‘şampiyonlar ligi’ olarak etiketlenmiş yazılar

arsenal – barcelona

16 February 2011, Wednesday

arsenal - barcelona

bu akşam londra’da futbolun en üst noktasına şahit olacağız. arsenal, barcelona’yı ağırlıyor. bir açıdan bakınca, bu muazzam bir durum. iki pozitif futbol temsilcisi karşı karşıya geliyor ve keyfimiz muhtemelen tavan yapacak. fakat diğer bir nokta da, bu iki güzel takımdan birinin çeyrek finalde elenip gidecek olması. yani, valencia – schalke eşleşmesi de var neticede bu organizasyonda..

geçtiğimiz yıl da izlemiştik bu seriyi. ve barcelona, arsenal’i deyim yerindeyse sahadan silmişti. şunu çok açık görmüştük; arsenal, rakibi gibi hücuma yatkın bir anlayışla ilerlemek istese de, bundan bir kaç yıl öncesinde yapabildiklerinin hemen hiç birisini gerçeğe yansıtamıyordu. bu futbol tarzının günümüz temsilcisi tamamen barcelona olmuştu. bu gerçeği kabul etmek adına acı bir tecrübeydi tabii. ve sonrasında arsene wenger bir durum değerlendirmesinde bulundu. buradan çıkan sonuç, arsenal’in oyun yapısında bazı değişiklikler içeriyordu. bunun en somut örneği, alex song’tur. onun rolüne getirilen yenilik ve orta alanda uygulanan daha sert top kazanma fikri, sahada kimlik değiştirmiş bir takım izlememizi sağladı. daha derli toplu bir müdafa anlayışı gelişti. clichy ve sagna’nın da kontrolsüzlükleri törpülenirken, nasri’nin büyüyen topçuluğu ileride daha az elemanla daha efektif bir oyunu mümkün kıldı. kaleci konusunda benim fikrim, szczesny için beslenen umutlar, çok sağlam temellere dayanıyor. polonya’lı, arsenal’in kalesini uzun bir zaman koruyacaktır başarıyla. bu gelişim sürecini de kısa bir sürede tamamlayacak bir görüntü çizmesi, onu daha özel bir oyuncu yapıyor.

bir önceki eşleşmede, merkez bölgede büyük bir yenilgiye uğrayan arsenal’in çok daha sert bir yapıya büründükten sonra, daha umutlu olacağı muhakkak. fakat, buraya yüklenip, kendi oyunlarını kabul ettirmeye çabalamadıktan sonra gene tur şansları azalacaktır. evet, savunma hala tam oturmuş değil. üstelik vermaelen de oynayamıyor. zaten, seken topları toplayamadıktan ve ileriye net çıkışlar yapamadıktan sonra, iş yaş.  bu noktada, samir nasri’nin oynayıp-oynamaması büyük önem arz ediyor. bu sezon takımının hücumlarını adeta sırtlayan fransız, oynadığı taktirde, dengeleri değiştirebilecek bir unsur. şüphesiz, wenger de onun sakatlıktan kurtulup sahaya çıkabildiği bir eşleşme için heyecanlanıyordur.

barcelona’nın da, bir önceki eşleşmede vurup geçtiği bir takım olarak algılamaması gerekiyor arsenal’i. değişen merkez olgusunu önemsemeliler kesinlikle. o kadar rahat dönen top alamayabilirler. ve, burada üstünlüğü kaybettikleri taktirde problem yaşayabilirler. messi ve özellikle xavi, geriye gelip top alacaktır. muhtemelen de anında, hemen orada prese maruz kalacaklardır. gerçi bu, sıklıkla yaptıkları bir şey ama, topu o bölgeden hatasız çıkarmaları durumunda avantajları çok büyük. pedro-iniesta diğer yıllara nazaran daha sonuca dayalı bir oyunu şekillendiriyorlar. arkaya yapılacak koşular, alan boşaltmalar onlardan sorulacaktır. daha önce dediğim gibi, kanatlarda daha kontrollü bir arsenal görüyoruz artık. bu nedenle, o noktalardan içeriye yapılacak bindirmeler çok mühim. bu sezon barcelona’nın çoğu maçında bunu da başardığına şahit olduk. arsenal için büyük bir handikap da budur tabii.

işin özü, merkezde çok güzel ve çekişmeli bir mücadele izleyeceğiz akşam. sonuca hangi ekibin daha kısa yoldan gideceği, hangisinin kendi oyununu kabul ettireceğini göreceğiz. elbette, barcelona bugüne dek oynadığı tüm takımlara karşı topun kontrolünü elinde bulundurmasıyla ve bunu çok özel futbolcularla gerçekleştirmesiyle, bir adım önde gözüküyor. fakat, bu defa çok daha mücadeleci ve zayıf yönlerini törpüleme uğraşı içerisinde bir arsenal olacak karşılarında.

rengimiz belli, arsenal.. demiştik daha önce blogda. bu maç, bu eşleşme için de geçerlidir. gel gör ki, barcelona’nın büyüleyici maçlar çıkartarak rakibini geride bırakması durumunda pek üzülmem açıkçası. sonuçta; benim arsenal adına bu maçlardaki beklentim, daha üsturuplu ve amacına uygun oynayan bir takım izlemek. böylesi çağın ötesine taşınmış bir futbol temsilcisine karşı mağlup olmaları çok dokunmaz.

şampiyonlar ligi grup kuraları

26 August 2010, Thursday

champions league

şampiyonlar ligi elemeleri dünkü maçlarla beraber sona erdi. ajax, auxerre, kopenhag ve tottenham tur atlayıp, gruplara kalmaya hak kazanan son takımlar oldular. önümüzde grup maçları var. bunun için bu akşam kura çekimi yapılacak. türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor bu tören. zira bursapor 4. torbadan katılacak kura çekimine. her zaman olduğu gibi monaco’da gerçekleştirilecek çekimler, tsi 18.45’te başlayacak. torbalara gelirsek;

1. torba: inter, barça, manu, chelsea, arsenal, bayern, milan, lyon..

2. torba: bremen, real m., roma, shaktar, benfica, valencia, marsilya, pana..

3. torba: tottenham, rangers, ajax, schalke, basel, braga, kopenhag, s. moskova..

4. torba: hapoel, twente, rubin kazan, auxerre, cluj, partizan, zilina, bursaspor..

son torbada olması dolayısıyla, birden fazla, çok kuvvetli takıma denk gelmesi yüksek olasılık dahilinde bursaspor’un. en kötü senaryoda, chelsea-real-ajax diyorum ben. nispeten daha makul bir kura, lyon-valencia- moskova şeklinde olabilir. en güzeli ise, milan-pana-kopenhag kombinesidir. ciddi ciddi, bursa’nın tam performansla milan’ı alt edebileceğini düşünüyorum ben. diğer heybetli takımlar karşısında iş zor gözüküyor. barça ya da real gelse, karizmamız olur diye düşünen bursa’lılar da vardır elbet. orasını da bilemem.

şampiyonlar ligi’nde gruplara doğru

25 August 2010, Wednesday

şampiyonlar ligi’nde gruplara kalacak son takımlar, dün oynanan ve bugün oynanacak maçlarla belli oluyor. bizim bursa gibi doğrudan gruplarda yer alacak olan takımlara, son olarak bugün itibariyle eklenecek takımlar kesinleşince, kura çekimi olacak ve şampiyonlar ligi, tam manasıyla başlamış olacak.

dün akşam güzel maçlar oynandı. en çarpıcı skor, ispanya’dan geldi elbette. ilk maçta deplasmanda portekiz takımı braga’ya 1-0 yenilerek şaşırtmıştı sevilla. kendi sahasında da 4-3 mağlup oldu. elenip gittiler böylece. portekiz temsilcisi braga da şampiyonlar ligi’nde gruplara kalmayı başardı. aslında sevilla maçı 2-0’dan şu meşhur 2-2’ye getirmeyi başardı. fakat, hemen ardından yedikleri goller bitirdi olayı. palop’un da ağzını kırmışardır herhalde maç çıkışında. saçma sapan işler yaptı..

bir diğer gollü, güzel maç da italya’da oynandı. sampdoria-werder bremen kozlarını paylaşan takımlardı. almanya’da, werder 3-1 kazanmıştı. italya’da işler tersine döndü. geçtiğimiz hafta sonu, hoffenheim’in gazabına uğrayan bremen, bu maçta da neye uğradığını şaşırdı. skor, cassano’nun 85’te attığı golle 3-0’a kadar geldi. fakat, son dakikada sahneye rosenberg çıktı. attığı gol, maçı uzatmaya taşıdı. uzatmada da son sözü, pizarro werder adına söyleyince, turu geçen, alman’lar oldu. italyan’lara ise tek kelimeyle yazık oldu…

anderlecht, sahasında partizan’ı konuk etti. ilk maçta milyonuncu kez karşımıza çıkan skorla; 2-2 ile avantajı kapmışlardı deplasmanda. bu maç avantajlarını korumak adına pek iyi değillerdi. partizan 2-0 öne geçti. fakat gene ve gene 90 dakika sonunda skor tabelasında 2-2 yazıyordu. bunun anlamı da maçın uzatmaya taşındığıydı. uzatmada da gol olmadı ve iki takım kozlarını penaltılarda paylaştı. kazanan partizan oldu. anderlecht, çevirdiği maçın sonunu getiremedi ve elenmiş oldu böylece.. bu maç dışında basel deplasmanda sheriff’i 3-0 gibi net bir skorla geçti. gerçi, goller  74’le 87. dakikalar arasında geldi. çağdaş’ın da forma giydiği basel, gruplara kalmayı başardı.. rus ekibi cska moskova da anorthosis’i deplasmanda 2-1 yenerek gruplara kalmayı bildi. young boys’tan aldıkları doumbia yazdı gene. bu adam çok feci bir topçu olacak, bir kenara not edelim şimdiden..

şampiyonlar ligi’nde bugün de önemli karşılaşmalar oynanacak. tottenham-young boys, 3-2’nin rövanşında karşılaşacaklar, white hart lane’de. bakalım, ingiliz’ler, fener’i eleyen bizim buraların deyimiyle ‘köy takımı!’ young boys’u geçebilecek mi?.. bunun dışında, ajax-dinamo kiev, auxerre-zenith, zilina-sparta prag ve copenhagen-rosenborg maçları var. hepsinin başlama saati, 21.45.

yarın ise bizi daha yakından ilgilendiren maçlar olacak. uefa avrupa ligi’nde temsilcilerimiz sahaya çıkacak. trabzon, fenerbahçe ve galatasaray, tur için mücadele edecekler. hepsi, ilk maçlarda kötü sonuçlar alsa da, kazanabilirler. özellikle trabzon turu geçerse, bomba olur. g.saray ise geçemezse, dibi görür sanırım..

tutmayın jose’yi!

29 April 2010, Thursday

o messi’li, ibra’lı, xavi’li; güzel insanların oluşturduğu kadro varken inter desteklenmezdi evet. ya taraftarı olmalısın inter’in ya da madrid taraflarından bir yerlerden. fakat yiğidin hakkını teslim etmek icap eder. futbolun sevilmeyen yönü savunmadır. sevilmeyen bir teknik olmasının dışında uygulaması da zordur. gidersin, 7 adam koyarsın kalenin önüne, bir bakarsın 5 yemişsin, ne olduğunu anlamadan. tromso taktiği her zaman işlemez yani. lakin bu işi düzgün yapabilenler de var gezegende. o takımlardan birisini izledik dün. 10 kişi kalınca kitle halinde savunma yapmaya başladılar. rakip yarı sahaya adam götüremediler. valdes orta sahaya gelip pas dağıtmasa, onu da göremeyecektik. iyi hoş ama, bu inter’in yaptığı tromso’cülük müdür? tartışılır. adamlar gayet soğukkanlı biçimde alan kapattılar, pas trafiğini kestiler, önde pres yaptılar, yan topları hatasız savuşturdular. messi nou camp’ta mutlaka daha baskılı rakipler görmüştür. daha iyi yardımlaşmalı savunma görmemiştir ama. motta atıldıktan sonra, eto’o ve milito’nun çok işe yaradığını belirtmek lazım. onlarla başladı iş. geridekilerin daha kolay çalışmasını sağladılar. barcelona pas isatistiğinde denize dökmüştür muhtemelen ama ne kadarı efektifti, şüpheli orası da. maç boyunca net şekilde 1 fırsat buldu xavican, hemen kestiler cezayı pique’yle birlikte .aslında 28. dakikadan sonrası, sadece inter’in o dakikaya kadar başardığı akılcı savunmayı  ne kadar sürdürebileceğiyle ilgiliydi. açamadı barca o muazzam kapanışı 1 istisna dışında ve finale gidemedi, madrid’e. hakemin iptal ettiği gol, chelsea’nin ahıdır herhalde. aheste aheste çıktı vallahi. son olarak; mourinho. iticiydi gene. seri öncesi başladı, maçlarda devam ettirdi. sonda yaptığı koşu; onun hırsının, barcelona gibi oynadığı futbolla yücelen bir takımı elemenin verdiği heyecanla birleşmesinden doğdu. nefret ediyorlardı zaten ondan. şimdi ne düşünüyorlar acaba. ha, bence çok güzel bir sevinçti, orası ayrı. kazananın haklı olması gerçekliğinde, nası koyduk koşusuydu.

ps. yatacak yerin yok ibrahim!

n’aptın eduardo!

27 August 2009, Thursday

eduardo

dün oynanan arsenal-celtic şampiyonlar ligi play-off maçında, arsenal’in elde kalan en yetenekli golcüsü eduardo, takımına öyle bir penaltı kazandırdı ki, arif erdem bile kıskanmıştır hırvat oyuncuyu. iskoçlar da şikayetçi haliyle. ceza almasını istiyorlarmış eduardo’nun bu hareketi sebebiyle. ne yalan söyliyim, eduardo’yu çok sevsem de, bu aldatıcı hareketinden sonra alacağı cezaya hiç bir bahane üretemem. ulan bari bıraksaydın da başkası kullansaydı penaltıyı..

eduardo’nun kendi kendini düşürüp penaltı kazanma anı

gerçek futbol kazanır!

06 May 2009, Wednesday

futbol denilen olayın bir adaleti varsa, barcelona’dan yana olması, torpil yapması gayet doğal bir şey. böyle bitemezdi barça’nın avrupa serüveni. yalnız finalde işleri zor, bu maçta adaletten alabilecekleri tüm payı alıp tükettiler.)

tahmin

26 February 2009, Thursday

çeyrek finaller öncesi kimler tur atlar diye düşündüm ve şöyle bir tablo çıkarttım;

inter – manchester united

sporting – bayern

atletico – porto

chelsea – juve

arsenal- roma

real madrid – liverpool

lyon – barca

villarreal – pana