‘olympiakos’ olarak etiketlenmiş yazılar

sırp maestro; milos teodosic

02 September 2010, Thursday

şu blogda o kadar yazı yazdık, kimleri değerlendirdik de, şimdi dikkatimi çekti bazı yazılarda adını geçirmemizin dışında teodosic yazmamışız hiç! olmaz, yakışık almaz. çocuk böyle, gözümüzün önünde basketboluyla büyüyorken ve biz dripling iken, hakkında bir kaç kelam yer almalı burada..

milos’u anlatmaya başlarken, sırbistan basketbolunun bir kaç yıldır içerisinde bulunduğu ‘gençleştirme’ operasyonuna değinmek elzem.. zamanında bodiroga, rakocevic, stojakovic, gurovic, krstic, radmanovic, drobnjak, jaric .. gibi isim sahibi oyuncularla belli başarılar kazandılar. 90’ların sonu ve 2000’lerin başında onların jenerasyonları konuşuldu. avrupa ve dünya basketboluna sundukları bir ekolleri vardı. fakat, 2005’te kendi ülkelerinde, 2006 japonya’da yaşadıkları büyük hayal kırıklıklarıve sırbistan-karadağ’ın iki farklı ülke olarak ayrılması, kadro yapısında değişikliğe yöneltti onları.. alttan gelen iyi bir jenerasyonları hali hazırda beklerken, yavaş yavaş bu gençleri kadroya monte ettiler. 2007 ispanya’da, jaric ve gurovic gibi kaşar isimlerin yanına, tepic, milicic, velickovic, markovic ve teodosic gibi gençler eklendi.. o turnuvada da başarıyı yakalayamadılar haliyle. fakat, muhakkak ki bu turnuva onlar adına bir geçiş, değişim şansıydı. ön plana çıkan, adını duyuran isimler oldu teo da onlardan birisiydi.. yalnız, 2008 pekin’de yer alamadılar. o süreçte kadro iyiden iyiye gençlerin üzerine inşa edildi..

2009 polonya, sırbistan ulusal basketbol takımı adına, büyük bir şans oldu. krstic ve etrafınaki bir çok genç, kendilerinden hiç beklenmediği kadar iyi basketbol oynadılar.grupta, britanya ve çok büyük sürprizle ispanya’yı mağlup ederek, üst tura çıktılar. bizim de bulunduğumuz 2. tur grubunda, 3 galibiyet alarak çeyrek final yaptılar. hemen hiç kimse, bu çocukların daha fazlasını yapabileceğini düşünmüyordu. oysa ki, onlar çeyrek finalde son avrupa şampiyonu rusya’yı da geride bırakarak, herkese ispatladılar kendilerini. yarı finalde bir diğer ekol sahibi ülke, slovenya ile karşılaştılar. onları da uzatmalar sonucu geride bırakarak, finale uzandılar.. bu şüphesiz, muazzam bir başarıydı. basketbol camiasının büyük kısmının geçiş sürecinde gördüğü takım, avrupa’da finale kadar gelmişti. üstelik çatır çatır oynayarak. finaldeki rakip ispanya idi. öylesi kuvvetli bir ekip karşısında varlık gösteremeyip, mağlup olsalar da, böyle bir dönemde avrupa 2.’liği almaları geniş yankı buldu basketbol dünyasında..

işte o mucize takımın, sürücü koltuğunda oturan adam, milos teodosic’ti. 87 doğumlu olmasına rağmen uluslararası müsabakalarda oynamaya çok erken bir yaşta başladı. ülkesinin geçirdiği kabuk değiştirme sürecinde, oyun kurucu mevkisinde yer alıyor olması sebebiyle ciddi roller aldı. giderek kendisini geliştiren bir basketbol tekniği yarattı. 22 yaşında avrupa şampiyonası’nda asist krallığı yaşamak, kolay olmasa gerek!

her şeyden önce basketbol iq’su dediğimiz özellik, milos’ta ziyadesiyle var. takımı kontrol etmek ve doğru kanallara yöneltmek anlamında büyük bir yetenek bu. saha görüşü, pas tekniği üst mertebede. ne zaman tempo yapıp, nerede frene basması gerektiğini alt yapıda ezberletmişler. ülkesinin ekolüne uygun olarak, fizikli guard tanımına da uyuyor.  boyu 1.95. tüm bu vasıflarına ek olarak, en kritik anlarda eli hiç titremiyor ve şutlarının yüzdesi etkileyici seviyelerde. yalnızca, takıma çalışmıyor anlayacağınız, skora da doğrudan katkı verebiliyor.

sırp oyuncunun formasını giydiği kulüp yunan olympiakos. orada da, kendisini kabul ettirip çok önemli bir parça haline geldi. takımının en başta gelen opsiyonlarından birisi. sezon boyunca, alıp sırtında taşımışlığı var desek yalan olmaz hani. bunun da karşılığını euroleague mvp’liğiyle almıştır. bu yaşta, muazzam başarılar gerçekten. önünde uzun yıllar, bol turnuvalar ve alınacak onlarca kupalar-madalyalar var. bize bela olmadan – ki yeteri kadar oldu şu ana dek- ne yapıyorsa yapsın, izleriz, hakkını veririz bu güzel topçunun diyorum. gözümde, bodiroga efsanesinin tahtına da adaydır…

final-four’da derbi

13 April 2009, Monday

gate7-gate13

euroleague’de son dörde, iki yunan takımı kaldı. ezeli rakipler panathinaikos ve olympiakos. berlin’de karşı karşıya gelecekler. 1 – 3 mayıs arasında oynanacak 4’lü final. diğer eşleşme ersan’ın takımı barça – cska şeklinde. iki düşman kulübün avrupada, bu kadar önemli bir seviyede karşılaşması çok güzel bir olay. bir an kendimi yunan taraftarların yerine koydum ve o maçı kaçırmamak için neler yapabileceğimi düşündüm. zaten her fenerbahçeli ve galatasaraylı’nın hayalidir; avrupa kupası finalinde birbiriyle oynamak. berlin’e yunan çıkarması yapacaklar muhtemelen. her iki takım taraftarının da biletlere yoğun ilgisi olduğu söyleniyor. berlin polisi hazırlanıyormuş, çıkması muhtemel olaylara karşı. işleri zor doğrusu.

tahminde bulunayım hemen. olympiakos, pana’yı geçip cska ile final maçına çıkar. cska karşısında yalan olurlar ve kupa rusların olur.