‘wolfsburg’ olarak etiketlenmiş yazılar

2’si bir arada; misi & insua …

01 September 2010, Wednesday

misimovic & insua

transferin son anlarını sever bizimkiler. bu defa çok sevdiler ama. son 100 metrede 2 tane transfer yaptılar. bir tanesinin de yolda olma ihtimali yüksek.. aslında geçtiğimiz yıllara oranla çok daha iyi transferler bunlar. bundesliga wolfsburg’dan misimovic ve ingiltere liverpool’dan insua.. bir tanesi uzun süre gündemi meşgul etmişti, diğeri de biraz tepeden inme gibi duruyor, ihtiyaca yönelik manada tabi.. aslında korkmadık değil, o uçaktan hiç inmeyecek bunlar da pires gibi diye. neyse ki, bastı bunlar ayaklarını memleket topraklarına..

daha önce misimovic’i burada, yorumlamıştık. kısaca bir kez daha değerlendirelim. öncelikle, misimovic çok özel bir futbolcu. bundesliga’da ‘yıldız’ olarak nitelendirilen bir mertebedeydi. üstelik, küçük takımın altan’ı ya da, tabata’sı falan da değil. şampiyonluk yaşayan wolfsburg’un yıldızı.. grafite ve dzeko golleriyle ligin tozunu attırırken, onları bu noktalara getiren adam misi. asist krallığı, en değerli oyuncu apoleti, vs. bir çok da tescili var futbolculuğuyla ilgili.. muhakkak, bir kaç yıl öncesinin olay adamı lincoln ile mukayese edilecektir. ikisinin oynadıkları-oynayacakları takım kimliklerinin birbirinden bağımsız olduğunu düşünüyorum ben aslında. misimovic bir de çok farklı bir havada geldi buraya. çalkantılı günlerin alası yaşanırken, yatıştırıcı bir unsur olarak transfer edildi.. aynı zamanda da bir fırsat transferidir bosna’lı. kelebek etkisi, diego, juve, schalke derken, çat galatasaray’a attı imzayı. şu an ne lincoln ile karşılaştırılması, ne yer alacağı orta sahanın dizilimi ne de yanında oynayacak oyuncular beni enterese etmiyor. gelsin, oynasın direk katkı versin yeter. fazla göz önünde bulunup, yok lincoln’ün yok alex’in performanslarıyla bağlantılı yorumlara konu olmasını hiç istemiyorum belli bir dönem..

ve emiliano insua.. yıllardır galatasaray’daki değişmezlerden birisidir; sol bekten verim alınamaz bir türlü. defansifi de denendi, ofansifi de, stoperden bozması da orta sahadan monte edileni de. geçici performanslar dışında, sağlıklı bir sonuç elde edilemedi bu mevkinin oyuncularından. bu defa, diğerlerinden biraz farklı bir çocuk getirdiler. insua için de savunma yönü kuvvetlidir şeklinde tanım yapamayız izlediğimiz kadarıyla. daha çok kenardan hücuma yardım etmeyi seven, kısa boyunun da sağladığı avantajla birlikte süratli, toplu oyunda oldukça akıcı bir tarzı var. bunun yanında, topsuz oyunda pek etkili olamıyor. kısa boylu olması ve kademeye girişlerde tam zamanlamayı ayarlayamaması dezavantajları gibi duruyor.. insua henüz 20 yaşında ve bir çok kez liverpool formasını giydi. arjantin ulusal takımına da seçilmişliği var. transferi duyurulduğunda bir detaya vurgu yapılmış; satın alma opsiyonlu kiralık geliyor. bu güzel bir gelişme işte. fahiş bir fiyat söz konusu değilse, uyum yakalandığı ve memnun kalındığı taktirde, bonservisiyle kulübe kazandırılabilir.. neticede bu genç adam yıllardır çektiğimiz derdin üstüne, sol beke geldi. bir şeyleri değiştirebilmesi ümidiyle diyorum..

nacizane, bu yöndedir, oyuncular hakkında fikirlerim. iki sağlam adam alındı. öteki de geliyor gibi. fakat gene de bana kalırsa, bu güzel hamleler çok geç yapıldı. özellikle avrupa dışında kalınmışken, ‘keşke’ dememek elde değil. aslına bakarsanız, galatasaray kadrosunun lviv gibi bir takıma elenmesi vahim bir olaydır. bu yeni adamlar yokken bile, nasıl kazanamaz galatasaray, büyük sorun.. istediği kadar muhteşem 3’lü -ayhan-barış-mustafa- de olsa, yetersiz kaleci de olsa, o tur geçilmeliydi.. neyse, konuşmaktan başka yapacak bir şeyşmiz yok. geride kaldı bir çok şey. bundan sonra önümüze bakmalıyız. zorundayız.. bu yıl lig sonunda alınacak başarısız bir sonuç daha, kredisini iyiden iyiye azaltan yönetimin tükenmesi anlamına gelebilir. ümit ediyorum, başarı yakalanır ve bu kötü tablo hayata geçmez..

ps. bu yazıyı 3 kişilik yazıp, taslağa atmıştım aslında ben. gelemedi bir türlü diğeri. bundan kelli, nokta nokta var başlıkta. gelirse ona da yer ayırırız diye…

hafta sonu’nda avrupa futbolu

30 August 2010, Monday

barcelona

ilginç bir futbol oynanır bundesliga’da. önceden kestirilemeyen bir yanı vardır. bu nedenle de benim ilgimi fazlasıyla çeker. cumartesi, öğleden sonra oturup da bir werder bremen – leverkusen maçı izlemek, çok keyifli gelir mesela bana. eminim, bir çok kişi de burada oynanan güzel futboldan memnundur.. bu hafta da enfes maçlara sahne olan bir bundesliga vardı karşımızda. gene bol gollü, bol taraftarlı ve bol sürprizli idi alman’lar.

en büyük sürpriz ile başlayalım. wolfsburg.. hafta içinde diego’yu kadrolarına dahil ettiler. büyük bir olay tabi bu. geniş yankı buldu avrupa futbol camiasında. o diego, bu haftanın sonunda, geldi maça çıktı. gol de attı ilk maçında. dzeko gene her zamanki gibiydi. o da salladı 2 tane. ve ilk yarı bitmeden bir anda 3-0’ı yakaladılar volkswagen arena’da. ortak görüş; ilk hafta bayern’e son anda mağlup olan wolfsburg’un diego takviyesiyle birlikte güçlendiği ve çıkışa geçmeye hazırlandığıydı. sonra, ilk yarı bitmeden rakip mainz bir gol buldu. gene de, wolfsburg’dan kimse şüphe duymamıştır. fakat öyle bir 2. yarı oynandı ki volkswagen arena’da, eminim bundesliga efsane maçlar arasına zirveden giriş yapacaktır. 3-0 öne geçtiği maçta, rakibi mainz’a amiyane tabirle çatır çatır yenildi wolfsburg. ilk 2 haftada iki epik yenilgi. üzgünüm onlar adına..

bir diğer ömer üründül tabiriyle ‘enteresan’ maç, bay arena’daki leverkusen-monchengladbach’tı.. heynckes’in leverkusun’i kuşku yok ki maçtan önce favori olan taraftı. maçın sonunda ise, muhtemelen bugünü hayatlarından çıkartmak için çok şey verebilecek hale geldiler. evlerinde 6 yediler monchengladbach’tan-bu nasıl zor bir takım adıysa artık..- onlar adına da, aynı wolfsburg gibi güzel başlayıp, hüsranla biten bir hafta yaşandı diyebiliriz. bu 3-6’lık skor, maçın bundesliga’da haftanın  en gollü maçı olmasına neden oldu. bu arada, eren derdiyok maçta 1 gol kaydetti..

beklenen la liga’da ilk maçlar bu hafta oynandı. barça, racing santander deplasmanında 3-0’la galip geldi. goller; messi, iniesta ve yeni transfer villa’dan. guardiola’nın takımı kaldığı yerden devam ediyor. mourinho ve madrid’in onları durdurmak adına uzun bir yoldan geçmeleri gerekiyor. onlar da mallorca deplasmanındaydı ve golsüz beraberlikle döndüler. mesut oyuna sonradan dahil oldu.. topal’lı valencia ise malaga’ya 3 tane attı. mehmet, yedekler arasında yer alsa da, forma şansı bulamadı. umuyorum, çok çalışır ve ilk 11’de daimi bir oyuncu olur.. sevdiğim takım, güzel adamların topluluğu sevilla da deplasmandaydı. 4-1 kazandılar levante karşısında. konko’nun 2 golü var..

ingiliz’ler de 3. haftayı geride bıraktılar. chelsea ağırlığını koymaya devam ediyor. şu an en formda adamları malouda. gene gol attı fransız. drogba’nın penaltıdan attığı golle de 2-0 galip geldiler stoke city önünde. stoke da paraşütsüz gidici gibi ama bakalım.. manu da evinde oynadı bu hafta. onlar da net bir galibiyet aldılar. west ham’ı üçlediler.. arsenal blackburn deplasmanında 2-1 kazandı. son dönemin en formda topçularından walcott gene attı. oldukça güzeldi hem de golü.. tottenham beni çok şaşırtan maçta, evinde wigan’a yenildi. ilginçtir, wigan ilk 2 hafta evinde oynamıştı. 2’sinde de yenilmişlerlerdi. toplam, 10 gol yiyip hiç gol atamamışlardı. gidip, white hart lane’de tottenham’ı yendiler. futbol enteresan…

ibrahimovic

seri a da bu hafta başladı. ibrahimovic gazını alan milan, evinde lecce’ye 4 tane attı. pato 2 gol. ibrahim ile beraber, ligi sırtlayabilirler bu yıl, dikkat etmek gerek.. juve kahrın, kederin takımı olmaya devam. deplasmanda bari’ye boyun eğdiler. yalnız krasic’le olmaz elbet.. roma’mız evinde cesena’yı yenemedi; 0-0. maçı izleyemedim ama hiç beklenmiyordu bu sonuç üzücü tabi.. inter bu akşam oynuyor. bologna deplasmanında açacaklar sezonu. hafta arasında atletico madrid’e süper kupa’yı kaybetmişlerdi onlar da. benitez güzel başlayamadı, bu akşam bir sürpriz olur mu acaba?..

fransa’da gourcuff ve lyon konuşuldu sık sık. gidip lorient’e yenildiler. tek, haftayı mağlup kapatan büyük onlar değildi. psg de sochaux’a yenildi. bordeaux, evinde marsilya ile berabere kaldı. tigana’nın takımı, gene son dakikada buldu golü.. marsilya, niang sonrası toparlayabilir mi? kuşkularım yok değil.. kabze’li montpellier ile kalbimiz. bu hafta valenciennes’i yendiler deplasmanda. yürüyün be çocuklar, bu defa siz alacaksınız kupayı.. hollanda’da, suarez onu göndermeyen ajax’ı sevindirmeye devam ediyor. gene hat-trick yaptı. twente ve feyenoord 4-0’lık galibiyetler aldılar. ilginç, twente’nin yendiği utrecht, hafta içi, celtic’i 4-0 ile geçip, avrupa ligi’nde gruplara kalmıştı. evet, van wolfswinkel güzel topçu.. rusya’da, cska moskova’lı doumbia da gollere devam ediyor. onla beraber adamım dzagoev de yazdı bu hafta bir tane. bu çocuklar için takip edilir bu cska moskova..

transferde son hamleler

28 August 2010, Saturday

javier mascherano

artık transfer döneminin son günlerini yaşıyoruz. başta bizim kulüpler olmak üzere avrupa’da bir çok takım kadrosunu değiştirme, güçlendirme uğraşında. birisinin elinden bir adam çıkartması, adeta kelebek etkisiyle diğerine, oradan diğerine sonra bir başkasına kadar sirayet ediyor. buna en güzel misallerden bir tanesi de fenerbahçe’nin niang’ı transfer etmesidir. niang’ı satan marsilya, gignac’ı kadrosuna kattı, ardından gignac’ı bırakan touluse da lyon’dan tafer’i kiraladı. belki ilerleyen günlerde, niang’ı alan fenerbahçe, guiza’yı elinden çıkartacak.. gerçekten, bir kulübün taşları oynatıp, dengeleri nasıl değiştirdiğine şahit olabiliyoruz.

barcelona henüz sebebini anlayamadığım bir hamle yapmış ve yaya toure’yi manchester city’e bırakmıştı. böylece, orta alanda açıkları kapatacak, savunmaya yardımcı olacak ve iniesta-xavi gibi kudretli oyuncuların futbolunu bir kademe önde oynamasına yardımcı olacak türde bir orta sahaya gereksinim duydular. çok uzun bir süredir liverpool’dan javier mascherano’nun adı geçiyordu. sonunda resmi olarak geldi barça’ya. genelde, çoğu kişi mascherano’yu pek sevmez. kesici özelliğiyle ön plana çıkan bir tarzı vardır. xavi yahut fabregas gibi orta alanı paslarıyla yöneten bir futbol anlayışı yoktur. bu futbol kimliği pek gözüne hoş gelmez tabi seyircinin. fakat mascherano, günümüzde avrupa futbolunun en iyi defansif orta alan oyuncularından benim gözümde. liverpool’da yakaladığı istikrar, orada oynanan süratli ve fiziksel anlamda kuvvetli futbola, ayak uydurması etkileyiciydi. arjantin milli takımında da önemli bir görevi var. bu bağlamda, çok doğru bir transfer hamlesi javier. orta sahada box to box futbolcu, oyunun iki yönü bik bik şeklinde konuşanlara da guardiola’nın yanıtıdır…

resmi açıklama gelmese de zlatan ibrahimovic’in milan’a transferi büyük ihtimalle gerçekleşecek. barcelona, ilginç bir deneyim olarak noktalanıyor böylece ibrahim için. uzun süredir belliydi hocayla sorunlar yaşadığı. son dönemde zirve yaptı bu kopukluk. 6 aydır guardiola ile konuşmadık şeklinde röportaj verdi son olarak. galliani de onun için kamp kurdu katalunya’da. bonservis bedeli için uçuk fiyatlar konuşuluyor. barça muhtemelen tok satıcıyı oynuyordur. problemler var gözükse de, satmak için başka bir nedenleri yok neticede. milan için de güzel bir değişim olacak bu. pato-ibra fark yaratabilecek bir ikili. yıllardır 30-35 yaş aralığında transfer şekillendiren milan’dan hiç beklemediğim bu hareket, olumlu sonuç verecektir..

diego

diego da geri dönenlerden. almanya’ya, wolfsburg’a geçti brezilya’lı oyuncu. juventus’ta olmadı. olduramadılar. kabahatli yüzde yüz kulüptür bana kalırsa. diego gibi üst seviye bir adamdan hiç bir surette faydalanamadıysan, bir durup düşüneceksin. şike skandalı ve küme düşme olayından sonra, hemen seri a’ya geri dönse de, bir türlü toparlayamadı juve. 15 milyon’a bıraktılar diego’yu. bir kelebek etkisi de bu transferde bekliyoruz. diego’yu alan wolfsburg, misimovic’i satacak büyük ihtimalle. o kulüp de galatasaray olabilir. gelen bilgiler, bu transferin bittiği yönünde… diego’nun gelişiyle mutlaka kademe atlayacaktır wolfsburg. bayern maçında gördüğümüz kadarıyla, yaratıcı bir oyuncu sıkıntısı çektikleri ortadaydı. misimovic’le de iplerin çoktan koptuğunu düşününce, diego bir fırsat transferidir diyebiliriz.

almanya’nın bir diğer transfer yapması beklenen takımı da schalke idi. misimovic’i schalke hocası magath da çok istemişti. fakat wolfsburg onlara satmaya pek yanaşmayınca ve söylenene göre takas konusunda anlaşma çıkmayınca o iş olmadı. magath da, cluj’dan ciprian deac’ı transfer etti. romen milli takımının 10 numarası deac. yine adaşı ciprian marica gibi, ona da bundesliga fırsatı doğdu. umarım ondan daha iyi gelişir kariyeri. bu arada, schalke, gana’lı sarpei’yi de kadrosuna dahil etti. gana milli takımında sağ bek oynuyordu sarpei. levekusen’den geçti gelsenkirchen’e.. ve son olarak arsenal. arsen wenger’in fransızlaştırma fantazisi sürüyor. sevilla’dan sebastian squillaci’yi aldılar. güzel transfer. böyle bir savunmacı gerekiyordu arsenal’e. lorient’ten alınan koscielny ile beraber, yazımı çok zor iki oyuncu almış oldular böylece..

wolfsburg şampiyon

23 May 2009, Saturday

şampiyon wolfsburg

italya, ispanya ve ingiltere’den sonra almanya’da da şampiyon belli oldu. inter,barça ve manchester united, son haftaya girmeden garantilemişlerdi kupayı almayı. wolfsburg son hafta uefa kaybedeni werder bremen’i 5-1 yenerek tarihinde ilk şampiyonluğuna ulaştı. magath büyük iş başardı şüphesiz. geriden gelip, müthiş forvet hattı ve takır takır işleyen yapısıyla herkesin beğenisini kazanan bir takım olmayı başardılar. 80 golle bitirdi ligi wolfsburg ve bunların 54’ü grafite-dzeko ikilisinden geldi. muhteşem bir istatistik bu. gelene geçene 2’şer, 3’er atan bu ikili, başarının başrol kısmında yer alıyorlar. misimovic de bu forvetleri besleyen, asistleriyle ön plana çıkan oyuncu oldu. almanların çok şey beklediği christian gentner bu oyunculara destek vermeyi başardı. magath önderliğinde, gayet muntazam bir biçimde işleyen bu sistem, wolfsburg’un, bayern ve stuttgart gibi önemli takımları geride bırakmasını sağlayan faktördü. istediğiniz yapıyı, istikrarlı olarak yansıttığınız takdirde, sonuca ulaşmanız mümkün olabiliyor böyle. fakat bu takımı oluşturan adam, felix magath, gelecek sezon görevde olmayacak. schalke ile anlaştı. daha önemlisi, oyuncularını elinde tutabilmeyi başarabilecek mi wolfsburg, hep beraber göreceğiz. bayern münih gibi ligin sivrilen bütün oyuncularını parselleyen bir takım varken zor olacaktır. dzeko fena topçu, onu takımda tutabilmek pek mümkün değil artık.

wolfsburg adım adım

16 May 2009, Saturday

bundesliga’da şampiyonluk yarışı son haftaya kaldı. wolfsburg’un liderliğinde girilecek 34. haftada, haftalardır daha sıkı bağlanan düğüm çözülmüş olacak. wolfsburg 66, bayern 64, stuttgart 64 puanda girecek yarışın son düzlüğüne. bu hafta magath’ın takımı, hannover’i 5’lerken, bayern münih hoffenheim deplasmanında 2 puan bıraktı. stuttgart 61 puanla girmişti son 2’ye, cottbus’u yenip bayern’i yakalamayı başardılar. son haftaya da şampiyonluk umuduyla girdiler.

edin dzeko

wolfsburg sonuna kadar haketmiş olsa da, ben stuttgart’ın şampiyon olmasından yanayım. son şampiyonlukları da (2007) böyle kıran kırana bir mücadelenin ardından gelmişti. meira kaldırmıştı şampiyonluk kupasını. bu taraftarlığımın bir sebebi de mario gomez. sevdiğim adamların takımlarını tutmak gibi bir takıntım var benim. genelde herkes avrupadaki takımların taraftarlarına, geçmişteki başarılarına ya da yansıttığı politik görüşe bakar. ben olaya “futbolcudan takıma” gözüyle bakıyorum. henry ve berkgamp – arsenal, totti – roma, del piero-juventus, torres – atletico madrid gibi.

wolfsburg’un elinde büyük bir avantaj var artık. werder bremen’in bu hafta yenilerek, aklının uefa finalinde olduğunu göstermesiyle birlikte, şampiyon olmamak için bir nedenleri kalmadı. werder bremen’i yenerlerse kulüp tarihlerinde ilk kez şampiyon olacaklar. bu başarı da en büyük pay sahipleri kuşkusuz magath önderliğinde makina düzeninde işleyen hücum hattı. grafite-dzeko ikilisi toplam 51 gol atarak takımlarını sırtladılar. ki 75 golün 51’ini attıklarını görünce daha fazla şaşırıyor insan. son haftalarda ikişer-üçer gittiler. bu hafta atılan 5 golde onların imzası var, sezonun genelinde olduğu gibi. misimovic de asistleriyle yardımcı oldu arkadaşlarına. bu vesileyle gol krallığı yarışını da yazalım. grafite 26-dzeko 25-mario gomez 23.

yaratıcı medyanın “wolfsburg şampi…” başlığıyla sunduğu haberler, wolfsburg şampiyon olarak değişecek haftaya çok büyük bir ihtimalle. ne saçma sapan bir yaratıcılıktır bu yahu. nefret ediyorum..