‘türkiye’ olarak etiketlenmiş yazılar

ülkenin gurur kaynağı; dev adamlar

13 September 2010, Monday

türkiye - sırbistan

basketbol dahilinde bugüne kadar şahit olduğum en özel, en anlamlı turnuvalardan birisiydi 2010 dünya şampiyonası.. türkiye’yi destekleyip de, şu tablodan memnun kalmayan yoktur zannediyorum.. final maçının son anlarında parkede fark yiyen oyuncuların herkes tarafından ayakta alkışlanması, herkesin memnuniyetini dile getirmesi açısından çok şıktı.. geçmişte çok kızmışızdır bu takıma. bu topçulara.. bu hocaya.. fakat bugün, hiç öyle “lafımın arkasındayım”cılık oynamanın gereği yok.. bu takım, topçular ve hoca, bizlere unutamayacağımız anlar yaşattılar.. hepsine tek tek helal olsun.. takım kaptanından, sağlık elemanlarına kadar herkese.. emeğinize sağlık.

türkiye – belçika; mühim sonuç

08 September 2010, Wednesday

türkiye a milli futbol takımı

işte bu tür maçlar çok daha net ayırmamızı sağlıyor, tv’de konuşan yorumcuların iyisini kötüsünü. öyle oturduğun yerden belçika’yı rahat geçeriz demekle olmuyor bu işler.. adamlar iki duran toptan gol buluyor, maç tehlikeye giriyor.. şu şartlarda, bir tarafın çok ağır bastığı maçlarda dahi, kesin ifadeler kullanmayacaksın.. çok antipatik oluyor.. günümüzde her takımın birbirini zorlayabileceği gerçeğini bir kez daha kanıtlayan bir yapıda şekillendiği için, maç beni mutlu etti açıkçası. sonucun güzel olması da önemli tabi..

hiddink’in kadro seçiminde yahut çıkardığı 11’de yapıtığı tercih hatalarını mazur görmek gerekiyor şu an için. takımı, ülkeyi ve ligi tanımamasından kaynaklanıyor olabilir. fakat, maçı kazanmak adına yaptığı hamleler, onu özel kılmaya yetiyor da artıyor bile benim gözümde. tuncay’ın arkaya atılıp, rakibi daha zor bir duruma sokacağı yere alması takdire şayandı.. semih’i de gol atmamız gereken noktada oyuna alarak, gol bölgelerinde nerede duracağını bilen bir adamı kullanması, işi bildiğine işaret.. bir başka detay da ; arda turan’ın ulusal maçlarda bu denli yüksek verim vermesi, rakiplerin onun adam geçme tekniğini henüz tam kavrayamaması ile alakalı olabilir.. tabi, arda’nın teknik yönüyle ilgili herhangi bir kuşkum yok fakat, karşıdaki adam, arda’nın yapacağı hamleyi tahmin edemiyor.. oysa ligde arda bu çizgide çalım atma işinden çok, fizik ve güç kullanarak, topu koşturmaya çalışarak oynuyor.. böyle oynadıktam sonra bir problem yok neticede..

şu duran toptan gol yeme mevzusu iyiden iyiye bulanık bir hal aldı. göremediğimiz bir şeyler var sanki. sahiden, adam adama markaj mıdır bizim bu pozisyonlardaki sıkıntımız yoksa, psikolojik manada bir gel git mi yaşıyoruz?.. onur gibi formda bir kalecinin dahi büyük bir zamanlama hatasıyla gol yiyebildiğine şahit olduk milli formayla.. elbette tecrübesizlikle ilintilenebilir bu hata.. fakat altında yatan temel problem, yıllardır yan ve duran toplarda türk’lerin hatalı goller yemesinden ötürü yaşanan gerginlikte saklı olabilir.. hiddink’in bu konuya özel bir uygulamayla değinmesi şart. gerekirse oyunculara uzun süreli bir çalışma yaptırılarak, bu konu hakkında güven tazeleme imkanı sağlanabilir..

grubu 2. tamamlama şansımızı artırdık bu maç neticesinde.. belçika’dan 6 puan öndeyiz.. bir de onlara konuk olduğumuz maçı kazandığımız taktirde, almanya ile direk olarak muhattap olma ihtimalimiz var.. sırasıyla değerlendirmek gerekiyor aslında maçları.. hülasası; ilk iki engeli aştık ve bayırı tırmanmaya başladık. ve fakat önümüzde büyük bir tepe var. onu geçmeden, bitmez bu iş..

elemelerde ikinci maçlar

07 September 2010, Tuesday

ingiltere

sporda yoğun bir milli süreç geçiriyoruz. basketbol dünya şampiyonası, futbol euro2012 elemeleri, voleybolda yunanistan maçları derken, nereyi takip edeceğini şaşırıyor insan. hatta geçen gün basketbolcuların oynadığı 2. tur fransa maçına, futbolcular da gelmiş, arkadaşlarına destek vermişti. sabri, gene göstermişti farklılığını..

bu akşam belçika önündeyiz. grupta avantajı yakalamak istiyorsak, elbette bu maçta puan kaybı yaşamamamız gerekiyor.. kazak maçında oynadığımız futboldan ziyade, asıl çekince yaratan nokta bu tarz üst üste oynanan 2 milli maç dönemlerinden 2 galibiyet çıkartamama sorunumuz.. ya ilk maçı kaybedip ikincide bir çaba gösteriyoruz. yahut da ilkini kazandıktan sonra bir rehavete girip, ikincide puan kaybediyoruz.. bu defa öyle olmamalı. grupta direk olarak rakibimiz belçika. daha önce de dediğim gibi, onları içeride dışarıda yenersek, 2.lik neredeyse cepte olur..

ben hiddink’in düzen ya da oyuncu değişikliğinde bulunacağına ihtimal vermiyorum pek. astana’da oynadığımız kadro çıkar sahaya. defansa ömer erdoğan’ın girmesi gayet olumluydu ilk maç. hakan balta gibi statik oynayan bir bekin ters kanadında sabri ya da gökhan gibi seri adamların olması önemli.. emre-aurelio garanti oynuyorlar.. hamit biraz daha orta bölgeye yakın oynatılabilir. çizgiye inmesindense, ortadan oyuna hükmetmesini tercih ederim. en ileride tuncay, pasör olarak öne çıkmakla birlikte, golcü kimliğini de hatırlamalı. arda zaten en verimli maçlarını milli formayla çıkartıyor..

rakipte dinamik bir kadro var. van buyten, kompany, fellaini ve hazard sağlam adamlar. oyunu stres altında devam ettirmeye kalktığımız taktirde, üstünlüğü ele alabilirler. dünya kupası elemelerinde ziyadesiyle zorlamışlardı bizi.. duran toplarda da dikkat etmek lazım.. vermaelen ve van buyten etkili olabiliyorlar.

elemelerde bizim grupla beraber, diğerleri de oynuyor bu akşam.. cuma-salı ilginç olmuş aslında.. rusya – slokavya güzel maç olur. gene, sırbistan – slovenya da sağlam geçecektir.. normal şartlarda italya, faroe adalarına gol olup yağmalı. yağamazlar ama.. isveç de san marino’yu yakalamışken, acımadan 5-10 yazabilir, dikkat.. isviçre – ingiltere var. bulgarlara 4 atan ingiliz’ler beklemedikleri bir puan kaybı yaşayabilirler. bekliyorum ben böyle bir şey açıkçası..  güney kıbrıs ile 4-4 berabere kalan portekiz, norveç deplasmanında. galip geliceklerini düşünüyorum bu kez.. ve en son da misimovic’li bosna, fransa’yı ağırlıyor.. şöyle temiz bi’ 4 çekseler fransa’ya ne güzel olurdu ama! misimovic’ten goller-asistler, artık ne yapabiliyorsa bekliyoruz işte..bizim maçtan bir saat sonra başlıyor bu maç. 2. yarısına bakılır..

helal olsun

06 September 2010, Monday

ersanilyasova

fransa dengimizdir, değildir.. hiç önemsemiyorum. dün akşam oynadığımız basketbol beni ziyadesiyle memnun etti. turnuva öncesinde final beklentim yoktu asla. bu saatten sonra da olmazsa; niye olmadı diye sorgulayamam.. slovenya’ya çıkıp şu oyunu, arzuyu, iştahı, birlikteliği göstersinler, kendi açımdan; kafidir.. ps. ersan da sinan da cidden büyük yürek..

euro 2012 elemeleri, cuma maçları

05 September 2010, Sunday

euro 2012

avrupa şampiyonası elemelerinde, ilk maçlar geride kaldı. biz astana’dan 3’leyerek döndük. goller arda, hamit ve nihat’tan geldi.. ilk 2 golü peş peşe bulduk. ilginçtir, her ikisi de duran toptan geldi. bu mevzuda kendimizi geliştirmemiz gerektiği ortadaydı. ileride de sıkça kullanabilirsek duran topları, ciddi avantaj sağlarız.. tabi duran topu savunma konusundaki sıkıntımız devam ediyor. kazak’lar iyi çalışmışlar. etkili ortalar yaptılar. tehlike yaratmayı başardılar.. zaten sahada tek tehlike yarattıkları an duran top kullandıkları andı..

bizim takım böyle haftalarda sıkıntı yaşar ekseriyetle. bir hafta sonu maçı, arkasından da bir hafta içi maçı.. mutlaka bir tanesinde puan kaybediyoruz. bundan mütevellit, belçika’yı küçümsememek lazım. dünya kupası elemelerinde de görmüştük zaten bunu. yanılmıyorsam 2 maçta da mağlup edememiştik.. hemen hemen aynı kadro çıkacaktır sahaya. onur kalede. geri dörtlü sabri-servet-ömer-hakan, onların önünde aurelio-emre-arda-hamit-nihat ve tuncay.. bu kadroya geriden, sercan, halil, nuri, özer, kazım vb. oyuncularla destek verilebilir. volkan şen, necip, mevlüt de ilerleyen maçlarda mutlaka kullanılacaktır.. umarım uzun süredir problem çektiğimiz üst üste 2 maç alma konusunda bu defa başarılı oluruz..

cuma akşamı bizim maç haricinde de eleme maçları oynandı tabi. bizim grupta almanya klose’nin attığı golle, deplasmanda yendi belçika’yı.. b grubunda rusya andorra’ya 2 attı. onlar adına zor olmayacaktır.. c’de, italya estonya’ya maç veriyordu neredeyse. geriye düşmüşlerdi fakat sonradan toparladılar ve 2-1 aldılar maçı.. prandelli zor da olsa, galibiyetle başlamış oldu böylece.. aynı grupta sırbistan da var. faroe’ye 3 attılar. pek sevinmemişlerdir herhalde.. grup d’de misimovic’li bosna var.lüksemburg’u 3-0 ile geçtiler. misimovic 1 asist yaptı. 90 dakika sahada kaldı ve hazır bir görüntü verdi. ibricic de bir gol attı.. d’nin sürprizi fransa idi. blanc’ın takımı evinde belarus’a mağlup oldu. kaos devam ediyor fransa’da.. kısa vadede başarı hayal gibi duruyor onlar adına.. e’de hollanda 5 attı. fakat az attılar dersek, yanlış olmaz herhalde. rakipleri san marino idi çünkü. herkes sürprize imza atabilir de bu san marino atamaz. senelerdir averaj takımı. hiç bir gelişme yok adamlarda. anlayabilmiş değilim.. hollanda’nın yarışacağı  isveç, macar’ları 2-0’la geçti..

f grubunda yunanistan rakibi deyim yerindeyse boğduğu maçta, 1 puana razı oldu. hırvatistan ve israil 3’er golle kazandılar. pool’dan chelsea’ye geçen benayoun hat-trick yaptı.. g’de ingiltere bulgaristan’ı 4’ledi. orada da defoe’den 3 gol geldi.. yeni forma yapmışlar. yeni bir imaj arayışındalar galiba. dünya kupası’nı unutmak istiyorlar.. walcott da güzel çocuk tabi. seviyoruz… gecenin en etkileyici maçı belki de grup h’deydi. portekiz, güney kıbrıs’ı ağırladı. quaresma da forma giydi. maçın skoru 4-4. ismiyle müsemma derler ya, hakikaten öyle. dört dörtlük bir maç. tarihe geçer.. i grubunda da ispanya 4-0 kazandı. torres 2, villa 2. son dünya ve avrupa şampiyonunu durdurmak pek mümkün gözükmüyor şu aşamada..

2. tur öncesi genel görünüm

03 September 2010, Friday

blok

şampiyonada ilk tur geride kaldı. evimizde oynamanın avantajını çok iyi kullandık ve 5/5 yaparak c grubunu lider bitirdik. bizim gibi, tüm maçlarını kazanan iki takım daha var. birleşik devletler ve litvanya.. bizi özetlemek için bir istatistik vermek gerekiyor sanırım. turnuvada 3 sayılık atışlarda zirvede yer alıyorken, serbest atış yüzdesinde son sırada bulunuyoruz.. bu yüzden ‘fransa yea, nolcak; rahat geçeriz bunları’ havası oluşursa, çok açık söyliyim indirirler havamızı.. evet, şu ana kadar güzel basketbol oynadık. 5/5’i de hakettik. fakat bundan sonrası, hata kabul etmeyen ve performansınızın artması gereken bir yer.. konsantrasyon çok önemli..

a grubu:

1. sırbistan, 2. arjantin, 3. avustralya, 4. angola

b grubu:

1. birleşik devletler, 2. slovenya, 3. brezilya, 4. hırvatistan

c grubu:

1.türkiye, 2. rusya, 3. yunanistan, 4. çin

d grubu:

1. litvanya, 2. ispanya, 3. yeni zelanda, 4. fransa

yunanistan, beklendiği gibi rusya maçında yatınca, grubu 3. sırada bitirdi. fakat beklemedikleri yerden vuruldular. yeni zelanda, fransa’yı 12 sayı farkla geçince, ispanyol’lar bir anda 2. sıraya yükseldi ve yunanistan deyim yerindeyse artık onların kucağında. kaçmak için yattılar, rusya maçında; artık ilahi adalet mi ne derseniz deyin, yakalandılar. basketbolun ruhu adına çok şık oldu.. bundan sonraki maçlar istanbul’da oynanacak. cumartesi başlıyor. biz pazar akşamı oynuyoruz.

eşleşmeler de şu şekilde oluştu; sırbistan – hırvatistan,  ispanya – yunanistan,  slovenya – avustralya,  türkiye – fransa,  birleşik devletler – angola,  rusya – yeni zelanda,  litvanya – çin, arjantin – brezilya..

fransa’yı elersek, çeyrekte karşımıza slovenya – avustralya galibi geliyor. velev ki, oradan geleni de paketledik. bu defa da isp-yun-srb-hrv dörtlüsünden bir tanesi geliyor. birleşik devletler ile finale kadar karşılaşmıyoruz. ispanya en erken yarı finalde geliyor.. o yetenek var oyuncularımızda. inancımızı da yansıtırsak, neden olmasın?..

ulusal maçlar haftası

03 September 2010, Friday

türkiye - euro2008

bu hafta lig maçları oynanmıyor. milli maç haftası. 2010 avrupa şampiyonası elemeleri, bu hafta oynanacak maçlarla başlıyor. biz, grubu kazakistan maçıyla açıyoruz. astana stadı’ndayız bu akşam. aynı zamanda bu maç, hiddink’in ilk resmi maçı olması sebebiyle, farklı bir anlam da taşıyor. iyi başlamak önemlidir her daim. umuyorum, güzel bir oyun ve skorla galip geliriz. şu futbol ortamında, küçümsenecek rakip kalmadığını bilmek gerekiyor. baştan, işi ciddiye almalıyız..

tv’deki maçlara bakalm;

19.00 kazakistan – türkiye / trt-1

21.45 belçika – almanya / tv8

22.00 ingiltere – bulgaristan / ntvspor

tabi türk televizyonlarında pek takip etme olanağımız olmasa da, zevkli geçmesi beklenen maçlar oynanacak.. büyük takımlar, nispeten kolay maçlar oynuyor gözükse de, dediğim gibi her skor çıkabilir her maçtan artık.. fransa, belarus’u ağırlayacak. bilindiği gibi, dünya kupası kadrosuna ağır cezlar gelmişti. blanc ile birlikte yeni bir döneme adım attı onlar da.. italya, estonya’ya gidiyor. orada da prandelli ile yeni bir süreç başladı.. isveç – macaristan var e grubunda. zor maç olacaktır. macar futbolunun ciddi bir atak yaptığını söyleyebilirim son zamanlarda.. hollanda san marino’ya gidiyor. sürpriz burada olmaz gibi. yıllardır, böyle takımlardan çift haneli mağlubiyetler alıyor san marino.. ingiltere, bulgaristan’ı konuk ediyor. capello hala takımın başında. dk sonrası büyük hayal kırıklığı yaşamışlardı. toparlanmak adına, maça asılacaklardır.. quaresma’lı, ronaldo’suz portekiz’in rakibi güney kıbrıs. türkiye’de merak edilen maçlardan birisi de bu. bakalım, q7 neler yapacak? ve ispanya, liechtenstein deplasmanında. son dünya ve avrupa şampiyonu elemelere bu ufak avrupa ülkesinde başlıyor.. yahu, bu ispanyol’lar elemelerde hep son gruplara mı düşüyor, bana mı öyle geliyor yoksa?..

sergen yalçın’la sıkıntı var

02 September 2010, Thursday

turkey2010

dün porto riko’yu 79-77 geçtik. bi’ kere şunu söyleyebiliriz, bu adamlar bırakın bizim dengimiz olmayı, turnuvanın en dağınık takımlarından birisini oluşturmuşlar. daha önce yunan ve çin maçlarında da gördük, e bildiğin kolej takımı. atayım, hoplayayım, zıplayayım.. savunmamızı dirençli hale getirdiğimizde dağıldılar. fakat, maç sonunu rezalet oynamak ve maçı kazanma imkanını rakibe hediye etmek de ne demek oluyor.. sergen haklı; sıkıntı var hoca.. düzeltmeliyiz böyle küçük fakat can yakabilecek hataları.. maç ve takım hakkında da başka bir şey demiyorum. sinan nasıl oynamaz lan böyle bir maçta…

günün tv programını verelim öyleyse, keyifli maçlar var;

16.00 ispanya – kanada/ ntvspor

16.30 birleşik devletler – tunus / hd-en

18.30 yunanistan – rusya/ ntv&hd-en

19.00 arjantin – sırbistan/ ntvspor

21.00 türkiye – çin/ ntv & hd-en

oradaki yunan-rus maçı önemli tabi. grubun ikincisini belirleyecek. bizim açımızdan, lider çıkmak iyi oldu. ikinciyi zor günler bekler. ispanya, kanada’ya yenilir ve fransa da yeni zelanda’ya yatarsa ispanya gelmiş olur bize. bekleriz.. rubio’nun aklını bir de ender alsın.

guus hiddink

02 September 2010, Thursday

guus hiddink

ulusal takım hiddink ile ilk resmi maçına çıkıyor. bundan önce amerika kampı, bir kaç tane hazırlık maçı vs.. ile tanıma şansı olmuştu hiddink’in oyuncuları.. aslında hiddink ve türkiye derken, en başta spor kamuoyunun ve tabi spor medyasının ona bakış açısını ele almak lazım. fatih terim’e aldığı maaştan vurmuştu bu adamlar. oynattığı futbol hariç her açıdan bel atına çalışmışlarıdı hatta.. saha içerisinden mümkün olduğunca uzağa çekmeye gayret ediyorlardı olayı. nitekim fatih terim ile yollar ayrıldı. eminim milli takımın başarısız olması ve fatih hocanın gitmesinden çok memnun olan bir kesim vardır.. neticede, yeni teknik adam olarak guus hiddink getirildi. hollandalı, milli düzeyde bu işin piridir. yakın tarihte, güney kore, avustralya ve rusya ülkelerinde yaptıkları ortada. bu adamları ne yaptığını bilmez haldeyken alıp, düzen takımı haline getirmeyi başarmıştır.. aldığı sonuçlardan da öte bu planlı programlı bir yapıyı miras bırakması onu değerli kılan, büyük hoca dememi sağlayan unsurdur.. fakat daha adam resmi maça çıkmadan, onun da aldığı maaşı sorgulayanlar türemeye başladı. uzaktan takımı yönetmeye çalışıyor dendi. takımı tanımıyor, oğuz çetin’e paslıyor dendi. herkes bir şey söyledi, henüz maça çıkmadan. ki, ben çok merak ediyorum bu maaş mevzusunu gündeme getiren puştlar ne kadar para alıyor ve ne yaparak, nasıl hakederek kazanıyorlar..

şimdi yıkıcı eleştiri var, yapıcı var. gel, yanlış tercihler yapıyor de, kabulüm. oyuncularla iletişimi sağlayamadı de ona da eyvallah. saha içerisinde olup bitenle alakalı yargılarda art niyet aramam. fakat, insaf edin, adam henüz resmi maça çıkmamışken alacağı maaş sorgulanmaz… neyse, bunları aşmak gerekiyor tabi.. biz sahaya dönelim.

hoca oyuncu seçimlerinde yardım almış olabilir. türkiye ligi’ndeki ve hatta avrupa ligleri’ndeki türk uyruklu topçuların tamamını tanımıyor olması doğaldır. bu süreçte, ona destek olmalı teknik heyet. fakat şu kadro tercihleri konusunda hakikaten yanlış yönlendirilmiş olmalı. .

”cenk gönen, onur kıvrak, sinan bolat

gökhan gönül, sabri sarıoğlu, ömer erdoğan, servet çetin, ibrahim toraman, gökhan zan, hakan balta, ismail köybaşı

hamit altıntop, kazım kazım, mehmet aurelio, selçuk inan, selçuk şahin, emre belözoğlu, nuri şahin, arda turan, özer hurmacı

tuncay şanlı, semih şentürk, sercan yıldırım, nihat kahveci, halil altıntop”

elbette tartışılacak çok yönü var bu tercihlerin. volkan şen, necip gibi formda ve gelecek vaadeden oyuncular nasıl olmaz ya da kazım, selçuk şahin, gökhan zan, özer gibi isimler niçin kadroya girer gibi.. eski dönemden kalan topluluğu korumuşlar. oysa ki, yeni bir başlangıç yapabilmek adına, bir takım kesip biçme girişimlerinde bulunulabilirdi. almanya ve daha bir çok ülkedeki gurbetçilerin araştırılması noktaında da eksikler var gibi. yine de, kadroyu nasıl kullanacağı, şu an daha mühim hiddink’in. gelecek ve çıkacak olanlar ileride daha net şekillenecektir muhakkak. siz ne olduğunu anlamadan bir bakmışsınız, takımı hizaya getirivermiştir. ilkinde yapamadığı bu hizaya gtirme işini bakalım 2. denemede, biz futbol delisi türkler üzerinde gerçekleştirebilecek mi?..

komşulara karşı çok ayıp oldu!

01 September 2010, Wednesday

muazzam bir basketbol gecesiydi bizler adına. galip gelmekten öte, üstün bir oyunla, ciddi bir rakibin geride bırakılmasıdır mühim olan. 3/3 yapmak umrumda değil. bu takım bir ışık verdi uzun süre sonra. yunanistan gibi basketbolun zirve yaptığı bir ülkeye karşı üstelik. tabi işin şovenizm kısmına yönelmeye lüzum yok. yunanistan’ı mağlup etmenin önemi, onların basketbolu temsil eden en sağlam ekollerden birisi olmasından kaynaklanıyor. ”denize döktük mü” milliyetçiliğine girmek, basketbolun ruhuna ayıp etmek gibi geliyor bana..

turnuvada 3 maçı geride bırakan takımımız, hiç olmadığı kadar karakter koydu dün akşam parkeye. muhakkak seyirci desteğinin de yardımı olmuştur. geçmişteki  emsal maçlara bakınca, baskıyı kontrol edemediğimizi ve kendi üzerimize aldığımızı görüyoruz. bu defa bilinçliydik her şeyden önce. rakip, mazisine nice zaferler eklediği kadro yapısından ve oyun disiplininden uzaklaşmış iyice. papaloukas ciddi kayıp şüphesiz ki.. spanoulis ve bourousis’in takımı oldular neredeyse. spa’nın içeri penetrelerini ve bourousis’in tepe oyunlarını, savunmanın odağında tutunca, çok zorlandılar..

önemli bir detay da henüz müsabakanın başında, hem skor hem oyun üstünlüğünü lehimize çevirmemizdi. her hücum, bizi yakalayabilmek için oynadılar. bu da onlara olumsuz bizimkilere olumlu yansımış olsa gerek..  hareketli bir basketbolla başladık, öyle de devam ettirdik ilk periyotu. ersan şut sokma anlamında şahaneydi. tunçeri de, ikili oyunlarda yunan uzunlar aşağı inmeden indirdiği toplarla, iyi işler yaptı. onların başarılı olduğu nokta ise, çabuk top döndürüp, dışarıda boş şutlar bulmak oldu. şutör uzunlarının avantajını güzel kullandılar.

ilk beş yerini yavaş yavaş diğerlerine bıraktığında, kenardan gelenler de iyi katkı verdi. ender’in ikili oyunlarda ve ceza şutlarında başarısı dikkat çekiciydi. engin’in yokluğunda hayli önemli hale geldi onun da oyunu.. ersan gene döktürmeye devam ederken, hido diamantidis’in savunmasında hücum etmekte zorlandı. savunma demişken, ömer onan’ın, spanoulis’e yaptığı baskı, adamı hayattan bezdirircesine yoğundu. avrupa basketbolunun en büyük savunmacılarındandır onan gözümde.. koçun devreye soktuğu alan savunmamız işe yaramaya, rus maçında olduğu gibi devam etti. bir kaç boş üçlük yesek de, rakibin içeri schortsanitis’e rahat top indirmesini ve organize gelmesini engelledik. ilk yarı ersan’ın 17 sayısıyla noktalandı..

ikinci yarı’da ersan’sız başlamayı tercih etti tanjevic. alan savunmasına devam ettik ve scho’ya odaklanmamızdan faydalanamadıklarını söyleyebiliriz burada. müsait pozisyonlar bulsalar dahi, değerlendiremediler. ardından da, biz tekrar çıkıp kontrolü ele aldık. bu dakikalarda kısa oyuncularımız içeriyi çok iyi beslemeyi sürdürdüler. gönlüm, semih, ömer aşık.. hepsi de içeride farklı özelliklerini kullandılar. gönlüm, mücadelesi ve isteğiyle, ribaundlarda etkili oldu. müdafada da ciddi rolü vardı. semih, rakibe göre çabukluğunu kullandı. güzel bir kaç smacı vardı. ömer ise, etkileyici bir basketbolcu olduğunu bir kez daha kanıtladı. elbette, çabuk  ve iyi pas indiren kısaların da hakkını vermeliyiz de, ömer o kadar estetik duruyor ki, o potanın altında, onu izlemek büyük keyif veriyor açıkçası bana. kendisini nba’de de geliştirip, uluslararası manada bir oyuncu olmasını isterim..

neticede, maçın sonunda skorbord’da sonuç; 76-65 lehimizeydi. yunanistan gibi oldukça opsiyonlu oynayan bir ekibi 70 sayının altında tutmak güzel. seyirci ve basketbolcuların birbiriyle kurduğu bağ da, mutluluk varici. artık yapılması gereken, önümüzde uzun bir yol olduğunu kabul edip, asla ama asla biz ‘olduk’ demeden ileriye gitmeye çalışmaktır. henüz yeni başlıyoruz. bu inanç ve azimle, muhakkak iyi olacaktır her şey..

kapanış, başlığın esin kaynağı, çok değerli komşusever amcamız ile gelsin.

dünya şampiyonası’na genel bakış

30 August 2010, Monday

ersan ilyasova

dünya şampiyonası, bugün itibariyle 3. gününe girmiş durumda. ilk iki maçlar geride bırakıldı. seyirci anlamında istanbul ve izmir’in tebriği, ankara’nın soru işaretini hak ettiğini düşünüyorum. fakat, neredeyse hiç bir yıldızın gelmediği ve yetkililerin yeteri kadar parlatamadığı bir turnuvada, tek suç seyircinin olamaz elbette..

bizim milliler, fil dişi sahili ile başladı şampiyonaya. oldukça zayıf bir rakip tabi. galip gelme konusunda bir sıkıntımız olamazdı. neticede, farklı bir skorla ayrıldık parkeden; 86-47. karşımızda sırf atletizmden ilham alan ve bu fiziksellikten başka öne çıkan bir farklılığı olmayan bir takım vardı. semih’e vurdukları bir kaç blok ve maçın sonunda yaptıkları alley-oop dışında, bir işlerini göremedik. hani derler ya, iyi bir antreman oldu diye, işte o hesaptı bu maç da bizim için, güzel bir antreman oldu. moral kazanmak ve galip gelme içgüdüsünü oluşturmak adına iyi oldu.

kısa oyuncularımızın oyuna hükmettiğini ve ortaya koyduğumuz basketbolda başrol oynadıklarını söyleyebiliriz. tunçeri, ömer ve sinan tempoyu ve oyunu hep kontrol ettiler. hidayet, skor anlamında biraz geride kaldı. varsın, şutları girmesin diyorum ben. takıma verdiği katkıdan memnunum açıkçası. ersan da gene, oyunun her alanında efektif olmaya devam etti. pota altında da post oyununda ciddi farklar vardı iki takım arasında. oğuz, semih ve ömer aşık ile yeteri kadar sayı bulduk. sezonu boş geçiren gönlüm, beklenenden daha hazır geldi. koç’un onu 3 numaraya alıp, dört uzunlu bir diziliş denemesi oldu bir ara. böylesi, fantazilere girmeye hiç gerek yok. hele, turnuva başlamışken aman diyelim tanjevic!

2. maç rusya ile oynandı. sonradan izleme fırsatım oldu bu karşılaşmayı. kerem’in 3 oynadığı uzun rotasyonu bu kez daha erken devreye soktu koç. hızlı hücumlardan ve hidayet’ten istenen verim alınamayınca döndü sanırım bu düzene. gene de tuhaf geliyor bana bu iş.. rus maçının ilk yarısındaki en olumlu sinyal müdafa taradından geldi. özellikle sinan bu noktada alkışı hakediyor. aldığı sürenin, çok üzerinde bir basketbol oynuyor sinan, helal olsun.. içeride de fırsat vermedik ve skoru kontrol altına aldık devre bittiğinde. 2. yarı rus’lar daha hızlı oynamaya ve savunmamızı delmeye başladılar. farkı indirmeyi de başardılar. fakat hem o ana dek suskun kalan hido, hem de aşağıda ömer aşık devreye girince, oyun bizim istediğimiz yönde şekillendi. neticede, son sözü söyleyen taraf bizdik ve grupta ciddi bir rakip karşısında galip gelmeyi başardık.

salı akşamı, yunanistan ile oynuyoruz. onlar da, 2’de 2 yaparak geliyorlar bize. çin ve porto riko’yu mağlup ettiler. yalnız, hiç de istenen basketbolu oynadılar diyemeyiz. o sert müdafa anlayışını zaman zaman kaybettikleri oluyor, hücumda da iyi top çeviremedikleri zaman, spanoulis, diamantidis gibi bireysel yetenekleriyle öne çıkan isimlerin eline bakıyorlar. bu anlamda, zisis iyi işler yaptı ve skora önemli katkı verdi. bourousis ve tsartsaris pota altında her zaman etkili olabilen adamlar. bir de hatırlatalım, ilk 2 maç ceza aldıkları için oynayamayan ve bizim maçta cezalarını dolduracak olan fotsis – scho ikilisi var.. rakip elbete, diğerlerine göre daha dişli. eskisi gibi kuvvetli olmasa da, hala içeride çok dominant oyuncuları var. dışarıdan şu ana dek muazzam oynamasalar da, bi yerden sonra çember dövmeyi bırakıp, sokacaklardır o şutları. savunmamızı azltmadan belki de arttırarak, seyirci desteğini de işin içine katarak yenebiliriz yunanistan’ı. grup 1.’liği ve sonrası için çok mühim maç.

abd tahmin edildiği üzere, üst üste kazanıyor maçlarını. şu ana kadar, pota altında ezildikleri bir durumla karşılaşmadılar. olabildiğince yardımlaşmalı oynuyorlar. bu atlanmaması gereken bir nokta. koç, biraz da bu yönde seçmişti kadroyu. egosunu törpüleyebilen oyunculardan kurulu olmaları, genç ve atlet bir takım olmaları avantajları. fakat, tecrübeli bir avrupa takımının gelip de akıllarını baştan alması, hala ihtimaller dahilinde..

son paragraf da, ispanya’nın olsun. ilk maç, henüz dengini göremediğim bir sürpriz ile, fransa’ya kaybettiler. parker’sız fransa için büyük başarı tabi bu. 2. maç, yeni zelanda’yı mağlup etseler de, 2’de 2 yapan fransa ve litvanya’dan sonra geliyor ispanyollar. bizdeki şansla, 4. olmaları ve sonraki tur bizimle eşleşmeleri olasıdır..

dünya şampiyonası’nda ilk gün

28 August 2010, Saturday

dünya şampiyonası’nın açılışı dün yapıldı bildiğiniz üzere. bugün de parkedeki heyecan başlıyor. her şeyden önce türkye adına güzel ve başarılı bir turnuva olmasını dileyelim. burada ve şurada bir takım değerlendirmelerde bulunmuştuk. bu kez de televizyondaki turnuva yayın programını paylaşalım. önce gruplardaki takımlara bakmak gerekiyor.

a grubu: almanya, angola, arjantin, avustralya, sırbistan, ürdün.

b grubu: birleşik devletler, brezilya, hırvatistan, iran, slovenya, tunus.

c grubu: çin, fil dişi sahili, porto riko, rusya, türkiye, yunanistan.

d grubu: fransa, ispanya, kanada, litvanya, lübnan, yeni zelanda.

tv’de bugünün programı;

16.00 yunanistan – çin / ntvspor

18.30 rusya – porto riko / ntvspor

19.00 abd – hırvatistan / ntv ve hd-en

21.00 fildişi sahili – türkiye / ntv ve hd-en

güney afrika 2010 için en kapsamlı programı yayınlayan marca, gene güzel bir iş yapmış. turnuva programının tüm detaylarına bu adresten ulaşabilirsiniz. hatırlatalım,marca’nın bu çalışmasını salsa basket paylaşmıştı. son olarak, turnuvanın yayıncısı ntv’nin de adresini takip edebilirsiniz.