahtsız real madrid taraftarının gözüyle baktıktan sonra, maçın özeline inelim biraz. her iki takım da, oyuncu seçimleri ve oyuncuların mevkileri itibariyle kontrollü bir başlangıcı tercih etmiş gözüküyordu. alves’i öne yollayıp, puyol’la sağ geriyi kapatan guardiola’ya karşı, alonso’nun yanına, marcelo ve gago’yu ekleyerek oldukça savunma ağırlıklı bir orta alan çıkartan pellegrini. burada, önemli bir fark; barcelona orta alanının her şartta, topun kontrolünü elinde tutabilen bir yapıda oynamasıdır. zaten pellegrini de, bu yapıdan ürktüğü için o bölgeyi çok adamla kapatmak istedi muhtemelen. mamafih, xavi’yi durdurmak, hele de messi’ye ara pası atıyorsa; pek mümkün olamıyor. elini kolunu sallaya sallaya, 4 öldürücü top attı adam. 2’sini değerlendirdi ilerdeki arkadaşları ve 2-0 bitti maç. muhtemelen; guardiola, ronaldo’nun sol tarafa kaydırılacağını düşünerek puyol-alves önlemini almış. kadronun genişliği ve birbirine eş değer oyunculardan oluşması böyle anlarda ön plana çıkıyor işte. savunmanın bel kemiği puyol’u, sağ beke çekerken hiç sıkıntı yaşamıyorsun çünkü geride bekleyen, milito ve marquez gibi üst seviye oyuncular var.

van der vaart’ın bu kadar silik bir oyun oynaması, akıllara guti ne diye kenarda oturuyor sorusunu getirdi. iş işten geçtikten sonra dahil olmasaydı oyuna guti haz., real madrid bu denli ezik bir oyuna mecbur kalmayabilirdi. o sahaya adım attığında, barca rakibinin sinir kat sayısını arttıran pas trafiğini abartmaya başlamıştı bile. birbirini tamamlayıcılık özelliği gerçekten muhteşem bu takımın. toure-xavi-iniesta yapısı, iki oyuncunun yokluğuna rağmen, hiç aksamadan işledi. busquets toure’yi, pedro ise iniesta’yı tamamladılar. pedro geçen yıl oynadığı her kulvarda gol atmasıyla adından söz ettirmişti, bu yıl da devam ediyor kritik gollerine. xavi’den aldığı pası soğukkanlılıkla ve çok başarılı bir vuruşla bitirmesi etkileyiciydi.

aylardır beklenen bu maçı kazanan takımın, şampiyonluk kupasına çok yaklaşacağı belli bir durumdu. maç bitti ve rahatlıkla söylemeliyiz ki, barcelona tekrar la liga’nın resmen en büyüğü olmaya çok yakın. deplasmanda, ligdeki belki de tek rakibini yeniyor adamlar, daha ne olsun. ayrıca, geçen yıl iniesta’nın son dakika golüyle kurtardıkları chelsea maçından beri, kendi oyununu kabul ettirebilen takım çıkmadı bunlara karşı. artık 3 ya da 4 gol atmadıkça sansasyonel denmeyecek messi’nin performaslarına herhalde. fakat şaka bi’ yana, 27 golü oldu ligde. toplamda da yanılmıyorsam 40 gol. akıl almaz bir gelişim.xavi’yle beraber oynadıklarını görebilmemiz, onları yakalayabilmemiz ise bizim şansımız olsa gerek.

unutmadan eklemeliyim, nedenini bilmiyorum da barca maçlarında, gol yedikten sonra bu casillas’a zoom yapıyolar ya, acıyorum lan ben herife. öyle, ne ronaldo’suna ne raul’una zerre üzülmüyorum fakat bu iker’e çok içerleniyorum. o, ‘kahretsin yine tutamadık şu baş belalarını’ bakışını attığındandır belki de.

ibrahimovic barca’ya, eto’o inter’e

18 July 2009, Saturday

ibrahimovic & etoo

iki takım anlaştı, ibrahimovic barcelona’ya 40 milyon+eto’o+hleb(kiralık) karşılığında transfer olmak üzere. şu anda oyuncuların yeni takımlarıyla alacakları para konusunda el sıkışması bekleniyor. fikrimce ronaldo’nun real madrid’e geçişi kadar değerli olan bu transfer, önümüzdeki yıl için la liga’yı en büyük rekabetin yaşanacağı lig yapacaktır. seri a ve pirömyer lig önemli oyuncularını kaptırıp yara alırken, oyuncuları kapan ve ilgiyi üzerine çeken ülke ispanya oldu. real madrid’in başlattığı bomba transfer halkasına bir yenisini de laporta eklemiş oldu böylece.

transferin getireceği artılar hiç şüphesiz gücüne güç katacaktır barcelona’nın. en başta, messi-ibra-henry gibi ölümcül bir hücum hattı oluşturdular. ezeli rakiplerinin kurduğu kaka-ronaldo-benzema üçlüsüne karşı gelebilecek en kuvvetli ekiptir bu. ibrahimovic’in messi ve henry’nin yanına gelerek voltran oluşturması dışında en büyük katkısı real’in transferlerine misilleme olmasıdır zaten, pek fazlası değil. çünkü yerine geldiği adam barcelona’nın en golcü adamı. ilk sezonunda ondan fazla gol atıp, daha efektif oynamasını beklemiyorum ben. transferin barca açısından dezavantajı da bu olsa gerek. hücum hattında direk oynayan, en çok gol atan oyuncusunu kaybetmek. tüm artı ve eksileri değerlendirirsek, daha iyisi asla olmayacak bir takımdı barcelona, ibrahimovic de değiştiremeyecektir bu gerçeği. fakat guardiola, eto’o ile bu başarıyı sürdüremeyeceklerini öngörmüş olsa gerek, ibrahimovic’i, üzerine para koyarak transfer ediyorlar. ben optimist yaklaşıp, eto’o gitti fakat daha iyisi geldi demek istiyorum. düzenin bozulacağını, orta saha-ibrahimovic uyumunun belli bir süre zorlukla gerçekleşeceğini düşünsem de.

bu hamle sonrasında keirrison’u kadrosuna katmaz herhalde katalanlar. genç ve rotasyona kolaylıkla dahil olabilecek bir oyuncu da olsa 15-20 milyon euro civarında bir bonservis bedeli var. ibra kadabra’yı bu denli yüksek bir meblağ karşılığında aldıktan sonra genç bir futbolcuya 15 milyon vermeyebilirler. ha, verirlerse ne ala, şahane olur.

avrupa’nın kralları

31 May 2009, Sunday

türkiye’de 20 golle ilk sırada yer alan isim milan baros oldu. pek zorlayan futbolcu olmadı onu, kocaeli’li taner gülleri dışında. 18 gol attı taner de. iki oyuncu da son haftalarda sürdürebilselerdi başarılı performanslarını, 4-5 gol fazla atabilirlerdi. bank asya brezilya’lı bruno’nun 21 golüne sahne oldu. onu sakarya’da kiralık oynayan özgürcan, 17 golle takip etti.

avrupa’da; en kendi halinde, en sönük gol krallığı yarışı, ingiltere’deydi herhalde. anelka 19, ronaldo 18. torres’in gerard’dan daha az gol atmış olması hayli ilginç. arsenal’in, adebayor devre dışı kalınca, zirveye oynayan bir golcü çıkaramadığını da belirtelim. ingiltere’nin aksine, italya’da çekişmeli bir yarış vardı. son haftaya di vaio ve ibra kafa kafaya girmişti. zlatan iki, di vaio bir gol atınca; 25 golle zlatan ibrahimovic krallığı kazandı. geçen yıl ispanya’da gol kralı olan milito ise bugün 2 gol birden atarak 24 gole ulaştı ve di vaio ile 2.’liği paylaştı. ispanya’da, e’too’nun liderliğinde geçilen onca haftadan sonra forlan 32 golle ispanya gol kralı oldu. e’too 30, villa 28 ve messi de 23 golle bitirdi sezonu. almanya’da, şampiyon wofsburg’un iki forvetinin dominasyonu alında geçen bir sezon izledik. grafite ve dzeko sırasıyla 28 ve 26 gol atarak, takımlarını sırtladılar. onları benim favori topçularımdan mario gomez 24 golle takip etti. ibisevic sakatlanıp sezonun ikinci yarısını kapatmasaydı, ligin tozunu attırmaya devam edecekti muhtemelen. 18 golü vardı boşnak oyuncunun ilk yarıda. fransa’da andre pierre gignac 24 gol atıp zirveyi kaptı. fransa futbolunun en gözde futbolcusu konumunda bulunan benzema 17 golle 2. sırayı aldı. portekiz’de nacional’li nene 20 gol ile ulaştı krallığa. cardozo ve liedson’un 17’şer golü var. iskoçya’nın gol kralı şampiyon rangers’dan boyd. 27 gol atmış bu sezon kris boyd. takipçileri celticten 16 golle mcdonald ve 15 golle samaras. hollanda eredivisie’de şampiyon az’nin forveti el hamdaoui 23 gol yolladı rakip kalelere. 2. sırayı ajax’lı luis suarez 22 golle aldı. groningen’den marcus berg’in de 17 golü bulunuyor.

futbolun güzel yanı: barcelona

02 May 2009, Saturday

barcelona1

bir özürle başlamak istiyorum yazıya. hep pes 2009’un abartılı olduğunu, messi’nin sanal alemde tutulması imkansız bir oyuncu yapılmasının saçmalık olduğunu düşünüyordum. özür diliyorum konami’den. bu adam gerçekten pes 2009’daki gibi farklı bir boyuttan gelme. bırakın el classico’yu, futbol tarihinin en acı, en yıkıcı maçlarından birisi yaşandı bugün. puan farkını 1 olarak gören real madrid’liler için çok üzgünüm. bu kadar umutlanmışken, böylesine ağır bir mağlubiyet  almak dokunur adama.

belkide bu kadar motive olmamıştı barcelona fakat ilk golü yemeleri, rıdvan’ın da dediği gibi uyuyan devi uyandırmış oldu. sonrası ortada zaten. rahatça istedikleri hareketleri yapabilen, rakiple dalga geçme derecesinde paslaşan ve rakip savunmanın ağırlığından da yaralanarak arkaya muhteşem toplar atan bir barcelona. ligdeki 100. golünü, en büyük rakibi karşısında atmak bir takımın taraftarı için en güzel şeylerden birisi olsa gerek. casilllas olmasa muhtemelen 10 gol atacaktı katalanlar. iniesta – xavi ikilisine çare bulamayan çoğu takımdan birisi real madrid fakat bu kadar da rahat oynatmamalılardı bu iki büyücüyü. messi kadar bu iki ispanyol da kendi bölgelerinin avrupada hatta dünyada en iyileri. top kontrolleri, oyunu iyi okuyup aynı derecede başarılı biçimde yönlendirmeleri, zekaları ve uyumları onların en iyi olmalarını sağlayan temel faktörler.

bakalım chelsea karşısında da bu kadar rahat bir futbol sergileyebilecek mi barcelona. orta alanda bu kadar rahat olmayacakları kesin. bu denli büyük boşluklar da yakalayamayacaklardır. işte büyük oyuncular bu anlarda devreye girmeli. messi çıkıp ingilizlere karşı da bu oyunu oynarsa ben de maradona kadar iyi bir oyuncu olduğuna inanacağım.

real madrid – barcelona: silbaştan

01 March 2009, Sunday

real-madrid-barcelona

atletico madrid 4-3 barcelona. real madrid 10 maçtır kazanıyor ve puan farkı artık 4. birbirleriyle oynayacaklarını da hesaba katarsak; her şey yeniden başlayacak la liga’da.

barcelona’dan futbol dersi

14 February 2009, Saturday

real betis deplasmanında, messi’siz ve henry’siz başladılar maça. yedikleri 2 golle geriye düştüler. ilk yarı bitmeden eto’o nun kaçırdığı penaltıyı tamamlamasıyla farkı 1’e indirdiler. ikinci yarı betis’i kendi yarı sahasına mahkum ettiler. messi ve henry de oyuna dahil olunca rakip kaleyi adeta abluka altına aldılar diyebiliriz. 1 puanı kurtarabildiyse betis ricardo’ya dua etmeli. özellikle 2. yarı inanılmaz toplar çıkardı portekizli. bir de oliveira’ya sövmeleri gerekir. durum 2-1 betis lehineyken karşı karşıya pozisyonda kaçırdığı gol belki de takımını 3 puandan etti. yazın galatasaray’la bolca adı geçmişti. ilginçtir oliveira’da bugün karşı karşıya pozisyonda kaçırdığı golle takımını yaktı, onun yerine alınan baros’ta kaçırdığı pozisyonla galatasaray’ı olası bir puan’dan etti.

sözün özü; barcelona her maç iyi futbol oynuyor. galip gelemedikleri maçta dahi zevk veriyorlar izleyenlere. maçın 2. yarısında verdikleri mücadele ruhsuz futbolculara ders olmalı. işini ciddiye alıp mücadelesini ortaya koyan, yenilmekten nefret eden ve rakip kim olursa olsun bi’ tarafları kalkmadan oynayan kazanıyor bu oyunda!

düello

08 December 2008, Monday

real madrid’i deplasmanda 4-3 mağlup etmeyi başardı sevilla. ilk öne geçen taraf onlardı. ardından beraberlik geldi ve ilk yarı bitmeden tekrar sevilla sahnedeydi, 1-3. ikinci yarı muhteşem bir maç izledik gerçekten. iki kalede de pozisyonlar oldu. real madrid ard arda 2 gol atarak 3-3 yaptı skoru ama son sözü sevilla’dan renato söyledi ve schuster’e yol göründü galiba. beyaz mendiller de havadaydı barnebau’da.

günün diğer düellosu da ingilteredeydi. eveton – aston villa maçında daha ilk dakikada buldu golü villa. golcü defans lescott eşitliği sağladı. ikinci yarının başlarında a. young 2-1 yaptı skoru. son dakikada ise olağandışı şeyler oldu. duraklamalarda lescott’ la eşitliği yakalayan everton ashley young’un muhteşem golüne engel olamadı ve son dakikada gol bulmasına rağmen sahadan 3-2 mağlup ayrıldı.