‘luksa andric’ olarak etiketlenmiş yazılar

slovenya, hırvatistan: b grubu

31 August 2010, Tuesday

dün akşamüstü dünya şampiyonası’nın takip edebildiğim kadarıyla en keyifli maçlarından bir tanesi oynandı abdi ipekçi’de. slovenya-hırvatistan.. iki takım, birleşik devletlere mağlup olduktan sonra, kendileri adına çok mühim hale gelen bu maçı kazanmak için yoğun çaba verdi. maça geçmeden önce, seyircinin hakkını verelim. abdi ipekçi, unutulmayacak bir maça şahit olduysa, bunda büyük bir pay da sloven ve hırvat taraftarlara aittir. özellikle sloven’ler, her tarafı adeta yeşile boyayarak, çok renkli görüntüler verdiler. maçı anlatan ismail şenol’un verdiği bilgiye göre, bayrağında yeşil renk bulunmuyor slovenya’nın fakat, başkent ljubljana’ yeşil ejderhalar tanımıyla tarihte yer alıyor ve bu nedenle milli formaları yeşil renk de barındırıyor.. ismail şenol demişken, maçı beraber anlattığı koç murat özyer ile birlikte onun da hakkını vermek gerek. basketbol bilgisini ön planda tutuyorlar, buna bağlı olarak arada işin içerisine mizah da katıyorlar ve ortaya keyifli bir sunum çıkıyor. ben, her ikisine de tebriklerimi gönderiyorum…

maça şöyle bir bakacak olursak, etkili başlayan tarafın hırvatistan olduğunu söyleyebiliriz. parkeye, ukic-kus-tomas-zoric-tomic beşiyle çıktılar. sloven’ler ise dragic-udrih-nachbar-zupan-brezec şeklinde başladılar.. ilk dakikalarda oyunu kontrol altına aldı hırvatlar. ikili oyunları rahatça uyguladılar. marko tomas’ın içeri drive’larından sayı yahut faul kazanmayı bildiler. hatırlatalım, tomas fenerbahçe’de oynayacak bir dahaki sezon.. ilk çeyreği de önde kapatan taraf hırvatistan oldu. 2. çeyrek hırvat uzunlara sık sık hücum faul çalmaya başladı hakemler. tomic-andric ve zoric çabuk ve bana göre basit faullerle biraz oyunun dışarısında kaldılar. bu anlarda ukic önemli işler yaptı. ilk yarı da hırvatistan lehine sonuçlandı.

2. yarı bambaşka bir slovenya izledik. o na kadar pek ortalarda gözükmeyen  dragic çıkıp 2 zor üçlük soktu. ardından, sloven’ler rakiplerini üçlük yağmuruna tuttular. zupan, slokar, udrih falan peşi sıra gönderdi şutları. maç sonunda 3 sayı istatistikleri 11/22. oyunu bu şekilde bulduğu dış şutlarla dengelemeyi başardı slovenler 3. çeyrekte. hırvat cephesinde işler zora girerken koç vrankovic önemli hatalar yaptı. tomas’ı unuttu resmen. popovic de hiç şut sokamıyorken, onun eline baktı takımı. uzunlar da faul problemiyle birlikte iyiden iyiye etkisizleşince, maçın sonarına geride girdi hırvatistan. muhteşem seyircisinin de desteğini arkasına alan slovenya o dakikalarda hata yapmadı ve sonuçta kazanan, sloven’ler oldu: 91-84.

akşamki brezilya-birleşik devletler maçını canlı izleyemedim. o maç da çok heyecanlı ve çekişmeli geçmiş. bulup izlemek lazım aslında.. b grubunda usa 3 galibiyet 0 mağlubiyet, brezilya 2/1, slovenya 2/1 ve hırvatistan 1/2.

basketbol şubesi’nde olan biten

24 August 2010, Tuesday

galatasaray, futbol şubesi’nde ne kadar kaos’un içine girmeyi becerebildiyse, basketbol şubesi’nde de o kadar akıllı icraatlar yapıyor.. artık, dile getirmeye ne hacet, oktay hoca’nın koç olarak görevlendirilmesi ilk adımdı. ardından da güzel işler takip etti bu hamleyi. her şeyden önce, yıllardır eksikliğinden dolayı sıkıntı çekilen noktaya parmak basmayı başardılar. planlı, programlı bir yapıya kavuşmak için çabalanıyor şu an. sözleşme imzalanan basketbolcuların çoğu, en az 2 yıllık atıyor imzayı. bu da basketbol şubesine bakış açısının biraz da olsa genişlediğinin ispatıdır..

yerli rotasyonuna, kalburüstü topçular eklendi. onardan bahsetmiştik daha evvel. çok fazla tekrar etmeye gerek yok işte. ermal, tutku, haluk ve geleceğe dönük yatırım kapsamında melih, sertaç, ilkan gibi gençler dahil oldu kadroya. atlamamamız gereken bir ince çizgide burada. bundan önce, bu şubede plansız ve günü kurtarma amacıyla hareket edildiğinin en büyük kanıtlarından birisi de, hemen hiç gelecek vaadeden oyuncunun olmamasıydı. en fazla, cemal nalga falan vardı yani.. şimdi girişilen bu gençleştirme operasyonu da kritik, o anlamda. ümit milli’den takıma kazandırılan bu gençlerde muhakkak oktay hoca etkisi vardır. geldiğini belli etmek böyle bir şey sanırım…

dün itibariyle takıma preston shumpert da dahil oldu. beşiktaş’tan ve efes’ten tanıyoruz kendisini. bu konuda fikrim net; türk statüsünde oynayacak bir shumpert, ligin en iyi 3 numaralarından bir tanesidir.. çok keskin bir şutör ve yalnızca ceza şutlarında değil, maçın kritik anlarında da kullanabiliyor, şutör özelliğini. aynı zamanda shumpert’in en önemli kozlarından bir tanesi de şutlarını çabuk bir stille çıkartabilmesi. tecrübesini de işin içerisine katarak, rakibini ekarte ettiği anda sayıyı yapabiliyor. kısaca, galatasaray basketbol takımı istikrarlı ve hedeflenen noktada çokça maç oynamış bir basketbolcuyu transfer etti. güzel bir detay da sözleşmenin 2 yıllık olması…

diğer yabancılara baktığımızda; radoslav rancik, taylor rochestie, joshua shipp ve luksa andric.. rancik geçtiğimiz yıl, en sevilen basketçi olmuştu takımda. bu yıl da takımda kalmak adına fedakarlık yaptığını düşünüyorum. çok değerli bir oyuncu. rochestie, almanya’dan gelen bir oyun kurucu. o da üç sayılık isabetleri ile ön plana çıkan birisi. tutku açık ile rotasyona girecekler. biri oyunu yönlendiren diğeri şutör iki oyun kurucu olması iyidir her zaman. shipp’i ise bornova’dan hatırlıyoruz. 2 numara pozisyonunda oynuyor. savunması hiç de fena değildir. ayrıca, fiziğinin getirdiği bir avantajı; 3 numarada da kullanılabilir zaman zaman. ligi ve oyuncuları tanıması artı puan şüphesiz. ve son olarak luksa andric. cibona zagreb’den alınan, hırvat milli oyuncu. euro league’de oynama şansı buldu. bu da ona henüz 25 yaşında olmasına rağmen önemli tecrübe kazandırdı. luksa, muadilleri gibi pota altını kaplayan, fiziğiyle ön plana çıkan bir uzun olmasa da dış şutları oldukça başarılı. bunun yanında ayakları da geyet hızlı. cibona’nın mali kriz dolayısıyla elden çıkardığı bu adamı transfer etmek çok güzel bir iş gerçekten. taraftar rancik gibionu da sevecektir eminim ki..