‘tottenham’ olarak etiketlenmiş yazılar

ada’da son transferler

03 September 2010, Friday

rafael van der vaart

biraz geç oldu transfer yazıp çizmek için fakat, ingiliz takımlarının yaptıkları son dakika hamlelerini atlamak istemem. şeyh’in takımı manchester city dışında abartan pek olmadı bu yaz. ligin baba takımları dahi orta karar takviyeler yaptılar. ekonomik şartların tüm dünya’da olduğu gibi ingiltere’de de olumsuz seyrettiği gerçek olsa da, bütün bu durgunluğun sırf maddiyatla alakalı olduğunu düşünmüyorum. takımlar biraz da kadrolarını koruma yoluna gittiler. eldekini satıp, daha iyisine yüksek ücret ödemektense, beklemeyi tercih ettiler. aynı zamanda kadro istikrarı adına da her yıl radikal kararlar almak ne kadar sağlıklı olur, bunun da bilincinde gözüküyor kulüpler.. bizde yaparlar bu işi sık sık. her yıl ‘kadroda köklü değişiklik’ kapsamında 15 oyuncu alıp, 10 oyuncuyu elden çıkartan takımlar vardır. başarısızlıkta da ilk kaçış yolu; ‘zaman gerekiyordu, uyumu yakalayamadık’ olur..

premier league’de transferin son demleri nispeten heyecanlı geçti. geçtiğimiz hafta içi young boys’u eleyip, uefa şampiyonlar ligi’nde gruplara kalan londra temsilcisi tottenham, wigan maçının kederinden midir bilinmez, real madrid’in yol verdiği van der vaart ile anlaştı. ispanya’da, mourinho’nun orta sahaya yaptığı yeni yüzler operasyonu hasebiyle şans bulamayacağı belli olan hololanda’lı, 11 milyon avro’ya geldi ada’ya.. tottenham için nokta atışı. böyle bir oyuncuya ihtiyaçları vardı. uluslararası düzeyde tecrübesi var. almanya, ispanya gibi liglerde oynamış. kapanan oyunu açabilecek kadar teknik bir adam. duran toplarda da etkili. hücum gücünü artıracaktır kesin..

yaz boyunca dünya kupası’ndaki uruguay maçında kaçırdığı penaltı ve bir de fenerbahçe ile adı anıldı gana’lı gyan’ın. sonuç; fener daha verimli olabilecek niang’ı transfer etti. gyan ise ada’ya geldi. sunderland forması giyecek. bonservisi 13 milyon. bu rakam kulüp için bir kekor olmuş.. takım için de topçu için de güzel anlaşma neticede. bent ile iyi bir ikili olurlar. ada futboluna uyumu çabuk sağlayacaktır. dünya kupası performansıyla transfer yapan oyunculardan oldu o da.

arsenal’de, wenger’in fransız topçu fetişi devam ediyor. bu yıl aldıkları oyuncuların tamamı ya fransa ligi’nden ya da fransa vatandaşı.. son olarak sevilla’dan sebastian squllaci geldi. bonservisi 6 milyon kadar. 30 yaşında, deneyimli bir oyuncu. geçen yıl, çok başarılı maçlar çıkarttı ispanya’da. milli formayı da çok kez giymişliği vardır.. öyle, savunmadan lucas neill gibi pas çıkartıp, oyuna katkı verecek bir adam değil. biraz yavaş olduğunu da söyleyebiliriz. fakat, tecrübe, savunma sezgisi ve hava hakimiyeti gibi savunma oyuncusunda olmazsa olmaz özelliklerin tamamı var squ’da. müdafaya muhakkak takviye gerekiyordu. iyi oldu bu transfer.. yalnız, arsenal’in bu yaz aldığı adamlar, isimlerinin telaffuzu ve özellikle yazılışı bakımından rakipsizler. chamakh, koscielny, squillaci…

liverpool da mascherano’nun gidişini, portekiz’li raul meireles ile telafi etti. tabi, masch onlar adına çok değerli bir oyuncuydu. raul’un gelip, onun kadar katkı vermesi şu an çok zor. fakat, her zaman aynı oyun ritmiyle oynayabilen bir oyuncu. çok büyük işler yapmaz. fakat, hep kendi maksimum futbolunu oynar. liverpool’a da bu tarz bir adam gerekiyordu.. bir de sol tarafa paul konchesky’i aldılar. bildiğiniz gibi, insua türkiye’ye gelince, orada da bir boşuk olmuştu. fulham’dan geldi. sağlam adamdır o da..

şampiyonlar ligi grup kuraları

26 August 2010, Thursday

champions league

şampiyonlar ligi elemeleri dünkü maçlarla beraber sona erdi. ajax, auxerre, kopenhag ve tottenham tur atlayıp, gruplara kalmaya hak kazanan son takımlar oldular. önümüzde grup maçları var. bunun için bu akşam kura çekimi yapılacak. türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor bu tören. zira bursapor 4. torbadan katılacak kura çekimine. her zaman olduğu gibi monaco’da gerçekleştirilecek çekimler, tsi 18.45’te başlayacak. torbalara gelirsek;

1. torba: inter, barça, manu, chelsea, arsenal, bayern, milan, lyon..

2. torba: bremen, real m., roma, shaktar, benfica, valencia, marsilya, pana..

3. torba: tottenham, rangers, ajax, schalke, basel, braga, kopenhag, s. moskova..

4. torba: hapoel, twente, rubin kazan, auxerre, cluj, partizan, zilina, bursaspor..

son torbada olması dolayısıyla, birden fazla, çok kuvvetli takıma denk gelmesi yüksek olasılık dahilinde bursaspor’un. en kötü senaryoda, chelsea-real-ajax diyorum ben. nispeten daha makul bir kura, lyon-valencia- moskova şeklinde olabilir. en güzeli ise, milan-pana-kopenhag kombinesidir. ciddi ciddi, bursa’nın tam performansla milan’ı alt edebileceğini düşünüyorum ben. diğer heybetli takımlar karşısında iş zor gözüküyor. barça ya da real gelse, karizmamız olur diye düşünen bursa’lılar da vardır elbet. orasını da bilemem.

ada’da yeni trend: gareth bale

25 August 2010, Wednesday

gareth bale

white hart lane’in umudu, ingiliz’lerin, galli olduğu için adeta kıskandığı 89’lu çoçuk. gareth bale. ada futbolunun bana göre son yıllarda yetiştirdiği en komple futbolculardan. çok erken bir giriş yaptı profesyonel futbola gareth. southampton ve galler formalarını sırtına geçirdiğinde, yalnızca 17 yaşındaydı. ki, o dönem içerisinde southampton theo walcott’u da piyasaya sürmüştü ve walcott çok daha meşhur bir oyuncuydu bale’e kıyasla. sonrasında walcott arsenal’e geçti, büyük bir transfer haberiyle. bale’in adı da sık sık yer aldı ada spor basınında. oraya gidiyor, buraya gidiyor derken, sanırım 2007 yazıydı, tottenham’a imzayı attı genç adam. transferin bedeli de 10 milyon sterlindi.

londra ekibine geçtiğinde, hemen herkes oldukça potansiyelli bir sol bek bekliyordu. bu minvalde de şekillendi açıkçası bale’in oyunu. tam olarak başarılı sonuçlar çıkaran bir tottenham izleyemesek de, bale o kadro içerisinde dahi kumaşını belli eder bir futbol oynuyordu. sevilla ile avrupa’da büyük başarılar kazanan juande ramos takımın başındaydı ve açıkçası hiç de iyi gitmiyorlardı. takım bir tülü bekleneni veremiyor ve bir çok oyuncu yeteneklerinin çok altında performanslar sergiliyordu. bu kargaşa futbolunun hakim olduğu takıma, el atılması bir sezon sonrasına, 2008’e tekabül ediyor.

tottenham’ın başına harry redknapp geçirildi. deneyimli hoca, takıma oldukça olumlu bir hava katmasının yanı sıra, bale gibi, beklentinin yüksek olduğu oyunculara da katkı da bulundu. yine de, ilginç şekilde bale’in sol bekte yer aldığı hiç bir maçta spurs galibiyet alamadı. redknapp, kamerun’lu assou ekotto’yu  sol arkaya, bale’i ise onun hemen önüne yerleştirdiğinde ise, bence, bale’in asıl çıkışı başladı. bu mevkide, çok daha efektif oynamaya başladı. sürati ve etkili ortalarıyla ön plana çıktı. deyim yerindeyse sol kulvarı, koridor gibi kullanan oyuncular arasına katıldı. duran toplardaki başarı oranı da etkileyicidir bu arada. ve bu sezona da enfes bir başlangıç yaptı bale. şu an hem coşuyor hem coşturuyor. adı onlarca transfer haberinde geçse de spurs’ün hemen elden çıkaracağını hiç sanmıyorum. böyle bir şey düşünseler de, kallavi bir fiyat çekeceklerdir alıcılara..

bir not da, galler futbolu hakkında düşmek gerekli galiba. giggs, bellamy ve savage gibi oyuncularla premier lig’de temsil edilmelerinin dışında, ulusal takım bazında pek de ciddi başarıları yok son zamanlarda. milli takımın başında toschak ile bir gençleştirmeye gittiler. ramsey, bale, chris gunter gibi genç oyuncular şans buluyor. ümit ediyorum ve inanıyorum ki, galler ulusal takımı bu oyuncularıyla, ilerleyen turnuvalarda adından söz ettirecektir. yazalım şöyle bir kenara…

şampiyonlar ligi’nde gruplara doğru

25 August 2010, Wednesday

şampiyonlar ligi’nde gruplara kalacak son takımlar, dün oynanan ve bugün oynanacak maçlarla belli oluyor. bizim bursa gibi doğrudan gruplarda yer alacak olan takımlara, son olarak bugün itibariyle eklenecek takımlar kesinleşince, kura çekimi olacak ve şampiyonlar ligi, tam manasıyla başlamış olacak.

dün akşam güzel maçlar oynandı. en çarpıcı skor, ispanya’dan geldi elbette. ilk maçta deplasmanda portekiz takımı braga’ya 1-0 yenilerek şaşırtmıştı sevilla. kendi sahasında da 4-3 mağlup oldu. elenip gittiler böylece. portekiz temsilcisi braga da şampiyonlar ligi’nde gruplara kalmayı başardı. aslında sevilla maçı 2-0’dan şu meşhur 2-2’ye getirmeyi başardı. fakat, hemen ardından yedikleri goller bitirdi olayı. palop’un da ağzını kırmışardır herhalde maç çıkışında. saçma sapan işler yaptı..

bir diğer gollü, güzel maç da italya’da oynandı. sampdoria-werder bremen kozlarını paylaşan takımlardı. almanya’da, werder 3-1 kazanmıştı. italya’da işler tersine döndü. geçtiğimiz hafta sonu, hoffenheim’in gazabına uğrayan bremen, bu maçta da neye uğradığını şaşırdı. skor, cassano’nun 85’te attığı golle 3-0’a kadar geldi. fakat, son dakikada sahneye rosenberg çıktı. attığı gol, maçı uzatmaya taşıdı. uzatmada da son sözü, pizarro werder adına söyleyince, turu geçen, alman’lar oldu. italyan’lara ise tek kelimeyle yazık oldu…

anderlecht, sahasında partizan’ı konuk etti. ilk maçta milyonuncu kez karşımıza çıkan skorla; 2-2 ile avantajı kapmışlardı deplasmanda. bu maç avantajlarını korumak adına pek iyi değillerdi. partizan 2-0 öne geçti. fakat gene ve gene 90 dakika sonunda skor tabelasında 2-2 yazıyordu. bunun anlamı da maçın uzatmaya taşındığıydı. uzatmada da gol olmadı ve iki takım kozlarını penaltılarda paylaştı. kazanan partizan oldu. anderlecht, çevirdiği maçın sonunu getiremedi ve elenmiş oldu böylece.. bu maç dışında basel deplasmanda sheriff’i 3-0 gibi net bir skorla geçti. gerçi, goller  74’le 87. dakikalar arasında geldi. çağdaş’ın da forma giydiği basel, gruplara kalmayı başardı.. rus ekibi cska moskova da anorthosis’i deplasmanda 2-1 yenerek gruplara kalmayı bildi. young boys’tan aldıkları doumbia yazdı gene. bu adam çok feci bir topçu olacak, bir kenara not edelim şimdiden..

şampiyonlar ligi’nde bugün de önemli karşılaşmalar oynanacak. tottenham-young boys, 3-2’nin rövanşında karşılaşacaklar, white hart lane’de. bakalım, ingiliz’ler, fener’i eleyen bizim buraların deyimiyle ‘köy takımı!’ young boys’u geçebilecek mi?.. bunun dışında, ajax-dinamo kiev, auxerre-zenith, zilina-sparta prag ve copenhagen-rosenborg maçları var. hepsinin başlama saati, 21.45.

yarın ise bizi daha yakından ilgilendiren maçlar olacak. uefa avrupa ligi’nde temsilcilerimiz sahaya çıkacak. trabzon, fenerbahçe ve galatasaray, tur için mücadele edecekler. hepsi, ilk maçlarda kötü sonuçlar alsa da, kazanabilirler. özellikle trabzon turu geçerse, bomba olur. g.saray ise geçemezse, dibi görür sanırım..